Lilypie Breastfeeding PicLilypie Breastfeeding Ticker

19 Eylül 2008 Cuma

Tolgacık 15 günlük:)


Çocuk doktorumuzla tanışma zamanımızdı...Tolga bugün itibariyle 3.420 gr. 54 cm baş çevremizde 1 cm artarak 37 cm olmuş. Kilomuz, reflekslerimiz gayet iyi. D vitamini takviyesi ile ilaçlı günler başlıyor, bununla birlikte Allah korusun kolik olursak, ateşlenirsek diye hangi ilaçları alacağımız ve nasıl kullanacağımız hakkında da bilgi aldık.
Tolga' nın sağlığı iyi de bu uykusuzluk ne olacak bilemiyorum.Her gece saat 01:00' de uyumayı alışkanlık edindik, şanslıysak 3saat değilsek 1,5 saatde bir kalkarak deyim yerindeyse sabahı tam sabah ediyoruz. Uyandıktan sonra da yine öğlen 13:00' e kadar uyut uyutabilirsen. Neyse şikayet yok, napalım bu gazlardan kurtulamıyoruz:)

12 Eylül 2008 Cuma

İlk Kontrol

11 Eylül Perşembe günü Tolga' nın ilk konrolü vardı. Sarılık testi yaptırdık böylece bende 6 günün sonunda sokağa adım attım, hayatımda bir rekor:)
Hastaneden çıkarken sarılık oranımız 8 olup dün 13 çıktı, 18 ve yukarısını bir gece yatırıyorlar böylece biz evinin yolunu tutanlardan olduk çok şükür:)
Bunun öncesinde kana dayanamdığım için, artık anneyim kendimi tutmalıyım diyerek oğlumdan kan alınırken bakacağım diye tutturdum ama yok, yine yapamadım:(
İnsanın canı nasıl acıyor, içi nasıl çekiliyor anlatamam. Ağrı eşikleri henüz çok yüksek olduğu için çok birşey olmadı ama annesinin acemiliğinden, bezinden çişler fırladı ve üstü başı battı, biz de ilk bebek çantamızı iyi hazırladığımız için kendimizi tebrik ettik:)
Bunun dışında doğumda 3.190 olan oğlum hastaneden 3.005 ile çıkmıştı, dün itibariyle 3.110 olmuş, 80 gram eksiğimiz var doktoru iyi buldu, sütümüz yetiyormuş, günde 3lt. suya devam...
Haftaya 15 günlük olacak, bir kontrolü daha var.

Hastaneden çıkarken yeğenimi göreceğim diye tutturdum ve işteee sonuç:))5 saat arayla doğan iki kuzen:))

Bu arada Tolga artık 1 haftalık:)

9 Eylül 2008 Salı

Doğum Hikayemiz...

5 Eylül cuma günü Tolga' nın olduğu kadar annesinin de doğum günüydü. Yepyeni bir hayata tek vücut olarak başladık. Şu an itibariyle hala sanki yıllardır onunla birlikteymişim gibi hissediyorum. Nedense hiçbir şaşkınlık yaşamadım. Hep bildiğim bir surat bana bakıyor gibi. Ama bir gerçek var ki mucizenin ta kendisi. Zaten başka da ifade edilebilecek bir kelime yok. Bir bebeğin dünyaya gelmesi, evreleri ve şu an kucağımda olması, kanımdan olması, büyümesini sağlayacak her şeyi benden alıyor olması, mucizeden başka ne olabilir ki..

Gelelim doğum hikayemize:

Bizimkisi uzun süre unutulmayacak bence, nedeni ise Tolga' nın kuzeniyle aynı gün doğmuş olması.Evet abimin bebişi, halasının bitanesi Ayaz da 2 hafta önce davranarak normal doğumla kuzenine yetişmek istedi ve aynı günü seçti:))

5 Eylül cuma sabahı hastenede 6.30' da olabilmek için saatimizi 5 ' e kurduk. Son bir haftadır zaten uykusuzduk o gecede zor uyudum, çok ama çok karışık duygular, ifadesi mümkün değil. Ama sabaha karşı saatin sesi değil abimin telefonuyla uyandım.
Hastaneye çoktan geldiğini, önce kim baba olursa yemek ısmarlayacağından bahsediyordu:)) Yengemizin suyu gelmiş ve çoktan yeğenim yola çıkmıştı.
Sanırım böyle heyecanlı bir sabahta beni hiçbir şey bu kadar güldürüp, keyifle hastane yolunu tutturamazd:)
Sürekli hadi canım dedim durdum:)
Sabahın o köründe trafik de olmadığı için tam vaktinde hastanedeydik. Odamıza yerleştik, süslerimizi hazırladık. Kısa bir süre sonra hemşireler geldi, o iğrenç yeşil ameliyat elbisesini giydirdiler, insan o vakte kadar gergin değilse bile bu elbise sayesinde olur:) Tahliller için kan alındı, son hazırlıklar yapıldı, anestezi uzmanı ve doktorum kısa bir konuşma yaptı, fotoğraflarımız çekildi ve ben kısa süre sonra ameliyathaneye doğru yola çıktım. Oldukça soğuk bir yer, bir de sizin ellerinizi ayaklarınızı bağlıyorlarsa iyice zangır zangır titriyorsunuz. Kısa bir süre sonra sanki çakır keyif olmuşum gibi başım döndü ve hayatımın belkide en güzel uykusuna daldım, sanki cennet gibi havalarda uçuyordum,yeşillikler, gökyüzü oldukça soft bir rüyaydı tam anlatılması da güç ama çok huzurluydu. Gözümü açtığımda oğlum nasıl demek istiyorum ama ses çıkmıyor, doktorlar yüzüme baksın diye bekliyorum, konuşmaya çabaladığımı görsünler diye ama yok herkes kendi telaşında, yavaş yavaş açıldım ve meğer ondan önce ne zaman uyutacaksınız demişim onun üzerine herşey bitti bile oğlunuz çok güzel dediler ve ben başladım ağlamaya,sinirlerim boşaldı demek, sonra koridorda beni bekleyen bir sürü kişi...Önce babamı gördüm hemen el salladım, yazık o da beni çok merak etmiş, odama geldim oğlumu gördüm, hemen kucağıma verdiler ama okadar çok ağlıyordum ki tutamayacağım dedim, hemşire bir süre daha bekledi, sakinleştim, ilk kez emzirmeyi denedim. Ve işte konuşmalar, gelenler, gidenler...

Genel anestezi ile sezeryan hakkında ya çok kişiden bilgi aldım ya da çok korkutuldum bilemiyorum ama hiç de korkulacak bir şey değil hatta iyiki böyle yapmışım diyorum. İlk günden itibaren yürümeye başladım, sütüm hemen geldi vs. şu an hamile olan arkadaşlara şunu diyebilirim ki kimseyi dinlemeyin,kimsenin doğumu sizinkiyle bir olmayacak. Benimki çok iyi geçti, yengemizin normal doğumu da 10 saat sürdü ama epidural vs derken o da bir şekilde doğurdu ve rahat, her iki ameliyatın da kendine göre sıkıntıları var ama hepsi geçiyor, öyle iyi bakılıyorsunuz ki siz acı çekmeden zaten ağrınızı kesiyorlar. Ben şimdi 10 gün boyunca uykusuz gecelerime üzülüyorum halbuki rahat bir ameliyatmış.

2 gece kaldıktan sonra evimize çıktık, bu arada sünnetimizi de hallettik:)
Şu an herşey iyi Allaha şükür, birbirimize ve evimize alıştık:) daha da iyi olacak.
Bu 9 ay süresinde kendimce ve duyduklarım neticesinde uygulayıp, faydasını gördüğüm görmediğim konuları, doğumdan sonra yaptıklarımı ve ilk 5 günü en kısa zamanda özetleyeceğim ama benim minik canavar uyanmadan 1 saat dinlenmem gerek:)

Şimdilik bu iki tatlı kuzen ama ikiz gibi olacak olan bebişlere bol bol dua istiyorum:)
Siteye yorum bırakan, arayan soran herkese sonsuz teşekkürler, en kısa zamanda ziyaretinize geleceğim:) Sevgiler

8 Eylül 2008 Pazartesi

Oğlum, aşkım, herşeyim, Tolgacığım....


Oğlum Tolga nihayet aramıza katıldı.İlk fırsatta uzun uzun yazmak istiyorum ama şimdilik bizi merak eden, arayan, gelen, buradan takip eden tüm sevdiklerimize iyi olduğumuzu haber vermek istedim.
Oğlumuz 5 Eylül cuma günü saat 7:59' da dünyaya gözlerini açtı. 3.190 gr. ve 50 cm boyuyla, lacivert, harika iri gözlerle, tam anlamıyla %50 annesi %50 babası olarak kucağıma geldi.Geldiği andan itibaren de kendisine hayran bıraktı.
İkimiz de çok iyiyiz, bize dua eden herkese teşekkürler ama dualara devam, nazarlar değmesin, sağlımız yerinde olsun diye:)
Herkese sonsuz teşekkürler (biraz daha uzun vaktim olduğunda ayrıntılar ve yeni fotolarla buradayız:)

4 Eylül 2008 Perşembe

Buluşmaya 10 saat....


Sadece 10 saat kaldı...Hayatımın bir daha hangi evresinde bu kadar karmaşık duyguları birarada yaşayacağım bilemiyorum ama şu an kelimeler gerçekten yetersiz kalıyor.
Onu görmeyi, kucağıma almayı, koklamayı çok ama çok istiyorum, sonra karnımın bu şeklini, aniden göğüs kafesime doğru tekme yemeği, ayağını neredeyse çıkacak kadar net şekilde itmesini de bir o kadar özleyeceğim.
Sonra malum düşünceler, yeterince sabırlı olabilecek miyim, güler yüzlü, mutlu bir çocuk olacak mı? Stresli dönemlerde, her kafadan çıkan seslere tahammül edebilecek miyim vs...
Yaşayıp göreceğiz tabiki başka yolu yok..
Şu an en önemli şey çok kısa bir süre sonra oğlumu kucağıma alacak olmam.
Bu ara en net aklıma gelen şeyler, "Allahım ben ne zaman tekmelerini hissedeceğim" ve "Off zaman hiç geçmiyor" cümlelerim...Öyle de bir geçiyormuş ki...

27 yıllık hayatım boyunca ama özellikle bu son 9 ayın her gününde kan ter içinde kalana kadar her şeyime koşan, koşmaya devam eden, her anında daha ne yapabilirim diye çırpınan, bana göre dünyanın en mükemmel, en fedakar annesine, anneme sonsuz teşekkürler... Sen olmasaydın gerçekten şu an bu kadar rahat her işe yetişemez ve bu kadar güzel şeylere sahip olamazdım. Bir gün bile of demeden her işe koştun canım annem.
Nerede okumuştum hatırlayamıyorum ama şuna benzer bir söz vardı:" Anneler ile kızları yaşları ilerledikçe dünyanın en iyi arkadaşı olurlar" Gerçekten zaman zaman geriye dönüp bakmayı hiç sevmesemde tek ama gerçekten tek üzüntüm o deli dolu zamanlarda yaptığım abuk subuk seçimlerden ötürü seni kırdığım ve tartışmaya sebep olduğum zamanlardır. Zamanı geri alabilsem tek o dönemi silerdim.

Sevdiğim adam, eşim, birtanem...Daha dün gibi seninle "Şuralarda paytak paytak koşsa nasıl olur" diye düşünüp acaba mı dememiz... Ve şimdi o paytak adamın aramıza katılmasına saatler kaldı...Sen gerçektende çok iyi bir baba olacaksın, Tolga da çok şanslı bir çocuk...

Offf yine niye duygusallaştım, tövbe yarabbim veda konuşması gibi oldu, değil sakın haaaa:)) Sadece uykusuz bir gece daha ve içimden geçenler....

Canım ailem sizleri örnek alarak kurduğum çekirdek aile artık gerçekten adına yakışır bir hal alıyor, sizi çook seviyorum.

Vee oğlum, sanki yarın olacakları bilirmişsin gibi günlerdir geceleri kıpırdamazken şimdi karnımın her yerinden itiyorsun:) Ama itmeye devam et, et ki ben her hareketini hafızama kazıyayım, et ki annecim sadece seninle benim aramda olan o özel bağı biraz daha hissedeyim.
Umarım günün birinde sen de benim dediğim gibi "İyiki sizin gibi anne ve babam varmış" dedirtecek duruma geliriz, umarım hayatında herşey arzuladığın gibi gelişir, hep mutlu, güler yüzlü ve sağlıklı olursun.

Artık uyuma vakti çünkü sabahın 5'inde kalkıp, 6' sında yollarda olacağız ve kısmetse 8,30 civarı ben de ayılmış olacağım. En kısa zamanda da, aylardır diğer takip ettiğim bloglardaki gibi kendi doğum hikayemi de yazağım.
Şimdiden, yanımda olan, iyi dileklerini eksik etmeyen, yeni dostluklar kuran tüm blog arkadaşlarıma da iyi dilekleri için teşekkürler, sevgiler, em kısa zamanda görüşmek üzere...

27 Ağustos 2008 Çarşamba

39.Hafta

Nasıl geçti, nasıl ilk haberini aldım, nasıl ilk tekmelerini hissettim....12 gün...
9 ay bitti kaldı 12 gün...Karışık duygular içindeyim şu an...Biraz da uykusuz...
Aklımda olmayan kararlar vermek zorunda kaldım ama hayırlısı buymuş diyorum, o sağlıkla gelsinde ne şekilde olursa olsun.
Bazen şimdi olsa diyorum, hemen yanıma alsam, bazen de karnımın bu görüntüsünü özleyeceğim gibi geliyor. İnsan gerçekten her duruma her zaman uyum sağlıyor, işte 9 ay önceki halimi hatırlamıyorum bile, sanki hep böyleydim.
Şu ara herşeyden korkuyorum, biliyorum herşey güzel geçecek, ama sonrası da ürkütücü, iyi bir anne olabilecek miyim?İyi bakabilecek miyim?Nasıl bir geleceği olacak? Mutlu, güler yüzlü, keyifli bir çocuk olacak mı? Ne bileyim işte bir sürü şey, bunlar ve kilolar yüzünden uykusuz geceler geçiyor.
Hayatımda hiç ameliyat olmadım, şimdi 10 kişilik bir ekip, narkoz, sonrası....
Sonrası oğlum, Tolgam, yanımda olacak, sağlıkla... Kime benzeyecek, nasıl olacak...
Herşey çok yeni...

8 Eylül... Şimdilik tarihimiz bu, pazartesi son kontrolümüzden sonra netleşecek ama büyük ihtimal 8 Eylül günü kollarımda olacaksın oğlum, herşeyim, hayatımın yeni anlamı, bu günden sonra hayatımın sonuna kadar beynimin ve kalbimin tamamını meşgul edecek, hep minik kalbim olacak oğlum...

20 Ağustos 2008 Çarşamba

37+0

35+0

Aslında yukarıdaki resim 2 hafta önceye ait sanırım yine büyüdü karnım, artık hızına yetişemiyorum:)

Daha karnımdan çıkmadan bir çok şeyini özleyeceğimi anladım. Unutmamak için de bugün onları yazmak istedim.

Sabah benimle birlikte uyunıp, ilk içtiğim suya tepkini,
Yemek yerken içeride fıldır fıldır dönmeni,
Dondurmaya olan en az benim kadar düşkünlüğünü:)
Biraz yorulupta şöyle bir ayaklarımı uzatayım der demez hareketlenmeni ve topuğunu dışarıdan görülecek kadar sert bir şekilde itişini. O sertliği hissetmeyi, ben onu ovarken hemen ayağını çekmeni, çok ama çok özleyeceğim.
Hele dün akşam bir an gözüm karnıma takıldı Allahım ilk defa bu kadar şekilsiz bir karın gördüm önce ürktüm, meğer sen öyle bir şekle girmişsin ki karnım sağa yatmış ve dik bir tepe gibi olmuş:)
Bazen sessiz kaldığında, yahu en son ne zaman oynamıştı benim oğlum diye merak edip, seninle konuşur konuşmaz yada bir-iki karnıma dokunduğumda hemen ben buradayım dercesine hareketlenmeni,
Televizyondan gelen ani bir sese yada müziğe karşı tekmelemeni, konser sırasında hiç durmadan tekmeleyip, parça bitimlerinde hareketsiz kalmanı,
Hıçkırmanı:)
Ani seyirmelerini çok özleyeceğim şimdiden eminim.

Ama yine de çoğu zaman özellikle minik bodylerini severken bir an önce gelsede her gün yeni yeni şeylerini giydirsem, banyo yapsak, pusetinde uzun uzun gezsek diyede iç geçiriyorum ve sonra her saniyenin kıymetini bilmeliyim diyorum.Çünkü gerçekten çok az kaldı.

Geceleri rüyalarım sadece ameliyat, ameliyat sonrası vs. gibi sıkıcı, bazen ürkütücü, bazen rahat geçiyor ve ben hep normal doğum diyen biri olarak son 1 aydır nasıl olduda şimdi sezeryan olsun bitsin diyen biri olup çıktım bilemiyorum.

Ne olur ne olmaz diye biz her işimizi hallettik bile. Hastane çantamız, şekerlerimiz, anneannemizin yaptığı kapı süsümüz, odamız herşey hazır. Bebişin pusetini sonradan bana kolaylık olsun diye arabaya yerleştirdik bile, hatta geçen gün hastaneye yol tatbikatı için gittik:) İyiki de gitmişiz ben hep arabasız oralarda olduğum için araba yolunu karıştırdım, neyse iyice bir turdan sonra alternatif yollarda bularak başarılı bir tatbikat gerçekleştirdik:)

Hastane çantası hazırladım ama hep bir şeyler unutmuşum gibi geliyor bazen de çok şey koyduğumu düşünüyorum çünkü hastane, kapı süsünden bebek bezine, kıyafetlerine, terliğinden saç fırçasına kadar veriyor.Yine de benim yanıma aldıklarım.

. Çamaşır, emzirme sütyeni
. 3 tane gecelik, sabahlık
. Çorap
. Hijyenik bağ
. Bebek için: Body, tulum, örtü, çorap, eldiven, şapka, bez
. Kırmızı kurdelem:) diş fırçası, deodorant, fırça
. Göğüs kalkanı
. Göğüs pedi

Sanırım bu kadar, tecrübeli annelerden eksiklerimi belirtmelerini rica ediyorum:)