Lilypie Breastfeeding PicLilypie Breastfeeding Ticker

1 Ekim 2007 Pazartesi



Haftasonu ayrıldığım iş yerindeki arkadaşlarımla aylar sonra ilk kez biraraya geldik. Benim için ayrıca çok eğlenceli, çok hareketli, bol çocuk kahkahalarının olduğu, renkli mi renkli bir gün oldu. Sanırım yaşlar ilerledikçe artık hep böyle kalabalık günler bizi bekliyor:) Uzun zamandır makinamla ilgili sorun yaşıyorum, yenisi yolda artık hiç bukadar ara vermeyeceğim. Sevgili Ayça sayesinde onun yolladığı resimler eşliğinde tarifleri yayınlayacağım. Soframızda ne mi vardı? Öncelikle özel istek doğrultusunda kısır ve cheescake , patlıcanlı börek ki bunların tariflerini çok önceleri yayınlamıştım zaten. Yeni bir tarif vardı ki kayınvalidem sağolsun son dakika imdadıma yetişti ve gerçekten çok kolay, hafif ve lezzetli, Koza tarifini verdi.


Biz şeklinden dolayı koza dedik. Malzemeler: 3/2 paket pirinç patlağı, 1 pk. kakao, 1 pk bitter çikolata, 125 gr. margarin yada tereyağı, 4-5 kaşık bal, 1 limon kabuğu rendesi ve üzerine serpmek için pudra şekeri.
Bitter çikolata ve tereyağını benmari usulü eritin, ayrı bir kapta diğer tüm malzemeyi karıştırın, eriyen çikolata tereyağı karışımını da ekleyerek, limon sıkacağının tersi yardımıyla malzemeyi sıkı bir şekilde yerleştirerek ters çevirin böylece koza şeklini almış olacak. Limon sıkacağından kolay çıkabilmesi için, kalıbın içinü sıvı yağ ile yağlayın.
Yılların tecrübesi ile annem üzerine pudraşekeri yerine çikolata sosunun daha fazla yakışacağını söyledi ama ben vakitsizlikten yapamadım, bu şekilde de en kısa zamanda deniyeceğim.

Ayça' cım, annemden yoğurdunun tarifini alır almaz yayınlayayımda minik Erincik sevdiği lezzeti aramasın:)

Dediğim gibi çok keyifli bir haftasonu geçirdim,insanın böyle günlere ihtiyacı oluyor. Her ne kadar çocuklu anneler koşturmacadan pek yerlerinde oturamasalarda bence bu kadar bile günlük hayattan uzaklaşmak iyi geldi onlara.
Umarım arayı çok açmadan görüşebiliriz tekrar.

25 Temmuz 2007 Çarşamba

Her Çekirdek Bir Ağaçtır!



Sevgili Ayça' nın sitesine yaptığım rutin ziyaretimde:) bu bilgiyi görünce ne kadar çok kişiyle paylaşsak kardır diye düşünürek kendisinden henüz izin almamışta olsam bu resmi yayımladım zaten eminim o da bunu ister çünkü hergün bu değerli çekirdekleri çöpe atacağımıza faydalı bir çalışma başlatmış olmak için herkes destek olmak ister diye düşünüyorum, üstelik ne için bu destek? Tabiki büyümesi, meyve vermesi yıllar alan en kıymetli oksijen kaynaklarımızı yaratmak için. Üstelik bu kampanya o kadar çoğalmalı ki, her yaz kimisine göre ihmalsizlikten ki bence tamamı sabotaj nedeniyle yakılan caanımm ormanların yerini alabilmesi ancak böyle mümkün olabilir.
Haydi bakalım ayrıntılı bilgiye http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223503 adresinde de ulaşabilirsiniz.

18 Temmuz 2007 Çarşamba

Cennet' de 7 gün...

Uzun bir süre ara verdim yine...Hem tatil, hem iş hayatı, hem de insanın bazen basireti bağlanır ya öyle birşey işte, elim gitmedi bilgisayara.Geçde olsa yazabildim ve çok özlediğimi anladım:)

Dedim ya bir süre tatildeydik diye, mükemmel bir 7 gün yaşadım ve sizlerle de paylaşmak istedim.Tatilimize bu yıl Marmaris' de karar kıldık.Turunç Koyu' nda mükemmel bir 7 gün geçirdim. İnsanlar tatil dönüşü moral depolayarak iş hayatına başlarlar ya bizimkisi tam tersi oldu diyebilirim:) dönüş yolunda neredeyse ağlıyorduk:)) Sürekli eşime "İnsan neden böyle bir yeri bırakırda İstanbul' a döner" diye soruyordum. O gün tekrar karar verdik, bir gün, her işimizi planladıktan sonra böyle bir yerde yaşam kurmalıyız

Marmaris' e yaklaşık 12 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra ulaşabildik buradan önce İçmeler mevkiine sonra da Turunç' a uğrayan minibüslerle 45 dk.da otelimize ulaştık.

Otelimiz, 23 yıldır aynı aile tarafından işletilmeye devam eden, geçtiğimiz yıl da oldukça büyük bir tadilatla kendilerini yenileyen, mükemmel bir manzaraya sahip bir otel. Odalar çok geniş, yemekler ev yemeklerimizin lezzetinde, oldukça sıcak ve samimi bir yerdi. Havuz meraklıları var ise, otelin orta büyüklükte bir havuzu olduğunu ama bir kez bile girmediğimi söyleyebilirim. Böyle bir denize sahip bir yerde havuza girmek büyük saygısızlık olmalı:)) helede kocamaannn sallanan mavi bayrağına rağmen....



Turunç, aslında küçük bir kasaba havasında yani gece hayatı, yüksek sesli müzik tutkunlarına hitap etmiyor, tamamıyla dinlenmeye, doğal güzelliklerle iç içe olmayı, yakın yerleri gezip görmeye gelenlere ve özellikle küçük çocuklu ailelere uygun bir yer diyebilirim ( o kadar çok bebekli aile vardıki belliki çok önceden keşfetmişler:))
runç' da deniz kenarında oldukça şirin lokantalar mevcut, akşamları değişiklik olarak buralarda yemek yenilebilinir ayrıca küçük de bir çarsı hatıra eşya meraklılarına hitap ediyor.

Turunç' dan İçmeler' e oradanda Marmaris' e her saat başı karayolundan gitmek isteyenler için bol virajlı bir yol yada bizim gibi deniz tutkunları içinde minik tekne-taksiler mevcut. En son sefer 01:00' de bulunuyor.



Marmaris bilindiği üzere artık yaz kış yaşama elverişli bir yer. Biz sadece bir- iki akşam deniz kenarındaki balık lokantalarına gittik. Maalesef bu lokantalar ile ilgili bazı sıkıntılarımız oldu. bunların başlıcası sokaklara kadar taşan menülerinin hepsinin İngilizce olması. İnanın bazı zamanlar sanki ben, Türkiye' de değilde yabancı bir ülkeye turist olarak gelmiş ve yemek yemeye çalışıyor gibiydim. Bu konu ile ilgili lokanta sahipleri ile görüşünce daha da ilginç bir manzarayla karşılaşıyorsunuz.İçerden size Türkçe bir menü çıkıyor ve sokaktaki fiyatlardan çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Hele birde sıkı pazarlıkçıysanız o fiyatlar kimbilir kaçlara inmekte.. Diğer bir sıkıntıda sürekli etrafta bağırarak mekana turist çekmeye çalışan işletme sahipleri... Size tavsiyem Marmaris' de iseniz ve sakin iyi bir yer arıyorsanız eski Marmaris denilen meydanın en sonunda yine sahilde kalan yerlere kadar yürümeniz hem sakin hem çok daha kibar, eski işletmeciler bulmak mümkün...

Hem Turunç' dan hem de Marmaris' de pek çok acenta mevcut.Bu acentara danışarak pek çok aktiviteye katılabilirsiniz. 5-6 farklı koylara yapılan tekne turları, jiplerle köy turu, Dalyan ve günübirlik dalış turları ile 4 günün sonunda verilen sertifikalı profesyonel dalışçı olmak isteyenlere kadar pek çok imkanınız mevcut. Biz Çiftlik, Kadırga, Gebe Kilisi gibi yakın yerlere günlüğü 20 il2 25 Ytl'ye değişen tekne turu yaptık. Bu turlara öğlen mangalda pişen yemeğiniz, akşamüstü dönüş yolunda verilen buz gibi karpuzlarınızda dahil. Bunun dışında uzun zamandır denemek istediğimiz su altı sporları içinde bir ısınma olan günübirlik bir kurs aldık. Başlangıç seviyesinde verilen bu kursların maliyeti 70 Ytl. Oldukça etkileyici, biraz ürkütücü ama mükemmel bir duyguydu. İlk dalışınız 15-20 dk sürüyor ve çok sığ bir suda yapılıyor. Burada su altında kullanmanız gereken işaretler ve nefes alış teknikleri öğretildikten sonra resimleriniz ve kısa videolarınız sizlere anı olması için çek



İkinci dalışınız ise biraz daha uzun sürüyo ve hocalar eşliğinde 8-10 mt. aşağıya iniyorsunuz.İşte burda biraz ürktüm çünkü öyle bir yere geliyorsunuz ki aşağınız tamamıyla uçurum ve dibi kesinlikle görünmüyor...
Bu dalış ilerde profesyonelce yapmak isteyenler için iyi bir antreman bence hoşlanıp hoşlanmayacağınızı keşfedebiliyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ederim.
Umarım daha fazla ara vermeden tekrar yeni yerler ve yeni yemeklerle gelebilir. Gecikme için üzgünüm:)) Tüm sevgilerimle...

19 Haziran 2007 Salı

Hem yeni ayrıldığım iş yerinden hem blog dostluğundan arkadaşım Ayça nasıl bloglama yapıyorum konusunda beni sobelemiş.
Sitenin ilk kuruluş zamanlarında yeni evli olduğum için ilk günden kendime "bu nasıl hayat ama" dedirtmemek için eve internet-bilgisayar olayına girmek istememiştim bu yüzden o zamanlar zor geçti.İş yerinde, öğle yemeklerinden erken dönerek, annemlere yanaşarak oradan halletmeye çalıştım:) ama zamanla siteye ilgi arttı, takip ettiğim siteler, dostluklar fazlalaşınca hem evi hem hobimi ihmal etmeden evime de bir bilgisayar düzeni kurdum.Şimdi laptopımla bağlanabildiğim her yerden önce arkadaşlarımın sitelerini günlük takip edip, kendi blogumla ilgili güncellemeleride yapabiliyorum.
Blogları takip ederken pek bir sıra izlemiyorum ama sitemdeki favorilerimde bulunanlara öncelik veriyorum. Mesela mutlaka her sabah Erin' in maceralarını takip ederim ardından sevgili Hande ve diğer dost bloglar...Bazen hepsine yorum bırakamasam bile sıkı takipteyimdir.
Şu an tekrar çalışma hayatındayım daha esnek saatlerim olduğu için sabah ve akşamları siteyi ihmal etmiyorum. Bunu belirtirken bile aslında biliyorumki şımarıklık ediyorum çünkü çoğu dünya tatlısı bebişlere sahip olan arkadaşlarım onca işlerine rağmen yetişebiliyorlarsa, benim çok daha bile fazla işin içinde olmam gerek:)
Hadi bakalım sevgili Hande taze annelerden birisin sende anlat bakalım nasıl yetiştiğini:)

17 Haziran 2007 Pazar


Bugün internette dolanırken bu resime rastladım. Ne kadar çok severdik Süper Baba dizisini...Şu an düşünüyorumda ailece oturup, hiç sıkılmadan, zevkle takip edilecek kaç dizi var ekranda yada var mı? Şevket Altuğ bu dizede öyle iyi baba rolündeydiki, sonrasında çektiği dizilerdeki karakterler belki de hafızalarda yer eden bu rolü sebebiyle aynı etkiyi veremedi. İnanın bugün tekrar yayınlanmaya başlasa seyrederim:)

Ama bugünün başka bir konusu var tabi Babalar Günü..

Yakın bir zamanda annem için yine aynı sebeple yazı yazmıştım ama sonuna eklemiştim de bugünlerin aslında hiç de önemli günler olmadığını, belki her zaman söyleyemediğimiz sözleri dile getirmek için bir fırsat olabileceğini çünkü aynı zamanda unutmamak gerekir ki bugünü bir okadar acıyla hatırlayanlara var yani anne ve babasını kaybetmiş olanlar...

Evet süper baba dizisini çok severdim ama ben zaten ondan çok daha fazla süper bir babaya sahibim. Öyle bir baba ki, kızı ona 4 yaşından itibaren aşık büyüdü, onunla evlenicem diye tutturup çok sevdiği annesini kıskandı:)

Babalar ve kızları her zaman farklıdır ben artık yıllar geçtikçe daha iyi anlıyorum bunu.

Bugün gazetelerin birinde Güner Özkul' un, babası Münir Özkul için söylediği bir söz vardı.
"Öyle bir aşktır ki o, sonraki bütün aşkların belkide onun yüzünden sürer ya da biter. Kime aşık olsan, o beğensin istersin, onun gibi komik, onun gibi yaratıcı, onun gibi dahi olsun istersin. Arayışın bitmez, dener durursun..."

Evet sen benim süper babamsım, tek bir gün bile babalığını sorgulayabileceğim bir şey olmadı. İnan bana, buna çocuklarından başka kimse yorum dahi getiremez bu yüzden söylüyorum ki sen mükemmel bir babasın. Tekrar tekrar sizler gibi anne ve babam olduğu için ne kadar şanslı olduğumu belirtsem bile azdır. Sizleri ççooook seviyorum.

Bu arada unutma, herkes baba olabilir ama bir tek kişi "Babişko" olabilir :)

16 Haziran 2007 Cumartesi

Biliyorum yine ara verdim ama bazen gün nasıl bitiyor anlayamıyorum. Öncelikle 4 yıldır sürdürdüğüm işimden ayrıldım, kısa bir süre çalışırken yapamadığım şeyleri ve gidemediğim yerlere gittim ama boş bir gün geçirmeye alışık olmadığım için yine çalışmaya başladım bu süre zarfında da maalesef siteyle ilgilenemedim.

Ailem için ne zamandır bir sofra düzenlememiştim, en son güzel bir balık sofrası ve mezeleri hazırladım. Ana yemeğimiz levrekdi...Mezeler: patlıcan ve semizotu salatası, soğan halkaları üzerine sunduğum lakerda, karides ve fava idi... Bu mezelerden özellikle denemenizi tavsiye ettiğim fava ve güvençte sunulan karidestir.

Fava

Malzemeler:
  • 2 su bardağı kuru iç bakla
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 1 adet orta boy patates
  • 3 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 kahve fincanı sızma zeytinyağı
  • 2 çay kaşığı tuz
  • 3 su bardağı su
  • 1 adet taze yeşil soğan
  • 1 demet dereotu

Üzeri için: 5-6 yemek kaşığı sızma zeytinyağı

Hazırlanışı:

Kuru baklayı iyice yıkadıktan sonra üzerine 5 su bardağı su koyarak 4-5 saat kadar ıslatın. yıkayıp süzdüğünüz baklayı orta boy bir tencereye koyarak dörde böldüğünüz soğan ve patatesi ekleyin. Tozşekeri ve tuzu ilave ettikten sonra tencereye 3 su bardağı su ekleyip, ara sıra karıştırarak 20- 25 dakika kısık ateşte pişirin. Yumuşayan baklayı el blendrından geçirin ve diğer tarafta ince ince kıyılmış olan taze soğan ile dereotunu ekleyerek soğumaya bırakın.

Buzdolabında en az 4-5 saat bekleterek katılaşmasını sağlayın.Servise sunmadan önce üzerine zeytinyağı dökün, dilerseniz kapari serpiştirip de sunabilirsiniz.

Güveçte Karides


Malzemeler:

  • Dondurulmuş karides
  • Pulbiber
  • Karabiber
  • Tuz
  • Tereyağı
  • 2 diş sarımsak

Hazırlanışı:

Teflon bir tavada tereyağını erittikten sonra ince ince dilimlenmiş sarımsakları ve yıkanıp, ayıklanmış karidesleri ilave ettikten sonra tüm baharatları istenilen oranlarda ekleyin ve yarım dakika ateşte tutun.Ateşten alır almaz önceden fırında ısıtmış olduğumuz güvençlere karidesleri ekleyin, dilerseniz yarım dakikada fırında bekletin. Dondurulmuş karidesleri özellikle ateşte fazla tutmamanız gerekir çünkü çok çabuk sertleşirler.

2 Haziran 2007 Cumartesi

İstanbul - 9

Bu aralar yemek sitesi olarak planladığım blogum gezi rehberine döndü farkındayım ama çok güzel yerler gördüğüm için sizlerle de paylaşmak istedim.
Bu cumartesi İstanbul-9 ile eşimle birlikte boğaz turu yaptık. Gezi vapuru, hergün 10:30' da Eminönü' nden kalkıp, Beşiktaş, Kanlıca, Yeniköy,Sarıyer,R.Kavağı ve son olarak A.Kavağı'nda yaklaşık 3 saatlik bir moladan sonra aynı semtlere uğrayarak dönüş yoluna geçiyor.
Vapurun tamamına yakını turistle doluydu.Çoğu turistin elinde İstanbul rehberi kitabı ile doğma büyüme İstanbullu olan beni bile utandıracak kadar çok bigiye sahip olduklarını gördüm. Şimdi resimlerle başbaşa bırakıyorum sizi...

Henüz vapur hareket etmeden görüntülediklerimiz...




Hava şansımıza çok güzeldi bizde net görüntüler elde edebildik.

İlk durağamız yoğurtlarıyla meşhur Kanlıca...Kısa bir bekleme süresinden sonra hemen yoğurtların satışı yapılıyor, manzaraya karşıda yemek çok keyifli ama yinede birbirimize Anadolu Kavağı' nda balık yiyeceğimizi hatırlatıp, karnımızı çok doyurmadık.
















Sırasıyla Yeniköy ve Sarıyer İskeleleri....
Sonunda Anadolu Kavağı' na vardığımızda açlıktan ve sahildeki balık kokularından ölmek üzereydim:) Sahilde küçük küçük çok şirin yerler var maalesef insanları yerlerine çekmek için mekan sahiplerinden rahatsız olsamda açlık ağır bastı ve bizde güzel bir yere oturduk.

Yemekten sonra biraz yürüyüş yapma fırsatı bulduk.