31 Mart 2007 Cumartesi

Teşekkürler...

Bu siteyi oluşturmaktaki amacım, yapmaktan zevk aldığım işleri hem unutulmayacak şekilde saklamak hem de sizlerle paylaşmaktı. Dürüst olmak gerekirse siteye ilk yorum gelene kadar da umutsuzdum ama en azından kendim için birşeyler yapıyorum diyordum. Bugüne kadar gelen her bir yorum için ayrı ayrı sevindim ve teşekkürlerimi de ihmal etmedim. Ama yaklaşık 4 gün önce sebebi ne olursa olsun oldukça mutsuz ve keyifsizdim. Canım hiçbir şey yapmak istemezken birden pek çok kişinin okuduğu siteme kendi hislerimi anlattım. Ve inanın her ne kadar yemeklerim için gelen yorumlar beni çok sevindirsede, içimdeki sıkıntımı anlattığım yazıya karşılık yanımda oluşunuzu, desteklerinizi, iyi dileklerinizi ve hatta dualarınızı okuyunca başka herhalde hiçbir şey beni bu kadar mutlu edemezdi. Sizlerle yüzyüze görüşme, tanışma fırsatım olmamasına rağmen bana bu kadar içten bir şekilde destek olduğunuz için blog arkadaşlarımdan sevgili esra, betül, hande, nesrin, seval, ismini daha sayamayacğım kadar hergün siteyi takip eden arkadaşlarım ve sevgili dostum burcu...
Sizlere tek tek teşekkür ederim. Artık güneş yavaş yavaş doğuyor ve inanın bana bunda bu yazıları okumamın etkisi anlatılamayacak kadar çok...Sonsuz sevgilerimle...Teşekkürler

27 Mart 2007 Salı

Bugünlerde kara bulutlar var etrafımda... Güneş bir türlü yüzünü göstermiyor... Belki gribin etkisiyle bir kırıklık, belki havaların bozukluğu...Ama sanırım en çok kalbimdeki kırıklık...Bu hepsinden çok can sıkıyor ve insanı hasta ediyor.Umarım yakın zamanda geçer geçmezsede bundan sonraki zamanım için en azından güneş çıksın diye ummaktan başka çare yok...

Kabak Tatlısı

Resim annemden, tarif canım arkadaşım Burcu' dan :))
Daha önce kabak tatlısı yapmadığım için annemde bu görüntüyü ve lezzeti görünce kaçırmadım tabiki ve sizlerle özellikle bu lezzeti paylaşmak istediğim için resmini çektikten sonra tarifini istedim. Fakat annem klasik ve duymaktan nefret ettiğim o cümleyi söyledi "Nasıl anlatıyım kızım göz kararı işte :)" İyi de anne ben bunu nasıl paylaşacağım o zaman :(
Bunun üzerine sürekli kabaklarının nefis olduğunu, hep aynı lezzeti yakaladığını anlatan Burcucuğuma söyle bakalım senin oranların ne dedim allahtan o da benim gibi kuralcı ve tariflere sağdık biri de tam tarifi alabildim.
1 kilo kabak için 500 gr. şeker kullanıyormuş. Hepi topu bu yani:)
Şimdi gelelim bir-iki noktaya:
*Annemden duyduğum, şeker oranı fazla oldumu daha lezzetli olurmuş.Ama herşey kabağın kalitesine bağlıymış yani siz istediğiniz kadar şeker ilave edin, pişirin kabağınız kötüyse ne yapsanız olmuyor arkadaşlar.
*Burcucum da kabağınız su salmazsa azar azar su ilave etmelisiniz diye belirtti.

Bu durumda iyi ve güvenilir bir esnaftan, rengi, kokusu güzel olan bir kilo kabak alınıyor, geniş bir tencereye diziliyor ve üzerlerine şeker ile 3-4 tane karanfil ilave ederek orta ateşte ağır ağır kabakların yumuşayıp su salması için bekliyorsunuz. Belirttiğim gibi su salmazsa 1 çay bardağı kadar su ilave edebilirsiniz. Üzeri için tabiki ceviz...Afiyet olsun.

26 Mart 2007 Pazartesi

Kahvaltı Sofrası...

Tüm öğünlerin arasında en güzel, en lezzetli ve keyifli saatler kahvaltıya ait bence...Kahvaltı sofrasının misafirim olmasa bile çok özenli olmasına dikkat ederim. Bunun sebebi hem bu nefis görüntü iştah açıyor hem de keyifle uzun uzun kahvaltı edebiliyorsunuz. Haftasonu yine çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla kahvaltı için sözleştik ve bu masa ortaya çıktı. Belki çok değişik, bilinmedik bir tarif yok ama her gün yediğimiz kahvaltılıklara bile ufak dokunuşlarla çok güzel bir sofra yaratılabildiği için fikir olabilir düşüncesiyle sizlerle paylaşmak istedim.

*Yumurtaları haşladıktan sonra ortadan ikiye kestim, sarı kısımlarının servis esnasında düşmesine karşı altlarına krem peynir sürebilirsiniz.Yumurtalar soğuduktan sonra kulakları için havuç, gözleri için de kuş üzümü yada çekilmemiş karabiber, kuyruğu içinde salatalık kullanabilirsiniz.

*Kahvaltıda peynir ile birlikte domates salçası yada paprika karışımını çok sevdiğim için reçelliklerimi bu sefer amacı dışında kullandım:) Zeytinyağının içine pulbiber, kekik ve tuz ilave ederek ekmeğinizi doya doya banıp yiyebileceğiniz bir hal aldı.

*Tatlı dolmalık biberleri halka halka keserek aralarını peynir çeşitleri ile doldurdum.

*Maydanozun, sindirimi kolaylaştırmadan vücuttaki zararlı maddelerin atılmasına kadar pek çok faydası olduğu için kahvaltıdan eksik etmeyerek, domates, biber ve salatalıkla birlikte böyle güzel bir görüntülerinin olmasını sağladım.



*Çekirdeksiz zeytin, kaşar ve salamı ayrı ayrı sunmak yerine kürdanlar yardımıyla servis ettim.

*Sigara böreğinden daha kalın bir şekilde sarılmak üzere pastırma yada sucuk ile küp küp kesilmiş domates ve kaşar karışımıyla hazırlanmış börek ve yanında nefis çay eşliğinde güzel bir haftasonu kahvaltısı daha tamamlanmış oldu:) Sevgilerimle...

19 Mart 2007 Pazartesi

Bir cumartesi akşamı...

Bu hafta iş yoğunluğumdan yazmaya biraz ara verdiğimi farkettim ve maalesef yine bu yoğunluktan dolayı elimden pek bir işte gelemedi :) ama haftasonu çok güzel vakit geçirdim. Öncelikle cumartesi akşamı resimdeki güzel sofranın sahibi sevgili Berna Hanım ve Fatih Bey' in evine iş arkadaşlarımız ve eşleriyle birlikte davetliydik. Berna Hanım mükemmel bir sofra hazırlamıştı. Sıcak sıcak nefis bir börek, kereviz salatası, taze fasulye ki bu fasulyeyi özellikle anlatmakta fayda görüyorum. Şöyle ki, Berna Hanım o kadar zevkle ve severek bu sofrayı hazırlamış ki bu öncelikle fasulyeden belliydi. Fasulyeleri ayıkladıktan sonra, arpacık soğanları, şekeri, tuzu, rendelenmiş domatesleri ve yağını henüz fasulyeler pişirmeden iyice tatları birbirlerine geçene kadar karıştırıp, daha sonra geniş bir tencereye üstüste, ikişer sıra halinde dizip bir daha hiç karıştırmadan kendi suyunda pişirmiş ve servis etmiş. Bundan sonra kesinlikle bende bu şekilde yapacağım çünkü hem görüntüsü mükemmeldi hemde kendi suyunda pişen fasulyeler her zamanki tatlarından çok daha lezzetliydiler.Bunun dışında yine renk uyumunun hakim olduğu, biber, domates, zeytin ve oldukça acı turşularıyla ayrı bir servis...Her biri birbirinden farklı peynir çeşitleri ve özel servisi ile mükemmel bir meze sofrasıydı. Ben de kendisine destek olabilmek için daha önceki tariflerimden bildiğiniz, yeşil dürümümü kişi bazında marul yapraklarına sararak servis ettim. Sofranın bereketinin sakın bu çeşitlerle sınırlı kaldığını sanmayın, biz böyle düşünürek tüm bu lezzetlere kendimizi kaptırmışken ana yemekler geldi. Berna Hanım, sadece et yada balık yemeyen kişi olması riskine karşı hem et sote hem de fırında levrek yapmıştı ki ikisininde lezzetine diyecek söz bulamıyorum. Ve pilavı... Çingene pilavı olarak biliniyormuş. İçerisinde bulgur, pirinç ve arpa şehriye karışımı ile, rendelenmiş havuç, kayısı ve üzüm bulunuyordu.Üzümün verdiği mayhoş tadı ve kayısının lezzeti anlatılacak gibi değil. Ben daha tadına bakmadan önceki tariflerimde bulunan arpa şehriyeli pilavıma benzettim ama her gittiğin yerden, her tecrübeden bambaşka şeyler öğrenildiğini atlamışım:) Pilava küçük küçük robottan geçirilmiş kuru kayısılar ilave etmeyi herhalde düşünemezdim.
Sevgili Berna Hanım' a ve Fatih Bey' e bu güzel yemekler ve eşliğindeki zevkli müzik ziyafeti, sohbetleri için tekrar teşekkür ederim. Harika bir cumartesi akşamı geçirdim.

Pazar günü eşimle benim genelde miskinlik günüm olduğu için yine brunchla karışık, yemesek bile göz zevkimiz için kurduğumuz güzel bir pazar kahvaltısından sonra filmimizi seçtik ve seyretmeye çalıştık. Çalıştık diyorum çünkü sürekli gidip-gelen elektrik kesintisi kısa da olsa sinir harbi yaşamamıza sebep oldu ve sonunda filmi bitirebildik:)

Kanlı Elmas (Blood Diamond), Leonardo DiCaprio, Djimon Hounsou, Jennifer Connelly' nin başrollerde olduğu ve elmas ticaretinin boyutlarının, bu uğurda yapılan savaşların, kaybedilen hayatların, parçalanmaya çalışılan bir ülkenin ve içindeki hayatların hikayesi... Daha filmin başında aslında hepimizin bu ticaretin içinde payımızın olduğunu düşünüyorsunuz. Özellikle pek çok kişinin bu değerli taşın ufacık bir parçasını bile parmağında görmek için çırpındığını ve dolaylı da olsa bu ticaretin içinde hissediyorsunuz kendinizi. Bunun dışında Afrika' da halen süre gelen çocuk askerlerin dramı, geçirdikleri travmanalara da ışık tutuyor. Oyuncularda süperdi. Özellikle 1997 yılında yine beni çok etkileyen Amistad filmindeki performansı ile Djimon Hounsou...
Sonuç olarak bence olağanüstü bir filmdi. Halen seyretmemiş olanlara duyurulur:)

12 Mart 2007 Pazartesi

Sosyete Mantısı :)

Pazar günleri annemin grev günüydü:) Haftanın 6 günü zeytinyağlısından tatlısına kadar herşeyi yapan birde evin işlerine koşturan annem, pazar günlerini de kendine ayırmaya çalışır ama pek de başarılı olamazdı, hala bile bu durum böyledir:)Bu yüzden bari pazar günleri az yemek yapmış olmak için çeşit çeşit malzemeli börek ve çayla atıştırmalı, ara öğünlü bir gün geçirirdik ve benim gibi fazla sebzeyle arası olmayan bir çocuk için ozamanların en güzel günüydü.

Artık kendi evimde bende pazar günlerini daha çok muzur dediğim lezzetli, atıştırma günü olarak yaşıyorum. Bu yüzden eşimin de çok sevdiği, nedense sosyete mantısı diye aklımızda yer etmiş olan, mantı gibi servis edilen böreği yaptım.

Malzemeler:
  • 500 gr. kıyma
  • 5 adet yufka
  • 2 orta boy soğan
  • Karabiber
  • Tuz

Üzeri için:

  • Bir kase yoğurt
  • 1 adet rendelenmiş sarımsak
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • Pulbiber
  • Nane

Hazırlanışı:

Soğanları robottan geçirdikten sonra tüm malzemeyi yoğurun.Yufkaların her birini 4 parçaya ayırın (daha küçük börekler elde etmek istiyorsanız 8 parçayada bölebilirsiniz) Yandaki gibi kıymalı karışımızdan tek sıra halinde, üçgen dilimin en altına sıralayıp sigara böreği gibi biraz gevşek bir şekilde sarıp kendi etrafında çevirin. Yağlanmış fırın tepsisine dizdikten sonra üzerleri kızarana kadar pişirin. (20-25 dk. 170 derece)Pişen böreklerinizin üzerine sarımsaklı yoğurt ve eritilen tereğına ilave edilmiş olan pulbiber ve nane karışımınıda ilave ettikten sonra servise hazır hale gelmiş oluyor. Afiyet olsun.

6 Mart 2007 Salı

Cheese Cake


Söz verdiğim gibi haftaya cheese kekimle başlıyorum. Bu çok sık yaptığım ve hep beğenilen bir tariftir. Biraz zaman ayırmanız gereken bir tatlı...Bir saat kadar pişirme süresi, yarım saat kadarda hazırlık aşaması var.Bununla birlikte hem cheese kek hem browni bir gün dolapta bekletilip, tüm tatları birbirine işlediği zaman çok daha lezzetli olduğu için bunun gibi tatlıları yaparken bir gece önceden yapıp dolapta bekletmenizi tavsiye ederim. Dün resmini hemen çekmek istediğim için üzerindeki frambuazlı sosun donmasını beklemeden kesilen dilim sebebiyle akışkan bir görüntüsü oldu yine de serviste ayrı bir güzelde duruyor ama siz daha katı bir görüntü isterseniz belirttiğim gibi bekletmenizi tavsiye ederim. Ben dondurulmuş frambuaz kullandım ama bunun dışında çilek yada vişnede kullanabilirsiniz tamamen isteğinize bağlı.
Bu cheese kekin diğer tariflerden farkı içinde peynir olmamasıdır ki siz bunu kimseye söylemeseniz bile farkedilmeyecektir:) İçinde kullandığım malzeme süzme yoğurttur. Tarifi hazırlarken süzme yoğurt yerine evdeki yoğurdunuzu süzerseniz eğer, vermiş olduğum nişasta ölçüsüne bir kaşık daha ilave etmelisiniz. Cheese Keke sertliğini veren nişastadır ve evde süzeceğiniz yoğurt genelde süzme yoğurttan biraz daha sulu kaldığı için bu oranı arttırmalsınız. Gelelim yapılışınaaa....

Malzemeler:
  • Yarım kilo yoğurt
  • 3 yumurta
  • 2 yemek kaşığı mısır nişastası (normal yoğurdu süzerseniz 3yemek kaşığı ilave edin)
  • 1 paket krema
  • 1 paket vanilya 3 yemek kaşığı şeker
  • 1,5 paket eti burçak
  • 3 yemek kaşığı tereyağ

Üzeri için:

  • En küçük boy vişne suyu(içinden max. 2 su bardağı kadar çıkıyor)
  • Bir paket dondurulmuş frambuazın 1 su bardağı kadarı (dondurulmuş çilek yada vişnede olabilir)
  • 3 tatlı kaşığı nişasta
  • 2 tatlı kaşığı şeker

Hazırlanışı:

Bisküvileri robotta un haline yakın ezin. 3 yemek kaşığı tereyağını eritin ve un haline gelen bisküviler ile karıştırın ve yuvarlak tart kalıbına yayın.Şeker ile yumurtaları tek tek çırpmanız çok önemli. 3 yumurtanın tamamını tek seferde mikserden geçirmeyin, sırasıyla çırptıktan sonra, yoğurt, krema, nişasta ve vanilyayı ekleyerek çırpmaya devam edin. Bisküvilerin üzerine bu karışımı dökün ve fırında ilk yarım saat 140 derecede sonraki yarım saatte 100 derecede pişirin. Diğer tarafta 2 bardak vişne suyu, 2 tatlı kaşığı şeker ve 3 tatlı kaşığı nişastayı puding kıvamına gelinceye kadar pişirin. Frambuazları robottan geçirin ve soğuyan vişne suyu karışımına ilave edin.Fırından çıkarttığınız tart soğuyunca pişirdiğiniz bu karışımı üzerine dökün, en az 24 saat dolapta bekledikten sonra servis yapın.

2 Mart 2007 Cuma

Tavuk Köftesi ve Biber Soslu Makarna

Köfte-Patates-Pilav üçlüsü okul yıllarımdan beri en sevdiğim hatta üstüne tanımadığım yemeklerdi.Zaten bunları yediremeyeceğiniz çocuk olduğunu sanmıyorum. İlerleyen yıllarda daha sağlıklı bir tabağa geçiliyor sanırım:) Az yağlı makarna-salata -en az kıymayla olan köfte kadar hatta daha bile lezzetli bir tat tavuk köftesi ve bir kadeh şarap kan yapsın diye:))

Malzemeler:
  • 1 adet göğüs etinden tavuk
  • 2 adet kemiksiz tavuk (ızgara kalça şiş olarak satılıyor)
  • 1 küçük soğan
  • 2 diş sarımsak
  • Ekmek içi yada galeta unu
  • 1 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 1 yemek kaşığı su
  • Kekik
  • Karabiber
  • Pul biber
  • Köfte Baharı
  • Köri
  • Tuz

Hazırlanışı:

Tüm malzemeleri robottan geçirin. Köfte şeklini verirken sıvı yağ ve su ile ıslatmanız hem daha kolay şekil vermenizi hem de kıymaya göre daha az yağlı olan bu karışımı biraz daha yağlı hale getirmenizi sağlayacak. Bu köftenin olmazsa olmazı *sarımsak ve *köri dir. Baharatları birer çay kaşığı kadar kullanabilirsiniz ama herkesin sevdiği tada göre bu oran azalıp-artacağı için herhangi bir ölçü vermek istemiyorum. Özellikle kırmızı etten kaçınmanız gerekiyorsa yada kırmızı eti sevmiyorsanız bu lezzete bayılacak ve hep yapacaksınız bana güvenin ;)

Soslu Makarna

Malzemeler:

  • İstenilen şekilde makarna
  • 6-7 adet sivri biber
  • 2 yemek kaşığı salça
  • 1 adet küp şeker
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ
  • Karabiber
  • Tuz
  • Pul biber

Hazırlanışı:

Sıvı yağda salça, şeker, dilimlenmiş biber ve baharatlar bir süre birlikte kavrulduktan sonra haşlanmış makarna ilave edilir ve iyice karıştırılır.

Klasik makarnalardan sıkılanlar için güzel bir tattır. Aynı şekilde sarımsak seviyorsanız bu şekilde de denemenizi tavsiye ederim. Haftanın ilk gününde güzel bir cheesecake ile güne başlayacağız ;) İyi haftasonları...