24 Ağustos 2009 Pazartesi

Ayaz ile Tolga 5 Ağustos / 11 ayları bitti. Ayaz 10.5 Tolga 9.5 kilo

Çooook uzun zaman oldu yine. Bugün çok sevdiğim eski bir arkadaşımın uyarısıyla kendime geldim. Acayip bir üşengeçlik çöktü üstüme kalkmak bilmiyor yoksa çoktan kafamda kaç post oluşturdum da oturup buraya dökemedim.

Tolga ile aynı gün doğumlu yeğenim Ayaz 3 hafta annemdeydi, bizde her gün onda... Bu sayede her ikisi içinde çok hızlı ve keyifli günler geçirdik, geçirdikde biz de öldük bittik yorgunluktan. Gerçekten çok yorucu geçti.Birinin yemeği uykusu derken alt açma hadi ikindi menüleri, herşey iki defadan... Bu yorgunluğa en çok değdiğini anladığım zamanlarsa Ayaz' ın ağlayarak öğle uykusundan uyanması ama Tolga' yı görür görmez sadece ona doğru kahkaha atıp emeklemesi, Tolga' nın her sabah onu ilk gördüğünde kafasını alnına dayaması, tosss yapmaları ( biraz keçiler gibi toslaşarak kafalarını değdirerek anlaşıyorlar ama olsun:) Tolga 'nın Ayaz' ı bir hafta görmemesi sonrası bizde gördüğü çerçevedeki resmi biz söylemeden öpmesi sonunda birbirlerine ne kadar alıştıklarını ve sevdiklerini görünce tüm yorgunluklara değdi. Sadece bu da değil Tolga Ayaz ile vakit geçirmeden önce arabalara hiç ilgisi yoktu. Her gün Ayaz' ın eline aldığı herşeyi yerde sürterek arabaymış gibi kullanmasını gördü ve artık o da yapmaya başladı. Ayaz' da Tolga'nın her istediği şeyi bize parmakla işaret etmesini görüp o da parmağını kullanmayı öğrendi. Birbirlerinden o kadar çabuk etkileniyorlar ki onları seyretmek dünyadaki bütün olup biten herşeyi unutturuyor, sanki zamanı durduruyor.
Bu koşuşturma esnasında Tolga' nın odadan çıktığımdaki çığlıkları dahada şiddetlendi ve ben hem yanlış bir tavırla oğluma yaklaşmak istemediğimden hem de artık ağlama sesine beynimi yemek üzereyken doktorumuzun tavsiyesi üzerine Nisan Psikolojik Danışmanlık Merkesinde bir pedagoga gittik. Ne çok memnun kaldım ne de keşke gitmeseydim diyebiliyorum belkide tek seferde bunu demem zor bilemiyorum yada 11 aylık bir bebek çok da sorun gibi gelmedi onlara onu da bilmiyorum ama ne kitaplar ne tv deki doktorları da takip etsemde gidip bire bir biri bana hatamı söylemedikçe bir şeyi kabullenmem zor olduğundan gitmem gerekiyordu.

Bir konuda en azından daha hassas davranıyorum o da şu ki: Tolga 'nın bu yerli yersiz ağlamalarına, beni oda kapısında görmesine rağmen çığlığına bir süre sonra cevap vermemeye başlamıştım. Bunun sebebi biraz sabrımın sınırları zorlandığı için birazda her ağladığında kucaklamak istemeyişimdi. Ama doktor hanımın teşhisi kafama yattı. Ona göre Tolga bir şeylerin kaygısına düşmüş ki haklı olabilir. Bunun sebebi son günlerde huzursuz, keyifsiz günler yaşamam ve bunu yüzüme, sesime oldukça yansıması. Yaklaşık 2-3 haftadır iş arayışındayım ama henüz Tolga' yı kime emanet edeceğim meçhul artı birini bulsam bile 30 gün çalışıp aldığım parayı dadıya vermek bana biraz gereksiz geliyor, o zaman oğlumu niye bırakayım v.s gibi kaygılarım var e bunlara tüm günün yorgunluğu eklenince keyifsizlim ona da bulaştı sanırım. Bir de en azından bir süre daha her ağladığında kucağınıza almamı önerdi, tekrar o güven duygusunu sağlamak adına.
Bir diğer danışmak istediğim konu da son zamanlarda hayır dediğim hiç bir konuyu dikkate almaması. Ses tonumu değiştirsemde, hayır desemde dönüp bile bakmıyordu. Bunda da hatamız çok sık hayır demiş olabilirsiniz dedi ki mümkündür. Sadece hayati teklikesi olacağını düşündüğünüz konularda hayırı kullanın diğer konularda örneğin masanın üstünden bişey alacağı vs. gibi konularda ilgisini başka bir noktaya çekmek hayır demekten daha iyi olacaktır dedi.

Pedagog maceramız 18 aylık olana kadar rafta en azından orası herhangi bir sorununuz olmazsa o ayda bekleriz dedi ama dediğim gibi içime pek sinmedi nedense.

Gelelim son zamanlardaki gelişmelere...Tolga 20 Ağustos tarihinden beridir yürüyor:)
Tabiki öyle devamlı yürümeden bahsetmiyorum çoğu zaman yine emekliyor yada plastik sandalyeleri sürüyerek ilerliyor ama hedefi varsa elimizi tutmayı reddetmek suretiyle tam bir ördek paytaklığıyla yürüyor ki ben yine bu artık benim oğlum bebeklikten çıktı diye şaşırıyorum:) İlk elleri bırakarak ayakta durma denemeleri..
Yürümesinin heyecanı öyle bir sardıki diğer yaptığı şeyler yanında hafif kalıyor sanki unutuveriyorum hemen ama aklıma gelenler, her türlü nesneyi tek bir kez göstermek suretiyle çözüvermesi ama tabi işine gelen şeyler. Elektronik olan herşeye bu nesildeki pek çok çocuk gibi ilgisi inanılmaz. Klimanın kumandası ile Tv nin kini ayırt edyor ve bizi taklit ederek kumandayı alıp klimaya doğru uzatıp açma düğmesini ayırt edip basabiliyor. Bilgisayarın mousunu bir kez eline aldı ve tam bizim tuttuğumuz gibi tutup tekerleğini işaret parmağı ile çevirdi. Zaten diş buğdayında da buna gitmişti bilgisayar mühendisi mi olacak ki? Kavanozların kapaklarını açıp tekrar aynı şekilde kapatabiliyor. Pusetinde durmayıp kucağımızda onu kendi itmek istiyor. Bunun gibi gün içinde şaşırdığım ama sonra not edilmeden unutulan çok şey var muhakkak ama neredeyse 1 aydır yazmadığım için silindi beynimden. Bazen blogu kapatıp oğluma hatıra kalacak bir deftere dökmek istiyorum yaptıklarını bazen gelen bir iki yorumla tekrar yazma isteğim canlanıyor bakalım ne olacak bu kararsızlık...
Şu an kısa bir tatildeyiz. Yarın da uzun zamandır ilk kez Tolga sız sadece anne ve baba başbaşa Bozcaada güzel romantik bir gün geçirecek inşallah her şey rastgiderse..
Onu ne kadar özleyecek olsamda çok ama çoook ihtiyacım var yalnızlığa, az sese, ne yiyecek düşüncesi olmadan,nerde nasıl uyuyacak endişesi olmadan bir gün geçirmeye..



Umarım bir daha bu kadar ayrı kalmam blogumdan.