Lilypie Breastfeeding PicLilypie Breastfeeding Ticker
Günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2009 Pazar

Dr.Kadir Tuğcu-3

Tolga geçtiğimiz cumartesi bir aşı ve kontrol daha geçirdi. Geçen muayenelerde sadece aşıdan sonra ağlarken bu sefer sanırım hatırlamalar başladı ve daha boyu ölçülürken çığlık atmaya başladı:(
Geçen aya göre kilo almış olsada hala yaklaşık 400-500 gr eksiği var. Bunda benimde payım olabilir, midesi çok genişletmemek adına bir öğünde 150 cc yi geçmemiştim artık bunu en az 180 e çıkarttım ama biraz zor oluyor çünkü Tolga' da fazlasını kabul etmiyor. Kilosu 7.240 boyu hala aynı ay grubuna göre 2 cm uzun, 68 cm.
Benim için genel anlamda sağlıklı olması yeterli bir kriter açıkçası gr.larla uğraşmıyorum ama öğünleri arttırdım.
Gelelim bu ayki soru listeme.

Tolga artık 6 aylık mama sandalyesine yada koltukta gönül rahatlığıyla oturtabilir, ayaklarının üzerine bastırabilir miyim?
-Hiç bir sakıncası yok, omurga bu kiloyu çok çok rahat taşıyacak surumda, hatta başından beri oturtabilirdin...

Yürüteç ve tavana asılan hoppalaların erkek bebeklerden zararlı olduğu söyleniyor?
-Hiç bir zararı yok, erkek testisleri altta değildir, zaten böyle bir sıkıntı olsa bebek o acıya dayanamaz ağlar, hoppalayıda aşırı zıplayıp düşmedikçe sorun yok kullanabilirsin.

Tanıdığım bazı bebeklere dokturu demir ilacı vermiş, siz Tolga' ya vermeyecek misiniz?
-Demir ilacı bebekler için eğer kan testi sonucu çok büyük bir düşüş yoksa verilmesinin zararı var, bunu veren doktorlar da şarlatan :/
Demir ilacı alan bebekler, dışardan bir mikrop aldıklarında hastalığı iki katı ağır yaşarlar ayrıca demir ilacı alan bir çocukta doğuştan Akdeniz Anemisi hastalığı varsa o bebeği zehirler bir de yine bu ilacı alan bebekler de lösemi hastalığının teşhisi zordur. Yani kan testi yapılmadan bir bebeğe demir ilacı vermek çok çok tehlikeli.

Tolga' ya inek sütü vermiştiniz ama yaklaşık 2,5 gün kabızlık çekti ne yapmalıyım?
-Sadece bütün gün inek sütü verme, bir öğünde normal ne içiyorsa o kadar sulandırmadan ver ertesi gün yine bir kere, normal tuvalete çıkmaya alıştıysa bu sefer iki öğüne çıkar bu arada mama ve anne sütüne devam ama inek sütünün miktarı artınca mamayı kes. Bu ay da sadece süte alıştırmayla geçsin çünkü süte alışınca vereceğim ek gıdalar hep sütle yapılan şeyler olacak.

Ben size danışmadan yoğurt ve elma püresi veriyorum günde bir kez...
-Sorun yok ama bence ilk inek sütüne alıştır diğer gıdalara çorba vs. acele etme hepsine sıra gelecek.

Tolga' da çok sık gözlerini ovuşturma durumu var gözlerde bir sorun mu var?
-Farkedemediğiniz ölçüde kısa süreli bir nezle- grip geçirmiş olabilir, o esnada da yapar.

Geçtiğimiz iki gün üstüste kakasında siyah,ince,kıvrımlı bir şeyler gördüm o gün iki kaşık muz ve elma püresi vermiştim bununla mı ilgili yoksa parazit gibi birşey midir?
-Bu meyvelerdeki posalardan olur, gayet normal.

Son zamanlarda bir de çorba vs. gibi şeyleri bebeğe vermeden önce blendır yerine misalı süzgeçler kullanılmalı diye duyuyorum, meetale değen sebzeler vitaminini kaybediyormuş?
-(Bu soruma da kısa bir süre güldü :) Biz cam rende önerirken, hiç bir metal rende cam rende kadar meyve sebzeyi pütürsüz hazırlayamadığı için metali önermeyiz ama onun dışında metal zararlıdır diye bir şey yok , o zaman bebeğe metal kaşıkla da bir şey verilmez olabilir mi böyle bir şey!

Bebeğe hazırlanan besinlerde zeytinyağın ph ının 0.3 olanını bulmalıymışız?
-Böyle şeylere gerek yok.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, bu arada yeni keşfimiz elmalı yoğurt:)
Tolga yoğurdu ayrı elma püresini ayrı yiyince 4 kaşıktan fazlasını yemiyordu ama şimdi ikisini karıştırdım bir de eline kaşığını verdim kendi ağzına götürünce daha mı fazla hoşuna gidiyor, oyun mu yapıyor bilemiyorum ama yarısını gözlerine,burnuna ve kollarına yedirse de zevkle ilk kez yarım fincan bitirdi:) Hamişlere duyurulur:)

13 Şubat 2009 Cuma

Ödül aldık ve dağıttık:)


Minik Efe' nin annesi sevgili Betül ödüllendirmiş beni...Betül' ün blogunu ilk ben de yemekle ilgili birşeyler yaparken bulmuştum. O günlerde başlayan takibim minik Efe' nin haberiyle anne ve oğlunun günlüğüne terfi etti tıpki ben de olduğu gibi, o yüzden Betül' ün blogunun yeri ayrıdır:)
Bizde oyunun kurallarına uyalım,kuralları paylaşıp ödülleri dağıtalım.Teşekkürler Betülcüğüm.
Bu ödül ile ilgili 3 kural şöyle;
_Seni ödüllendiren blogun linkini ver,
_Bu ödülü başka 7 blog sahibine gönder,
_Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar et.

O zaman benim seçtiğim ve sık sık takip ettiğim bloglar...
Sevgili Senem, Hülya, Seyhan, Esin, İlkay,Ayşe ve Belgin
Sevgiler, kolaylıklar:)

10 Şubat 2009 Salı

İyiki Doğdun DEDECİĞİM...


Ben hem anne hem baba tarafından dedelerimi göremedim. Bunun eksikliğini sadece bu duyguyu yaşamış olanlar anlayabilir.

Üniversiteye giderken genelde aynı saatteki otobüse binerdim ve o saatte hep bir dede-torun kucak kucağa aynı saatte o otobüste olurdu. Herhalde okuldan yada bir yerden alıp getirip-götürüyordu dede...Ben de her akşam onları izlerdim. Gerçekten başka bir duygu olmalı..

Kendi dedem torunları için "Bir büyüselerde dede bana bisiklet al demelerini duysam" dermiş... Yazık olamadı bu istek tabi, hem onun için hem bizim için, bizim ailede büyükler biraz erken çökmüşler, yokluk, hayat şartları vs. bir de babamla dedem arasındaki yaş farkları aynı zamanda annemle de dedem arasında...

Biz de öyle olmayacak Allah izin verirse. Tolga'nın bizim büyüklerimizle iç içe, o duyguları yaşayarak büyümesini herşeyden çok istiyorum. Evet belki onlar bizden daha çok torunlarını şımartarak büyütecekler, bizim oğlan belki onlardan yüz bulup kafa tutacak:) bilemiyorum şimdi ama ne olursa olsun bu onun için büyük bir güvence olacak. Arkasında büyük geniş bir aile olduğunu bilmek, kimi zaman anne-babada bulamadığı desteği gösterecek, onu şımartacak birilerinin olduğunu bilmek bence harika bir duygu.

Kendi adıma söylemeliyim ki şimdi bir dedem olsaydı yaşıma bakmaz yine ona kedi gibi sırnaşır dizinin dibinden ayrılmazdım gibi geliyor. İnsanın yaşı ne olursa olsun bir yanı hep çocuktur, çocuk gibi ilgi görmek ister, bu onu mutlu eder..

Uzun lafın kısası haftasonu birer gün arayla annemle babamın önce evlilik yıldönümlerini ertesi gün de babamın doğum gününü kutladık.

Benim için dünyanın en mükemmel babası olan babam,şimdi oğluma dünyanın en güzel dedeliğini yapıyor aynı zamanda. Allah izin verirse de uzun yıllar birlikte çok güzel vakit geçireceklerine eminim. Çünkü gözünü bir an olsun ondan ayırmıyor, yerlerde onu biraz olsun güldürmek için uğraşıyor:) Oğlumun da benim gibi ondan öğreneceği çok şey olacak...

Oğlum da umarım gün gelir ne kadar zengin olduğunu anlar...İyi Doğdun Babacığım...

Bu hediye ve el-ayak izi geçen gün Ayça ve Erin' in etkinliğini görünce aklıma geldi. El izi tabi iyi olmadı çünkü Tolga kağıt görünce hemen acuna alıp ağzına götürüyor oyüzden sadece ayak izi iyi oldu:)

8 Şubat 2009 Pazar

Biraz da Alışveriş:)

Bir süre önce evden çalışmaya başladığımı yazmıştım, böylece hem Tolga yanımda olacak hem de aile bütçesine katkı sağlayacaktım, hala devam ediyorum ama bu işin bence en iyi yanı bir köşede akşam olunca omuzlarım çökmüş, perperişan oturmamak oldu. Daha fazla enerji sarfediyorum belki ama bir işe yaradığımı hissetmeye başladım tekrar. Tabiki dünyanın bence en büyük sorumluğu ve işine sahibim, anneyim ama benim durumumda olanlar daha iyi anlamıştır eminim ne demek istediğimi....
Bu postu yazmamadaki amaç yaklaşan Sevgililer günü yada herhangi bir zaman için internetten alışveriş yapmayı da seviyorsanız bana da uğrayabilirsiniz demek içindi
Gittigidiyor sayfasında Arama alanına, satıcı arama kısmına Calicali yazarsanız çoğunlukta bayan eşyalarını göreceksiniz.Orjinal BEBE marka çantalar yada elbiseler... Yine Satıcı arama kısmına Dongido yazarsanız da beyler için boxer çeşitlerini göreceksiniz.
Eğer bu sitelerden alışveriş yapıyorsanız,en azından beni tanıyanlar,daha güvenilir, her sorunuzu yanıtlayabilecek, bilindik bir kişi tercih ederseniz ben buradayım...

3 Şubat 2009 Salı

İlklerin günü..


Dün iki tane ilk yaşandı. İlki Tolga ilk kez desteksiz yüzüstü iken sırtüstü dönüş yapabildi:) Bir diğeri ise geçtiğimiz haftasonu alıp,kurduğumuz büyüyebilen yatağında ilk gündüz ve gecesini geçirdi.
Doktorumuz gelecek ay demişti ama ben denemek istedim ve odasına geçirdik.
Gece tabiki yanımda, park yatağında yattığı gibi kolay geçmedi. Karanlıkda olsa emziğini el yordamıyla takar ve uykuma devam ederim, şimdi ise yataktan kalk yan odaya git aşaması doğal olarak benim uykuya geçişimi uzattı ama yılmak yok aynen devam...
Bir kere emzik takma,2 kere emzirme derken sabahı ettik ama düne göre çok daha uykusuz ve yorgunum. Gündüzleri de artık odasında yatırıyorum.
Yatağa bakıp kaygılanmayın sakın,resmi çektikten sonra kenarları için de koruma almıştık onu da taktık, yine de yetinmedik korkudan üç tarafını yastık bir de yere minder attık:)

29 Ocak 2009 Perşembe

Oğlum kitapları seviyorr:)


Sanmayın her gün kitap okuduğum için seviyor:) herşeyi ağzına soktuğu için kitabın tadı bu sefer daha güzel geldi herhalde:)
Ama asıl ilginç olanı Tolga ilk defa uyku ve acıkma harici bana istediği birşeyi belli etti.Kitabı yalamasın diye elinden alınca suratını ekşitti sonrada ağlamaya başladı. Bu elinden alınan birşey için ilk kez oldu ayrıca eline başka bir oyuncak verince susmadı ama kitabı uzaktan göstetince gülüp ellerini uzattı. Bana mı öyle geliyor yoksa bu aydaki her çocuk yapıyor mu bilmiyorum ama sanırım bizim ilk çocuk diye her yaptığı ona has gibi geliyordur:)ben yine de istediği birşeyin üzerinde durmasından çok mutlu oldum ve en az 5-6 kez denedim hep bu şekilde tepki gösterdi.
Ayrıca aynı oyuncakla 3-4 gün oynayınca artık ilgisini kaybediyor, ben de hep en fazla 3 oyuncak,çıngırak vs. tutuyorum yanında ve 2-3 günde bir değiştiriyorum. Bu şekilde dönüşümlü olarak aynı oyuncaklar önüne gelsede ilk kez görmüş gibi tepki veriyor.
Bir diğer konu da Tolga yaklaşık bir aydır sağ göğsümü reddediyordu. Dolayısıyla artık oradan yok denecek kadar az geliyor ama ben hala çok açken ilk oradan başlatıyorum. Yeni birşey denedim ve tuttu, aynı durumu yaşayan arkadaşlar varsa tavsiye ederim, şöyle ki: solu emmeyi istediği için sol kolumdaki pozisyonun aynısını sağ göğüs için uyguladım yani o şekilde tuttum, sanki sağı emiyormuş gibi sandı ve emdi:)Umarım sizde de yarar.

25 Ocak 2009 Pazar

Dr.Kadir Tuğcu-2

Dün kontrolümüz vardı aynı zamanda Rota aşısının da tekrarı...

Son 1 aydır sütümün azaldığı, en azından gündüzü kurtarsam da akşama hiçbir şekilde yetmediğini biliyordum, bir kaç gün de buzluktakilerle idare ettim ve bu güne geldik yani Tolga'yı bu şekilde 4,5 aylık yapabildim. Kadir Bey'i bilen bilir mama lafını duymak bile istemez nitekim Tolga eğer 5,5- 6a aya yakın olsaydı inek sütü ile takviye edeceğini ama inek sütü için erken olduğunu söyledi. Mecburen şimdilik sadece akşamları takviye olsun diye 2 numara herhangi bir devam mamasına başladık. Tüm mamaları inceledik içerikleri hemen hemen aynı Aptamil piyasanın en pahalısı, Bebelac ile ise üretici firmaları aynı fakat fiyatı düşük. Maalesef doktor ve eczanelere verilen eşantiyon vs sayesinde herhangi bir doktora yada eczaneye gider gitmez duyduğunuz söz "yani bütün mamalar aynı ama insan çocuğu için en iyisi olsun istiyor!" en iyisinden kasıt hemen hemen gramları bile aynı, üreticileri aynı olsada pahalı olan Aptamil oluyor. Kadir Bey ise hiçbir mamayı tavsiye edemem hepsi aynı önemli olan çocuğunuz hangisini sevecek dedi ve biz Bebelac ile başladık, Tolga' da hemen aldı. Şimdi inek sütünü duyar duymaz yorumlarda olacaktır ama bilemiyorum herhangi bir mamanın içeriğini okudunuz mu ama hepsinin içeriğinde süt var.Kadir Bey, bu, 1 yaşına kadar süt verilmez hikayesinin mama firmalarınca çıkarıldığını söylüyor ben de inanıyorum çünkü annem de beni sütü yetmediği bu zamanlarda inek sütüyle beslemiş ve hiç bir sorun yokmuş sadece bu aralar verilirse sulandırılması gerekiyormuş. Neyse sonuç olarak şimdilik 2 numara devam maması takviyesiyle gün geçiriyoruz. Hiç istemediğim bir şey daha başıma gelmiş oldu:(
Son 1 aydır biraz sıkıntı, üzüntü yaşadım bunun da etkisi var biliyorum ama biraz da sütüm yetmeyecek korkusu, stresi de buna neden oldu. Hala çalışmalara devam ediyoum ama yok denecek kadar az geliyor. Tolga' nın bu zamanda 7 kiloya yakın olması gerekirken 6,5 kilo, boyu bu ay grubuna göre 2 cm uzunmuş, 66 cm. Genel olarak sağlığı iyi. Açlık ağlaması yapmadığından da tam olarak anlayamıyorum işte aç olup olmadığını bu yüzden de doktorumuz biraz yeme konusunda sıkıntı yaşatacak bir çocuk olacak dedi ki ben de öyle biriydim maalesef:(
Bunun dışında sorduğum sorular odasını değiştirme ile ilgiliydi, bunun için kendisi, gündüzleri odasında geceleri yine benim yanımda yatağında yatırmayı, gece kalkıp emmeleri bitince de sanırım 6 .ayda da temelli odasında yetırmamı söyledi.
Diğer bir konu son günlerde duyduğum Zymaflour ilacı idi. Bebeklikte ben de sağlıklı dişlerin çıkması için bu haptan kullanmıştım.Kadir Bey Tolga' ya da aynı haptan vermişti. Yine aşırı bilgi kirliliğinden kulağıma bebeklere bu ilacın da yasaklandığı bilgisi geldi. Bunun üzerine Kadir Bey' e sormadan önce Google' da araştırdım ve hiç bir resmi sitede böyle bir bilgiye rastlamadım ancak bir kişi-siz de girerseniz göreceksiniz- bu kişi bu ilacın yasaklandığını kendisinin diş doktoru olduğunu ve gerek görseydim ben verirdim şeklinde yazısı mevcut. Kadir Bey' e ilaçtan bahsedince ilk cümlesi bunu duyduğun kişi diş doktoru mu dedi:) Ve evet düşününce çok mantıklı, tıpkı bebeklere 1 yıl inek sütü yok dediğimde de bunu da mama firmaları uydurdu demesi gibi.Sonuç olarak biz 6. ayda bu devam mamasını kesip inek sütü ve yanında diğer pütürlü mamalarımıza, ama evde yapılan mamalara geçeceğiz.
Şimdilik aklıma gelen ve konuştuklarımız bunlardı umarım birşey atlamamışımdır. Zaten bu postu da ancak 3 günde bitirebildim o yüzden unuttuğum birşey kesin vardır...:)

23 Ocak 2009 Cuma

Güzel bir gün...


Havaların iyi olmasını fırsat bilip hemen hemen her gün dışarı çıkıyoruz. Tolga şimdiden günlere katılmaya başladı:) Hatta bu ziyaretlerden birinde Melike ablasına aşık oldu diyebilirim. Kağıdan çıkana kadar gözleriyle takip etti:)Tolga' nın kimseye karşı yabancılaşmaması için herkesin kucağına özellikle veriyorum. Kalabalık içinde olmayı, insanlarla iletişimde olması çok önemli bence.

Dün Ayaz babaannesindeydi biz de hemen onların yanına katıldık ve bir kez daha ikiz, üçüz annelerine Allah kolaylık versin demeden edemeyeceğim çünkü gerçekten çok zor:)
Birlikte dışarı çıktık, 2-3 saat parklarda gezdik, bebecikler bu arada uyudular biz de anne- kız birer çay içebildik ama bakmayın böyle bir çırpıda anlattığıma bunların hepsi kendi içinde bir tören resmen:) Aşağı in-çık, soy,giydir derken akşam nasıl oldu gerçekten anlamadık:)

Yarın::Çocuk doktorumuz Kadir Tuğcu ile randevumuz var.Yeni bilgileri en kısa zamanda aktaracağım.

20 Ocak 2009 Salı

Son günlerde...


Bugün bahar gibi bir hava vardı ve biz sonuna kadar tadını çıkardık:) Önce ilkokul ve ortaokulu okuduğum yerde olan Göztepe Parkı'ndaydık. Okulumun önünden geçerken öğretmenlerimi görsem, onlarla da Tolga'yı tanıştırsam diye içimden geçiriyordum. Şansıma çocuklar teneffüsdeydi ve biz okuluma gelmiştik bile. Tam kapıdan içeri girerken 8 sene beni servisiyle taşıyan Atilla Amcamı da gördüm:) hatırlamadı beni tabi çoook yıllar ve bir o kadar da öğrenci taşıdı...Şansımı denemek için öğretmenler odasına girince önce hem annemin arkadaşı hem de abimin öğretmeni olan Güler hoca arkasında da kendi ilkokul öğretmenimi gördüm. Nasıl sevindi tarif etmek zor, tabi bu sevincin büyük kısmı Tolga' ya aittir:) Herkes bayıldı, bir Güler hoca bir Lütfiye hoca, benim ki ortada altın top:)) Ağzını aça aça keyiflendi de durdu:)
Daha sonra hem onları derslerinden etmemek için hem de güneşi kaçırmamak için yanlarından ayrıldık ve yemyeşil çocukluğumun geçtiği parktaydık..

Hem annem için hem benim için güzel bir gün oldu. Annem hem abimi hem beni yıllarca bu parkta büyüttü, çok sık gelirdik ve şimdi benim oğlumu getirmem ilginç oldu...
Okulumu ve yerini hep severdim zaten benim için de bu okula bebişimle gelmem, ilköğretmenimin kucağında olması farklı bir duyguydu işte...
Parkta güzel güzel hava aldık, bol bol güneşlendik...
Oğlumun gönlünü hoş ettikten sonra da biraz büyüklere de gezme olsun diye Palladium' a gittik. Tolga burada da ilgi odağı olmayı sürdürdü.Hangi mağazaya girsek ya çalışanlar ya müşteriler sürekli Tolga'yla ilgilendiler:) Şimdiye kadar Tolga' ya erkek bebek diyen çıkmadı, önceleri kızıyordum ama artık alıştım, bir de o kadar kendilerinden emin yanıma yaklaşıp " Kız değil mi?" diyorlar ki... "Hayır değil!"
Hani ismini sorsalar her iki taraf için de işler kolay olacak:))
Bizimki halinden hep memnun zaten, ağzında emzik yanına gelene kocaman ağzını açıyor, emzik düşüyor, bizimki daha çok gülüyor:))
Komik komik sesler çıkarıyor, kah bana sataşıyor bakıp bakıp gülüyor kah elindeki emziğe birşeyler anlatıyor:))
Dünyanın en sevimli minnoşu üzgün olduğum zamanlarda bile, aklımı herşeyden uzaklaştırıp, beni güldürmeye devam ediyor.

Bunun dışında babası dayanamadı ve daha ortada oyuncakları yokken Tolga' nın odasını güzelleştirmeye devam ediyor. "Evimizin herşeyi" IKEA sayesinde yine birşeyimiz daha oldu:)

Resimleri aktarmada sorun yaşıyorum, diğer resimler yarın artık:)

14 Ocak 2009 Çarşamba


Benim oğlum büyümüşte yeni doğan arkadaşlarını ziyarete gidermiş:))
Dün akşam aramıza Nil bebek katıldı:) Allah analı-babalı büyütsün, çok tatlı maşallah. Yani kendime inanamadım, ben resmen Tolga' nin ilk günlerini silmişim hafızamdan. Bebek o kadar minik görünüyordu ki, halbuki kilo bakımından da Tolga Nil'den büyük doğmasına rağmen benim oğlum da bu kadarmıydı demeden edemedim. Meğer ne çabuk geçiyormuş zaman, aslına zaman çok olmasa da bebeklerin bu evreler gelişimleri o kadar hızlı ki Tolga kocaman kaldı yanında:)
Büyüyüp etrafta koşturduklarını da görücez bakalım...

Tolga her gün değişiyor.Hızla iletişim kuruyor, bol bol kahkahalar atıyor, Allah hiç bozmasın, yüzü hep gülsün. Umarım çok mutlu bir çocuk olur.


Efendim bunun dışında bendeniz aylar sonra ilk kez bir kitap bitirdim, daha doğrusu bebek konuları haricinde bir kitap... Hemde iki gün içinde. Eskiden olsa normal bir süreydi de 4,5 aylık bir bebekle rekor düzeyde sayılır.Tabiki sürekli kucak isteyen bir bebekle kitap okumak zor o yüzden yatağımızın üzerinde kah ben kitap okudum o dinledi bir yandan tabiki oyuncakları var elinde, kah Tolga' nın kendi bezden kitabı var o da onu okudu :) bir şekilde bitiridik yani:))Tabi bunun dışında Tolga her uyuduğunda dilim dışarda hemen yemek yap yok etrafı topla işini iki gün bırakınca da iyi oldu böylece hem biraz dinlendim hem de gördüm ki etraf toplanmasada, bir- iki gün aynı yemek yense de dünya durmuyor.Kendim için birşeyler yapmak ufacık bile olsa mutlu olmaya yetiyor hele de bu dönemde...

7 Ocak 2009 Çarşamba

Çalışmaya başladık...


Home ofis kurduk:) Bakalım ne kadar uzun soluklu olacak belli olmaz ama uzun süredir dayımızın yaptığı işlere ortak olduk amaç hem onun biraz yükünü almak hem de oğlumu bırakmama gerek olmadan ev ekonomisine katkı...
Tabi Tolga' yla gün içerisinde hem evin işleri hem bu aralar kucakta olması sebebiyle bir de bu iş zor gidiyor ama azimliyim. En azından bir iki gündür daha enerjik hissediyorum aslında daha yorgun olmam gerekirken.Sanırım kendimi daha işe yarıyor hissettim.
Bu 35 dk.lık uykular yüzünden evin içerisinde resmen maraton koşucusu oldum. Aynı anda hem bilgisayar başındayım hem yemek yiyorum vs. :) Umarım bu kriz ortamında işler biraz iyi giderde ben de oğlumu bırakmak zorunda kalmam:(

30 Aralık 2008 Salı

2008'in son günlerinde Tolga....


2008 yılı tabiki hep özel olacak. Geçen yıl bugün, oğluşum nokta kadarmış, içimdeymiş de haberim yokmuş...Bir yıl boyunca her günüm onu düşündükçe çok güzel ve heyecanlı geçti. Haberini aldım, 9 ay her anının keyfini sürdüm, doğdun, kucağıma aldım, her gün bir ilkini yaşıyorum ve bu yüzden çok şanslıyım.
2008 yılı kusursuz bir yıldı, bu yılda bebiş bekleyen, isteyen herkese Allah sağlıkla isteklerine kavuştursun, inşallah her isteyen bu mutluluğu yaşasın.

Yılın bu son gününde oğlumuzu ilk defa uzun süreli neredeyse tam bir gün bırakıp, eşimle eski günlerdeki gibi bir gün yaşadım. Sinemaya gittik. "Issız Adam"
Ben çok beğendim, müzikler, çekimlerin yapıldığı yerler, oyunculuk bence çok güzeldi.Filmin sonunda dökülen göz yaşları da oldu, özellikle Tolga doğduktan sonra ben de çok duygusal olduğum için ağlarım diye bekledim ama yok... Ne zaman film bitti, yazılar dönmeye başladı, sahnenin altına bir bebek geldi, ağzında emzik, 1-2 yaşlarında,aynı oğlum gibi bir bebek...Başladım ağlamaya:) Görenler filmden sanmıştır ama alakası yok:)
Bu dışarı çıkmalara ne kadar çok ihtiyacım olsa da evden çıktıktan 15 dk sonra burnumda tütüyor oğlum:(
Sinemadan sonra arkadaşlarımızla birlikteydik ama hem süt durumları hem de oğlumuzu özlediğimiz için koşturarak anneanneden kaptık Tolgamızı:)))

18 Aralık 2008 Perşembe

Oyuncak dünyasına ilk adım....


Tolga'm büyüyor...3 ayını doldurduğu günden itibaren renkli cisimlere ilgisi arttı. Artık çıngıraklarını 5 sn değil dakikalarca elinde tutuyor. Resimli kitaplarını inceliyor, sayfaları çevirdikçe zaten iri olan gözlerini daha da bir açıyor:)))ve dünyanın en sevimli şeyi iyice bir tatlı oluyor:)
Bugünlerde bir de uçmayı keşfettik. Ellerimizle havaya kaldırdıkmı kahkahalarla gülüyor, biz de eriyip gidiyoruz.
Hayatımın en kıymetlisi gün be gün büyüyor...
Bugünlerde biraz gelgit dönemlerim sanırım. O yüzden hiçbir arkadaşımı ziyaret edip yorup bırakamadım, bazen çok fazla yorgun, sıkılmış, keyifsiz hissediyorum bazen de çok iyi. İşte kötü dönemlerim arttımı yazasım gelmiyor.
Çocuk bakmak hiç kolay değil bunu bilerek yola çıktık elbet ama gün oluyor, uykusuzluk, o an canının çektiğini yapamamak, eskiden olduğu gibi hadi bir gezip geleyim durumlarının olmaması sıkıntı yaratıyor. Ama sonra dünyanın en harika iki gözü sana kocaman dişsiz ağzıyla gülünce herşey toz pembe oluveriyor.
İşte bu gelgitlerle geçiyor son zamanlar, ama iyiyiz çok şükür. Arayı açmadan görüşmek üzere...

27 Kasım 2008 Perşembe

Geride kalan 3 mükemmel ay...

Zaman geçiyor, Tolga 3 aylık oldu bile..

Önceleri bebeğinizin ne zaman, hangi ses tonuyla ağladığında ne istediğini anlayacaksınız dendiğinde nasıl olacak bilememiştim ama artık Tolga bizi biz de Tolga' yı tanıyoruz. Ne zaman uykusu olduğu için, ne zaman acıktığı için, ne zaman sahteden ağladığını biliyorum:)

Her altı açıldığında iletişime daha açık oluyor. Ağladığı sırada altını açarsam bile hemen gülmeye başlıyor ve benim söylediğim kelimelere benzer sesler çıkarmaya çalışıyor. en çok Aşkııımmm diye uzattığımda benzetiyor:) Bunun dışında oğlum ve Tolga dediğim de daha farklı tepki veriyor sanırım en sık bunları söylediğim için aşina...Yeni gördüğü her yüzü çok dikkatli izliyor, özellikle dudakları...
Genzinden gelen o "Gııı, A-Gıı" seslerine, içimi eriten gülüşüne hissettiklerimi tarif etmem mümkün değil.

Eskiden 8 saat uyumayınca bütün günü sinirle geçiren ben, 4 saatlik bir uykudan sonra bile zinde olabiliyorum. Gecenin bir körü herhangi birşey tarafından uyandırılsam dünyam kararırken :) Tolga'nın o saatin bir köründeki gülüşü beni kahkahalara boğuyor:))O dişdiş ağzını kocaman açıp gülüşünü beynimin içine kazımak istiyorum.O an dünyada olup biten, canımı sıkan her konu siliniyor resmen.

Uykuya emziksiz dalmıyor, karnı tok bile olsa omu emerek uyuyor.Doğduğu günden beri kucakta sallanarak uyutmadığım için uykusu geldiğinde en sevdiği pozisyon olan yüzüstü şeklinde yatırıp kendi kendisine uykuya dalıyor ve ben her geçen gün ona biraz daha fazla aşık oluyorum. Ona olan sevgim her emzirdiğimde, her bana gülüp konuşmaya çalıştığında, eli parmağımı kavramışken göğsümde uykuya daldığında, ellerini iki yana bırakırıp huzurla uyuduğunda bana olan güvenini görünce, boynundaki süt kokusunu içime çektiğimde kat kat artarak devam ediyor.

Annelik ve çocuk sevgisi karnımdayken başlayıp, fedakarlıklarla, ilgiyle,özveriyle artıyor. Bu sevgiyle artan birşey de korku...
Onu sürekli kollamak istiyorum ama biliyorum ki bunun fazlası ona zarar...Sürekli geleceğini düşünüp endişeleniyorum, ama biliyorum ki o da bir şekilde ayağa kalkacak. Onu bir yandan hiç yanımdan ayırmamak istesemde kendi ellerimle itip, uçmasını sağlamak zorundayım... Neyse bunları düşünmek için erken...

Kısa aralıklarla anneme bırakıp, şöyle babayla başbaşa kalmayı özlediğimde bile sürekli ondan bahsediyoruz:)

Minik ellerini, uykudan uyanmadan önceki tıpkı elma kurdu gibi kıvrım kıvrım hareketlerini, meme emerken birden kafasını kaldırıp kocaman gülüşünü, minicik bedenini...Bazen hiç büyümesen istiyorum Tolga ama sonra da büyüsende ana-oğul gezsek, oynasak istiyorum çünkü biliyorum ki özellikle erkek çocuklarında bu süre kısa oluyor. Kısa sürede özgürlüğünü ilan edecek ve biz birlikte takılamayacağız:)
Neyse bunlara da çok var. Şimdi senin her anının tadını çıkarmalıyım.

Tolga şimdi 3 aylık.3 ay öncesini hatırlayamıyorum,zorlamıyorum da:) Hayatımın en zor, stresli, yorucu ama bir o kadar da kusursuz ve mükemmel 3 ayını yaşadım. Allah herkese bu duyguları nasip etsin.

18 Kasım 2008 Salı

Offf moralim çok bozuk... Az önce anneannesine oğlumun dün akşamki banyo ve masaj seansını izletirken farkettim ki doğum videosunun üzerine çekmişiz:(((
Tamamı gitmesede benim hastane odasına gelişim ve oğlumu ilk kucağıma alışım silinmiş:( Acayip canım sıkkın... Bir daha geri gelmeyecek görüntülerdi.. Offfff OFffff

17 Kasım 2008 Pazartesi

İki kuzen yüzüstü yatmaya bayılıyor:)

7 Kasım

Kısa Kısa...

Yine ihmal ettim siteyi.Bu zaman zarfında Tolga doğduğu günden beri istediğim bir şeyi yaptım ve kendi bebeklik doktorum olan Kadir Tuğcu' ya gittik. Hastanenin çocuk doktoru, internet, kitaplardan edindiğim bilgilerler iyice allak bullak olmuştum ve bütün merak ettiklerimi sordum. Kadir Bey zaten oldum olası lüzumsuz yere ilaç verilmesine karşıdır benim de ilk sorum verdiğimiz gaz ilacına devam edip etmeme idi. Neo Baby adlı bir ilaçtı ve hiç gerek olmadığını söyledi, bu ilaçlar bağırsakları tembelleştirdiği için bir nebze rahatlama gibi olur ama siz gaz çıkartmasını becerebilirseniz zaten bu ilaca gerek yok dedi. Başından beri Tolga' ya zorunlu kalmadıkça hiç bir ilaç vermek istemediğim için hemen o gün kestim ve zaten o günden beri dayanılmaz hiç bir ağrısı olmadı. Bu arada anne ayak üşütürse bebeğe gaz olur falan gibi şeylere de inanmamı belirtti.
Kusması için bile ilaç veriyorlar şu an. Kusmanın iki sebebi varmış, biri çok emmesi, ikincisi çok sık aralıklı emmesi. İkisine de dikkat et, ilaç falan verme dedi.
Sütüm azalmıştı son günlerde, onun için de 3 şey söyledi.1-Emzirmeyi isteyeceksin, pozitif olup stresten, üzüntüden uzak olacaksın. 2- Dinleneceksin 3- Bol bol su içeceksin. Tatlılar, helvalar, bozaların sana faydası yok, onları da yediğinde susuyorsun aynı kapıya çıkıyor ayrıca yediğin-içtiğin hiçbir şey sütünün kalitesini arttırıp azaltmaz dedi.
Tolga yüzüstü yatmayı hep çok sevdi, Kadir Bey' de hiç bir sıkıntı olmadığını sürekli yatırabileceğimi söyledi, zaten internetteki daha önceki yazılarından bunu biliyordum.
Bir de şu giydirme işi iyice canımı sıkmaya başlamıştı ona da açıklık getirdi. Anneanne ve babaanneler sen üç kat da giydirsen dördüncüyü giydirir o yüzden onlar ne diyorsa tersini yap dedi:) Siz evde ne kadar kalınlıkta giyiniyorsanız bebek de o kadarla üşümez dedi. Ayrıca üşüme yaşlılarda en fazla, gençlere yaklaştıkça azalır dedi. Yani yaşlılar hep soğuktan şikayet eder ama bebekler de kan akışının hızlı olmasından dolayı en son bebekler de soymadığınız sürece üşüme olur dedi.
Bir diğer kafamı kurcalayan konu Rota virüsü aşısı idi. Hastanedeki doktorumuz illede verem aşısının olduğu gün yapılmalı dedi. Kadir Bey böyle bir zorunluluk olmadığını da anlattı ve biz bu kontrolde karma aşı ile rotayı aynı gün yaptık.

Sanırım şimdilik her konuda güvendiğim doktoruma devam edeceğim.

Günlerimiz bunun dışında aynı hızıyla devam ediyor. Hemen hemen her gün dışarı çıkmaya çalışıyoruz. Kimi gün 1 saat pusetle hava alıyoruz, kimi gün alışveriş bahanesiyle yine sokağa çıkıyoruz. Bu tempoya alışmasını istiyorum. Yani sabahtan akşama sürekli aynı havayı aynı rutini yaklamasından yana değilim. Buna rağmen yinede hemen hemen her gece aynı saatte yatmaya alıştı gibi. Bebeklerin düzeni, kuralları sevdiklerini okumuştum o yüzden aynı saatte yatırmaya, aynı satte yıkamaya özen gösteriyoruz.Verem aşısı nedeniyle 3 gündür yıkayamadık ama bugün banyosunu yapacak:) Kadir bey ayrıca her gün olmasa da gün aşırı banyo yapmasını, 3 günü bulmaması gerektiğini, bebek yağı kullanabileceğimi (Hastane doktorumuz losyon harici bir ürün vermemişti) belirtti. Ayrıca yine hastane doktorumuz ilk 3 ay damacana suyu ile yıkamamız gerektiğini belirtmişti, bu bilgiye güldü geçti " Çocuklar doğar doğmaz musluğun altında yıkanıyor ne damacanası" dedi. Haklı da..

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, yeni bilgiler edindikçe yazmaya devam edeceğim.
Tolga uyanmak üzere sabah sporumuz, masajımız ve oyunlarımız için uzun bir süre yine yokum:)

5 Kasım 2008 Çarşamba

4 Kasım 2008 Salı

Bugüüün Benim Doğuumm Günümmm:))


Bugün benim doğum günüm ama ilk doğum günüm ...Oğlumla yeni bir dönem başladığı, beni yeni bir hayat beklediği için bugün benim ilk doğum günüm aslında...
Fazla söze gerek yok, her zaman ki dileğimi yineleyeceğim, en önemlisi sağlık..Oğluşumla birlikte sağlıklı günler diliyorum...Hayat tüm yorgunlukluklara, zamanın tüm kötülüklerine, tüm üzüntülere rağmen çok güzel hele de sevdikleriniz sağlıklı ve yanınızdaysa, gerisi bomboşşş!!Paraymış, krizmiş boşverin sağlığınız yerindeyse hepsi elbet düzene girer.Şimdi oğlum uyandı kaçıyorum:) Sevgiler

1 Kasım 2008 Cumartesi

Aklıma gelenler...

Zaman geçiyor, Tolga bebeğim büyüyor... Artık çok daha keyifli, karşılıklı konuşmalı, eğlenceli, bol gülmeli günler başladı.Hayatımız yaklaşık 20 gündür daha programlı. Gece ile gündüz farkını öğrettiğimi düşünüyorum. Gündüz hep bol ışık bol gürültüde uyudu. Hiç telefonu yada televizyonun sesini kısmadım, ben nasıl güne başladıysam o şekilde alıştı Tolga da..Geceleri de tam aksine çok sessiz, çok az ışıkta uyudu. Altını açarken emzirirken hemen hemen hiç konuşmadım, gündüz ise aksine hep çok konuşarak, gülerek alt açma, gaz çıkarma, emzirme üçlüsüyle geçti. Ama neredeyse 1 haftadır geceleri altı açılırken hele de gazı çıkmışken ki rahatlıkla konuşmaya çalışması, çıkardığı seslere ve gülücüklere karşı koymak neredeyse imkansız:) Artık ben konuşuyorum biraz bekliyorum o da kendince bana cevaplar veriyor. Hele en komiği nerdeyse tüm hapşırıklarından sonra bizim ki gibi bir rahatlamayla "Ayyy" diyor. Gülerken en çok çıkardığı ses ise " Gıııı " yada
"A-Gıııı" :)
Tolga yüzüstü yatmaya bayılıyor, zaten yatar yatmazda uyuyor. Son günlerde her yüzüstü yattığında kafasını sürekli sağa sola oynatıyor, sanki uyku mahmurluğundan yapar gibi.
1 haftadır sütten biraz sonra kusmalara başladık, daha önce hiç çıkarmıyordu.
Her sabah temizlenme ve masaj seanslarımız var. Karnımız doyduktan sonra altımızı değiştiriyoruz. Bir süre açık bırakıyorum ve buna bayılıyor. Sonra bebe losyonumuzla bütün vücuduna masaj yapıyorum.Özellikle bacaklarına, ayak ve el bileklerine daha çok... Ayak parmaklarını tek tek ovuyorum, her yeri ayrı güzel ama o minik parmaklar vazgeçilmezim:)
Havalar bu kadar güzel giderken hemen hemen her gün dışarı çıkıyoruz.

Tolga ile Ayaz' ın birbirlerini ne zaman tam anlamıyla keşfedecelerini merakla bekliyorum:)İkisi bana göre çok ama çok özel çocuklar, iki kardeşin aynı gün çocuklarının olması bana hala çok ilginç geliyor:)

Artık yanımda bir not kağıdıyla gezmem gerekecek çünkü günler hızla geçiyor, Tolga da her gün yeni bir şeyler yapıyor ve ben yazmak için çok geç kalıyorum.

Bugün Belgrat Ormanında yürüyüş yaptık. Süt sağıp yola çıkarsanız en azından 2-3 saat kazanıyorsunuz, hava da güzel olunca pusetinde de alt değiştirme yapınca güzel ve bol oksijenli bir gün geçirebildik.