30 Aralık 2008 Salı

2008'in son günlerinde Tolga....


2008 yılı tabiki hep özel olacak. Geçen yıl bugün, oğluşum nokta kadarmış, içimdeymiş de haberim yokmuş...Bir yıl boyunca her günüm onu düşündükçe çok güzel ve heyecanlı geçti. Haberini aldım, 9 ay her anının keyfini sürdüm, doğdun, kucağıma aldım, her gün bir ilkini yaşıyorum ve bu yüzden çok şanslıyım.
2008 yılı kusursuz bir yıldı, bu yılda bebiş bekleyen, isteyen herkese Allah sağlıkla isteklerine kavuştursun, inşallah her isteyen bu mutluluğu yaşasın.

Yılın bu son gününde oğlumuzu ilk defa uzun süreli neredeyse tam bir gün bırakıp, eşimle eski günlerdeki gibi bir gün yaşadım. Sinemaya gittik. "Issız Adam"
Ben çok beğendim, müzikler, çekimlerin yapıldığı yerler, oyunculuk bence çok güzeldi.Filmin sonunda dökülen göz yaşları da oldu, özellikle Tolga doğduktan sonra ben de çok duygusal olduğum için ağlarım diye bekledim ama yok... Ne zaman film bitti, yazılar dönmeye başladı, sahnenin altına bir bebek geldi, ağzında emzik, 1-2 yaşlarında,aynı oğlum gibi bir bebek...Başladım ağlamaya:) Görenler filmden sanmıştır ama alakası yok:)
Bu dışarı çıkmalara ne kadar çok ihtiyacım olsa da evden çıktıktan 15 dk sonra burnumda tütüyor oğlum:(
Sinemadan sonra arkadaşlarımızla birlikteydik ama hem süt durumları hem de oğlumuzu özlediğimiz için koşturarak anneanneden kaptık Tolgamızı:)))

18 Aralık 2008 Perşembe

Oyuncak dünyasına ilk adım....


Tolga'm büyüyor...3 ayını doldurduğu günden itibaren renkli cisimlere ilgisi arttı. Artık çıngıraklarını 5 sn değil dakikalarca elinde tutuyor. Resimli kitaplarını inceliyor, sayfaları çevirdikçe zaten iri olan gözlerini daha da bir açıyor:)))ve dünyanın en sevimli şeyi iyice bir tatlı oluyor:)
Bugünlerde bir de uçmayı keşfettik. Ellerimizle havaya kaldırdıkmı kahkahalarla gülüyor, biz de eriyip gidiyoruz.
Hayatımın en kıymetlisi gün be gün büyüyor...
Bugünlerde biraz gelgit dönemlerim sanırım. O yüzden hiçbir arkadaşımı ziyaret edip yorup bırakamadım, bazen çok fazla yorgun, sıkılmış, keyifsiz hissediyorum bazen de çok iyi. İşte kötü dönemlerim arttımı yazasım gelmiyor.
Çocuk bakmak hiç kolay değil bunu bilerek yola çıktık elbet ama gün oluyor, uykusuzluk, o an canının çektiğini yapamamak, eskiden olduğu gibi hadi bir gezip geleyim durumlarının olmaması sıkıntı yaratıyor. Ama sonra dünyanın en harika iki gözü sana kocaman dişsiz ağzıyla gülünce herşey toz pembe oluveriyor.
İşte bu gelgitlerle geçiyor son zamanlar, ama iyiyiz çok şükür. Arayı açmadan görüşmek üzere...

5 Aralık 2008 Cuma

27 Kasım 2008 Perşembe

Geride kalan 3 mükemmel ay...

Zaman geçiyor, Tolga 3 aylık oldu bile..

Önceleri bebeğinizin ne zaman, hangi ses tonuyla ağladığında ne istediğini anlayacaksınız dendiğinde nasıl olacak bilememiştim ama artık Tolga bizi biz de Tolga' yı tanıyoruz. Ne zaman uykusu olduğu için, ne zaman acıktığı için, ne zaman sahteden ağladığını biliyorum:)

Her altı açıldığında iletişime daha açık oluyor. Ağladığı sırada altını açarsam bile hemen gülmeye başlıyor ve benim söylediğim kelimelere benzer sesler çıkarmaya çalışıyor. en çok Aşkııımmm diye uzattığımda benzetiyor:) Bunun dışında oğlum ve Tolga dediğim de daha farklı tepki veriyor sanırım en sık bunları söylediğim için aşina...Yeni gördüğü her yüzü çok dikkatli izliyor, özellikle dudakları...
Genzinden gelen o "Gııı, A-Gıı" seslerine, içimi eriten gülüşüne hissettiklerimi tarif etmem mümkün değil.

Eskiden 8 saat uyumayınca bütün günü sinirle geçiren ben, 4 saatlik bir uykudan sonra bile zinde olabiliyorum. Gecenin bir körü herhangi birşey tarafından uyandırılsam dünyam kararırken :) Tolga'nın o saatin bir köründeki gülüşü beni kahkahalara boğuyor:))O dişdiş ağzını kocaman açıp gülüşünü beynimin içine kazımak istiyorum.O an dünyada olup biten, canımı sıkan her konu siliniyor resmen.

Uykuya emziksiz dalmıyor, karnı tok bile olsa omu emerek uyuyor.Doğduğu günden beri kucakta sallanarak uyutmadığım için uykusu geldiğinde en sevdiği pozisyon olan yüzüstü şeklinde yatırıp kendi kendisine uykuya dalıyor ve ben her geçen gün ona biraz daha fazla aşık oluyorum. Ona olan sevgim her emzirdiğimde, her bana gülüp konuşmaya çalıştığında, eli parmağımı kavramışken göğsümde uykuya daldığında, ellerini iki yana bırakırıp huzurla uyuduğunda bana olan güvenini görünce, boynundaki süt kokusunu içime çektiğimde kat kat artarak devam ediyor.

Annelik ve çocuk sevgisi karnımdayken başlayıp, fedakarlıklarla, ilgiyle,özveriyle artıyor. Bu sevgiyle artan birşey de korku...
Onu sürekli kollamak istiyorum ama biliyorum ki bunun fazlası ona zarar...Sürekli geleceğini düşünüp endişeleniyorum, ama biliyorum ki o da bir şekilde ayağa kalkacak. Onu bir yandan hiç yanımdan ayırmamak istesemde kendi ellerimle itip, uçmasını sağlamak zorundayım... Neyse bunları düşünmek için erken...

Kısa aralıklarla anneme bırakıp, şöyle babayla başbaşa kalmayı özlediğimde bile sürekli ondan bahsediyoruz:)

Minik ellerini, uykudan uyanmadan önceki tıpkı elma kurdu gibi kıvrım kıvrım hareketlerini, meme emerken birden kafasını kaldırıp kocaman gülüşünü, minicik bedenini...Bazen hiç büyümesen istiyorum Tolga ama sonra da büyüsende ana-oğul gezsek, oynasak istiyorum çünkü biliyorum ki özellikle erkek çocuklarında bu süre kısa oluyor. Kısa sürede özgürlüğünü ilan edecek ve biz birlikte takılamayacağız:)
Neyse bunlara da çok var. Şimdi senin her anının tadını çıkarmalıyım.

Tolga şimdi 3 aylık.3 ay öncesini hatırlayamıyorum,zorlamıyorum da:) Hayatımın en zor, stresli, yorucu ama bir o kadar da kusursuz ve mükemmel 3 ayını yaşadım. Allah herkese bu duyguları nasip etsin.

Yazdan kalma bir gün...


Yazdan kalma bir gün geçirdik dün.. Fırsat bu fırsat dedik ve gittik Göztepe' deki Özgürlük Parkına...
Her yerde minik afacanlar koşturuyor, çocuklar için harika bir yer. Tabiki büyükler de unutulmamış. Yürüyüş yapanlar, gazetesini alıp cafede oturanlar, kum bahçesindeki çocuklar... Küçük bir tren hattı bile var, minikler bayılıyor resmen:) İçimden oğluşum da büyüse kumdan şekiller çıkarsa, sallansa diye geçirdim ama bir yanım da hiç büyümesin istiyor:)Biliyorum her anı farklı bir güzellikte olacak...

18 Kasım 2008 Salı

Offf moralim çok bozuk... Az önce anneannesine oğlumun dün akşamki banyo ve masaj seansını izletirken farkettim ki doğum videosunun üzerine çekmişiz:(((
Tamamı gitmesede benim hastane odasına gelişim ve oğlumu ilk kucağıma alışım silinmiş:( Acayip canım sıkkın... Bir daha geri gelmeyecek görüntülerdi.. Offfff OFffff

17 Kasım 2008 Pazartesi

İki kuzen yüzüstü yatmaya bayılıyor:)

7 Kasım

Kısa Kısa...

Yine ihmal ettim siteyi.Bu zaman zarfında Tolga doğduğu günden beri istediğim bir şeyi yaptım ve kendi bebeklik doktorum olan Kadir Tuğcu' ya gittik. Hastanenin çocuk doktoru, internet, kitaplardan edindiğim bilgilerler iyice allak bullak olmuştum ve bütün merak ettiklerimi sordum. Kadir Bey zaten oldum olası lüzumsuz yere ilaç verilmesine karşıdır benim de ilk sorum verdiğimiz gaz ilacına devam edip etmeme idi. Neo Baby adlı bir ilaçtı ve hiç gerek olmadığını söyledi, bu ilaçlar bağırsakları tembelleştirdiği için bir nebze rahatlama gibi olur ama siz gaz çıkartmasını becerebilirseniz zaten bu ilaca gerek yok dedi. Başından beri Tolga' ya zorunlu kalmadıkça hiç bir ilaç vermek istemediğim için hemen o gün kestim ve zaten o günden beri dayanılmaz hiç bir ağrısı olmadı. Bu arada anne ayak üşütürse bebeğe gaz olur falan gibi şeylere de inanmamı belirtti.
Kusması için bile ilaç veriyorlar şu an. Kusmanın iki sebebi varmış, biri çok emmesi, ikincisi çok sık aralıklı emmesi. İkisine de dikkat et, ilaç falan verme dedi.
Sütüm azalmıştı son günlerde, onun için de 3 şey söyledi.1-Emzirmeyi isteyeceksin, pozitif olup stresten, üzüntüden uzak olacaksın. 2- Dinleneceksin 3- Bol bol su içeceksin. Tatlılar, helvalar, bozaların sana faydası yok, onları da yediğinde susuyorsun aynı kapıya çıkıyor ayrıca yediğin-içtiğin hiçbir şey sütünün kalitesini arttırıp azaltmaz dedi.
Tolga yüzüstü yatmayı hep çok sevdi, Kadir Bey' de hiç bir sıkıntı olmadığını sürekli yatırabileceğimi söyledi, zaten internetteki daha önceki yazılarından bunu biliyordum.
Bir de şu giydirme işi iyice canımı sıkmaya başlamıştı ona da açıklık getirdi. Anneanne ve babaanneler sen üç kat da giydirsen dördüncüyü giydirir o yüzden onlar ne diyorsa tersini yap dedi:) Siz evde ne kadar kalınlıkta giyiniyorsanız bebek de o kadarla üşümez dedi. Ayrıca üşüme yaşlılarda en fazla, gençlere yaklaştıkça azalır dedi. Yani yaşlılar hep soğuktan şikayet eder ama bebekler de kan akışının hızlı olmasından dolayı en son bebekler de soymadığınız sürece üşüme olur dedi.
Bir diğer kafamı kurcalayan konu Rota virüsü aşısı idi. Hastanedeki doktorumuz illede verem aşısının olduğu gün yapılmalı dedi. Kadir Bey böyle bir zorunluluk olmadığını da anlattı ve biz bu kontrolde karma aşı ile rotayı aynı gün yaptık.

Sanırım şimdilik her konuda güvendiğim doktoruma devam edeceğim.

Günlerimiz bunun dışında aynı hızıyla devam ediyor. Hemen hemen her gün dışarı çıkmaya çalışıyoruz. Kimi gün 1 saat pusetle hava alıyoruz, kimi gün alışveriş bahanesiyle yine sokağa çıkıyoruz. Bu tempoya alışmasını istiyorum. Yani sabahtan akşama sürekli aynı havayı aynı rutini yaklamasından yana değilim. Buna rağmen yinede hemen hemen her gece aynı saatte yatmaya alıştı gibi. Bebeklerin düzeni, kuralları sevdiklerini okumuştum o yüzden aynı saatte yatırmaya, aynı satte yıkamaya özen gösteriyoruz.Verem aşısı nedeniyle 3 gündür yıkayamadık ama bugün banyosunu yapacak:) Kadir bey ayrıca her gün olmasa da gün aşırı banyo yapmasını, 3 günü bulmaması gerektiğini, bebek yağı kullanabileceğimi (Hastane doktorumuz losyon harici bir ürün vermemişti) belirtti. Ayrıca yine hastane doktorumuz ilk 3 ay damacana suyu ile yıkamamız gerektiğini belirtmişti, bu bilgiye güldü geçti " Çocuklar doğar doğmaz musluğun altında yıkanıyor ne damacanası" dedi. Haklı da..

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, yeni bilgiler edindikçe yazmaya devam edeceğim.
Tolga uyanmak üzere sabah sporumuz, masajımız ve oyunlarımız için uzun bir süre yine yokum:)

5 Kasım 2008 Çarşamba

4 Kasım 2008 Salı

Bugüüün Benim Doğuumm Günümmm:))


Bugün benim doğum günüm ama ilk doğum günüm ...Oğlumla yeni bir dönem başladığı, beni yeni bir hayat beklediği için bugün benim ilk doğum günüm aslında...
Fazla söze gerek yok, her zaman ki dileğimi yineleyeceğim, en önemlisi sağlık..Oğluşumla birlikte sağlıklı günler diliyorum...Hayat tüm yorgunlukluklara, zamanın tüm kötülüklerine, tüm üzüntülere rağmen çok güzel hele de sevdikleriniz sağlıklı ve yanınızdaysa, gerisi bomboşşş!!Paraymış, krizmiş boşverin sağlığınız yerindeyse hepsi elbet düzene girer.Şimdi oğlum uyandı kaçıyorum:) Sevgiler

1 Kasım 2008 Cumartesi

Aklıma gelenler...

Zaman geçiyor, Tolga bebeğim büyüyor... Artık çok daha keyifli, karşılıklı konuşmalı, eğlenceli, bol gülmeli günler başladı.Hayatımız yaklaşık 20 gündür daha programlı. Gece ile gündüz farkını öğrettiğimi düşünüyorum. Gündüz hep bol ışık bol gürültüde uyudu. Hiç telefonu yada televizyonun sesini kısmadım, ben nasıl güne başladıysam o şekilde alıştı Tolga da..Geceleri de tam aksine çok sessiz, çok az ışıkta uyudu. Altını açarken emzirirken hemen hemen hiç konuşmadım, gündüz ise aksine hep çok konuşarak, gülerek alt açma, gaz çıkarma, emzirme üçlüsüyle geçti. Ama neredeyse 1 haftadır geceleri altı açılırken hele de gazı çıkmışken ki rahatlıkla konuşmaya çalışması, çıkardığı seslere ve gülücüklere karşı koymak neredeyse imkansız:) Artık ben konuşuyorum biraz bekliyorum o da kendince bana cevaplar veriyor. Hele en komiği nerdeyse tüm hapşırıklarından sonra bizim ki gibi bir rahatlamayla "Ayyy" diyor. Gülerken en çok çıkardığı ses ise " Gıııı " yada
"A-Gıııı" :)
Tolga yüzüstü yatmaya bayılıyor, zaten yatar yatmazda uyuyor. Son günlerde her yüzüstü yattığında kafasını sürekli sağa sola oynatıyor, sanki uyku mahmurluğundan yapar gibi.
1 haftadır sütten biraz sonra kusmalara başladık, daha önce hiç çıkarmıyordu.
Her sabah temizlenme ve masaj seanslarımız var. Karnımız doyduktan sonra altımızı değiştiriyoruz. Bir süre açık bırakıyorum ve buna bayılıyor. Sonra bebe losyonumuzla bütün vücuduna masaj yapıyorum.Özellikle bacaklarına, ayak ve el bileklerine daha çok... Ayak parmaklarını tek tek ovuyorum, her yeri ayrı güzel ama o minik parmaklar vazgeçilmezim:)
Havalar bu kadar güzel giderken hemen hemen her gün dışarı çıkıyoruz.

Tolga ile Ayaz' ın birbirlerini ne zaman tam anlamıyla keşfedecelerini merakla bekliyorum:)İkisi bana göre çok ama çok özel çocuklar, iki kardeşin aynı gün çocuklarının olması bana hala çok ilginç geliyor:)

Artık yanımda bir not kağıdıyla gezmem gerekecek çünkü günler hızla geçiyor, Tolga da her gün yeni bir şeyler yapıyor ve ben yazmak için çok geç kalıyorum.

Bugün Belgrat Ormanında yürüyüş yaptık. Süt sağıp yola çıkarsanız en azından 2-3 saat kazanıyorsunuz, hava da güzel olunca pusetinde de alt değiştirme yapınca güzel ve bol oksijenli bir gün geçirebildik.

30 Ekim 2008 Perşembe

Sabır ve Sevgi

80'ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen 45 yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı.
Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.
O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu.
Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: 'Bu ne oğlum?'
Oğlu şaşkın, cevapladı: 'o bir karga baba.'
Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: 'Bu ne oğlum?'
Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: 'Baba, o bir karga'
Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu.
Yaşlı baba üçüncü defa sordu: 'Bu ne?'
Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü:
'O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?'
Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:
'Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?'
Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu.
Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.
'Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu.
Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu.
23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim.Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu.'


'Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyi davranmanızı
kesin olarak emretti.
Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara 'öf' bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.' (isra, 23)*

19 Ekim 2008 Pazar

Eskişehir' e Gittik, 40 Uçurduk....


Neredeyse 15 gündür yazamamışım. Geçtiğimiz hafta Eskişehir yolcusuyduk. Oğlum anne karnında alışkın olduğu sürekli seyahat etme durumuna daha 40' ı çıkmadan da devam etti. Tabiki çok tedirgindik, hem ilk uzun yolculuğumuz hem de hava açısından sürekli değişiklik gösteren, geceleri soğuk olan bir yere gitmek...Ama çok şükür korktuğumuz gibi olmadı. Hepimize iyi geldi.Oğlum kuzeniyle ilk defa biraraya geldi.Toprak' ımız neredeyse 2 yaşına yaklaştı. Onun doğuşunu bu yazı ile duyurmuşum, şimdi kocamaaan, sevimli, akıllı, komik bir çocuk oldu. Birlikte parka gittik, gezdik, oyunlar oynadık.
Anladım ki çocukların bu yaşı da ayrı bir keyifli çünkü saatlerce oyun oynadık vakit nasıl geçti anlamadık. Her an söylediğim bir kelimeyi kapıyor, komik şekillerde söylemeye çalışıyor, gülüyor, oynuyorsunuz.Tolga'mın da bu yaşlara gelip oyunlar oynayacağımız,parklara gideceğimiz zamanlarını hayal etmek ayrı bir güzel.

Veee 40'ımız oldu, geçti bile:)Çeşitli ailece koşturmalarımızdan dolayı ben bu konuyu planlayamadım, mecburen Ayaz'ıma yapılan mevlütten istifade ettik:))

Çok güzel geçti. Dua okumaya gelen bayanın Tolga'dan haberi yokmuş zaten biz misafir olarak gittik benim de böyle bir niyetim yoktu ama güzel oldu. Kadıncağız bir de Tolga'yı görünce şaşırdı ikiz mi bunlar dedi, e bir bakımada öyle sayılır, hem kardeş çocukları hem de aralarında 5 saat fark var:)
İki kuzen bol bol iyi dilekler, dualar aldılar.Allah hep yüzlerini güldürsün, birbirlerinden ayırmasın. İşte bu güzel iki meleğin haftasonları da böyle geçti..:))

6 Ekim 2008 Pazartesi

İlk Aşı...

Tolga bugün Sağlık Ocağı'nda ikinci topuk testini oldu.Allah korusun herhangi birşey varsa doğduğunda yapılan ilk topuk testinde bir şey çıkmasa da bu ikinci testte yakaladıkları da oluyormuş. Tahlili Çapa Tıp Fakültesine gönderiyorlar. Bir de ilk aşısı, Hepatit de yapıldı. Normalde ağlasa da gözünden hiç yaş gelmemişti ama iğne olurken yaşlar aktı gözünden, kendimi nasıl tuttum bilmiyorum.Alışman gerek diye diye tuttum. Sanki bana yapılıyor gibiydi, tekrar farkettim ki aklımda, dünyamda artık tek o var, herşeyin ama herşeyin önünde oğlum...

Hayatımın Anlamı 1 Aylık Oldu!

4.350gr. 56 cm
Oğlum, bitanem, Tolga' m bugün tam 1 aylık oldu:)
Her saniyesi birlikte dolu dolu geçtiği için ilk günkü resmine bakınca ne kadar fark ettiğini, yüzünün ne kadar değiştiğini, artık bir ifadesi olduğunu keşfedebildim.
Bu 1 ay ikimiz için de alışma evresiydi. Artık büyüklerden destek almadan, h.içi babadan destek almadan, geceleri tek başıma idare edebiliyorum. Banyosunu yine babamızla çok pratik bir şekilde yapabiliyoruz. Allaha şükür sütümüzde iyi geliyor, buzluğumuzu da doldurmaya devam..
Ben de yavaş yavaş az uyumaya, akşamüstü 16:00 gibi öğle yemeği yemeye:) iki dk.lık sakinlik arasında etrafı toplamaya, tek elle iş yapmaya alıştım.
Kısa bir sıkıltılı,bunalımlı evrem oldu ama çok çabuk toparladım, zaten bunu geçirmeyecek yeni doğum yapmış bir bayan var mıdır bilmem. Ama bu sıkıntıların çoğu yeterli miyim sıkıntıları,sütüm yeterli mi, yeterince idare edebiliyormuyum, iyi bir anne olabilecek miyim, aman hasta etmeyeyim.Zaten şu hasta olacak korkusuna etraftan herkesin üstünü örtme çabaları deli eden bir durum. Oğlumu üşütmeyecek kadar giydirdiğime emin olsam da o kadar çok ses geliyorki etraftan acaba mı diyorsun ve bu seferde terini üşütüyorsun.
Neyse bugün 1 ayı devirdik, ben oğluma, oğlum da bana alıştı. Birlikte gayet iyiyiz. Boynunun kokusuna, ipek tenine dünyaları veririm. Hele o sütünü içtikten sonraki ilk rahatlama, doyma anındaki bilinçsizde olsa mükemmel gülüşü, hangi ruh halinde olsamda kahkahalara boğuyor beni...Dünyanın en güzel, en değerli varlığı, minik kalbim, mucizim büyüyor ve her saniyesini izleme şansına sahibim, bundan daha büyük ne zenginlik olabilir ki...
Oğlum bayramda rahatsızlandığı için babaanneme götürememiştim, dün yani 1.ayında halamlara ve babaanneme gittik tabiki kuzeniyle birlikte:)
Eee bu ekip toplanırda 1. ay kutlanmaz mı?

4 Ekim 2008 Cumartesi

3 Ekim akşamı

Tolga yaklaşık 15 dakika ilgisini bir noktaya odaklayabiliyor,böyle bir anda da masal okuyabiliyorum:) Sesimi duyunca sakinliyor, sürekli konuşursam eğer o da aynı sakinlikte kalabiliyor. Yattığı yerde emziğini emerken uyuya kalabiliyor ama bazen de sıkıldığını emziği sürekli ağzından atarak belli ediyor, evin içinde sürekli gezinirsek yine susuyor, kucakta çok rahatlıyor ama ben 20 günlükten beri bilek ağrısı çekiyorum sanırım ters bir kucaklama hareketi yaptım.
------------------------------------------------------------------------------------

Bugün oğlum ve yeğenim ile Koşuyolu parkındaydık.Temiz hava ikisine de iyi geliyor. Son güneşli günleri kaçırmak istemedik ve bol bol güneş almasını sağladım.

-------------------------------------------------------------------------------------

Bugün yani 4 Ekim günü aynı zamanda annemin doğum günü. Doğumdan neredeyse bugüne kadar her gün bende kalıp, geceleri yarım saat fazla uyuyayım diye kendini binbir şekle sokup Tolga' yı oyalayan, gündüzleri o uykusuzluğa rağmen yarım saat bile oturmadan yemek yapan, eve çeki-düzen veren gece yine aynı tempoyla devam eden süper anneme ne kadar teşekkür etsem biliyorum eksik kalacak.
İyi ki benimlesin canım annem,birlikte daha nice yıllar geçirmek dileğiyle, seni çok ama çok seviyorum.

28 Eylül 2008 Pazar

Günler geçiyor...


Günler geçiyor oğlum her geçen gün büyüyor... Uzun bir süre her geçen gün oğlumda değişiklikleri keşfederek geçecek belli ki...
Herşeyden önce ikimiz de sağlıklıyız, birimiz genelde az uykuyla ayaktayız:)
Tolga doğduğu günden beri kendince bir program oluşturdu halen de onu uyguluyor. Gece yarım yada 01:00' de uyku, 04:00' de uyanma, alt değiştirme, emzirme, gaz çıkarma tekrar emzirme ve uyutmak için evin içinde bir kaç tur:) sabah 8:30 şanslıysak 9:30' da kalkma öğlen 13:00' e kadar aynı tur devam,13:00' de uyuma 1 bilemedin 2 saat uyku, akşam 17:00-19:00 yada 18:00-20:00 uyku, işte yine gece 01:00' e kadar ayakta:)
Bebeğim olmadan önce ve olduktan sonraki bütün düşüncelerin, önceden söylediklerinimin boş laf olarak kaldığını anladım.
Bebek uyumayınca yada çok ağlayınca çaresizlikten yapmayacağım dediğim herşeyi yapmak durumunda kalmak neymiş anlaşıldı, yani iş başa düşmeden kimse kimseyi eleştirmemeli:)Buna en iyi örnek emzik vermeye karşı olan ben, itiraf ediyorum ki 2gündür bunun nimetlerinden faydalanıyorum:( eğer yanımda bana yardım edecek kimse yoksa yani sabahları evde yalnızsam 8:30' da kalkan ve 13:00' e kadar yattığı yerde durmayan bebişim sayesinde kahvaltı edememekten dolayı kafayı sıyırma noktasına geliyorum. Böyle yanlız kaldığım gün ilk denemeyi yaptım ve bir mucize olduğunu gördüm:) yani hala çok zorda kalmasam vermemeye çalışıyorum ama insanı kurtaran birşey o kesin.
Günlerce yazmak için masanın başına otursamda yazacak çok şey olmasından ama bir türlü fırsat olmamasından dolayı yazamadım ve şu an aklıma gelenleri karışık olarak anlatmaya çalışacağım.
-----------------------------------------------------------------------------------
Tolga göbek bağını o kadar çok sevdi ki ancak 18.gün terkedebildi:)
-----------------------------------------------------------------------------------
Üstteki yazıya başladıktan 5 gün sonra tekrar kaldığım yerden devam ediyorum:)
Bu süre zarfında maalesef oğlumuzu hasta etmeyi de becerdik:( Çok şükür önemli birşey yok, nezle oldu. Burun tıkanıklığı,hapşırma, ara ara öksürük...2 gündür gözünün içine bakıyoruz ve maalesef serum fizyolojik harici bir tedavimizde yok, ateşimizde olmadığı için o yönde de ilaç kullanmıyoruz. Sanırım artık bu geceden sonra düzelecek.Hastalık nedeniyle gece doğru düzgün nefes alamadığından 2 gündür 2 saatte bir kalktık, eşimle ayakta uyuduk resmen bu yüzden bayram seyran anlayamadık.
Yinede oğlumuzla ilk bayramımızı evde kendi çapımızda geçirdik. Oğlum babasından ilk harçlığını aldı, kumbarasına attı bile:)
3 gün sonra tam 1 aylık olacak Tolga... 1 ay olmadan kuzenine, Ikea' ya, babaannesi ve hastaneye gezileri oldu bile.Ve kendisinden 5 saat küçük olan kuzeni de bayramda el öpmeye geldi.İkisini yan yana seyrettikçe büyüyüp ortalıkta koşturmalarını, top oynamalarını hayal ediyor insan.

19 Eylül 2008 Cuma

Tolgacık 15 günlük:)


Çocuk doktorumuzla tanışma zamanımızdı...Tolga bugün itibariyle 3.420 gr. 54 cm baş çevremizde 1 cm artarak 37 cm olmuş. Kilomuz, reflekslerimiz gayet iyi. D vitamini takviyesi ile ilaçlı günler başlıyor, bununla birlikte Allah korusun kolik olursak, ateşlenirsek diye hangi ilaçları alacağımız ve nasıl kullanacağımız hakkında da bilgi aldık.
Tolga' nın sağlığı iyi de bu uykusuzluk ne olacak bilemiyorum.Her gece saat 01:00' de uyumayı alışkanlık edindik, şanslıysak 3saat değilsek 1,5 saatde bir kalkarak deyim yerindeyse sabahı tam sabah ediyoruz. Uyandıktan sonra da yine öğlen 13:00' e kadar uyut uyutabilirsen. Neyse şikayet yok, napalım bu gazlardan kurtulamıyoruz:)

12 Eylül 2008 Cuma

İlk Kontrol

11 Eylül Perşembe günü Tolga' nın ilk konrolü vardı. Sarılık testi yaptırdık böylece bende 6 günün sonunda sokağa adım attım, hayatımda bir rekor:)
Hastaneden çıkarken sarılık oranımız 8 olup dün 13 çıktı, 18 ve yukarısını bir gece yatırıyorlar böylece biz evinin yolunu tutanlardan olduk çok şükür:)
Bunun öncesinde kana dayanamdığım için, artık anneyim kendimi tutmalıyım diyerek oğlumdan kan alınırken bakacağım diye tutturdum ama yok, yine yapamadım:(
İnsanın canı nasıl acıyor, içi nasıl çekiliyor anlatamam. Ağrı eşikleri henüz çok yüksek olduğu için çok birşey olmadı ama annesinin acemiliğinden, bezinden çişler fırladı ve üstü başı battı, biz de ilk bebek çantamızı iyi hazırladığımız için kendimizi tebrik ettik:)
Bunun dışında doğumda 3.190 olan oğlum hastaneden 3.005 ile çıkmıştı, dün itibariyle 3.110 olmuş, 80 gram eksiğimiz var doktoru iyi buldu, sütümüz yetiyormuş, günde 3lt. suya devam...
Haftaya 15 günlük olacak, bir kontrolü daha var.

Hastaneden çıkarken yeğenimi göreceğim diye tutturdum ve işteee sonuç:))5 saat arayla doğan iki kuzen:))

Bu arada Tolga artık 1 haftalık:)

9 Eylül 2008 Salı

Doğum Hikayemiz...

5 Eylül cuma günü Tolga' nın olduğu kadar annesinin de doğum günüydü. Yepyeni bir hayata tek vücut olarak başladık. Şu an itibariyle hala sanki yıllardır onunla birlikteymişim gibi hissediyorum. Nedense hiçbir şaşkınlık yaşamadım. Hep bildiğim bir surat bana bakıyor gibi. Ama bir gerçek var ki mucizenin ta kendisi. Zaten başka da ifade edilebilecek bir kelime yok. Bir bebeğin dünyaya gelmesi, evreleri ve şu an kucağımda olması, kanımdan olması, büyümesini sağlayacak her şeyi benden alıyor olması, mucizeden başka ne olabilir ki..

Gelelim doğum hikayemize:

Bizimkisi uzun süre unutulmayacak bence, nedeni ise Tolga' nın kuzeniyle aynı gün doğmuş olması.Evet abimin bebişi, halasının bitanesi Ayaz da 2 hafta önce davranarak normal doğumla kuzenine yetişmek istedi ve aynı günü seçti:))

5 Eylül cuma sabahı hastenede 6.30' da olabilmek için saatimizi 5 ' e kurduk. Son bir haftadır zaten uykusuzduk o gecede zor uyudum, çok ama çok karışık duygular, ifadesi mümkün değil. Ama sabaha karşı saatin sesi değil abimin telefonuyla uyandım.
Hastaneye çoktan geldiğini, önce kim baba olursa yemek ısmarlayacağından bahsediyordu:)) Yengemizin suyu gelmiş ve çoktan yeğenim yola çıkmıştı.
Sanırım böyle heyecanlı bir sabahta beni hiçbir şey bu kadar güldürüp, keyifle hastane yolunu tutturamazd:)
Sürekli hadi canım dedim durdum:)
Sabahın o köründe trafik de olmadığı için tam vaktinde hastanedeydik. Odamıza yerleştik, süslerimizi hazırladık. Kısa bir süre sonra hemşireler geldi, o iğrenç yeşil ameliyat elbisesini giydirdiler, insan o vakte kadar gergin değilse bile bu elbise sayesinde olur:) Tahliller için kan alındı, son hazırlıklar yapıldı, anestezi uzmanı ve doktorum kısa bir konuşma yaptı, fotoğraflarımız çekildi ve ben kısa süre sonra ameliyathaneye doğru yola çıktım. Oldukça soğuk bir yer, bir de sizin ellerinizi ayaklarınızı bağlıyorlarsa iyice zangır zangır titriyorsunuz. Kısa bir süre sonra sanki çakır keyif olmuşum gibi başım döndü ve hayatımın belkide en güzel uykusuna daldım, sanki cennet gibi havalarda uçuyordum,yeşillikler, gökyüzü oldukça soft bir rüyaydı tam anlatılması da güç ama çok huzurluydu. Gözümü açtığımda oğlum nasıl demek istiyorum ama ses çıkmıyor, doktorlar yüzüme baksın diye bekliyorum, konuşmaya çabaladığımı görsünler diye ama yok herkes kendi telaşında, yavaş yavaş açıldım ve meğer ondan önce ne zaman uyutacaksınız demişim onun üzerine herşey bitti bile oğlunuz çok güzel dediler ve ben başladım ağlamaya,sinirlerim boşaldı demek, sonra koridorda beni bekleyen bir sürü kişi...Önce babamı gördüm hemen el salladım, yazık o da beni çok merak etmiş, odama geldim oğlumu gördüm, hemen kucağıma verdiler ama okadar çok ağlıyordum ki tutamayacağım dedim, hemşire bir süre daha bekledi, sakinleştim, ilk kez emzirmeyi denedim. Ve işte konuşmalar, gelenler, gidenler...

Genel anestezi ile sezeryan hakkında ya çok kişiden bilgi aldım ya da çok korkutuldum bilemiyorum ama hiç de korkulacak bir şey değil hatta iyiki böyle yapmışım diyorum. İlk günden itibaren yürümeye başladım, sütüm hemen geldi vs. şu an hamile olan arkadaşlara şunu diyebilirim ki kimseyi dinlemeyin,kimsenin doğumu sizinkiyle bir olmayacak. Benimki çok iyi geçti, yengemizin normal doğumu da 10 saat sürdü ama epidural vs derken o da bir şekilde doğurdu ve rahat, her iki ameliyatın da kendine göre sıkıntıları var ama hepsi geçiyor, öyle iyi bakılıyorsunuz ki siz acı çekmeden zaten ağrınızı kesiyorlar. Ben şimdi 10 gün boyunca uykusuz gecelerime üzülüyorum halbuki rahat bir ameliyatmış.

2 gece kaldıktan sonra evimize çıktık, bu arada sünnetimizi de hallettik:)
Şu an herşey iyi Allaha şükür, birbirimize ve evimize alıştık:) daha da iyi olacak.
Bu 9 ay süresinde kendimce ve duyduklarım neticesinde uygulayıp, faydasını gördüğüm görmediğim konuları, doğumdan sonra yaptıklarımı ve ilk 5 günü en kısa zamanda özetleyeceğim ama benim minik canavar uyanmadan 1 saat dinlenmem gerek:)

Şimdilik bu iki tatlı kuzen ama ikiz gibi olacak olan bebişlere bol bol dua istiyorum:)
Siteye yorum bırakan, arayan soran herkese sonsuz teşekkürler, en kısa zamanda ziyaretinize geleceğim:) Sevgiler

8 Eylül 2008 Pazartesi

Oğlum, aşkım, herşeyim, Tolgacığım....


Oğlum Tolga nihayet aramıza katıldı.İlk fırsatta uzun uzun yazmak istiyorum ama şimdilik bizi merak eden, arayan, gelen, buradan takip eden tüm sevdiklerimize iyi olduğumuzu haber vermek istedim.
Oğlumuz 5 Eylül cuma günü saat 7:59' da dünyaya gözlerini açtı. 3.190 gr. ve 50 cm boyuyla, lacivert, harika iri gözlerle, tam anlamıyla %50 annesi %50 babası olarak kucağıma geldi.Geldiği andan itibaren de kendisine hayran bıraktı.
İkimiz de çok iyiyiz, bize dua eden herkese teşekkürler ama dualara devam, nazarlar değmesin, sağlımız yerinde olsun diye:)
Herkese sonsuz teşekkürler (biraz daha uzun vaktim olduğunda ayrıntılar ve yeni fotolarla buradayız:)

4 Eylül 2008 Perşembe

Buluşmaya 10 saat....


Sadece 10 saat kaldı...Hayatımın bir daha hangi evresinde bu kadar karmaşık duyguları birarada yaşayacağım bilemiyorum ama şu an kelimeler gerçekten yetersiz kalıyor.
Onu görmeyi, kucağıma almayı, koklamayı çok ama çok istiyorum, sonra karnımın bu şeklini, aniden göğüs kafesime doğru tekme yemeği, ayağını neredeyse çıkacak kadar net şekilde itmesini de bir o kadar özleyeceğim.
Sonra malum düşünceler, yeterince sabırlı olabilecek miyim, güler yüzlü, mutlu bir çocuk olacak mı? Stresli dönemlerde, her kafadan çıkan seslere tahammül edebilecek miyim vs...
Yaşayıp göreceğiz tabiki başka yolu yok..
Şu an en önemli şey çok kısa bir süre sonra oğlumu kucağıma alacak olmam.
Bu ara en net aklıma gelen şeyler, "Allahım ben ne zaman tekmelerini hissedeceğim" ve "Off zaman hiç geçmiyor" cümlelerim...Öyle de bir geçiyormuş ki...

27 yıllık hayatım boyunca ama özellikle bu son 9 ayın her gününde kan ter içinde kalana kadar her şeyime koşan, koşmaya devam eden, her anında daha ne yapabilirim diye çırpınan, bana göre dünyanın en mükemmel, en fedakar annesine, anneme sonsuz teşekkürler... Sen olmasaydın gerçekten şu an bu kadar rahat her işe yetişemez ve bu kadar güzel şeylere sahip olamazdım. Bir gün bile of demeden her işe koştun canım annem.
Nerede okumuştum hatırlayamıyorum ama şuna benzer bir söz vardı:" Anneler ile kızları yaşları ilerledikçe dünyanın en iyi arkadaşı olurlar" Gerçekten zaman zaman geriye dönüp bakmayı hiç sevmesemde tek ama gerçekten tek üzüntüm o deli dolu zamanlarda yaptığım abuk subuk seçimlerden ötürü seni kırdığım ve tartışmaya sebep olduğum zamanlardır. Zamanı geri alabilsem tek o dönemi silerdim.

Sevdiğim adam, eşim, birtanem...Daha dün gibi seninle "Şuralarda paytak paytak koşsa nasıl olur" diye düşünüp acaba mı dememiz... Ve şimdi o paytak adamın aramıza katılmasına saatler kaldı...Sen gerçektende çok iyi bir baba olacaksın, Tolga da çok şanslı bir çocuk...

Offf yine niye duygusallaştım, tövbe yarabbim veda konuşması gibi oldu, değil sakın haaaa:)) Sadece uykusuz bir gece daha ve içimden geçenler....

Canım ailem sizleri örnek alarak kurduğum çekirdek aile artık gerçekten adına yakışır bir hal alıyor, sizi çook seviyorum.

Vee oğlum, sanki yarın olacakları bilirmişsin gibi günlerdir geceleri kıpırdamazken şimdi karnımın her yerinden itiyorsun:) Ama itmeye devam et, et ki ben her hareketini hafızama kazıyayım, et ki annecim sadece seninle benim aramda olan o özel bağı biraz daha hissedeyim.
Umarım günün birinde sen de benim dediğim gibi "İyiki sizin gibi anne ve babam varmış" dedirtecek duruma geliriz, umarım hayatında herşey arzuladığın gibi gelişir, hep mutlu, güler yüzlü ve sağlıklı olursun.

Artık uyuma vakti çünkü sabahın 5'inde kalkıp, 6' sında yollarda olacağız ve kısmetse 8,30 civarı ben de ayılmış olacağım. En kısa zamanda da, aylardır diğer takip ettiğim bloglardaki gibi kendi doğum hikayemi de yazağım.
Şimdiden, yanımda olan, iyi dileklerini eksik etmeyen, yeni dostluklar kuran tüm blog arkadaşlarıma da iyi dilekleri için teşekkürler, sevgiler, em kısa zamanda görüşmek üzere...

27 Ağustos 2008 Çarşamba

39.Hafta

Nasıl geçti, nasıl ilk haberini aldım, nasıl ilk tekmelerini hissettim....12 gün...
9 ay bitti kaldı 12 gün...Karışık duygular içindeyim şu an...Biraz da uykusuz...
Aklımda olmayan kararlar vermek zorunda kaldım ama hayırlısı buymuş diyorum, o sağlıkla gelsinde ne şekilde olursa olsun.
Bazen şimdi olsa diyorum, hemen yanıma alsam, bazen de karnımın bu görüntüsünü özleyeceğim gibi geliyor. İnsan gerçekten her duruma her zaman uyum sağlıyor, işte 9 ay önceki halimi hatırlamıyorum bile, sanki hep böyleydim.
Şu ara herşeyden korkuyorum, biliyorum herşey güzel geçecek, ama sonrası da ürkütücü, iyi bir anne olabilecek miyim?İyi bakabilecek miyim?Nasıl bir geleceği olacak? Mutlu, güler yüzlü, keyifli bir çocuk olacak mı? Ne bileyim işte bir sürü şey, bunlar ve kilolar yüzünden uykusuz geceler geçiyor.
Hayatımda hiç ameliyat olmadım, şimdi 10 kişilik bir ekip, narkoz, sonrası....
Sonrası oğlum, Tolgam, yanımda olacak, sağlıkla... Kime benzeyecek, nasıl olacak...
Herşey çok yeni...

8 Eylül... Şimdilik tarihimiz bu, pazartesi son kontrolümüzden sonra netleşecek ama büyük ihtimal 8 Eylül günü kollarımda olacaksın oğlum, herşeyim, hayatımın yeni anlamı, bu günden sonra hayatımın sonuna kadar beynimin ve kalbimin tamamını meşgul edecek, hep minik kalbim olacak oğlum...

20 Ağustos 2008 Çarşamba

37+0

35+0

Aslında yukarıdaki resim 2 hafta önceye ait sanırım yine büyüdü karnım, artık hızına yetişemiyorum:)

Daha karnımdan çıkmadan bir çok şeyini özleyeceğimi anladım. Unutmamak için de bugün onları yazmak istedim.

Sabah benimle birlikte uyunıp, ilk içtiğim suya tepkini,
Yemek yerken içeride fıldır fıldır dönmeni,
Dondurmaya olan en az benim kadar düşkünlüğünü:)
Biraz yorulupta şöyle bir ayaklarımı uzatayım der demez hareketlenmeni ve topuğunu dışarıdan görülecek kadar sert bir şekilde itişini. O sertliği hissetmeyi, ben onu ovarken hemen ayağını çekmeni, çok ama çok özleyeceğim.
Hele dün akşam bir an gözüm karnıma takıldı Allahım ilk defa bu kadar şekilsiz bir karın gördüm önce ürktüm, meğer sen öyle bir şekle girmişsin ki karnım sağa yatmış ve dik bir tepe gibi olmuş:)
Bazen sessiz kaldığında, yahu en son ne zaman oynamıştı benim oğlum diye merak edip, seninle konuşur konuşmaz yada bir-iki karnıma dokunduğumda hemen ben buradayım dercesine hareketlenmeni,
Televizyondan gelen ani bir sese yada müziğe karşı tekmelemeni, konser sırasında hiç durmadan tekmeleyip, parça bitimlerinde hareketsiz kalmanı,
Hıçkırmanı:)
Ani seyirmelerini çok özleyeceğim şimdiden eminim.

Ama yine de çoğu zaman özellikle minik bodylerini severken bir an önce gelsede her gün yeni yeni şeylerini giydirsem, banyo yapsak, pusetinde uzun uzun gezsek diyede iç geçiriyorum ve sonra her saniyenin kıymetini bilmeliyim diyorum.Çünkü gerçekten çok az kaldı.

Geceleri rüyalarım sadece ameliyat, ameliyat sonrası vs. gibi sıkıcı, bazen ürkütücü, bazen rahat geçiyor ve ben hep normal doğum diyen biri olarak son 1 aydır nasıl olduda şimdi sezeryan olsun bitsin diyen biri olup çıktım bilemiyorum.

Ne olur ne olmaz diye biz her işimizi hallettik bile. Hastane çantamız, şekerlerimiz, anneannemizin yaptığı kapı süsümüz, odamız herşey hazır. Bebişin pusetini sonradan bana kolaylık olsun diye arabaya yerleştirdik bile, hatta geçen gün hastaneye yol tatbikatı için gittik:) İyiki de gitmişiz ben hep arabasız oralarda olduğum için araba yolunu karıştırdım, neyse iyice bir turdan sonra alternatif yollarda bularak başarılı bir tatbikat gerçekleştirdik:)

Hastane çantası hazırladım ama hep bir şeyler unutmuşum gibi geliyor bazen de çok şey koyduğumu düşünüyorum çünkü hastane, kapı süsünden bebek bezine, kıyafetlerine, terliğinden saç fırçasına kadar veriyor.Yine de benim yanıma aldıklarım.

. Çamaşır, emzirme sütyeni
. 3 tane gecelik, sabahlık
. Çorap
. Hijyenik bağ
. Bebek için: Body, tulum, örtü, çorap, eldiven, şapka, bez
. Kırmızı kurdelem:) diş fırçası, deodorant, fırça
. Göğüs kalkanı
. Göğüs pedi

Sanırım bu kadar, tecrübeli annelerden eksiklerimi belirtmelerini rica ediyorum:)

8 Ağustos 2008 Cuma


Gittik, geldik....
Benim en sevdiğim yer, Altınoluk' daydık. İlk gün büyük bir özlemle koştura koştura Şahin Tepesindeki kahvaltıcımızdaydık. Nefis bir menü artı eritilmiş kaşar ve eşsiz bir manzara...Kaz dağlarının bol oksijeni eşliğinde harika bir şekilde güne başlamışken ne olduğunu anlayamadan bir ağrıyla boğuşurken buldum kendimi. Sancı olmadığını biliyordum ama tarifde etmek mümkün değil, bütün karnımı kaplayacak şekilde bir baskı, sızı... Doktorumun tavsiyesiyle o günü sadece su,ayran ve bol dinlenerek geçirdim, sonunda da geçti. Sanırım oğlum yer değiştirdi o esnada da mideme veya başka bir yere bir baskı oldu, neyse bununla kaldı çok şükür.

Harika bir 4 gün geçirdim. Her akşam ve sabah yürüyüş, her gün denizde kendime göre belirlediğim mesefaler arası yüzme, biraz da yemekten kısınca bu ayı 2 kiloyla atlattım, ama bir kilosu da Tolga' nın yani 1 kilo almışım:) keşke geçen aylarda da sıkabilseymişim kendimi...

Tatil dönüşü acaba erken gelirmi korkusu sardı ve hemen kalan işlerime gömüldüm. Bunlardan ilki hastanede ziyaretimize gelecek dost ve akrabalarımız için daha önceden aldığım malzemelerden şeker kutularımı yapmaktı.
Şimdi bir tek içlerine sipariş ettiğim badem şekerlerinin yerleştirilmesi kaldı.

Dün rutin doktor kontrolümüz vardı. İlk kez NST'ye bağlandım ve yine ilk kez oğlumun kalbinin sesiyle tanıştım. O an dünyada bundan daha güzel bir ses olamaz gibi geliyor:) Herşey normaldi. Oğlum 2 kilo 570 gram olmuş geçen aya göre tam 1 kilo almış, baş, göbek çevresi herşey normal ilerlemesinde. İyi beslenmiş dedi doktorumuz. Ne çok kilolu ne zayıf doğacak dedi tam istediğim kiloda gidiyor dedi.
Vee oğlum, annesi ve anneannesine bir sürpriz yaparak dil çıkardı:)))))
Yüzü çok tombikti ama bu aylarda olurmuş zaten. Doktora göre Ağustos'da beklemiyoruz kısmetse 12 Eylül civarı, bakalım bir ayımız daha var.
Bununla birlikte oğlumun yeri daraldığı için en ufak hareketi belli oluyor. Sürekli kıpır kıpır artık üstümde ne varsa bile karşımda oturan biri rahatlıkla anlıyabiliyor:) Bende tadını çıkarıyorum:)

Doktor dönüşü oğlumun kıyafetleri yıkandı, ütülendi. Tabi ben bu kadar özet geçtim ama işin aslı öyle değil. Anneanne ile bilikte canımız çıktı hadi şunuda yapalım bunu da derken evi iyice bir temizledik. Bu esnada ben sırf bodyleri yıkadığım halde bir makina ütülecek kıyafet oldu. Meğer ne çok şey almışız, inşallah Tolga giyinip soyunmayı sever de bende bol bol zevkle aldıklarımı giydirebilirim. Bu kadar kıyafet olunca artık yakınlarıma hiç bir şekilde kıyafet getirmemelerini söylüyorum ayıp değil ya napalım:) Bunun yerine oğlum için eğitici oyuncaklar, egzersiz aletleri vs. renkli masal kitapları, ilk kelimeler gibi kitaplar.. bu tür şeyleri söylüyorum. Evlenirken de böyle yapmıştım böylece hiç birşeyden iki tane gelmemiş ve kullanmayacağım şeylere sahip olmamıştım.

Bu yorgunluğun üzerine Fahir Atakoğlu' nun konseri harika geldi, harikada ne kelime MUHTEŞEM...Konserde ayrıca Nilüfer, Sertap Erener, Levent Yüksel veee Tarkan' da birer şarkı söyleyince keyfimize diyecek yoktu:))

1 Ağustos 2008 Cuma

Kısa süreliğine.....


Ne kadar farklı yerlere gitsem de benim için yeri hep ayrı olacak, en huzur bulduğum, en temiz havaya sahip, "cennet köşeme" çok kısa bir süreliğine tatile gidiyorum. Tolga'sız son tatilimiz...Gelince doktor kontrolümüz var, iyi haberlerle burada olacağım inşallah. Görüşmek üzere...

29 Temmuz 2008 Salı

35.Hafta

İnanılır gibi değil....Bu günler nasıl geçecek diye düşünüyordum, ah bir tekmelese diyordum ve şimdi geldik 35. haftaya, miyadımızı doldurursak 6 hafta kaldı demek...

Günler artık çok ama çok hızlı geçiyor, Tolga' mın odası hazır ama bir 15 günlük süreçte kıyafetlerinin yıkanıp,ütülenmesi işleri var sanırım en keyifli işte bu:)

Önümüzdeki hafta son bir 4 günlük tatil kaçamağından sonra hastane çantamı da hazırlayacağım.Şimdilik 2 gecelik, 2 sabahlık, 1 pijama takımı ve kırmızı kurdeleden oluşuyor:)

Oğlumun tekmeleri artık doruk noktasına ulaştı. Karnımı öyle bir itiyor ki oturduğum yerde aniden dikiliyorum. Artık dönüyormu, hangi şekilden şekile giriyorsa karnımın içini oyuyor gibi, bu da biraz acı vermeye başladı.Ne zaman tekme atacak diye düşünürken şimdide bundan dert yanmak istemediğim için ağzımı çok da açmayacağım ama sanırım oldukça yaramaz bir Tolga dünyaya gelmeye hazırlanıyor:) Bu sayede peşinden koşarken aldığım kilolar da gider artık:)

Gece yataktan kalmak iyice zorlaştı, dizlerimin üstünde duramıyorum, sanırım vücut kiloyu artık taşımıyor.

Rüyalarım yavaş yavaş ameliyat masasında son bulmalı hale geldi, çok düşünmek istemiyorum ama her iki doğum şekli de beni fazlasıyla geriyor o yüzden doktorum ne derse o olacak. Rutin kontrolümüz 9 Ağustos tarihinde sanırım o gün ilk NST' ye gireceğim.

Dün gece durduk yere bıçak saplanması gibi bir ağrım oldu ama kısa sürdü, bu bir yalancı sancımı yoksa önemsiz birşey mi hiç bir bilgim yok.

Beni en çok keyiflendiren Tolga' nın hıçkırıkları,nedense sinirim bozuluyor:))) komik birşey ama çok da sağlıklıymış bu hareket.

Bazen artık gelse diyorum, her gün ona yeni giysilerini giydirsem, yıkasam, pusetle gezsek istiyorum bazen de işte ameliyattı, uykusuzluktu lafları kulağıma gelince böyle iyiyiz biz kal kalabildiğin kadar içerde diyorum:)

En çok da, sevdiğim kişiyle benim karışımımın nasıl birşey olacağını merak ediyorum yani tabiki öncelikle sağlıklı olması ama nasıl bir tipi olacak merak içindeyim:)

Bu süre zarfında iki hafta önce SSK' den izin açırma meselesini de hallettim. Allahtan korktuğum gibi çıkmadı da kısa sürede bu işte bitti. Ayrıca çok geç olmasada sağlık ocağından ilaç yazdırma, muayene vs. işlerini kullanmadığıma da üzüldüm. Yani tamam güvenilir bir doktor bulmak çok önemli, muayene için hala düşünürüm ama ilaç yazdırma gibi işleri kullanmalıymışım, geç de olsa başladım. Demir ve vitamin gibi sürekli tükettiğim ilaçları bugün karnemi yanıma alarak sağlık ocağında yazdırdım ve eczaneye hiç para vermeden çıktım. Özel sağlık sigortam %80 ödemeli olduğu için az da olsa bu miktarı ben veriyordum ve bir de poliçe zamanı çok fazla harcama yapmışsınız diye yüksek miktarda sigorta yenilemeyle karşı karşıya kalıyorum. Kısmetse bebişin aşılarını da burada yatıracağım.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Tolga' mızın Odası Hazır


Tesadüfen sitemizi ziyarete gelen Melek Kokusu oğlumun odasının hazır olup olmadığını, ne zaman başlamalı gibi sorular sormuş. Ben de ne zamandır iyi bir temizlik olsada bebişimin herşeyini bir güzel yerleştirip resim çeksem istiyordum bu bahaneyle işte oğlumuzun, pardon Tolga'mızın odası...

Blogu takip edenler bilir, biz müjdeli haberi aldığımızın ertesi günü, hangi odayı bebek odası yapacağımıza karar vermiş ve Bauhause' dan odası için bordür seçimi yapmıştık:) Kalan rulodan bir iki araba resmi keserek de aldığımız gece lambasına yapıştırdık. Bu arada anlayacağınız üzere cinsiyet belli değilken arabalı bordür aldık. Bunun şöyle bir açıklaması vardı: perdelerimiz yeniydi ve en sevdiğimiz renk turuncu olduğu için bu bordür tam oldu, e ayıcıklı falan dedik kızımız olsada çok büyük bir değişiklik olmayacaktı hem zaten kızımız olsaydıda Barbie'li falan şeylerden nefret ettiğim için öyle süslemeyecektik.

Bebek odası için düşündüğümüz odada daha önceden bir dolap yaptırmıştık bu durumda komple bir bebek odası takımı almayı başından beri düşünmedik.. Onun yerine bu dolaba uygun neler alabilirizin peşine düştük, bir iki yapışkanlı süslerle de dolabı çocuk odasına göre uydurduk ve içerisinde bir kısmı bebişe ayırdık.Ayrıdık ayırmasına da anneannesi bu kadar hamarat olunca o dolabın hiçbirşeye yetmeyeceği anlaşılmış oldu. Diktiği birbirinden orjinal yatak örtüsü ve pikeler bir başka postda yayınlarım artık.
"İkea Evimizin Herşeyi" oldu gerçekten:) İşte bu 3 çekmece ısmarlama yapılan dolapla birebir uyumlu oldu. Yine çekmece üzerlerine dolapla uygun süsler yapıştırdık. İçlerini sanırım 3 yada 4.ayımızda doldurmuştuk:)

Uzun, uykusuz gecelerde kıvrılmam için ve bebişi emzirirken de kolaylık olsun diye yine Ikea' dan bu koltuğu aldık, aslında bembeyaz olan bu koltuğa yine IKea' dan aldığımız örtüyü serdik hem renk verdi hem biraz daha uzun süre temiz kalabilecek.

Oyun parkımız Chicco' dan. Önce ürünü beğendik sonra internette en ucuza satan siteyi bulup sipariş verdik. İlk 3 ay odamıza alacağımız için tekerlekli böyle bir modeli seçtik, tatile gitmeyi de çok sevdiğimiz için yanımızda götürürüz diye düşündük. Ama her şekilde korkuluklu bir yatak alacağız.

Yine Ikea' dan aldığımız ve üzeri şimdilik bebek bakımı ile ilgili kitaplarla dolu ama daha sonra birbirinden güzel masal kitapları ile dolu olacak raf, dönence....

Erin'in odasında görüp çok beğendiğim halımız.

Son olarak yine Ikea'da tanesi 1 YTL' den satılan bu minik oyuncaklardan aldım her birine, içerisindeki renklerden kurdele dikip onları da perdeye çıt çıt dikmek suretiyle astım.Daha önceden bu oda için tasarladığım ve yepyeni duran perdemi bu şekilde renklendirerek çocuk odasına uygun hale getirdim.

Veeee, işte odamızzz

14 Temmuz 2008 Pazartesi

31.Hafta Geride Kaldı...

Rutin doktor kontrolümüz vardı. Oğlumuz 1.600 kg.:) kocaman olmuş bize göre:)
Herşey güzel gidiyor çok şükür, sağlımız yerinde. Annenin ise sağlığı fazlasıyla yerinde çıktı :) o yüzden rejime girdik:)Evet kiloda biraz abartmışız son güne kadar iyi bir diyete girdim maalesef:( Neyse sağlımız yerinde olsunda elbet vereceğiz kiloları diye avutuyorum kendimi:)

Oğlumun hareketleri hızlandı, sertleşti:) Geceleri çok sık uyanmaya başladım sağa sola yatışlarda durmadan tekmeliyor, itiyor ve ben uyuyamıyorum. Sanıyorum ilerleyen günler için antreman yapıyoruz:)

11 Temmuz 2008 Cuma

Leyleği havada gördük...


8 aylık hamile olarak 1 haftaya neler neler sığdırdım ben bile şaşıyorum şu an. Bir haftada Marmaris, Datça ve Bodrum turu yaptık, nefis koylarda yüzdük, harika yerler gördük. Gittiğimiz, kaldığımız yerleri de yazıyorum ki henüz tatil planı yapmamış olanlara belki yardımcı olur.

1.gün Marmaris Gülşah Pansiyon' da kaldık. Pansiyon Marmaris merkez' de, odalarda klima var ve denize çok yakın ancak Marmaris merkezdeki denizi tavsiye etmem çünkü harika koylara sahip bir yer dolayısıyla sadece konaklamak amacıyla buradaydık. Pansiyon bir aile işletmesi ve oda+kahvaltı çalışıyorlar. Kahvaltıları gayet güzel ve temiz bir yer. İlk günün akşamında sahilde Liman Restaurant' daydık. Yemek için mutlaka baştan pazarlık yapmakta fayda var.
İlk gün Turunç koyundaydık. Geçen yıldan burayı bildiğimiz için hemen oraya gittik, harika bir denizi var, bunca yol gelipte görülmesi gereken bir koy.
Kızkumu
2.gün Marmaris'in diğer koylarına Hisarönü, Kızkumu, Orhaniye ve Selimiye koylarındaydık. Kızkumu' nda bence hiç birşey yok, kuru bir kalabalık ama Hisarönü ve Selimiye' de eşsiz bir deniz var.Neredeyse kendisine ait bir koya sahip olan Hisarönü mevkinde Evce Motel' de kalınabilinir.
Selimiye' de ise Güzin Motel' de çok güzel bir ev yapımı öğle yemeği yedik. Burası da bir aile işletmesi ve deniz kenarında kendine ait bir iskelesi var. Deniz sıcaklığı harika neredeyse havuzda yüzüyor gibisiniz. Mutlaka ama mutlaka gidip görmelisiniz.Bugünün akşamında kaldığımız pansiyonun hemen karşısındaki Pizza Pizza' da patlayana kadar yemek yedik, gerçekten çok lezzetli ve temiz bir yer.

3.gün sabah yapılan kahvaltıdan sonra Marmaris' den ayrılık ve Datça yolu üzerindeki Clup Amazon' a gittik. Amazon' a 4 km kala yol gerçekten çok çok kötü. Tek şerit ve taşlık bir yok ama bu zahmete değecek doğal güzelliklere sahip bir kamp alanı.
Amazon Kulüp tam pansiyon çünkü başka alternatifiniz yok. Bungolov evlerde kalıyorsunuz, bu evler iki kişilik, içerisinde dolabı, aynası, komidini, minibarı mevcut ve çok şirin döşenmiş. Tuvaletler bungolovun hemen arkasında. Yemekler tamamen ev yemeği tarzında, dilerseniz gün içinde tutulan balıkları sizlere gösterip, isteyip istemediğiniz soruluyor ve ızgarada pişiriyorlar, tabiki ekstra. Akşamüstleri odun ateşinde çay servisleri var. Her yer yemyeşil ve Güllük ağaçları altında odanızın önündeki hamaklarda uzanıp, ağustos böceklerinin sesini dinliyor, ağaçtaki sincapları takip ediyor, elinizle tavukları besliyorsunuz.Çocuklu aileler için çingene arabaları dedikleri başka bir konaklama tarzı da mevcut. Çingene arabalarında tuvalaet içeride ve 4 kişinin kalacağı şekilde dizayn edilmiş, en önemli özelliği geceleyin dilerseniz aradaki tenteyi açarak yattığınız yerden yıldızları seyredebiliyorsunuz. Gökova körfezinde bulunan bu yerde denize girmek için isterseniz ormanın içinden yürüyerek isterseniz kanolarla denize ulaşıyorsunuz, deniz içerde kaldığı için oldukça durdun ama anlatılması mümkün olmayan bir maviliğe sahip.Geceleri gitar eşliğinde şarkılar söyledik. Bir uyarı: burada cep telefonu ile konuşmak için biraz keşfe çıkmanız gerekiyor:) ee bence en güzel yanı da bu.


4.gün sabah kahvaltısından sonra 11:00- 13:00 arasında Kulüp Amazon' a ait balıkçı teknesiyle 3 aile hemen yanımızdaki iki koya gittik. Bu koylar tamamen bakir ve en derin yerlerde bile dipteki taşlar seçilebiliyor. Şimdiye kadar yüzdüğüm en temiz en eşsiz denize sahip.

5.gün sabah kahvaltısından sonra Datça' ya hareket ettik. Datça merkezde Güneş Apart' da kaldık. Burası çok temiz iki oda ve salondan oluşan, havuzlu bir yer. Çok memnun kaldık, kesinlikle tavsiye ederim. Ancak denizi merkezde yine güzel değil ve hemen çevre koyları gezmeye başladık. En yakın koy Kargı koyuydu. Koy çok küçük ve müdavimleri sabahın erken saatlerinde burayı doldurduğundan bir ağaç altında kendimize yer bulduk. Deniz burada nefisti. Hemen yanımızdan sodalı bir su denize karıştığından hem az tuzlu hem de soğuk bir deniz ama tertemiz bir koy. Burada tek bir restaurant var, dilerseniz sabahtan akşama burada gün geçirebilirsiniz.
Aynı günün akşamında Datça Limanında denize sıfır kumlar üzerinde masalarda yemek yedik. Kesinlikle yemek yemeden önce sıkı pazarlık yapılması gereken bir yer. Kırmızı Han Restaurant' da yemek yedik. Tüm lokantalar içinde tek tavsiye edebileceğim mekan. Hem işletmesi hem de yemekleri harika.
Palamutbükü
6.gün apartda yaptığımız küçük bir kahvaltıdan sonra Palamutbükü' ne gittik. Palamutbükü' ne bundan 14 yıl önce gitmiştim ve resmen ağzım açık kaldı. Bütün deniz kenarı şezlonglarla dolmuştu, en fazla 3 apart ve bir köy kahvesi olan bu yerde neredeyse her yer pansiyon ve lokanta olmuş. Denizi soğuk ama ne kadar derine giderseniz gidin denizin dibindeki taşları tek tek sayarsınız, bu kadar temiz bir deniz görmedim. Çok sakin bir yer çocuklu aileler için birebir bence.
Bodrum Kalesi
İlata Apart

7.günün sabahında arabalı feribotla Datça' dan Bodrum' a yolculuğumuz başladı.2 saatlik bir yolculuktan sonra Bodrum Kalesi' ni görmek tüm yorgunluğa değdi. Bodrum' da herhangi bir yer ayarlamadığımız için bu günümüz maalesef koşturmacalı geçti. Önce Bitez' e gidildi hiç ama hiç beğenmedik, hem deniz kötü hem de resmen turistlere kapatılmış bir koy gibi olmuş. Hiç vakit kaybetmeden Torba koyundaydık. Burada harika bir apart bulduk ama resmen butik otel gibiydi. Odaların içi son derece zevkli döşenmiş, yeşilliklerin içinde bir yer, üstelik yine pazarlıkla çok güzel bir rakama kaldık. Önünden Bodrum minibüsleri geçmeside ayrıca bir kolaylık oldu. Denize biraz yürümeniz gerekiyor ve çok harika yerlerde yüzdüğüm için ben çok beğenmedim. Aslında Bodrum' da iki-üç yer haricinde deniz bence hiç de güzel değil. Bodrum' a gelmişken Gümüşlük' de özel bir işimizi hallettik bu bahaneyle de bir günde neredeyse tüm Bodrum' u bitirmiş olduk:) Bugünün sonunda Bodrum Merkez' de Ömür Köftecisi' nde harika ev yemekleri yedik, çok temiz ve servisi hızlı bir yer.
Torba
8.gün denizinin temizliği ile meşhur Yalı belediyesine bağlı Çiftlik' e gittik. Deniz gerçekten çok güzel ve temiz ama pek bir tesis olmadığından yapacak birşey bulamadık ve zaman kaybetmeden geçen yıllarda gidip çok beğendiğim Ortakent' deki Camel Beach' e doğru yol aldık. Buranın denizi ve dışı tamamen kum, yine soğuk bir deniz ve derinleşmesi için bayağı yürümeniz gerekiyor ama harika bir yer sadece adım attığınız andan itibaren herşey ücretli, otopark, şezlong, tuvalet, duş... Öğlen yemeği için mutlaka yemeniz gereken bir yer, Kumsalın en başındaki Akpınar Rest. burada ev hanımları enfes yemekler hazırlıyor, ama içlerinde en meşhuru karnıyarık:) gidip yemeden dönmeyin derim. Bunun dışında aklınıza gelebilecek pek çok leziz ev yemeği, börek çeşitleri, hamburger vs. de mevcut.

Veee 9.gün dönüş yoluydu. Pazara kalmak hiç akıl karı değildi ama işler yüzünden zorunlu kaldık, ne İDO' dan ne arabalı feribottan yer bulamadığımız, körfezi dolaşmak zorunda kaldığımız ve trafik olduğu için çok geç bir saatte eve vardık.

Kalış yerlerinin isimlerini verdim ilgilenlere tek tek fiyatlarını da verebilirim.
Çok yorucu ama eşsiz bir tatil geçirdim, bence bir tatil köyünde bir hafta boyunca aynı şeyleri yaparak insan daha çok yoruluyor, bu tatil dönüşü ise neredeyse işi özledik, demekki çok kıvamında bir tatil oldu. Darısı gitmek isteyen herkesin başına:)