18 Ekim 2009 Pazar

Uzuuunn bir süre yokuz....

Neredeyse 1 aya yakın bir süre ara vermişim...Bu süre zarfında yine pek çok şey yaşandı. Bunlardan bir tanesi vardı ki, benim uzun bir süre aklımdan çıkmayacak, benim başıma gelmez dediğim fakat yaşamak zorunda kaldığım bir durum. Şimdi geçti, bitti umarım çabuk unutulur...Bu konu çok fazla keyfimi kaçırdı sanırım bir türlü bu yüzden elim gitmedi yazmaya. Ardından geçtiğimiz bayramın son gününden beri Tolga' nın sürekli hasta olması çok canımızı sıktı. Tam düzeldi derken tekrar ateşlendi. 6.hastalık geçirmiş, 1 haftada 200 küsur gr. vermiş.Zaten iştahı çok olmayan bir çocuktu bir de bu zor aldığı kiloları verince ardından ikinci kez grip mikrobu alınca bir de annesinin ilaçsız tedavi edeceğim inadı olduğundan daha yeni son iki gündür burun akıntısı geçmiş oldu.
Bu süre zarfında yeni bir kararla lise yıllarından sonra ikinci kez günlük tutmaya başladım çünkü bazı şeyleri burada yazamayacağımı ama bir şekilde de içimi dökmek gereği duyduğum için bu kararı aldım.
Son 3 gecedir de çok az uyudum.Sanırım diş çıkarma zamanı yani benim aklıma başka bir şey gelmiyor. Sebepsiz uyanmalar, ağlamalar, huysuzluklar...Çok yoruldum...
Yemek yememesi de üstüne eklenince yüküm iki katı arttı. Her gün yeni ne yapsam diye düşünmekten mutfaktan çıkamaz oldum...
Buradan tüm bu şekilde aynı yoğunluğu yaşayan ama bloguna da sahip çıkan anneleri bir kez daha tebrik ediyorum zira ben artık yetişemez oldum belki de son kalan enerjimi boş boş oturmaya harcamak istiyorum.
Sanırım bu bloguma bir veda oldu.
Kim bilir keyfim yerine gelir, unutmak istediklerimi unutur, Tolga biraz daha kendi kendine yeter olursa tekrar geri dönerim ama şu an için enerjim kalmadı.
Kim bilir yeni yıldan sonra beklediğimiz bir takım haberleri alırsak hayatımda açılacak yepyeni kapıları, yeni bir yaşamı sizlerle yine burada paylaşmaya devam ederim...Tüm blog dostlarıma beni sıkı sıkıya takip ettikleri, yorumsuz bırakmadıkları için teşekkür ederim.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Gezdik,eğlendik, yorulduk....

Uzun bir yazı olacak sanırım çünkü yine ihmal ettim yazmayı. Aynı anda bir sürü işe yetişenleri gerçekten kıskanıyorum.Benim enerjim eve ve Tolga' ya ancak yetiyor. Ben yetişmeye çalıştıkça, Tolga' nın hareketliliği arttıkça bu sefer yorgunluktan sinirler geriliveriyor:(
Geçtiğimiz hafta boyunca oldukça hareketli ve keyifli günler geçirdik. Tolga' da çok mutlu oldu sanıyorum.


İlk önce oyun grubuna gelen bir maille Music and Together' ın demo dersine katıldık. Sevgili Yapıncak ve kızı Ada ile tanıştık tabi 3 anne ve bebeği de vardı. Tolga ve bana oldukça değişik, keyifli, biraz yorucu 45 dk. geçirdik. En güzeli de evde iş güç derken Tolga ile kesintisiz bir 45dk. geçiremiyordum, bunun zevkine vardım. Kapıdan girdiğimiz andan itibaren Tolga sanki daha önce bu evi görmüş gibi başladı gezinmeye. Birer ikişer arkadaşları da geldikçe dahada keyiflendi. Kimseyi yadırgamadı hatta yanıma neredeyse hiç uğramadı:) Etkinlik boyunca gezindi, Tolga' dan 3 ay büyük ama henüz yürüyemeyen Efe'ye sarıldı, annesinin sırtına çıktı:) daha neler neler... Belki müziğe ilgi göstermedi ama uzun zamandır olmasını istediğim gibi bir çocuk olduğunu gördüm. Yani eteğimin dibinden ayrılmayan, sürekli kucak isteyen, kimseyi yanına yaklaştırmayan bir çocuk olmasını hiç ama hiç istemiyordum ve böyle olmadığını da ilk kalabalık grupta keşfetmiş oldum ve bu beni çok mutlu etti. Nitekim bu saydığım özelliklere sahip de bir iki çocuk vardı sanırım 2-3 yaşlarındaydılar. Umarım ilerleyen yıllarda huyu değişmez. Yapıncak' a bu etkinlikten dolayı tekrar teşekkürler. Çok keyifli zaman geçirdik.

Bayram boyuncada Ayaz ile birlikte olduğumuz için ben yeğenimle, Tolga' da kuzeniyle bol bol zaman geçirdi. Bayramın ilk günü tabiki ailelerimizleydik. Artık gelenekselleşen güzel bir bayram yemeği yedik. Şansımıza iki oğlanıda uyutunca lokmalar boğaza dizilmeden bir yemeği bitirebildik:) Ertesi gün Bostancı' daki Zuzu Cafe' deydik. Bayram' ın ikinci günü olduğu için bizden başka kimse yoktu bu yüzden kendi evimizdeymiş gibiydik.
Zuzu Cefe' yi tüm annelere tavsiye ediyorum. İki arkadaş hem hava alıp hem güzel yemekler yiyip, kahvenizi yudumlarken, bebişlerinde keyifli vakit geçirebileceği harika bir yer. Gelir gelmez Tolga oyun odasında ablası eşliğinde oyunlar oynamaya başladı. Arkasına dönüp bakmadı bile. Bu hem çok güzel hem biraz hüzünlüydü sanırım:)
Hoşuma gitti çünkü kendi başına bir birey olması adına güzel adımlar, hüzünlüydü çünkü insan ne olsa yahu ne zaman büyüdüde bensiz olabiliyor diye içinden geçiriyor:)
Öğle yemeğini bile cafedeki ablası yedirdi ki Tolga şimdiye kadar ya benden ya annemde yemek yiyiyordu. Ayaz' ın gelmesiyle biraz işler değişir gibi oldu. Çünkü Ayaz ilk etap annesini babasını aradı birazda ağlayınca Tolga' nında ağlamaları başladı çünkü bizi gördü sanırım oyun odasından biraz uzakta oturmak daha iyi olacaktır. Her ne olursa olsun onlar ve bizim için çok keyifli geçti. Yemekler çok güzel, oyun odasındaki oyuncaklar çok güzel ben bile oynamak istedim:) Arada babalar devraldı gelin-görümce kahvemizi yudumladık:) Kısacası güzel bir gündü. Oradan çıkıp sahile gittik. Deniz havası aldık. Oğlanlar paytak paytak dolandılar.Her gören bir kere daha baktı bu güzel ikiliye:)
Tolga her geçen gün büyüyor. Artık mama sandalyesinden inmek istiyor. Sokakta elini vermeden kendi yürümek istiyor. Canının istediği yöne ilerliyor, sokakta pek söz dinlemiyor, tutturmalar sanırım biraz erken başladı:) Çocuklara inanılmaz düşkün. İlk kez gördüğü yaşı kaç olursa olsun her çocuğa gidip sarılıyor. Bazen annelerine bile. Bu kadar sevgi dolu olması için ben birşey yaptığımı düşünmüyorum ama sanırım doğumunu izleyen ilk haftadan beri sokaklardayız ve hep yeni yüzlerle karşılaştı bu yüzden yadırgamıyor olabilir ama yine de kesin konuşmak için erken huyu da değişebilir.
Üstten iki dişi daha göründü ama henüz tam anlamıyla meydanda değil. Belkide diş yüzünden son bir haftadır doğru düzgün hiç yemek yemiyor.
Evde çok sık zaman geçirdiğimiz için en çok ilgisini çeken çamaşır makinası. Neyi keybetsek içinde buluyoruz:) Çamaşır yıkayacağım zaman kirlileri bana veriyor ben makinaya yerleştiriyorum. Hala çalışırkenki sesinden ürküyor ama yıkama bitince temiz olan çamaşırları tekrar makinaya atma huyundan kurtulamadık:) Birde şu televizyon kabloları... Hayırdan hiç anlamıyor yada işine gelmiyor. Sürekli o kabloların arasında. Artık sabrım taşıp sesimi yükselttiğimde de çok içli içli ağlıyor. Çok kırılgan ve hassas ses konusunda. Ben bir süre karışmayıp ağlamasına ses etmeyince daha çok bozuluyor hemen yanıma gelip sarılıyor o zamanda dayanamıyorum:)
Araba koltuğu ve pusette hala oturmuyor. Bu yüzden yolculuk ve dışarı gezmeleri zor olmaya devam ediyor. Sokakta kolumda taşımaya artık iyice zorlanıyorum. Araba ile 10 dk dan uzak yere gidemiyorum. Oyalamak için her yolu deniyorum ama yok. Bu konuda tavsiyesi olan varsa lütfen yazsın.
Yarın aşı günümüz bakalım neler konuşacağız Kadir Amcamızla:)
Yeni bilgileri paylaşacağım.
Sevgiler

06 Eylül 2009 Pazar

Bebeğim Artık 1 Yaşında!


Zaman zaman takip etmeye çalıştığım arkadaşlarımın bloglarında bir bir doğum günü kutlamalarını yapıldı ve sonunda benim oğluma da sıra geldi:)

Kalabalık ortama çok alışık olmadığı için biraz huysuzluk biraz uykusuzlukla karışık bol koşturmacalı ama bir o kadar keyifli bir gün yaşadık.


Karışıklıktan tek tek söyleyememiş olabilirim ama gelen herkese başta canım aileme taaa nerelerden kalkıp geldikleri için, yıllardır birlikte olduğum dostlarım Eda, Gülşen ve Burçin' e bütün gün koşturup bana iş bırakmadıkları ayrıca tüm gün profesyonel makinalarıyla bu güzel pozları yakaladıkları için çok teşekkürler.

Bir büyük teşekkürde Pastacı Ablamız Rapu' ya:) bize harika bir pasta yaptığı için.Tolga'nın kumanda, mause gibi şeylere aşırı düşkünlüğünden dolayı böyle bir konsept belirlemiştik ve kendisi beni kırmayıp süper bir pasta hazırladı. Tekrar tekrar teşekkürler.

Henüz tek başına mum üfleyemediği için oğlumla birlikte üfledim ve onun için dileklerde bulundum. Dilekler diyorm çünkü bu yazacaklarımdan hiçbirini birbirinden ayıramadım.

Oğlum, daha çooook uzun yıllar doğumgününü organize etmek, yanında olmak istiyorum. Yüzünün her zaman gülmesini, hayatın boyunca mutlu olmanı, sadece sevdiğin, zevk aldığın bir işi yapmanı, işini amacın olarak görmemeni, aile kavramını her zaman önde tutmanı ve hep canlı, hayat dolu, her anının tadını çıkararak yaşamanı diliyorum.
Seni hayatta sahip olduğum, olabileceğim her şeyden çok seviyorum.

05 Eylül 2009 Cumartesi

1 yıl önce bu saatlerde...

Şu an minik bebeğim anlamasada çok güzel bir doğum günü kutluyoruz. Resimler, ciciler, harika pastası, hepsini en kısa sürede yazacağım. Ama önce bu anı yaşamalıyım. Yarın birden adam olmuş bir çocuğa dönüşmeyeceği için 1 yaşına çok fazla anlam yüklemesem de geçen yıl 5 Eylül' de başlayan bu serüveni işte bu fotoğraflarla şaşkınlıkla izlemeye devam edeceğim.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Ayaz ile Tolga 5 Ağustos / 11 ayları bitti. Ayaz 10.5 Tolga 9.5 kilo

Çooook uzun zaman oldu yine. Bugün çok sevdiğim eski bir arkadaşımın uyarısıyla kendime geldim. Acayip bir üşengeçlik çöktü üstüme kalkmak bilmiyor yoksa çoktan kafamda kaç post oluşturdum da oturup buraya dökemedim.

Tolga ile aynı gün doğumlu yeğenim Ayaz 3 hafta annemdeydi, bizde her gün onda... Bu sayede her ikisi içinde çok hızlı ve keyifli günler geçirdik, geçirdikde biz de öldük bittik yorgunluktan. Gerçekten çok yorucu geçti.Birinin yemeği uykusu derken alt açma hadi ikindi menüleri, herşey iki defadan... Bu yorgunluğa en çok değdiğini anladığım zamanlarsa Ayaz' ın ağlayarak öğle uykusundan uyanması ama Tolga' yı görür görmez sadece ona doğru kahkaha atıp emeklemesi, Tolga' nın her sabah onu ilk gördüğünde kafasını alnına dayaması, tosss yapmaları ( biraz keçiler gibi toslaşarak kafalarını değdirerek anlaşıyorlar ama olsun:) Tolga 'nın Ayaz' ı bir hafta görmemesi sonrası bizde gördüğü çerçevedeki resmi biz söylemeden öpmesi sonunda birbirlerine ne kadar alıştıklarını ve sevdiklerini görünce tüm yorgunluklara değdi. Sadece bu da değil Tolga Ayaz ile vakit geçirmeden önce arabalara hiç ilgisi yoktu. Her gün Ayaz' ın eline aldığı herşeyi yerde sürterek arabaymış gibi kullanmasını gördü ve artık o da yapmaya başladı. Ayaz' da Tolga'nın her istediği şeyi bize parmakla işaret etmesini görüp o da parmağını kullanmayı öğrendi. Birbirlerinden o kadar çabuk etkileniyorlar ki onları seyretmek dünyadaki bütün olup biten herşeyi unutturuyor, sanki zamanı durduruyor.
Bu koşuşturma esnasında Tolga' nın odadan çıktığımdaki çığlıkları dahada şiddetlendi ve ben hem yanlış bir tavırla oğluma yaklaşmak istemediğimden hem de artık ağlama sesine beynimi yemek üzereyken doktorumuzun tavsiyesi üzerine Nisan Psikolojik Danışmanlık Merkesinde bir pedagoga gittik. Ne çok memnun kaldım ne de keşke gitmeseydim diyebiliyorum belkide tek seferde bunu demem zor bilemiyorum yada 11 aylık bir bebek çok da sorun gibi gelmedi onlara onu da bilmiyorum ama ne kitaplar ne tv deki doktorları da takip etsemde gidip bire bir biri bana hatamı söylemedikçe bir şeyi kabullenmem zor olduğundan gitmem gerekiyordu.

Bir konuda en azından daha hassas davranıyorum o da şu ki: Tolga 'nın bu yerli yersiz ağlamalarına, beni oda kapısında görmesine rağmen çığlığına bir süre sonra cevap vermemeye başlamıştım. Bunun sebebi biraz sabrımın sınırları zorlandığı için birazda her ağladığında kucaklamak istemeyişimdi. Ama doktor hanımın teşhisi kafama yattı. Ona göre Tolga bir şeylerin kaygısına düşmüş ki haklı olabilir. Bunun sebebi son günlerde huzursuz, keyifsiz günler yaşamam ve bunu yüzüme, sesime oldukça yansıması. Yaklaşık 2-3 haftadır iş arayışındayım ama henüz Tolga' yı kime emanet edeceğim meçhul artı birini bulsam bile 30 gün çalışıp aldığım parayı dadıya vermek bana biraz gereksiz geliyor, o zaman oğlumu niye bırakayım v.s gibi kaygılarım var e bunlara tüm günün yorgunluğu eklenince keyifsizlim ona da bulaştı sanırım. Bir de en azından bir süre daha her ağladığında kucağınıza almamı önerdi, tekrar o güven duygusunu sağlamak adına.
Bir diğer danışmak istediğim konu da son zamanlarda hayır dediğim hiç bir konuyu dikkate almaması. Ses tonumu değiştirsemde, hayır desemde dönüp bile bakmıyordu. Bunda da hatamız çok sık hayır demiş olabilirsiniz dedi ki mümkündür. Sadece hayati teklikesi olacağını düşündüğünüz konularda hayırı kullanın diğer konularda örneğin masanın üstünden bişey alacağı vs. gibi konularda ilgisini başka bir noktaya çekmek hayır demekten daha iyi olacaktır dedi.

Pedagog maceramız 18 aylık olana kadar rafta en azından orası herhangi bir sorununuz olmazsa o ayda bekleriz dedi ama dediğim gibi içime pek sinmedi nedense.

Gelelim son zamanlardaki gelişmelere...Tolga 20 Ağustos tarihinden beridir yürüyor:)
Tabiki öyle devamlı yürümeden bahsetmiyorum çoğu zaman yine emekliyor yada plastik sandalyeleri sürüyerek ilerliyor ama hedefi varsa elimizi tutmayı reddetmek suretiyle tam bir ördek paytaklığıyla yürüyor ki ben yine bu artık benim oğlum bebeklikten çıktı diye şaşırıyorum:) İlk elleri bırakarak ayakta durma denemeleri..
Yürümesinin heyecanı öyle bir sardıki diğer yaptığı şeyler yanında hafif kalıyor sanki unutuveriyorum hemen ama aklıma gelenler, her türlü nesneyi tek bir kez göstermek suretiyle çözüvermesi ama tabi işine gelen şeyler. Elektronik olan herşeye bu nesildeki pek çok çocuk gibi ilgisi inanılmaz. Klimanın kumandası ile Tv nin kini ayırt edyor ve bizi taklit ederek kumandayı alıp klimaya doğru uzatıp açma düğmesini ayırt edip basabiliyor. Bilgisayarın mousunu bir kez eline aldı ve tam bizim tuttuğumuz gibi tutup tekerleğini işaret parmağı ile çevirdi. Zaten diş buğdayında da buna gitmişti bilgisayar mühendisi mi olacak ki? Kavanozların kapaklarını açıp tekrar aynı şekilde kapatabiliyor. Pusetinde durmayıp kucağımızda onu kendi itmek istiyor. Bunun gibi gün içinde şaşırdığım ama sonra not edilmeden unutulan çok şey var muhakkak ama neredeyse 1 aydır yazmadığım için silindi beynimden. Bazen blogu kapatıp oğluma hatıra kalacak bir deftere dökmek istiyorum yaptıklarını bazen gelen bir iki yorumla tekrar yazma isteğim canlanıyor bakalım ne olacak bu kararsızlık...
Şu an kısa bir tatildeyiz. Yarın da uzun zamandır ilk kez Tolga sız sadece anne ve baba başbaşa Bozcaada güzel romantik bir gün geçirecek inşallah her şey rastgiderse..
Onu ne kadar özleyecek olsamda çok ama çoook ihtiyacım var yalnızlığa, az sese, ne yiyecek düşüncesi olmadan,nerde nasıl uyuyacak endişesi olmadan bir gün geçirmeye..



Umarım bir daha bu kadar ayrı kalmam blogumdan.

16 Temmuz 2009 Perşembe

Dr.Kadir Tuğcu-5

Tatilimizin sonlarına doğru Tolga' da kuru bir öksürük başladı. 10. aya kadar aşımız olmadığından bir kaç aydır Kadir Bey' e gitmemiştik bu yüzden benim de sorularım birikmişti.
Öksürüğün, sürekli terlemesinden ve geceleri de tavandaki pervane ile uyunmasından dolayı olduğunu düşünürken aslında bunların öksürük yapmayacağını, mutlaka mikrop almasından dolayı olduğunu, bunun da kuluçka süresinin 10 gün civarı olduğunu öğrendim.Yani Tolga ay başı bir mikrop almış, fırsat buluncada ortaya çıktı. Neyse ki göğse inmemiş, ateş, iştahsızlık vs. yapmadığından dolayı da Kadir bey' in en sevdiğim huyu olan ilaçsız tedavi şekline devam kararı oldu. Kendisi de zaten ben sormadan söyledi : "Şimdi başka bir doktora gitsen kesin antibiyotik vermişti bu öksürüğe. Öksürük vücudun verdiği çok sağlıklı olan bir tepkidir. Çocuk bununla kendi savaşmalı, sen antibiyotik vererek o savaşı durduruyorsun ve bundan sonraki tüm hastalıklarda vücut bu ilacı almadan toparlaması zor oluyor diye de ekledi. Sonuçta bugünlerde artık tek tük öksürüyor, birazda burun akıntısı ama sağlığı maşallah yerinde. Uzun süre yarım kilo eksik gelen Tolga' yı ilk kez bu ay beğendi. Güneş gördüğü de belli dedi aynı ay grubu çocuklarına göre 5-6 cm uzun çıktı.

Sorularıma gelince, ilk olarak hala yumurtanın sadece sarısını veriyordum katı olarak, artık beyazını da verebilirmişim. Bir iki gündür kahvaltısı bulamaçtan kurtuldu, çeşit geldi:) Küçük küçük kesilmiş domates, salatalık, peynir.Yumurtada her gün yiyiyor ama yağda yumurtayı pek beğenmedi, yumurtanın beyazına da tek başına henüz alışamadı. Yarın biraz az pişirip ekmek didikliyip deniyeceğim, bakalım...

Bir diğer sorum da içtiği suyu doğduğundan kısa bir süre öncesine kadar kaynatıp veriyordum bir buna artık gerek yok, ikincisi eve gelen damacana suyu değilde musluğumuzun yanına taktırdığımız arıtma suyunu direk içiriyorum. Bir su firması çalışanından bu artıma suyunun bebeklere verilmemesi gerektiğini duyduğumu, içerisindeki minarallerden de arındığı için bebeklerin yeterince mineralli su içemediğinin doğru olup olmadığını merak ediyordum. - Kadir Bey, bebeğin içtiği su miktarının zaten gün içerisinde çok olmadığını, ayrıca içtiği sütten gerekli tüm mineralleri aldığını söyledi.

-Günlük şişe süt yerine güvenilir, çifliği olan bir yerden alınan ama adı yine kapı sütü olan sütü alıp içirmemin doğru olup olmadığını sorduğumda, bunu istemedi. Bu sütü çok uzun saatler uzun uzun kaynatmak gerektiğini böyle oluncada sütün tüm değerlerini kaybettiğini söyledi. Şu an yaptığım usul olan günlük şişe sütünden süt verip yine ondan yoğurt yapmamın doğru olduğunu söyledi.

Şimdilik hatırlayabildiklerim bunlar,zaten Tolga ile bu postu yazmak çok uzun sürdü aklımdakilerde uçtu ama eksiklerimi hatırlarsan yeni bir yazıda devam ederim.

Gittik,geldik...Yüzemeden döndük:)


Suyu ve suda oynamayı çok seven Tolga' yı, büyük bir hevesle simidini de şişirerekten denize koşturduk ama nafile...Tolga daha ayağını suya değdirir değdirmez kedi yavrusu gibi yapıştı boğazıma. Sudan korkan minik kedim

Suyun soğuk olmasıda bir sebep olabilir ama Tolga' dan 2 ay büyük bebeklerin sesi çıkmıyordu onlarınki de bebek teni değil mi sonuçta? Denizden dönüp evin bahçesine hazırladığımız suda misler gibi oynuyor tabi bunda suyu biraz ılıştırmamızın da etkisi vardır. Neticede hayaller bu seferlik olmadı biz de en ufak isteksizliğinde hemen çektik kenara, neme lazım sonra büsbütün tırsar falan onu da istemem.

Tüm hafta boyunca bir isiliktir yapıştı her tarafımıza. Sabahtan akşama kendine oldukça büyük olan rahat bir atletle günü bitirsede yinede terledi ve bütün eklem yerleri boynu yüzü kabardı.Serin tuttum, günde en az 3-4 kere suyun içinde oldu, pudra, antihistaminik kremler vs. olmadı olmadıhala izleri duruyor.

Önceleri illede aile yanı olması gerekmiyor bir otelde yada tek başımıza da idare edebiliriz diye atıp tutsamda annemlerin de bizle olması harika oldu. En azından Tolga' nın uyumasını beklemeden de denizime girebildim yada acele eve koşturup ne yiyecek diye düşünmedim. Sanırım bebekli anneler için ilk yıl bu şekilde olması çok daha iyi. Seneye bütün görmek istediğim yerlere inşallah oğlumla birlikte gideceğiz.


Tolga' 10 ayını bitirdi. Boyu 78cm kilosu 9.400