Lilypie Breastfeeding PicLilypie Breastfeeding Ticker
Minik Kalbim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Minik Kalbim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2009 Çarşamba

Uykusuzluk....

Yaklaşık iki aydır Tolga' nın uykuları bozulmaya başlamıştı ama son 10 gündür beni ağlatacak kadar uyanmaları arttı.
Banyodan sonra iyi uyurdu o da değişti. Vermeyeceğim dediğim gece mamalarını da denedim, yok o da işe yaramadı. Eskiden gece bir kez emmeye kalkarken artık karnını iyice doyurup uyutmama rağmen sadece emmek için iki kere kalkıyor ama bizim asıl meselemiz emzik... Emzik takmak için en az 8-10 kez uyanıyorum:(
Gündüz emzik neredeyse hiç vermiyorum, uyuyunca ağzından alıyorum vs. ama gece yarısı aniden emzik için uyanıyor. Baktım emzik verdiğim halde susmuyor, emziriyorum buna rağmen uyuması zorlaşınca mama vermeye başladım, mamadan sonra uyuyor bu durumda gece de sütümün yetmediğini düşünüyorum ama asıl sorun okuduğum, araştırdığım her yerde artık geceleri acıkmadan uyuması gerekiyor, yani gece yatıp sabah kalkabilir bana göre açlık uyanması değil bu.
Pek çok siteyi ve kitabı inceledim, oradaki tekniklerin kimi zalimce kimi aşırı sabır gerektiriyor. Evet maalesef çok sabırımlı değilim. Belki eskiden öyleydim ama gece uykusuzluğu,üstüne tüm gün oğlumla ilgilenmek, şimdi ek gıda çileleri, bir yandan ev, sabır pek kalmıyor:(
Tüm gece kalkmadan uyutmayı beceren anneler lütfen tekniklerinizi bana da anlatın zira bu uykusuzluk üzerine gündüz oğlumla yeterince enerji dolu olarak ilgilenememeye başladım ki buna çok üzülüyorum çünkü evde kalış sebebim o.
Bunun dışında yeme problemimiz de ek gıdalara geçişte baş gösterdi. Ne çorba ne yoğurt ne meyveli yoğurt... Hepsi ağıza giriyo aynen kaşığa iade ediyor. Tek sevdiği muz yada elma dilimini meyve sebze emziğine koyup emmek.
Gerçi doktorumuz hala aceleye getirmiyor bunları hep ben kendi kafama göre verdim ama bir yandan da biberona daha fazla da bağımlı olsun istemiyorum.
Sizlerin yorumlarını merak ediyorum, ne zaman katı gıdaya geçtiniz, neler verdiniz, örnek bir kahvaltı vs.

5 Mart 2009 Perşembe

Oğlum, Yarım Yaşındasın :)

Tolgammmm bak yine duygusallaştım:) Bir gün bunları okuyacakmısın onu da bilmiyorum ama günlerin koşturmacası sırasında söyleyemediklerim, unuttuklarım olabilir, bu yazıları okuyarak senin her yeni hareketinde, çıkardığın seste benim neler hissettiğimi anı anına okuma fırsatına sahipsin.

Bugünlerde beni biraz uykusuz bırakıyorsun, nedenini henüz çözemedim ama 4.ayında nerdeyse bizimle yatıp bizimle kalkarken şimdi gecede en az 2 kere emzik takmak için bir kez emzirmek için kalkıyorum, sabahda babanla birlikte 6,30 ayaktasın:)
Biraz uykusuz ve yorgunum bazen sinirlerim allak bullak oluyor bu yüzden, uykusuzluktan enerjimi toparlayamıyorum ve bazı gün neredeyse hiç seninle sohbet edemeden gün bitiyor. O anlar işte çok daha üzgün oluyorum çünkü seninle her anını yaşamak, gelişiminin en önemli olduğu bu döneminde birebir seninle ilgilenmek istediğim için evdeyim ama yeterince senin gelişimin için konuşup ilgilenemeden gün bitebiliyor. Ama her gün böyle değil tabi, insan zamanla herşeye alışıyormuş, artık 4 saatlik uykunun üzerine bile sana masal okumaya, yeni oyunlar yaratmaya çalışıyorum. Hava biraz ısınsın hemen temiz hava almaya çalışıyoruz, bana mı öyle geliyor bilmiyorum ama dışarıdayken bir başka geliyor kahkahaların.

Biraz odadan çıkıp geri gelince, beni gördüğün andaki gülüşün, çıkardığın sesleri dünyalara değişmem oğlum. Minicik süt kokan, elini ağzına sokmandan dolayı hep ıslak olan ellerinle yüzümü, gözümü,dudaklarımı tek tek inceliyorsun, o kadar ciddi bakıyorsun ki... Herşeyi öğrenmeye, keşfetmeye çalışırken ki yüz ifaden tarifsiz...

Son 1 haftadır mama sandalyesine oturuyorsun, bu sayede biz de biraz daha rahat yemek yemeğe başladık. Elinin altına bir plastik kap ve silikon kaşığını veriyorum, içine bazen çok az muz yada elma püresi koyuyorum ve sen kaşığa doldurduğum minicik şeyleri büyük bir iştahla kendin ağzına götürüyorsun:))) Seni saatlerce seyredebiliriz gibime geliyor.

Sen benim artık minik tırtılımsın çünkü poponu kaldırarak hafif yuvarlanarak hedefine ilerlemeye çalışıyorsun. Oyun halının üzerinde üstüste 4 kere yuvarlanıyorsun ve her seferinde seni tahtanın üzerinde buluyorum.

Dün ilk yaramazlığını yaptın ama ben resmedemedim çok üzgünüm. Yine mama sandalyende yoğurtlu elma püreni yiyiyordun, daha doğrusu 4 kaşıktan sonrasını yemedin ve ben iki dk içinde bez almaya gittim ki bir ses! Benim oğlum uzanmış masa örtüsünü çekmiş, fincan, yoğurtlar her yer her yerde. Ama en önemlisi sanki yaptığı şeyi bilirmişsin gibi yüzünde kocaman bir gülümsemeyle bana baktın:) O suratı da unutmamak için hafızama kaydettim.

Her günün çok güzel, çok özel...Birlikte nice aylar, yaşlar kutlamak dileğiyle.
Seni çok seviyorum.

30 Aralık 2008 Salı

2008'in son günlerinde Tolga....


2008 yılı tabiki hep özel olacak. Geçen yıl bugün, oğluşum nokta kadarmış, içimdeymiş de haberim yokmuş...Bir yıl boyunca her günüm onu düşündükçe çok güzel ve heyecanlı geçti. Haberini aldım, 9 ay her anının keyfini sürdüm, doğdun, kucağıma aldım, her gün bir ilkini yaşıyorum ve bu yüzden çok şanslıyım.
2008 yılı kusursuz bir yıldı, bu yılda bebiş bekleyen, isteyen herkese Allah sağlıkla isteklerine kavuştursun, inşallah her isteyen bu mutluluğu yaşasın.

Yılın bu son gününde oğlumuzu ilk defa uzun süreli neredeyse tam bir gün bırakıp, eşimle eski günlerdeki gibi bir gün yaşadım. Sinemaya gittik. "Issız Adam"
Ben çok beğendim, müzikler, çekimlerin yapıldığı yerler, oyunculuk bence çok güzeldi.Filmin sonunda dökülen göz yaşları da oldu, özellikle Tolga doğduktan sonra ben de çok duygusal olduğum için ağlarım diye bekledim ama yok... Ne zaman film bitti, yazılar dönmeye başladı, sahnenin altına bir bebek geldi, ağzında emzik, 1-2 yaşlarında,aynı oğlum gibi bir bebek...Başladım ağlamaya:) Görenler filmden sanmıştır ama alakası yok:)
Bu dışarı çıkmalara ne kadar çok ihtiyacım olsa da evden çıktıktan 15 dk sonra burnumda tütüyor oğlum:(
Sinemadan sonra arkadaşlarımızla birlikteydik ama hem süt durumları hem de oğlumuzu özlediğimiz için koşturarak anneanneden kaptık Tolgamızı:)))

18 Aralık 2008 Perşembe

Oyuncak dünyasına ilk adım....


Tolga'm büyüyor...3 ayını doldurduğu günden itibaren renkli cisimlere ilgisi arttı. Artık çıngıraklarını 5 sn değil dakikalarca elinde tutuyor. Resimli kitaplarını inceliyor, sayfaları çevirdikçe zaten iri olan gözlerini daha da bir açıyor:)))ve dünyanın en sevimli şeyi iyice bir tatlı oluyor:)
Bugünlerde bir de uçmayı keşfettik. Ellerimizle havaya kaldırdıkmı kahkahalarla gülüyor, biz de eriyip gidiyoruz.
Hayatımın en kıymetlisi gün be gün büyüyor...
Bugünlerde biraz gelgit dönemlerim sanırım. O yüzden hiçbir arkadaşımı ziyaret edip yorup bırakamadım, bazen çok fazla yorgun, sıkılmış, keyifsiz hissediyorum bazen de çok iyi. İşte kötü dönemlerim arttımı yazasım gelmiyor.
Çocuk bakmak hiç kolay değil bunu bilerek yola çıktık elbet ama gün oluyor, uykusuzluk, o an canının çektiğini yapamamak, eskiden olduğu gibi hadi bir gezip geleyim durumlarının olmaması sıkıntı yaratıyor. Ama sonra dünyanın en harika iki gözü sana kocaman dişsiz ağzıyla gülünce herşey toz pembe oluveriyor.
İşte bu gelgitlerle geçiyor son zamanlar, ama iyiyiz çok şükür. Arayı açmadan görüşmek üzere...

27 Kasım 2008 Perşembe

Geride kalan 3 mükemmel ay...

Zaman geçiyor, Tolga 3 aylık oldu bile..

Önceleri bebeğinizin ne zaman, hangi ses tonuyla ağladığında ne istediğini anlayacaksınız dendiğinde nasıl olacak bilememiştim ama artık Tolga bizi biz de Tolga' yı tanıyoruz. Ne zaman uykusu olduğu için, ne zaman acıktığı için, ne zaman sahteden ağladığını biliyorum:)

Her altı açıldığında iletişime daha açık oluyor. Ağladığı sırada altını açarsam bile hemen gülmeye başlıyor ve benim söylediğim kelimelere benzer sesler çıkarmaya çalışıyor. en çok Aşkııımmm diye uzattığımda benzetiyor:) Bunun dışında oğlum ve Tolga dediğim de daha farklı tepki veriyor sanırım en sık bunları söylediğim için aşina...Yeni gördüğü her yüzü çok dikkatli izliyor, özellikle dudakları...
Genzinden gelen o "Gııı, A-Gıı" seslerine, içimi eriten gülüşüne hissettiklerimi tarif etmem mümkün değil.

Eskiden 8 saat uyumayınca bütün günü sinirle geçiren ben, 4 saatlik bir uykudan sonra bile zinde olabiliyorum. Gecenin bir körü herhangi birşey tarafından uyandırılsam dünyam kararırken :) Tolga'nın o saatin bir köründeki gülüşü beni kahkahalara boğuyor:))O dişdiş ağzını kocaman açıp gülüşünü beynimin içine kazımak istiyorum.O an dünyada olup biten, canımı sıkan her konu siliniyor resmen.

Uykuya emziksiz dalmıyor, karnı tok bile olsa omu emerek uyuyor.Doğduğu günden beri kucakta sallanarak uyutmadığım için uykusu geldiğinde en sevdiği pozisyon olan yüzüstü şeklinde yatırıp kendi kendisine uykuya dalıyor ve ben her geçen gün ona biraz daha fazla aşık oluyorum. Ona olan sevgim her emzirdiğimde, her bana gülüp konuşmaya çalıştığında, eli parmağımı kavramışken göğsümde uykuya daldığında, ellerini iki yana bırakırıp huzurla uyuduğunda bana olan güvenini görünce, boynundaki süt kokusunu içime çektiğimde kat kat artarak devam ediyor.

Annelik ve çocuk sevgisi karnımdayken başlayıp, fedakarlıklarla, ilgiyle,özveriyle artıyor. Bu sevgiyle artan birşey de korku...
Onu sürekli kollamak istiyorum ama biliyorum ki bunun fazlası ona zarar...Sürekli geleceğini düşünüp endişeleniyorum, ama biliyorum ki o da bir şekilde ayağa kalkacak. Onu bir yandan hiç yanımdan ayırmamak istesemde kendi ellerimle itip, uçmasını sağlamak zorundayım... Neyse bunları düşünmek için erken...

Kısa aralıklarla anneme bırakıp, şöyle babayla başbaşa kalmayı özlediğimde bile sürekli ondan bahsediyoruz:)

Minik ellerini, uykudan uyanmadan önceki tıpkı elma kurdu gibi kıvrım kıvrım hareketlerini, meme emerken birden kafasını kaldırıp kocaman gülüşünü, minicik bedenini...Bazen hiç büyümesen istiyorum Tolga ama sonra da büyüsende ana-oğul gezsek, oynasak istiyorum çünkü biliyorum ki özellikle erkek çocuklarında bu süre kısa oluyor. Kısa sürede özgürlüğünü ilan edecek ve biz birlikte takılamayacağız:)
Neyse bunlara da çok var. Şimdi senin her anının tadını çıkarmalıyım.

Tolga şimdi 3 aylık.3 ay öncesini hatırlayamıyorum,zorlamıyorum da:) Hayatımın en zor, stresli, yorucu ama bir o kadar da kusursuz ve mükemmel 3 ayını yaşadım. Allah herkese bu duyguları nasip etsin.

Yazdan kalma bir gün...


Yazdan kalma bir gün geçirdik dün.. Fırsat bu fırsat dedik ve gittik Göztepe' deki Özgürlük Parkına...
Her yerde minik afacanlar koşturuyor, çocuklar için harika bir yer. Tabiki büyükler de unutulmamış. Yürüyüş yapanlar, gazetesini alıp cafede oturanlar, kum bahçesindeki çocuklar... Küçük bir tren hattı bile var, minikler bayılıyor resmen:) İçimden oğluşum da büyüse kumdan şekiller çıkarsa, sallansa diye geçirdim ama bir yanım da hiç büyümesin istiyor:)Biliyorum her anı farklı bir güzellikte olacak...

17 Kasım 2008 Pazartesi

İki kuzen yüzüstü yatmaya bayılıyor:)

7 Kasım

Kısa Kısa...

Yine ihmal ettim siteyi.Bu zaman zarfında Tolga doğduğu günden beri istediğim bir şeyi yaptım ve kendi bebeklik doktorum olan Kadir Tuğcu' ya gittik. Hastanenin çocuk doktoru, internet, kitaplardan edindiğim bilgilerler iyice allak bullak olmuştum ve bütün merak ettiklerimi sordum. Kadir Bey zaten oldum olası lüzumsuz yere ilaç verilmesine karşıdır benim de ilk sorum verdiğimiz gaz ilacına devam edip etmeme idi. Neo Baby adlı bir ilaçtı ve hiç gerek olmadığını söyledi, bu ilaçlar bağırsakları tembelleştirdiği için bir nebze rahatlama gibi olur ama siz gaz çıkartmasını becerebilirseniz zaten bu ilaca gerek yok dedi. Başından beri Tolga' ya zorunlu kalmadıkça hiç bir ilaç vermek istemediğim için hemen o gün kestim ve zaten o günden beri dayanılmaz hiç bir ağrısı olmadı. Bu arada anne ayak üşütürse bebeğe gaz olur falan gibi şeylere de inanmamı belirtti.
Kusması için bile ilaç veriyorlar şu an. Kusmanın iki sebebi varmış, biri çok emmesi, ikincisi çok sık aralıklı emmesi. İkisine de dikkat et, ilaç falan verme dedi.
Sütüm azalmıştı son günlerde, onun için de 3 şey söyledi.1-Emzirmeyi isteyeceksin, pozitif olup stresten, üzüntüden uzak olacaksın. 2- Dinleneceksin 3- Bol bol su içeceksin. Tatlılar, helvalar, bozaların sana faydası yok, onları da yediğinde susuyorsun aynı kapıya çıkıyor ayrıca yediğin-içtiğin hiçbir şey sütünün kalitesini arttırıp azaltmaz dedi.
Tolga yüzüstü yatmayı hep çok sevdi, Kadir Bey' de hiç bir sıkıntı olmadığını sürekli yatırabileceğimi söyledi, zaten internetteki daha önceki yazılarından bunu biliyordum.
Bir de şu giydirme işi iyice canımı sıkmaya başlamıştı ona da açıklık getirdi. Anneanne ve babaanneler sen üç kat da giydirsen dördüncüyü giydirir o yüzden onlar ne diyorsa tersini yap dedi:) Siz evde ne kadar kalınlıkta giyiniyorsanız bebek de o kadarla üşümez dedi. Ayrıca üşüme yaşlılarda en fazla, gençlere yaklaştıkça azalır dedi. Yani yaşlılar hep soğuktan şikayet eder ama bebekler de kan akışının hızlı olmasından dolayı en son bebekler de soymadığınız sürece üşüme olur dedi.
Bir diğer kafamı kurcalayan konu Rota virüsü aşısı idi. Hastanedeki doktorumuz illede verem aşısının olduğu gün yapılmalı dedi. Kadir Bey böyle bir zorunluluk olmadığını da anlattı ve biz bu kontrolde karma aşı ile rotayı aynı gün yaptık.

Sanırım şimdilik her konuda güvendiğim doktoruma devam edeceğim.

Günlerimiz bunun dışında aynı hızıyla devam ediyor. Hemen hemen her gün dışarı çıkmaya çalışıyoruz. Kimi gün 1 saat pusetle hava alıyoruz, kimi gün alışveriş bahanesiyle yine sokağa çıkıyoruz. Bu tempoya alışmasını istiyorum. Yani sabahtan akşama sürekli aynı havayı aynı rutini yaklamasından yana değilim. Buna rağmen yinede hemen hemen her gece aynı saatte yatmaya alıştı gibi. Bebeklerin düzeni, kuralları sevdiklerini okumuştum o yüzden aynı saatte yatırmaya, aynı satte yıkamaya özen gösteriyoruz.Verem aşısı nedeniyle 3 gündür yıkayamadık ama bugün banyosunu yapacak:) Kadir bey ayrıca her gün olmasa da gün aşırı banyo yapmasını, 3 günü bulmaması gerektiğini, bebek yağı kullanabileceğimi (Hastane doktorumuz losyon harici bir ürün vermemişti) belirtti. Ayrıca yine hastane doktorumuz ilk 3 ay damacana suyu ile yıkamamız gerektiğini belirtmişti, bu bilgiye güldü geçti " Çocuklar doğar doğmaz musluğun altında yıkanıyor ne damacanası" dedi. Haklı da..

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, yeni bilgiler edindikçe yazmaya devam edeceğim.
Tolga uyanmak üzere sabah sporumuz, masajımız ve oyunlarımız için uzun bir süre yine yokum:)

5 Kasım 2008 Çarşamba

4 Kasım 2008 Salı

Bugüüün Benim Doğuumm Günümmm:))


Bugün benim doğum günüm ama ilk doğum günüm ...Oğlumla yeni bir dönem başladığı, beni yeni bir hayat beklediği için bugün benim ilk doğum günüm aslında...
Fazla söze gerek yok, her zaman ki dileğimi yineleyeceğim, en önemlisi sağlık..Oğluşumla birlikte sağlıklı günler diliyorum...Hayat tüm yorgunlukluklara, zamanın tüm kötülüklerine, tüm üzüntülere rağmen çok güzel hele de sevdikleriniz sağlıklı ve yanınızdaysa, gerisi bomboşşş!!Paraymış, krizmiş boşverin sağlığınız yerindeyse hepsi elbet düzene girer.Şimdi oğlum uyandı kaçıyorum:) Sevgiler

1 Kasım 2008 Cumartesi

Aklıma gelenler...

Zaman geçiyor, Tolga bebeğim büyüyor... Artık çok daha keyifli, karşılıklı konuşmalı, eğlenceli, bol gülmeli günler başladı.Hayatımız yaklaşık 20 gündür daha programlı. Gece ile gündüz farkını öğrettiğimi düşünüyorum. Gündüz hep bol ışık bol gürültüde uyudu. Hiç telefonu yada televizyonun sesini kısmadım, ben nasıl güne başladıysam o şekilde alıştı Tolga da..Geceleri de tam aksine çok sessiz, çok az ışıkta uyudu. Altını açarken emzirirken hemen hemen hiç konuşmadım, gündüz ise aksine hep çok konuşarak, gülerek alt açma, gaz çıkarma, emzirme üçlüsüyle geçti. Ama neredeyse 1 haftadır geceleri altı açılırken hele de gazı çıkmışken ki rahatlıkla konuşmaya çalışması, çıkardığı seslere ve gülücüklere karşı koymak neredeyse imkansız:) Artık ben konuşuyorum biraz bekliyorum o da kendince bana cevaplar veriyor. Hele en komiği nerdeyse tüm hapşırıklarından sonra bizim ki gibi bir rahatlamayla "Ayyy" diyor. Gülerken en çok çıkardığı ses ise " Gıııı " yada
"A-Gıııı" :)
Tolga yüzüstü yatmaya bayılıyor, zaten yatar yatmazda uyuyor. Son günlerde her yüzüstü yattığında kafasını sürekli sağa sola oynatıyor, sanki uyku mahmurluğundan yapar gibi.
1 haftadır sütten biraz sonra kusmalara başladık, daha önce hiç çıkarmıyordu.
Her sabah temizlenme ve masaj seanslarımız var. Karnımız doyduktan sonra altımızı değiştiriyoruz. Bir süre açık bırakıyorum ve buna bayılıyor. Sonra bebe losyonumuzla bütün vücuduna masaj yapıyorum.Özellikle bacaklarına, ayak ve el bileklerine daha çok... Ayak parmaklarını tek tek ovuyorum, her yeri ayrı güzel ama o minik parmaklar vazgeçilmezim:)
Havalar bu kadar güzel giderken hemen hemen her gün dışarı çıkıyoruz.

Tolga ile Ayaz' ın birbirlerini ne zaman tam anlamıyla keşfedecelerini merakla bekliyorum:)İkisi bana göre çok ama çok özel çocuklar, iki kardeşin aynı gün çocuklarının olması bana hala çok ilginç geliyor:)

Artık yanımda bir not kağıdıyla gezmem gerekecek çünkü günler hızla geçiyor, Tolga da her gün yeni bir şeyler yapıyor ve ben yazmak için çok geç kalıyorum.

Bugün Belgrat Ormanında yürüyüş yaptık. Süt sağıp yola çıkarsanız en azından 2-3 saat kazanıyorsunuz, hava da güzel olunca pusetinde de alt değiştirme yapınca güzel ve bol oksijenli bir gün geçirebildik.

19 Ekim 2008 Pazar

Eskişehir' e Gittik, 40 Uçurduk....


Neredeyse 15 gündür yazamamışım. Geçtiğimiz hafta Eskişehir yolcusuyduk. Oğlum anne karnında alışkın olduğu sürekli seyahat etme durumuna daha 40' ı çıkmadan da devam etti. Tabiki çok tedirgindik, hem ilk uzun yolculuğumuz hem de hava açısından sürekli değişiklik gösteren, geceleri soğuk olan bir yere gitmek...Ama çok şükür korktuğumuz gibi olmadı. Hepimize iyi geldi.Oğlum kuzeniyle ilk defa biraraya geldi.Toprak' ımız neredeyse 2 yaşına yaklaştı. Onun doğuşunu bu yazı ile duyurmuşum, şimdi kocamaaan, sevimli, akıllı, komik bir çocuk oldu. Birlikte parka gittik, gezdik, oyunlar oynadık.
Anladım ki çocukların bu yaşı da ayrı bir keyifli çünkü saatlerce oyun oynadık vakit nasıl geçti anlamadık. Her an söylediğim bir kelimeyi kapıyor, komik şekillerde söylemeye çalışıyor, gülüyor, oynuyorsunuz.Tolga'mın da bu yaşlara gelip oyunlar oynayacağımız,parklara gideceğimiz zamanlarını hayal etmek ayrı bir güzel.

Veee 40'ımız oldu, geçti bile:)Çeşitli ailece koşturmalarımızdan dolayı ben bu konuyu planlayamadım, mecburen Ayaz'ıma yapılan mevlütten istifade ettik:))

Çok güzel geçti. Dua okumaya gelen bayanın Tolga'dan haberi yokmuş zaten biz misafir olarak gittik benim de böyle bir niyetim yoktu ama güzel oldu. Kadıncağız bir de Tolga'yı görünce şaşırdı ikiz mi bunlar dedi, e bir bakımada öyle sayılır, hem kardeş çocukları hem de aralarında 5 saat fark var:)
İki kuzen bol bol iyi dilekler, dualar aldılar.Allah hep yüzlerini güldürsün, birbirlerinden ayırmasın. İşte bu güzel iki meleğin haftasonları da böyle geçti..:))

6 Ekim 2008 Pazartesi

İlk Aşı...

Tolga bugün Sağlık Ocağı'nda ikinci topuk testini oldu.Allah korusun herhangi birşey varsa doğduğunda yapılan ilk topuk testinde bir şey çıkmasa da bu ikinci testte yakaladıkları da oluyormuş. Tahlili Çapa Tıp Fakültesine gönderiyorlar. Bir de ilk aşısı, Hepatit de yapıldı. Normalde ağlasa da gözünden hiç yaş gelmemişti ama iğne olurken yaşlar aktı gözünden, kendimi nasıl tuttum bilmiyorum.Alışman gerek diye diye tuttum. Sanki bana yapılıyor gibiydi, tekrar farkettim ki aklımda, dünyamda artık tek o var, herşeyin ama herşeyin önünde oğlum...

Hayatımın Anlamı 1 Aylık Oldu!

4.350gr. 56 cm
Oğlum, bitanem, Tolga' m bugün tam 1 aylık oldu:)
Her saniyesi birlikte dolu dolu geçtiği için ilk günkü resmine bakınca ne kadar fark ettiğini, yüzünün ne kadar değiştiğini, artık bir ifadesi olduğunu keşfedebildim.
Bu 1 ay ikimiz için de alışma evresiydi. Artık büyüklerden destek almadan, h.içi babadan destek almadan, geceleri tek başıma idare edebiliyorum. Banyosunu yine babamızla çok pratik bir şekilde yapabiliyoruz. Allaha şükür sütümüzde iyi geliyor, buzluğumuzu da doldurmaya devam..
Ben de yavaş yavaş az uyumaya, akşamüstü 16:00 gibi öğle yemeği yemeye:) iki dk.lık sakinlik arasında etrafı toplamaya, tek elle iş yapmaya alıştım.
Kısa bir sıkıltılı,bunalımlı evrem oldu ama çok çabuk toparladım, zaten bunu geçirmeyecek yeni doğum yapmış bir bayan var mıdır bilmem. Ama bu sıkıntıların çoğu yeterli miyim sıkıntıları,sütüm yeterli mi, yeterince idare edebiliyormuyum, iyi bir anne olabilecek miyim, aman hasta etmeyeyim.Zaten şu hasta olacak korkusuna etraftan herkesin üstünü örtme çabaları deli eden bir durum. Oğlumu üşütmeyecek kadar giydirdiğime emin olsam da o kadar çok ses geliyorki etraftan acaba mı diyorsun ve bu seferde terini üşütüyorsun.
Neyse bugün 1 ayı devirdik, ben oğluma, oğlum da bana alıştı. Birlikte gayet iyiyiz. Boynunun kokusuna, ipek tenine dünyaları veririm. Hele o sütünü içtikten sonraki ilk rahatlama, doyma anındaki bilinçsizde olsa mükemmel gülüşü, hangi ruh halinde olsamda kahkahalara boğuyor beni...Dünyanın en güzel, en değerli varlığı, minik kalbim, mucizim büyüyor ve her saniyesini izleme şansına sahibim, bundan daha büyük ne zenginlik olabilir ki...
Oğlum bayramda rahatsızlandığı için babaanneme götürememiştim, dün yani 1.ayında halamlara ve babaanneme gittik tabiki kuzeniyle birlikte:)
Eee bu ekip toplanırda 1. ay kutlanmaz mı?

4 Ekim 2008 Cumartesi

3 Ekim akşamı

Tolga yaklaşık 15 dakika ilgisini bir noktaya odaklayabiliyor,böyle bir anda da masal okuyabiliyorum:) Sesimi duyunca sakinliyor, sürekli konuşursam eğer o da aynı sakinlikte kalabiliyor. Yattığı yerde emziğini emerken uyuya kalabiliyor ama bazen de sıkıldığını emziği sürekli ağzından atarak belli ediyor, evin içinde sürekli gezinirsek yine susuyor, kucakta çok rahatlıyor ama ben 20 günlükten beri bilek ağrısı çekiyorum sanırım ters bir kucaklama hareketi yaptım.
------------------------------------------------------------------------------------

Bugün oğlum ve yeğenim ile Koşuyolu parkındaydık.Temiz hava ikisine de iyi geliyor. Son güneşli günleri kaçırmak istemedik ve bol bol güneş almasını sağladım.

-------------------------------------------------------------------------------------

Bugün yani 4 Ekim günü aynı zamanda annemin doğum günü. Doğumdan neredeyse bugüne kadar her gün bende kalıp, geceleri yarım saat fazla uyuyayım diye kendini binbir şekle sokup Tolga' yı oyalayan, gündüzleri o uykusuzluğa rağmen yarım saat bile oturmadan yemek yapan, eve çeki-düzen veren gece yine aynı tempoyla devam eden süper anneme ne kadar teşekkür etsem biliyorum eksik kalacak.
İyi ki benimlesin canım annem,birlikte daha nice yıllar geçirmek dileğiyle, seni çok ama çok seviyorum.

28 Eylül 2008 Pazar

Günler geçiyor...


Günler geçiyor oğlum her geçen gün büyüyor... Uzun bir süre her geçen gün oğlumda değişiklikleri keşfederek geçecek belli ki...
Herşeyden önce ikimiz de sağlıklıyız, birimiz genelde az uykuyla ayaktayız:)
Tolga doğduğu günden beri kendince bir program oluşturdu halen de onu uyguluyor. Gece yarım yada 01:00' de uyku, 04:00' de uyanma, alt değiştirme, emzirme, gaz çıkarma tekrar emzirme ve uyutmak için evin içinde bir kaç tur:) sabah 8:30 şanslıysak 9:30' da kalkma öğlen 13:00' e kadar aynı tur devam,13:00' de uyuma 1 bilemedin 2 saat uyku, akşam 17:00-19:00 yada 18:00-20:00 uyku, işte yine gece 01:00' e kadar ayakta:)
Bebeğim olmadan önce ve olduktan sonraki bütün düşüncelerin, önceden söylediklerinimin boş laf olarak kaldığını anladım.
Bebek uyumayınca yada çok ağlayınca çaresizlikten yapmayacağım dediğim herşeyi yapmak durumunda kalmak neymiş anlaşıldı, yani iş başa düşmeden kimse kimseyi eleştirmemeli:)Buna en iyi örnek emzik vermeye karşı olan ben, itiraf ediyorum ki 2gündür bunun nimetlerinden faydalanıyorum:( eğer yanımda bana yardım edecek kimse yoksa yani sabahları evde yalnızsam 8:30' da kalkan ve 13:00' e kadar yattığı yerde durmayan bebişim sayesinde kahvaltı edememekten dolayı kafayı sıyırma noktasına geliyorum. Böyle yanlız kaldığım gün ilk denemeyi yaptım ve bir mucize olduğunu gördüm:) yani hala çok zorda kalmasam vermemeye çalışıyorum ama insanı kurtaran birşey o kesin.
Günlerce yazmak için masanın başına otursamda yazacak çok şey olmasından ama bir türlü fırsat olmamasından dolayı yazamadım ve şu an aklıma gelenleri karışık olarak anlatmaya çalışacağım.
-----------------------------------------------------------------------------------
Tolga göbek bağını o kadar çok sevdi ki ancak 18.gün terkedebildi:)
-----------------------------------------------------------------------------------
Üstteki yazıya başladıktan 5 gün sonra tekrar kaldığım yerden devam ediyorum:)
Bu süre zarfında maalesef oğlumuzu hasta etmeyi de becerdik:( Çok şükür önemli birşey yok, nezle oldu. Burun tıkanıklığı,hapşırma, ara ara öksürük...2 gündür gözünün içine bakıyoruz ve maalesef serum fizyolojik harici bir tedavimizde yok, ateşimizde olmadığı için o yönde de ilaç kullanmıyoruz. Sanırım artık bu geceden sonra düzelecek.Hastalık nedeniyle gece doğru düzgün nefes alamadığından 2 gündür 2 saatte bir kalktık, eşimle ayakta uyuduk resmen bu yüzden bayram seyran anlayamadık.
Yinede oğlumuzla ilk bayramımızı evde kendi çapımızda geçirdik. Oğlum babasından ilk harçlığını aldı, kumbarasına attı bile:)
3 gün sonra tam 1 aylık olacak Tolga... 1 ay olmadan kuzenine, Ikea' ya, babaannesi ve hastaneye gezileri oldu bile.Ve kendisinden 5 saat küçük olan kuzeni de bayramda el öpmeye geldi.İkisini yan yana seyrettikçe büyüyüp ortalıkta koşturmalarını, top oynamalarını hayal ediyor insan.

19 Eylül 2008 Cuma

Tolgacık 15 günlük:)


Çocuk doktorumuzla tanışma zamanımızdı...Tolga bugün itibariyle 3.420 gr. 54 cm baş çevremizde 1 cm artarak 37 cm olmuş. Kilomuz, reflekslerimiz gayet iyi. D vitamini takviyesi ile ilaçlı günler başlıyor, bununla birlikte Allah korusun kolik olursak, ateşlenirsek diye hangi ilaçları alacağımız ve nasıl kullanacağımız hakkında da bilgi aldık.
Tolga' nın sağlığı iyi de bu uykusuzluk ne olacak bilemiyorum.Her gece saat 01:00' de uyumayı alışkanlık edindik, şanslıysak 3saat değilsek 1,5 saatde bir kalkarak deyim yerindeyse sabahı tam sabah ediyoruz. Uyandıktan sonra da yine öğlen 13:00' e kadar uyut uyutabilirsen. Neyse şikayet yok, napalım bu gazlardan kurtulamıyoruz:)

12 Eylül 2008 Cuma

İlk Kontrol

11 Eylül Perşembe günü Tolga' nın ilk konrolü vardı. Sarılık testi yaptırdık böylece bende 6 günün sonunda sokağa adım attım, hayatımda bir rekor:)
Hastaneden çıkarken sarılık oranımız 8 olup dün 13 çıktı, 18 ve yukarısını bir gece yatırıyorlar böylece biz evinin yolunu tutanlardan olduk çok şükür:)
Bunun öncesinde kana dayanamdığım için, artık anneyim kendimi tutmalıyım diyerek oğlumdan kan alınırken bakacağım diye tutturdum ama yok, yine yapamadım:(
İnsanın canı nasıl acıyor, içi nasıl çekiliyor anlatamam. Ağrı eşikleri henüz çok yüksek olduğu için çok birşey olmadı ama annesinin acemiliğinden, bezinden çişler fırladı ve üstü başı battı, biz de ilk bebek çantamızı iyi hazırladığımız için kendimizi tebrik ettik:)
Bunun dışında doğumda 3.190 olan oğlum hastaneden 3.005 ile çıkmıştı, dün itibariyle 3.110 olmuş, 80 gram eksiğimiz var doktoru iyi buldu, sütümüz yetiyormuş, günde 3lt. suya devam...
Haftaya 15 günlük olacak, bir kontrolü daha var.

Hastaneden çıkarken yeğenimi göreceğim diye tutturdum ve işteee sonuç:))5 saat arayla doğan iki kuzen:))

Bu arada Tolga artık 1 haftalık:)

9 Eylül 2008 Salı

Doğum Hikayemiz...

5 Eylül cuma günü Tolga' nın olduğu kadar annesinin de doğum günüydü. Yepyeni bir hayata tek vücut olarak başladık. Şu an itibariyle hala sanki yıllardır onunla birlikteymişim gibi hissediyorum. Nedense hiçbir şaşkınlık yaşamadım. Hep bildiğim bir surat bana bakıyor gibi. Ama bir gerçek var ki mucizenin ta kendisi. Zaten başka da ifade edilebilecek bir kelime yok. Bir bebeğin dünyaya gelmesi, evreleri ve şu an kucağımda olması, kanımdan olması, büyümesini sağlayacak her şeyi benden alıyor olması, mucizeden başka ne olabilir ki..

Gelelim doğum hikayemize:

Bizimkisi uzun süre unutulmayacak bence, nedeni ise Tolga' nın kuzeniyle aynı gün doğmuş olması.Evet abimin bebişi, halasının bitanesi Ayaz da 2 hafta önce davranarak normal doğumla kuzenine yetişmek istedi ve aynı günü seçti:))

5 Eylül cuma sabahı hastenede 6.30' da olabilmek için saatimizi 5 ' e kurduk. Son bir haftadır zaten uykusuzduk o gecede zor uyudum, çok ama çok karışık duygular, ifadesi mümkün değil. Ama sabaha karşı saatin sesi değil abimin telefonuyla uyandım.
Hastaneye çoktan geldiğini, önce kim baba olursa yemek ısmarlayacağından bahsediyordu:)) Yengemizin suyu gelmiş ve çoktan yeğenim yola çıkmıştı.
Sanırım böyle heyecanlı bir sabahta beni hiçbir şey bu kadar güldürüp, keyifle hastane yolunu tutturamazd:)
Sürekli hadi canım dedim durdum:)
Sabahın o köründe trafik de olmadığı için tam vaktinde hastanedeydik. Odamıza yerleştik, süslerimizi hazırladık. Kısa bir süre sonra hemşireler geldi, o iğrenç yeşil ameliyat elbisesini giydirdiler, insan o vakte kadar gergin değilse bile bu elbise sayesinde olur:) Tahliller için kan alındı, son hazırlıklar yapıldı, anestezi uzmanı ve doktorum kısa bir konuşma yaptı, fotoğraflarımız çekildi ve ben kısa süre sonra ameliyathaneye doğru yola çıktım. Oldukça soğuk bir yer, bir de sizin ellerinizi ayaklarınızı bağlıyorlarsa iyice zangır zangır titriyorsunuz. Kısa bir süre sonra sanki çakır keyif olmuşum gibi başım döndü ve hayatımın belkide en güzel uykusuna daldım, sanki cennet gibi havalarda uçuyordum,yeşillikler, gökyüzü oldukça soft bir rüyaydı tam anlatılması da güç ama çok huzurluydu. Gözümü açtığımda oğlum nasıl demek istiyorum ama ses çıkmıyor, doktorlar yüzüme baksın diye bekliyorum, konuşmaya çabaladığımı görsünler diye ama yok herkes kendi telaşında, yavaş yavaş açıldım ve meğer ondan önce ne zaman uyutacaksınız demişim onun üzerine herşey bitti bile oğlunuz çok güzel dediler ve ben başladım ağlamaya,sinirlerim boşaldı demek, sonra koridorda beni bekleyen bir sürü kişi...Önce babamı gördüm hemen el salladım, yazık o da beni çok merak etmiş, odama geldim oğlumu gördüm, hemen kucağıma verdiler ama okadar çok ağlıyordum ki tutamayacağım dedim, hemşire bir süre daha bekledi, sakinleştim, ilk kez emzirmeyi denedim. Ve işte konuşmalar, gelenler, gidenler...

Genel anestezi ile sezeryan hakkında ya çok kişiden bilgi aldım ya da çok korkutuldum bilemiyorum ama hiç de korkulacak bir şey değil hatta iyiki böyle yapmışım diyorum. İlk günden itibaren yürümeye başladım, sütüm hemen geldi vs. şu an hamile olan arkadaşlara şunu diyebilirim ki kimseyi dinlemeyin,kimsenin doğumu sizinkiyle bir olmayacak. Benimki çok iyi geçti, yengemizin normal doğumu da 10 saat sürdü ama epidural vs derken o da bir şekilde doğurdu ve rahat, her iki ameliyatın da kendine göre sıkıntıları var ama hepsi geçiyor, öyle iyi bakılıyorsunuz ki siz acı çekmeden zaten ağrınızı kesiyorlar. Ben şimdi 10 gün boyunca uykusuz gecelerime üzülüyorum halbuki rahat bir ameliyatmış.

2 gece kaldıktan sonra evimize çıktık, bu arada sünnetimizi de hallettik:)
Şu an herşey iyi Allaha şükür, birbirimize ve evimize alıştık:) daha da iyi olacak.
Bu 9 ay süresinde kendimce ve duyduklarım neticesinde uygulayıp, faydasını gördüğüm görmediğim konuları, doğumdan sonra yaptıklarımı ve ilk 5 günü en kısa zamanda özetleyeceğim ama benim minik canavar uyanmadan 1 saat dinlenmem gerek:)

Şimdilik bu iki tatlı kuzen ama ikiz gibi olacak olan bebişlere bol bol dua istiyorum:)
Siteye yorum bırakan, arayan soran herkese sonsuz teşekkürler, en kısa zamanda ziyaretinize geleceğim:) Sevgiler

8 Eylül 2008 Pazartesi

Oğlum, aşkım, herşeyim, Tolgacığım....


Oğlum Tolga nihayet aramıza katıldı.İlk fırsatta uzun uzun yazmak istiyorum ama şimdilik bizi merak eden, arayan, gelen, buradan takip eden tüm sevdiklerimize iyi olduğumuzu haber vermek istedim.
Oğlumuz 5 Eylül cuma günü saat 7:59' da dünyaya gözlerini açtı. 3.190 gr. ve 50 cm boyuyla, lacivert, harika iri gözlerle, tam anlamıyla %50 annesi %50 babası olarak kucağıma geldi.Geldiği andan itibaren de kendisine hayran bıraktı.
İkimiz de çok iyiyiz, bize dua eden herkese teşekkürler ama dualara devam, nazarlar değmesin, sağlımız yerinde olsun diye:)
Herkese sonsuz teşekkürler (biraz daha uzun vaktim olduğunda ayrıntılar ve yeni fotolarla buradayız:)