29 Kasım 2007 Perşembe

Sebze Burger

Şimdi size harika bir tarif veriyorum, ben denedim gerçekten süper bir lezzet.
Özellikle vejeteryanlar,kırmızı et yememesi gereken yaşlılar ve belkide bebişler için en güzel besleyici köfte.İçerisinde ne kıyma ne de tavuk var.Tamam bu kadar ipucundan sonra açıklıyorum. Nohut ve brokoliden oluşan harika bir köfte bu.
Tarifini, internette gezinirken Hürriyet yazarlarından Arman Kırım'ın yazısından buldum ve denemek istedim. Birebir uygulamadığım için içerisine eklediklerimi aşağıda belirteyim, siz dilerseniz yazıdan da yapabilirsiniz.

2 su bardağı haşlanmış nohut
1 bardak ince kıyılmış brokoli
4 yumurta
1 kuru soğan
Kimyon, tuz, karabiber,köri,pulbiber
Galeta unu
1 çorba kaşığı zeytinyağ
1 diş sarımsak

Tüm malzemeyi robottan geçirip iyice yoğurun, sulu bir kıvam olursa biraz daha galeta unu ilave edin. İnanın yedikçe beni anacaksınız çünkü harika bir tat...:)

Güle Güle Esra...


İnanamadım.. Dün sevgili Gülriz siteyi ziyaret etmeseydi belki uzun bir süre öğrenemeyecektim çünkü ne zamandır sıklıkla giriş yaptığım blogları ihmal etmiştim. Sevgili Esra' yı kaybettiğimizi öğrendim. Hiç yüzünü görmedim, hiç karşılıklı sohbet etmedik ama ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Sanki yıllardır onu tanımışım gibi.. Ara sıra o beni ziyaret eder, yorumlarını eksik etmez, bende hep iade-i ziyaret eder,ona yorum bırakırdım. Şimdiyse inanamıyorum en son 20 Kasım' daki yazısına. Çok çok üzgünüm... Allah rahmet eylesin, mekanın cennet olsun...

28 Kasım 2007 Çarşamba

Hayat Güzel!


Hayatın bize yaşatmak zorunda kaldığı bütün çirkinlikler bir tarafa, bu güzellerle güne başladığım için keyfim yerinde:)
Bu sabah mailime geldi bu şekerlerin resimleri.Sonrasında da farkettim ki yolda giderken bir kedi yavrusunun kuyruğu ile oynaması, elime pati vurup korkup kaçması, minicik diliyle verdiğim sütü içmesi bile yüzümü güldürüyorsa, bu anların farkına varabiliyorsam ne mutlu bana, hayat gerçekten HARİKA! Elbetteki bir çok çirkin insan olacak, onlar bu çevreyi yaşanılmaz kılmak isteyecek, çünkü ellerinden başka bir şey gelmiyor, onlar hayatı yaşamayı bilmeyen insanlar, ben niye onların hataları için keyfimi kaçırayım ki?
Hayat çok güzel,tüm renkleri, tüm canlılarıyla birlikte..

27 Kasım 2007 Salı

Bu da siz ve sizin gibiler için uğraşıpta yazdığım son YAZIDIR!

Demek düşünce özgürlüğü hıı, haber alma özgürlüğü v.s. yok hak getire nerdee..
Evet Ayçacım, belki bir ışık olur, belki susanlar niye susmamaları gerektiğini anlar, konuşanların da yazdıkları belki ilgili yerlere giderde yine belki tavırlarda bir değişiklik olur sanmıştık ama gösterilen tek tavır, sitene, çalıştığımız, pardon eskiden çalıştığımız şirket tarafından konan erişim YASAĞI oldu.
Böylelikle daha çok senin, ve benim bu kişi ve kişiler hakkında ne kadar haklı olduğumuz bir kez daha kesinleşmiş oldu- hiç şüphemiz olmamasına rağmen.
Böyle gelmiş böyle gidercilik olmaz belki bu sefer demiştim ama yok!Yazık, bu sitenin erişiminin yasaklanmasını isteyen kişiye yazık! Bu nasıl bir düşünce tarzı, bu neyin sonu, bizler sussak bile vicdanınız sizi rahat bırakıcak mı?
Sizin gibi direktör olupta insan yönetmeyi, çalıştırmayı, çalışanına değer vermeyi bilmeyenlerin başta olmasını, bu gibi insanı da oraya ayrıca getirtmeyi sağlayanların, bu hatalı seçimlerin sonu hiç mi gelmeyecek!
O kadar acınası bir hal almış ki, resmen diktatörlük dediğimiz tavırla bu erişim yasaklanmış, aklım hayalim almıyor.
Ama sanmayın ki böyle Ayça ve bizim gibi, sizinle olan sıkıntılardan dolayı işi bırakmış olanları sadece yasaklarla susturursunuz. Google' da ufak bir isim search etmek için vakit ayırın bakalım neler çıkacak, yeni bir site yaratmak tam 10 dk. sürüyor, orada çalışıpta bizden haber almak isteyen kişilerin eminim tek hayatları orasıdır ve başka bir bilgisayardan giriş yapamazlar değil mi?
Yani böyle ufak işlerle uğraşılacağına keşke kökten çözümler uygulayabilseydiniz. Keşke mesela yöneticileri gönderdiğiniz eğitimlerin yarısını direktör olarak sizlerde alabilseydiniz. Keşke yeni bir ışık olsaydıda, değişebilseydiniz. Ama pardon imkansızı istemekte komik oluyor bir yerde...
Şimdi rica etsem şu diktatör tavrınızla benim sitemede erişimi kapatabilir misiniz? Zira yönetmeyi berecemeyen direktör tarafından siteme tek bir girişin bile yapılmasını istemem.

25 Kasım 2007 Pazar

Güneşli bir haftasonu..

Bir kaç gün öncesinden radyo, internet vs. araştırılır, haftasonunun soğuk ama güneşli olacağının haberi alınır ve hemen iki günlük program yapılır.
Cumartesi sabah erken kalkılınır, en sevdiğimiz ve rahat ettiğimiz, Çengelköy-Çınaraltı' nda nefis su böreği, sucuklu-yumurta ve büyük bardaklarda çaylar içilir, boğaz manzarası seyredilir.
Arkasından Mihrabat Korusunda köpüklü, dumanı tüten az şekerli bir kahva yine köprü ve güneşli bir İstanbul manzarasının tadı çıkarılır.Akşam sinema keyfi ile gün biter...

Pazar günü öğlen saatlerinde karnımız hafif sinyaller vermek üzereyken, piknik çantamız hazırlanılır veee Şile yolu üzerindeki en sevdiğimiz yerde mangalımız istenir, oturulur afiyetle piknik yapılır, oksijen sarhoşu olduktan sonra evde yine, sinemada seyretmeye vakit bulamadığımız bir filmle gün bitirilir:))
Kısacası son güneşli günlerin tadı afiyetleee çıkarılır:))

23 Kasım 2007 Cuma

Salata ve Tatlı

Aşağıdaki tatsız konunun artık ekranda görülmesenden sıkıldım ve az önce annemin yaptığı, benimse makinamın yanımda olmayışından dolayı maalesef cep telefonuyla çektiğim ayva tatlısının tarifini vereyimde artık tatlı konuşalım istedim. Bununla birlikte EVETTT sonunda olduu:))) Sonunda ben de anneme tarif verdim:))
Allahım bugünleride mi görecektik hıı anneciğim:))
Geçen haftasonu 11 kişi ağırladım efendim. Nasıl sığdık bende bilmiyorum ama hep, bir şekilde bereketli oluyor bu sofra. İşte o gün iki karnabahar salatası tarifini karşıtırarak bir salata elde ettim bu durumda bu orjinal benim tarifim olur:)
Öncelikle, herkesin çok beğendiği karnabahar salatasının tarifini yazıyorum ama inanın beni, herkesin çok beğenmesi değil, annemin çok beğenip birde üstüne 2 kere tarif alması ilgilendiriyor. Hatta az önce kendiside yaptı.
İşte salatam:

Renklerin güzelliğine bakar mısınız?

Malzemeler:
1 küçük boy az haşlanmış, çiçeklerine ayrılmış karnabahar
Közlenmiş ince dilimlenmiş kırmızı biber (dilimlenmiş şekilde konservesi mevcut)
1 büyük havuç
Turşu
Mısır
3-4 adet yeşil kısımları dahil dilimlenmiş taze soğan
Yarım demet dereotu ve maydanoz
Ceviz rendesi

Sosu için:
Zeytinyağı
Limon suyu
2 kaşık sirke
1 rendelemiş sarımsak
1 çay kaşığı hardal
1 çay kaşığı mayonez
tuz,karabiber

Sos malzemelerini küçük bir kavanozda iyice çalkalayıp üzerine dökün


Ve annemin ayva tatlısı:
Cep telefonuyla bu kadar olur...

Hazırlanışı:Her bir yarım ayvanın içerisine 1 yemek kaşığı şeker, yine her bir yarım ayva için de yarım su bardağı suyu geniş bir tencereye yerleştirdikten sonra 1 saat kadar hafif ateşte pişirilir.Daha sonra 3-4 adet karanfil eklenerek, her ayvanın içerisine elma rendelenerek, elmalarında pişmesi sağlanır ve soğumaya bırakılır. Kırmızı rengi tamamen doğaldır, yapın göreceksiniz:)

19 Kasım 2007 Pazartesi

Tüm Yönetemeyen "Direktör" yada isimleri her neyse onlar için!

Aynı zamanda iş arkadaşım olan Ayça, bugünkü yazısında ikimizin de işlerimizden soğumamıza neden olan şahıs için yapmış olduğu yazıyı okuyunca, ben niye daha önce buraya içimi dökmedim acaba diye düşündüm. Birilerinin okuyup okumaması artık çok da önemli değil çünkü maalesef neredeyse bütün şirketler aynı politikayla yürüyor ve siz çalışanlar buna ya ayak uydurmak zorunda kalıyorsunuz ya da şansı olan çekip gidiyor.
Ben, Ayça ve daha bir sürü kişi dayanamayıp gidenlerdeniz, tabi ki bu durumda şanslı kesimdeniz.
4 yıl boyunca büyük bir istekle çalıştığım iş yerimden, "yönetemeyen yönetici" yüzünden ayrıldım.
Benim için de iş hiç bir zaman amaç olmadı ama standartlarımın devamı için çalışmam gerekiyordu ve severekte 4 yıl devam ettim. Bu süre zarfında 3 kere terfi aldım yani yönetici değişimi olmadan önce performansımdan memnun olmayan yokmuş. Fakat maalesef her iş bileni yada bizim durumumuzda işi bilmeyen yönetici/ direktör v.s olarak başa geliyor. Sebep tanıdıklık, sebep "Hadi bak ben bu şirkette işe başladım sen de katıl ekibimecilik ..."
Bazı insanları 40 tane koçluk eğitimine de gönderseniz insan yönetmeyi, yönlendirmeyi, çalıştırmayı, bu çalışmanın karşılığını vermeyi (ama moral olarak ama maddi olarak) ekip olmayı, karşındakini İNSAN yerine koymayı, değer vermeyi öğretemezsiniz ama bu kişiyi başa getirebilirsiniz!Hadi getirdiniz 1 ayda 4 kişi istifa edincede mi birşeyleri değiştirmeyi düşünmediniz!Düşünmediniz ki bizler farklı kulvarlardayız şu an!
Ama kaybedenler bizler değiliz! Kaybedenler sizsiniz, şirketler, direktörler, yöneticiler...

Benim de sorularım var:

Bir direktör, çalışanı yakınını kaybettiği zaman başın sağolsun demesi mi doğrudur yoksa vefattan 1 hafta sonra ayağına, odasına çağırıp mı söylenmelidir?
Bir direktör özel işleri için çalışanını oda oda koşturmalı mıdır yoksa çalışanlarının gözü önünde düşüceği konumu hesap edip kendi işlerine kendi mi koşmalıdır?
Ben direktör olsaydım,benden "yeni bir iş istiyorum, yeni bir kan" diye peşimde koşan kişiyi en iyi şekilde değerlendirirdim.Hadi değerlendiremedin,bu kişi kurumundan memnun olduğu için başka bir departmana geçerken, yeni işi ve yeni yöneticiyi küçümseyen laflar ederlirmiydi? Bir de üstüne "Kalsaydın sana şu kadar zam yapacaktım diyerek daha da alçalınabilinir mi? Ve dahada kötüsü madem kurumdan değil, departmanından ayrılıyorsun o kadar kolay olurmu öyle hemen geçemezsin 2 ay süründürürsünüz beni değil mi, birde üstüne formül üretirsiniz 3 gün gel burada çalış 2 gün git orada çalış ama tek kişilik maaşını da al.Hadi yaaa!!
Kimse bana da 4 yılıma, 4 yılımı sorunsuz ve temiz iş çıkarmama karşılıkta teşekkür etmedi. Artık umrumda da değil zaten.
Bu liste çok uzar ama ayrılalı 1 yıla yaklaşmış biri olarak bu listeyi çoğaltıp ne tekrar sinirimi bozacağım ne de o kişiye prim vereceğim.
Son birşey!
Her yerde yönetici ve direktörü hakkında atıp tutan fakat herkes arkası döndükten sonra onların peşinde el pençe divan duranlar! Kafanızı akşam yastığa nasıl koyuyorsunuz bilemiyorum, sırf para ve mevki hırsı için haysiyetinizi sattığınızı, onurunuzu yerler altına aldığınızı nasıl göremiyorsunuz onu da bilemiyorum. Allah bu gibi kişilerin yolunu açık etsin. Sizin gibi insanlara tavsiyem: ya ortalık yerde kötülemeyin, ya da kötülediğiniz kişilerin eteklerinde gezmeyin bu zavallıktır!
Bir de çocuğu için, yaşamını sürdürmek için, para-mevki hırsı olmadığı halde çalışmak zorunda olanlar var tabiki onlar için tek dileğim bizler kadar şanslı olmaları bir gün..
Çünkü dışarda çok daha stressiz, huzurlu, mutlu günler yaşanıyor.
Son 6 aydır eşimi her gün güler yüzle kapıda karşılıyorum.Sebepsiz yere çıkan bağırışmaların ve bunun gibi yüzlercesinin sonu geldi. Evimde ve kendimde büyük değişimler var. Maalesef arkadaşlarımı ve her öğlen 15 dk.lık kahve eşliğindeki sohbetleri çok özlememe rağmen, hayatımın son 4 yılı hiç yaşanmamış gibi :) bu da HARİKA!!
Allah hepinizi "YÖNETEMEYEN DİREKTÖRlerden UZAK TUTSUN!

9 Kasım 2007 Cuma

Annemin Günü ve Renkli Pilavı...


Geçtiğimiz gün, 14 yıl aynı apartmanda, artık akraba gibi olduğumuz komşularımız annemdeydiler. Ben maalesef çalıştığım için onlarla olamadım ama en kısa zamanda ben de kendi evimde ağırlayacağım zaten. Annem yine onu karıştırmış, bunu karıştırmış, rengarenk bir pilav salatası yapmış ve hemen resmini çekeyim, Meltem siteye koyar deyince, komşularımızın çok hoşuna gitmiş bu blog olayı ve bizden de bahsetsin ozaman demişler:))

Akşamına ben de pilavın tadına bakabildim.Eee okul çağlarından beri bu durum değişmemiştir bizde, annenin o gün eğer günü varsa akşam olsada okuldan gelince pasta, börek yesek diye koştururduk, şimdi de kural değişmedi kalanlar hoop benim eve:) böylece bir akşam da yemek yapmadan geçmiş oldu:))
Şimdi renkli pilav salatamıza gelince, çok kolay ve pratik...
Malzemeler: İnce dilimlenmiş turşu, kırmızı dolmalık biber, yeşil biber, mısır,taze soğan, dereotu, hafif yağda kavrulmuş ceviz, pulbiber,nane.
Beyaz pirinçten pilavı hazırlıyorsunuz ve ince doğradığınız tüm malzemeyi içine koyuyorsunuz. Sofraya da ayrı bir renk katıyor bu görüntü. Eşim çok sevdiği için akşam bir de nar ekşisi ilave etti ve çok beğendiğini söyledi, ee neticese salata dedik tabi. Afiyet olsun....

5 Kasım 2007 Pazartesi

4 Kasım


4 Kasım Pazar Günü doğum günümdü. 26 yılı devirip, 27 yaşımdan günleri yavaş yavaş almaya başladım.
Hep istediğim bir şekilde yani bol sürprizli bir doğumgünü yaşadım. Ama işin ilginç yanı bu sürprizlerin bir tanesini bile önceden anlamamış olmam ki ben bu yönümle övünürdüm yani hayatım hep birilerine sürprizler yaparak, şaşırtarak geçen biri için tüm ailemin beni nasıl kandırmış olduğuna hala gülüyorum:)

Öncelikle Cuma akşamı, uzun süredir ara verdiğimiz devlet tiyatrolarına bu ay için 2 biletimiz vardı ve ilkini seyretmek üzere Şişli Cevahir Tiyatrosundaydık. Oyunun adı "Çok Yaşa Komedi" Çehov' un bir eseriydi. Galip Erdal-Zafer Algöz ve Zeynep Erkekli' nin oyunculukları harikaydı.Sanırım eserin adından dolayı kendimizi gülmeye çok mu hazırladık bilemedim ama beklediğim gibi değildi. Bununla birlikte dekor, oyunculuklar, kostümler harikaydı.16 Kasım günü de "Benerci Kendini Niçin Öldürdü?" oyununda olacağız, bu oyun için de bilgi vereceğim.
Cumartesi günü ise eşimle Burgaz Ada' ya gittik. Hava şansımıza kapalı olduğu için ada ziyaretçileri de çok değildi ve biraz keyifsizdi. Orada ilk sürprizimi öğrendim. Eşim Burgaz Ada'yı önceden keşfetmiş, araştırmış, güzel bir butik otel bulmuş ve doğum günüm için böyle bir sürpriz düşünmüş ama havadan ve adada vakit geçirmekk açısından emin olmadığı için kesinleştirmemiş.Belkide iyi oldu çünkü bu mevsimde çok da iyi bir fikir olmayabilir, yapacak pek bir şeyde bulunmuyor zaten.

Veee..Pazar Günü yani doğumgünü sabahı abim ve eşinin evinde kahvaltıya davetliydik. Hıh dedim bu sefer sana bir organizasyon geliyor Meltem diye içimden geçirdim ama kimse bugünün farkında değil gibiydi, kapıdan çıkana kadar bir pasta olsun kesilir diye beklemedim değil ama öyle boynumu büke büke evden çıktık:) Eşimle alışveriş yaptık, gezdik, harika bir buket, henüz gonca halinde olan güller aldım kendisinden ve havanında çok güzel olması nedeniyle bol bol yürüdük. Bu arada sevgili eşim sürekli bana "ben öyle sürprizler yapmayı beceremem, benden öyle şeyler bekleme, bu sene başbaşa yemek yiyelim v.s diyip duruyor ama benim bunların tersini düşünme gibi bir durumum söz konusu bile olamaz çünkü gerçekten o böyle şeylerin kendisine de yapılmasından, yapmaktan da çok hoşlanmaz oyüzden diyorum ya hiç beklemediğim şeyler oldu diye. Bu esnada bütün gün annemler, k.valdemler telefon açarak bir bir benimle konuştular, tebrik ettiler, vallahi ben de hepsini tek tek tebrik ediyorum o müthiş oyunculukları için:)

Vee sonunda akşam yemek yiyeceğimiz yere geldik, burası hem düğünümüzün hem de nişan yemeğimizin yapıldığı yerdi. Garsonu bile ayarlamışlar, garson bize
"Rezervasyonunuz var mı" dedi,
"Yok" dedik,
"Buyrun sizi şöyle 2 kişilik bir masaya alalım" dedi,
Bu esnada eşim, salonun köşesindeki büyk masayı göstererek "Biz burada oturalım" deyince işte bütün ailemi karşımda gördüm:)
Her birinin üstün oyunculuklarına, sürprizlerine, hediyelerine, sevgili eşime, K.validem ve K.pederime, herkesi organize edip böyle bir yemek düzenledikleri için, canım anneme ve babama bu güzel hayata gelmeme, bana nefes vermelerine vesile oldukları için, sevgili abime ve canım Seçile, yengemiz ve dayımıza, benimle oldukları için çok ama çok teşekkür ederim.
26 yıla geri dönüp bakınca, sadece kocaman sevgi dolu bir aile ve bu sevginin getirmiş olduğu müthiş güzellikte yıllar hatırlıyorum. Artık dahada kalabalık ve sevgi dolu bir aile olduk o yüzden inanıyorum ki bu güzellikler aynı oranda artarak, büyümeye devam edecek. Ama bilin ki sevgili ailem, bu güzel günler sadece içlerinde siz de olunca güzel, yoksa anlamsız geçer.
Allah bana sizlerle birlikte, daha uzun yıllar mutlu ve sağlıklı günler geçirmeyi nasip etsin. Tüm yaşattıklarınız için çok ama çok teşekkür ederim. Hepinizi çok seviyorum.Canlarım benim....