27 Ağustos 2008 Çarşamba

39.Hafta

Nasıl geçti, nasıl ilk haberini aldım, nasıl ilk tekmelerini hissettim....12 gün...
9 ay bitti kaldı 12 gün...Karışık duygular içindeyim şu an...Biraz da uykusuz...
Aklımda olmayan kararlar vermek zorunda kaldım ama hayırlısı buymuş diyorum, o sağlıkla gelsinde ne şekilde olursa olsun.
Bazen şimdi olsa diyorum, hemen yanıma alsam, bazen de karnımın bu görüntüsünü özleyeceğim gibi geliyor. İnsan gerçekten her duruma her zaman uyum sağlıyor, işte 9 ay önceki halimi hatırlamıyorum bile, sanki hep böyleydim.
Şu ara herşeyden korkuyorum, biliyorum herşey güzel geçecek, ama sonrası da ürkütücü, iyi bir anne olabilecek miyim?İyi bakabilecek miyim?Nasıl bir geleceği olacak? Mutlu, güler yüzlü, keyifli bir çocuk olacak mı? Ne bileyim işte bir sürü şey, bunlar ve kilolar yüzünden uykusuz geceler geçiyor.
Hayatımda hiç ameliyat olmadım, şimdi 10 kişilik bir ekip, narkoz, sonrası....
Sonrası oğlum, Tolgam, yanımda olacak, sağlıkla... Kime benzeyecek, nasıl olacak...
Herşey çok yeni...

8 Eylül... Şimdilik tarihimiz bu, pazartesi son kontrolümüzden sonra netleşecek ama büyük ihtimal 8 Eylül günü kollarımda olacaksın oğlum, herşeyim, hayatımın yeni anlamı, bu günden sonra hayatımın sonuna kadar beynimin ve kalbimin tamamını meşgul edecek, hep minik kalbim olacak oğlum...

20 Ağustos 2008 Çarşamba

37+0

35+0

Aslında yukarıdaki resim 2 hafta önceye ait sanırım yine büyüdü karnım, artık hızına yetişemiyorum:)

Daha karnımdan çıkmadan bir çok şeyini özleyeceğimi anladım. Unutmamak için de bugün onları yazmak istedim.

Sabah benimle birlikte uyunıp, ilk içtiğim suya tepkini,
Yemek yerken içeride fıldır fıldır dönmeni,
Dondurmaya olan en az benim kadar düşkünlüğünü:)
Biraz yorulupta şöyle bir ayaklarımı uzatayım der demez hareketlenmeni ve topuğunu dışarıdan görülecek kadar sert bir şekilde itişini. O sertliği hissetmeyi, ben onu ovarken hemen ayağını çekmeni, çok ama çok özleyeceğim.
Hele dün akşam bir an gözüm karnıma takıldı Allahım ilk defa bu kadar şekilsiz bir karın gördüm önce ürktüm, meğer sen öyle bir şekle girmişsin ki karnım sağa yatmış ve dik bir tepe gibi olmuş:)
Bazen sessiz kaldığında, yahu en son ne zaman oynamıştı benim oğlum diye merak edip, seninle konuşur konuşmaz yada bir-iki karnıma dokunduğumda hemen ben buradayım dercesine hareketlenmeni,
Televizyondan gelen ani bir sese yada müziğe karşı tekmelemeni, konser sırasında hiç durmadan tekmeleyip, parça bitimlerinde hareketsiz kalmanı,
Hıçkırmanı:)
Ani seyirmelerini çok özleyeceğim şimdiden eminim.

Ama yine de çoğu zaman özellikle minik bodylerini severken bir an önce gelsede her gün yeni yeni şeylerini giydirsem, banyo yapsak, pusetinde uzun uzun gezsek diyede iç geçiriyorum ve sonra her saniyenin kıymetini bilmeliyim diyorum.Çünkü gerçekten çok az kaldı.

Geceleri rüyalarım sadece ameliyat, ameliyat sonrası vs. gibi sıkıcı, bazen ürkütücü, bazen rahat geçiyor ve ben hep normal doğum diyen biri olarak son 1 aydır nasıl olduda şimdi sezeryan olsun bitsin diyen biri olup çıktım bilemiyorum.

Ne olur ne olmaz diye biz her işimizi hallettik bile. Hastane çantamız, şekerlerimiz, anneannemizin yaptığı kapı süsümüz, odamız herşey hazır. Bebişin pusetini sonradan bana kolaylık olsun diye arabaya yerleştirdik bile, hatta geçen gün hastaneye yol tatbikatı için gittik:) İyiki de gitmişiz ben hep arabasız oralarda olduğum için araba yolunu karıştırdım, neyse iyice bir turdan sonra alternatif yollarda bularak başarılı bir tatbikat gerçekleştirdik:)

Hastane çantası hazırladım ama hep bir şeyler unutmuşum gibi geliyor bazen de çok şey koyduğumu düşünüyorum çünkü hastane, kapı süsünden bebek bezine, kıyafetlerine, terliğinden saç fırçasına kadar veriyor.Yine de benim yanıma aldıklarım.

. Çamaşır, emzirme sütyeni
. 3 tane gecelik, sabahlık
. Çorap
. Hijyenik bağ
. Bebek için: Body, tulum, örtü, çorap, eldiven, şapka, bez
. Kırmızı kurdelem:) diş fırçası, deodorant, fırça
. Göğüs kalkanı
. Göğüs pedi

Sanırım bu kadar, tecrübeli annelerden eksiklerimi belirtmelerini rica ediyorum:)

8 Ağustos 2008 Cuma


Gittik, geldik....
Benim en sevdiğim yer, Altınoluk' daydık. İlk gün büyük bir özlemle koştura koştura Şahin Tepesindeki kahvaltıcımızdaydık. Nefis bir menü artı eritilmiş kaşar ve eşsiz bir manzara...Kaz dağlarının bol oksijeni eşliğinde harika bir şekilde güne başlamışken ne olduğunu anlayamadan bir ağrıyla boğuşurken buldum kendimi. Sancı olmadığını biliyordum ama tarifde etmek mümkün değil, bütün karnımı kaplayacak şekilde bir baskı, sızı... Doktorumun tavsiyesiyle o günü sadece su,ayran ve bol dinlenerek geçirdim, sonunda da geçti. Sanırım oğlum yer değiştirdi o esnada da mideme veya başka bir yere bir baskı oldu, neyse bununla kaldı çok şükür.

Harika bir 4 gün geçirdim. Her akşam ve sabah yürüyüş, her gün denizde kendime göre belirlediğim mesefaler arası yüzme, biraz da yemekten kısınca bu ayı 2 kiloyla atlattım, ama bir kilosu da Tolga' nın yani 1 kilo almışım:) keşke geçen aylarda da sıkabilseymişim kendimi...

Tatil dönüşü acaba erken gelirmi korkusu sardı ve hemen kalan işlerime gömüldüm. Bunlardan ilki hastanede ziyaretimize gelecek dost ve akrabalarımız için daha önceden aldığım malzemelerden şeker kutularımı yapmaktı.
Şimdi bir tek içlerine sipariş ettiğim badem şekerlerinin yerleştirilmesi kaldı.

Dün rutin doktor kontrolümüz vardı. İlk kez NST'ye bağlandım ve yine ilk kez oğlumun kalbinin sesiyle tanıştım. O an dünyada bundan daha güzel bir ses olamaz gibi geliyor:) Herşey normaldi. Oğlum 2 kilo 570 gram olmuş geçen aya göre tam 1 kilo almış, baş, göbek çevresi herşey normal ilerlemesinde. İyi beslenmiş dedi doktorumuz. Ne çok kilolu ne zayıf doğacak dedi tam istediğim kiloda gidiyor dedi.
Vee oğlum, annesi ve anneannesine bir sürpriz yaparak dil çıkardı:)))))
Yüzü çok tombikti ama bu aylarda olurmuş zaten. Doktora göre Ağustos'da beklemiyoruz kısmetse 12 Eylül civarı, bakalım bir ayımız daha var.
Bununla birlikte oğlumun yeri daraldığı için en ufak hareketi belli oluyor. Sürekli kıpır kıpır artık üstümde ne varsa bile karşımda oturan biri rahatlıkla anlıyabiliyor:) Bende tadını çıkarıyorum:)

Doktor dönüşü oğlumun kıyafetleri yıkandı, ütülendi. Tabi ben bu kadar özet geçtim ama işin aslı öyle değil. Anneanne ile bilikte canımız çıktı hadi şunuda yapalım bunu da derken evi iyice bir temizledik. Bu esnada ben sırf bodyleri yıkadığım halde bir makina ütülecek kıyafet oldu. Meğer ne çok şey almışız, inşallah Tolga giyinip soyunmayı sever de bende bol bol zevkle aldıklarımı giydirebilirim. Bu kadar kıyafet olunca artık yakınlarıma hiç bir şekilde kıyafet getirmemelerini söylüyorum ayıp değil ya napalım:) Bunun yerine oğlum için eğitici oyuncaklar, egzersiz aletleri vs. renkli masal kitapları, ilk kelimeler gibi kitaplar.. bu tür şeyleri söylüyorum. Evlenirken de böyle yapmıştım böylece hiç birşeyden iki tane gelmemiş ve kullanmayacağım şeylere sahip olmamıştım.

Bu yorgunluğun üzerine Fahir Atakoğlu' nun konseri harika geldi, harikada ne kelime MUHTEŞEM...Konserde ayrıca Nilüfer, Sertap Erener, Levent Yüksel veee Tarkan' da birer şarkı söyleyince keyfimize diyecek yoktu:))

1 Ağustos 2008 Cuma

Kısa süreliğine.....


Ne kadar farklı yerlere gitsem de benim için yeri hep ayrı olacak, en huzur bulduğum, en temiz havaya sahip, "cennet köşeme" çok kısa bir süreliğine tatile gidiyorum. Tolga'sız son tatilimiz...Gelince doktor kontrolümüz var, iyi haberlerle burada olacağım inşallah. Görüşmek üzere...