30 Ekim 2008 Perşembe

Sabır ve Sevgi

80'ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen 45 yaşında ve saygın bir işi olan oğlu salonda oturuyorlardı.
Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.
O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu.
Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: 'Bu ne oğlum?'
Oğlu şaşkın, cevapladı: 'o bir karga baba.'
Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: 'Bu ne oğlum?'
Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: 'Baba, o bir karga'
Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu.
Yaşlı baba üçüncü defa sordu: 'Bu ne?'
Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü:
'O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?'
Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:
'Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?'
Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu.
Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi.
'Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu.
Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu.
23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim.Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu.'


'Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyi davranmanızı
kesin olarak emretti.
Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara 'öf' bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.' (isra, 23)*

19 Ekim 2008 Pazar

Eskişehir' e Gittik, 40 Uçurduk....


Neredeyse 15 gündür yazamamışım. Geçtiğimiz hafta Eskişehir yolcusuyduk. Oğlum anne karnında alışkın olduğu sürekli seyahat etme durumuna daha 40' ı çıkmadan da devam etti. Tabiki çok tedirgindik, hem ilk uzun yolculuğumuz hem de hava açısından sürekli değişiklik gösteren, geceleri soğuk olan bir yere gitmek...Ama çok şükür korktuğumuz gibi olmadı. Hepimize iyi geldi.Oğlum kuzeniyle ilk defa biraraya geldi.Toprak' ımız neredeyse 2 yaşına yaklaştı. Onun doğuşunu bu yazı ile duyurmuşum, şimdi kocamaaan, sevimli, akıllı, komik bir çocuk oldu. Birlikte parka gittik, gezdik, oyunlar oynadık.
Anladım ki çocukların bu yaşı da ayrı bir keyifli çünkü saatlerce oyun oynadık vakit nasıl geçti anlamadık. Her an söylediğim bir kelimeyi kapıyor, komik şekillerde söylemeye çalışıyor, gülüyor, oynuyorsunuz.Tolga'mın da bu yaşlara gelip oyunlar oynayacağımız,parklara gideceğimiz zamanlarını hayal etmek ayrı bir güzel.

Veee 40'ımız oldu, geçti bile:)Çeşitli ailece koşturmalarımızdan dolayı ben bu konuyu planlayamadım, mecburen Ayaz'ıma yapılan mevlütten istifade ettik:))

Çok güzel geçti. Dua okumaya gelen bayanın Tolga'dan haberi yokmuş zaten biz misafir olarak gittik benim de böyle bir niyetim yoktu ama güzel oldu. Kadıncağız bir de Tolga'yı görünce şaşırdı ikiz mi bunlar dedi, e bir bakımada öyle sayılır, hem kardeş çocukları hem de aralarında 5 saat fark var:)
İki kuzen bol bol iyi dilekler, dualar aldılar.Allah hep yüzlerini güldürsün, birbirlerinden ayırmasın. İşte bu güzel iki meleğin haftasonları da böyle geçti..:))

6 Ekim 2008 Pazartesi

İlk Aşı...

Tolga bugün Sağlık Ocağı'nda ikinci topuk testini oldu.Allah korusun herhangi birşey varsa doğduğunda yapılan ilk topuk testinde bir şey çıkmasa da bu ikinci testte yakaladıkları da oluyormuş. Tahlili Çapa Tıp Fakültesine gönderiyorlar. Bir de ilk aşısı, Hepatit de yapıldı. Normalde ağlasa da gözünden hiç yaş gelmemişti ama iğne olurken yaşlar aktı gözünden, kendimi nasıl tuttum bilmiyorum.Alışman gerek diye diye tuttum. Sanki bana yapılıyor gibiydi, tekrar farkettim ki aklımda, dünyamda artık tek o var, herşeyin ama herşeyin önünde oğlum...

Hayatımın Anlamı 1 Aylık Oldu!

4.350gr. 56 cm
Oğlum, bitanem, Tolga' m bugün tam 1 aylık oldu:)
Her saniyesi birlikte dolu dolu geçtiği için ilk günkü resmine bakınca ne kadar fark ettiğini, yüzünün ne kadar değiştiğini, artık bir ifadesi olduğunu keşfedebildim.
Bu 1 ay ikimiz için de alışma evresiydi. Artık büyüklerden destek almadan, h.içi babadan destek almadan, geceleri tek başıma idare edebiliyorum. Banyosunu yine babamızla çok pratik bir şekilde yapabiliyoruz. Allaha şükür sütümüzde iyi geliyor, buzluğumuzu da doldurmaya devam..
Ben de yavaş yavaş az uyumaya, akşamüstü 16:00 gibi öğle yemeği yemeye:) iki dk.lık sakinlik arasında etrafı toplamaya, tek elle iş yapmaya alıştım.
Kısa bir sıkıltılı,bunalımlı evrem oldu ama çok çabuk toparladım, zaten bunu geçirmeyecek yeni doğum yapmış bir bayan var mıdır bilmem. Ama bu sıkıntıların çoğu yeterli miyim sıkıntıları,sütüm yeterli mi, yeterince idare edebiliyormuyum, iyi bir anne olabilecek miyim, aman hasta etmeyeyim.Zaten şu hasta olacak korkusuna etraftan herkesin üstünü örtme çabaları deli eden bir durum. Oğlumu üşütmeyecek kadar giydirdiğime emin olsam da o kadar çok ses geliyorki etraftan acaba mı diyorsun ve bu seferde terini üşütüyorsun.
Neyse bugün 1 ayı devirdik, ben oğluma, oğlum da bana alıştı. Birlikte gayet iyiyiz. Boynunun kokusuna, ipek tenine dünyaları veririm. Hele o sütünü içtikten sonraki ilk rahatlama, doyma anındaki bilinçsizde olsa mükemmel gülüşü, hangi ruh halinde olsamda kahkahalara boğuyor beni...Dünyanın en güzel, en değerli varlığı, minik kalbim, mucizim büyüyor ve her saniyesini izleme şansına sahibim, bundan daha büyük ne zenginlik olabilir ki...
Oğlum bayramda rahatsızlandığı için babaanneme götürememiştim, dün yani 1.ayında halamlara ve babaanneme gittik tabiki kuzeniyle birlikte:)
Eee bu ekip toplanırda 1. ay kutlanmaz mı?

4 Ekim 2008 Cumartesi

3 Ekim akşamı

Tolga yaklaşık 15 dakika ilgisini bir noktaya odaklayabiliyor,böyle bir anda da masal okuyabiliyorum:) Sesimi duyunca sakinliyor, sürekli konuşursam eğer o da aynı sakinlikte kalabiliyor. Yattığı yerde emziğini emerken uyuya kalabiliyor ama bazen de sıkıldığını emziği sürekli ağzından atarak belli ediyor, evin içinde sürekli gezinirsek yine susuyor, kucakta çok rahatlıyor ama ben 20 günlükten beri bilek ağrısı çekiyorum sanırım ters bir kucaklama hareketi yaptım.
------------------------------------------------------------------------------------

Bugün oğlum ve yeğenim ile Koşuyolu parkındaydık.Temiz hava ikisine de iyi geliyor. Son güneşli günleri kaçırmak istemedik ve bol bol güneş almasını sağladım.

-------------------------------------------------------------------------------------

Bugün yani 4 Ekim günü aynı zamanda annemin doğum günü. Doğumdan neredeyse bugüne kadar her gün bende kalıp, geceleri yarım saat fazla uyuyayım diye kendini binbir şekle sokup Tolga' yı oyalayan, gündüzleri o uykusuzluğa rağmen yarım saat bile oturmadan yemek yapan, eve çeki-düzen veren gece yine aynı tempoyla devam eden süper anneme ne kadar teşekkür etsem biliyorum eksik kalacak.
İyi ki benimlesin canım annem,birlikte daha nice yıllar geçirmek dileğiyle, seni çok ama çok seviyorum.