29 Nisan 2009 Çarşamba

Yazmayalı yine ne çok zaman oldu. Bu süre çoğu zaman keyifliydi ama aralarda ailenin tüm bireylerini gezen grip salgını ve küçük bir kaza yaşadık. Tolga kafasını şiddetli bir şekilde koltuk ayağına çarptı. Herşey saniyeler içinde yaşandı. Çarpmanın hemen sonrasında neredeyse 6-7 saat aralıklı buz tedavisi yaptık ve Allah' a çok şükür bu süreçte tek sıkıntımız Tolga' nın beni her elimde buzla görüşünce çığlık çığlığa kaçması oldu:) Akşamına kızarıklıktan bile eser yoktu ama bu süreçte ben çok zorluk çektim. Kendimi hemen toparladım ama niyeyse sadece o gün, onca ay değilde o gün anne olmanın en çok böyle anlarda zorluğunu çekeceğimi hissettim. Bu çocuk büyüyecek, bisiklete binerken düşecek, dizini yaralayacak, daha dile getirmek istemediğim pek çok şey yaşanacak ve ben dimdik durmak zorunda kalacağım.

Bu tatsız konuda daha fazla yazmak istemiyorum. Oğlumun yaramazlıklarından bahsetmek daha keyifli.
Daha önce oğlumun emeklediğini müjdelediğimde deneyimli annelerden sen esas şimdi gör bak seni neler bekliyor dediklerinde gülüp geçmiştim, meğer ağlanacak halime gülmüşüm:)
Her saniye girdiğim her ortamda yada evin her odasında şimdi Tolga nereye giderve neye dokunursa başına ne gelir hesabı yapıyorum ve tehlikeli olabilecek herşeyi ortadan kaldırıyorum. Yanlış anlaşılmasın Tolga istediği her yere girip çıkıyor ona asla engel olmam.Bu kafayı vurma olayından sonra bile tavrım değişmedi. Her yeri kurcalayıp her masa, sandalye altında sıkışsa dahi geziniyor ama ben bariz devrilirse kırılacak şeyleri tabiki ortadan kaldırmalıydım.İşte bunlar minik afacanın sadece resimleyebildiğim yaramazlıkları.



Dün yine Ayaz-Tolga buluşması yaşandı. Her birbirlerini görmeleri artık daha bilinçli. Yine de iki oğlan sanırım benim planladığım gibi birbirleriyle öyle çok da haşırneşir olacak gibi değil çünkü ikisinin de ortama girer girmez nereye emeklesem, neyi karıştırsam duyguları daha yoğun:) Buna rağmen birbirlerinin yüzlerini elliyor, yakalarını çekiştiriyor, ayaklarını itiyorlar.Bu kadarlıkken sahiplenme ve kıskançlık duyguları gelişmiş oluyormu onu henüz araştıramadım ama hepside tesadüf mü bilemiyorum. Ayaz ayakta sallanmaya alışkın ve ben onu sallarken Tolga kucaklanmak istiyor, omzumda,tepemde geziniyor. Ne zaman Ayaz'la oynasam o oyuncağı almak istiyor vs. Ben hala bilinçli olduğunu düşünmüyorum ama işimizin kolay olmadığından da eminim:)İkiz annelerini tekrar tebrik ediyor, Allah yardımcıları olsun diyorum çünkü ikisini toplasam 15-16 kiloluk şeyler iki kadını akşam yere sermeye yetiyorlar.İşte ikisini bu şekilde oyalayarak hem gözümüzün önünde tuttuk hem öğle yemeklerini yaptık, ne yapalım:)


11 Nisan 2009 Cumartesi

Bebek Masajındaydık....


Bugün, hem bildiklerimi tazelemek hem de doğru masaj teknikleri öğrenmek adına ücretsiz bir etkinlik bulduk ve hemen faydalandık. Yeditepe Üniversitesi' nin Klinik Psikoloğu Özden Bademci' nin eşliğinde güzel bir 1 saat geçirdik.

Tolga ilk kez bu kadar çok bebekle biraradaydı(7 bebek) bu yüzden de etrafa olan ilgisinden masajdan pek birşey anladığını sanmıyorum ama böyle bir kalabalığın içine bile girmesi çok faydalı bence. Yine de birebir bir eğitim için üç bebek ve annesi daha uygun olurdu hatta 4-14 ay arası yerine 4-9, 9-12 gibi olsa bence daha iyiydi çünkü henüz yürüyen,rahat emekleyen çocuklar doğal olarak yerlerinde durmadılar, ağladılar, anneler onların peşinden giderken dikkat dağıldı vs.

Tolga ilk yarım saat gayet iyi giderken sonra sıkılmaya başladı, biz de bebekleri babalara emanet edip, oyuncak bebek üzerinden teknikleri öğrenmeye çalıştık.

Masajın anne ve bebek arasındaki bağı çok daha kuvvetlendirdiğini hatta bebeğe masaj yaparken annenin de aynı oranda rahatladığını herhalde bilmeyen yoktur. Masaj öncesinde odanın ısısının iyi ayarlanması gerekiyor. Gerekli malzemeleri de yanınıza hazır etmelisiniz.Bunlar: havlu, bez, yedek body, bebek yağı ( Bebek yağı olarak 99 diye bir ürün kullandık ve resmen bayıldım, bir kere %99 doğal bir ürün ikincisi de içerisinde çok rahatlatıcı aromatik kokulara sahip.Merak edenler internette araştırsın çok memnun kalacaksınız)

Bunun dışında bebeğin masaja hazır olması gerekiyor.Kimi bebekler uykudan kalktıktan hemen sonra kimi bebekler sabah karınları doyduktan 1 saat kadar sonra,uyku öncesi masaja hazır olur. Bebeğin ne zaman masaja itiraz etmeyeceğini annenin onu iyi izlemesi sonucu anlayabilir.Tabiki bebekle birlikte annenin de masaja hazır olması gerek yani bunu bir iş, bir rutin olarak görmek yerine, bebeğinizle çok kaliteli bir zaman geçireceğiniz, sizin de rahatladığınız bir zaman olduğu bilinmeli aksi halde bebek sizin huzursuzluğunuzdan dolayı zevk almayacaktır.

Bir diğer önemli nokta durmayı bilmek. Yani masajdaki tüm yapılan noktalardan bebeğiniz memnun kalmayabilir yada yorulup,sıkılabilir.Böyle bir işaret aldığınızda masaja son vermelisiniz.

Her gün yapılan masaj ile bebeğinizin hem ruhen hem fiziksel olarak gelişimine katkıda bulunduğumuz gibi anne-bebek arasında bağı da güçlendirmiş olacaksınız. Bir diğer önemli nokta, bebeğe masajı annesi,babası yada bebeğe kim bakıyorsa 1.dereceden yakını hariç kimsenin yaptırmasına izin vermeyin, zaten bu eğitimde de doktor değil herkes kendi bebeğine masaj yaptı.

Bebeğinize masaj yaparken her dokunuşunuzdan önce "Şimdi ayak parmaklarına masaj yapacağım, izin veriyor musun?, Hoşuna gitti mi?" gibi sakin bir ses tonuyla devamlı olarak konuşulmalı ve en önemlisi, yağ vs.alırken bile muhakkak bir eliniz bebeğin üzerinde olmalı. İyi bir masajda asla vücutla teması kesmemeniz gerekmektedir.

Masaja önce bacaklardan başlanır.Sonra sırasıyla ayakların altı, parmaklar, ayağın üstü ve iki bacağı iki elle genel olarak rahatlatıldıktan sonra kollara,avuç içine ve el parmaklarına geçilir.Karına saat yönünde yapılan masajdan sonra sırt masajı gelir ve eğer bebek rahatsız olmuyorsa yüz masajı ile son bulur. Burada bir nokta da yüze masaj yaptığınız bu yağdan sürmeyin zaten elinizde mevcut olan yağ yeterli olacaktır.

Aslına bakarsanız bir saatlik bir etkinlikti ve Tolga'yı bilmem ama bu workshop bana da iyi geldi.Hem annelerle birarada olmak hem de çok sevimli bebişlerle...
Böyle grupların içerisinde sanırım aynı anları yaşadığımız için tanımasamda hemen bir yakınlık hissediyorum ve keyif alıyorum. Havalarında ısınmasıyla hem Tolga hem kendim için bu gibi etkinlikliklerin içerisinde daha sık olmaya çalışacağım.

8 Nisan 2009 Çarşamba

Gezgin Tolga...

Son haftamız çok yoğun geçti, zaten bu yoğunluğun ardından vücudu yorgun düştü herhalde miniğimin...Ama olsun çok keyifli ve güzel bir hafta geçirdik çünkü Eskişehir' den Tolga' nın kuzeni bizimleydi.
Tolga daha küçük olduğu ve Toprak' ımızı en güzel şekilde ağırlamak istediğimiz için hep Toprak' ın nelerden hoşlanabileceğini düşündük ve ona göre program yaptık.

Bir gün Meydan' da atlıkarınca, dönmedolaba binip, atları seyrettik.

Bir gün Selamiçeşme, Özgürlük Parkı' nda gönlümüzce trene bindik, kaydıraktan kaydık,sallandık...

Bir gün de Darıca Hayvanat Bahçesi...Toprak neredeyse tüm hayvanları görüp isimleriyle bildiği ve Eskişehir' de böyle bir fırsatı olmadığı için çok merakla beğeneceğini düşünmüştüm ama aslanlardan ve birazda maymunlardan ürktü.Sanırım bu gezi dört yaş civarı bir çocuk için daha uygundu. Yine de suya hayran bir çocuk olduğu için ilgisini çekecek şeylerde vardı. Akvaryum gibi...Oradan neredeyse zorla ayırdık:) bir de Koi balıklarının olduğu havuzdan:) Yine de çok güzel bir tur oldu.

Toprak iki yaşını yeni doldurdu, doğal olarak Tolga'ya karşı biraz kıskançlık bazen de onun bebek olduğunun farkında olmadığından onun kendisiyle oynayamamasından dolayı sıkıntı yaşadı ama o kadar duygusal ve nazik bir çocuk gibi oturup ona ciddiyetle neyin ne olduğu anlatılınca hemen ona karşı yumuşayıp oyuncağını ve pek şeyi paylaşıyor. Her bir araya gelmeleri bir öncekinden daha sıcak geçiyor. Keşke arada mesafeler olmasa ve her dakika birlikte büyüseler. Ama havalar biraz daha ısınır ısınmaz bu sefer biz misafir olacağız.

Mesafelerden bahsetmişken bugün çok güzel,çok tatlı bir sürpriz kapımızı çaldı. Hem de taaa Japonya'lardan... Tolga' nın halası oralardan bize çok güzel bir kutu hediye hazırlamış. İşte Tolga' nın halasından yeni cicileri.
Tabi bizi de unutmamış. Ama belki de bundan daha önemlisi, daha anlamlısı hem anne babası olarak bize,hem de Tolga' ya ayrı ayrı iki mektup yazmış. Didem sayesinde tekrar mektubun ne kadar güzel ve önemli olduğunu hatırladım. Yazdığı o güzel sözleri email aracılığı ile iletse acaba aynı hissi verir miydi bilemiyorum ama Didemciğim bizim gözlerimizi doldurdun. Bizim de sana sürpriz hazırlığımız vardı ama senin önce geldi:) Tolga' yı blog sayesinde sürekli takip edip, okuduğunu bildiğim için ayrıca bir de buradan sana teşekkür etmek istedim. Ne kadar ince ve düşünceli olduğunu zaten biliyorduk ama bizi mektupların çok ama çok mutlu ettik. Tolga gerçekten çok şanslı bir çocuk...Seni özledik, en kısa sürede görüşmek üzere..
Not: Ben hala Onur'u Japonya konusunda ikna çabaları içindeyim:))))

Son olarak Tolga' yı merak edenler...Hastalığımız devam ediyor ama ateşsiz olarak. Miniğimin sesi kısık bu aralar, umarım iyice göğsüne inmeden son bulur. Geceleri öksürüğü gündüze göre fazla, bir de burnu tıkandığı için uykusundan kalkıyor sürekli.Hala sadece serum fizyolojik yapabiliyorum. İştahı fena değil. Ev yemeklerine devam.Bugün taze fasulye yedi:) Maşallah diyelim:) Sevgiler.....

Tolga 7 Aylık:)

6 Nisan 2009 Pazartesi

İlk Hastalık...

Tolga dün 8.ayına hastalıkla girdi. Akşamüzeri başlayan bir huysuzluk, hafif bir ateşi devamında getirdi. Geceye 38 dereceyle başladık.Üzerini biraz soydum, hafif kıyafetlerle yattı, ateş yükselmedi ama burnu sürekli tıkalı, burun akıntısı, hapşırma, öksürme derken birazda ishal devamında geldi...
Şu an itibariyle ateşi 37 ama nezle yüzünden uzun bir uyku çekemiyor, yemek yemiyor, hiçbir şey içmiyor. İshal düzeldi mi bilmiyorum çünkü birşey yemediği için çıkarmıyorda.
Doktorumuzla telefonda görüştük, bu gibi durumlarda vücudun kendisinin savaşmasından yana olduğu için ilaç yok. Sadece burnuna serum fizyolojik yapabiliyorum o da kavga kıyamet durumuyla:)
Gece neredeyse saat başı ayaktaydık, o da bitkin ben de... Ama bu kadarı olacak, en büyük derdimiz bu olsun. En kısa zamanda son 3 gündür Eskişehir' den gelen kuzenimiz Toprak ve Tolga' nın yapmış olduğu gezileri, oyunları ve fotoğrafları yükleyeceğim ama önce âdet olduğu üzere her ayın 5 inde çekilen fotoğrafımız gelecek...
Bol bol iyi dilek ve hamişlerde tavsiye istiyorum, bu keyifsiz, burnu tıkalı bıcırığa ne yedirip içireceğim? :(
Benim denediklerim ıhlamur, meyve suyu, yoğurt çorbası, mama... Birazdan sebze çorbası denenecek...

1 Nisan 2009 Çarşamba

Dr.Kadir Tuğcu-4

Dün Tolga' nın karma aşısı vardı bu sayede son günlerde aklıma takılanları da doktorumuza danışabildim.

Öncelikle bir önceki yazıma gelen bir yorum üzerine Tolga' ya yaklaşık 1 aydır verdiğim günlük yemek listesini veriyorum:

Sabah:3-4 cici bebe ile süt karışımı içerisine tuzu alınmış keçi peyniri
Ara: inek sütü
Uyku
Öğle:Havuç-kabak-patates-bir çiçek brokoli veya karnıbahar-pirinç-irmik karışımından oluşan sebze püresi
Ara:Elma püresi
Süt ve uyku
Akşam:Sade veya muzlu yoğurt
Gece: Mama yada inek sütü

Bu benim Tolga' ya verdiklerim, ilk önceleri beğenmediği ama sonra ben değil onun acıkarak yemeği istemesini beklediğim için artık severek yedikleri şeylerdi.

Kadir Bey ise, önce inek sütüne alıştırmamı sonra muhallebi ve yoğurtla devam etmemi istemişti.

Yoğurtta hiç sorun yaşamasamda muhallebi yediği günlerin geceleri inanılmaz kötü geçti. Şimdi bunun için pirinç ununu önceden iyice kavurmamı istedi. Sütle iyice pişir demiyorum bu sefer de sütün içeriği kaybolacak o yüzden kavur dedi ama benim pek cesaretim yok buna çünkü hazır muhallebi bile versem gece hiç uyumadı.

Ben bu şekilde 1 ay Tolga' yı yedirince, her ay yarım kilo eksik giden Tolga bu ay 800 gr. almış:) 8 kilo olmuş hala eksiği var tabi ama bir ayda fazla aldırmış oldum. Artık yavaş gideceğiz, zaten sağlıklı olduktan sonra rakamlara takılmıyorum.

Şimdi gelelim bu ay Kadir Bey'den öğrendiklerimize:

Ben bu verdiklerimi anlatınca Kadir Bey sadece sebze püresi kısmına takıldı. Sebze püresi yemek yapmayı bilmeyenlerin özellikle Amerikan kültüründeki annelerin çocuklarına verdiği bir yemektir, şu an Tolga evde ne yemek pişiyorsa ondan yemeli dedi. Ağzını yakacak kadar baharatlı, aşırı tuzlu olmadıkça evde pişen herşeyi vermemi söyledi. Önceleri az pütürlü sonra sadece çatalla ezerek, böylece iri tanelere alışacak ve sonra bizim gibi yiyebilecek.

Gerçekten bugünün akşamında Tolga'ya çok az baharatlı köfteyi parmağımla ezerek küçük parçalar halinde verdiğimde bayıla bayıla yedi, arkasından haşlanmış bezelyeyi yine parmağımla ezerek verdim ona da bayıldı yani pütürlü olarak yerken sorun yaşamıyoruz gibi şimdilik. Bunun üzerine dün yayla çorbası içti, pirinçleri çatalla az ezerek.Bugün de ilk denemeyi yaparak kabak yemeği pişirdim. Henüz yedirmediğim için bu konuda yazamıyorum ama yeni yemekleri test ettikçe yazmaya devam edeceğim.
Kadir Bey' e cici bebe ile ilgili düşüncelerini sorduğumda, şeker değil ama karbonhidratın fazlasını sevmediğimiz için 5 adeti geçmesin dedi. Peynir için özellikle birşey almana gerek yok evde ne yiyiyorsanız o olur dedi.

Yemek konusu bu şekilde iyi hoşta ben Tolga' nın uykusuzluğu yüzünden artık sıyırma noktasında olduğumu söyleyince, gündüz uyutma o zaman dedi.Nasıl yani dedim bebekler uyuya uyuya büyümez mi? Kadir Bey' den cevap: Kabak mı bu durduğu yerde büyüyecek:))
İyi dedik bundan sonra Tolga uykusuzluktan bitap düşene kadar uyutmak yok. Zaten günlerdir sırt ağrısından ölüyorum kucağımda uyutacağım diye yani canıma minnet:)
Ve evet iki gündür Tolga' yı mümkün olduğunca dışarıda gezdirerek, oynayıp yorarak, neredeyse kafası düşüne kadar ayakta tutuyorum. Sonuç şimdi hazır olun:UYUYOR:)
Hele dün gece sadece bir kez emzik taktım. Sabah 7 de bir kez emzirdim işte budur:)
Gün içerisinde sadece bir 20 dk kadar pusette, yine bir 15-20 dklık ikişer kereler arabada yolculuk esnasında uyudu.Yani artık ipler Tolga' nın elinde uykusu varsa uyuyor, açsa bana belli ediyor ancak o zaman yemeği hazırlanıyor ve o zaman da tabağını bitiriyor, yemiyorsa ısrar yok hemen mama sandalyesinden iniyor.

Yine de başarılı oldum demek için 3 tam gün aynı şekilde geçmesi gerek, ancak o zaman alışkanlık haline geldi denilebilinir.

Bunun dışında ben yiyeceklerini organik vermeye çalışıyorum dediğim için konu konuyu açtı ve aşırı titiz bir anne olmamı söyledi ki Allah biliyor ya hiç değilim, oldum olası temizlik vs. işlerinde rahat biriyimdir.Aşırı titiz büyütülen tüm bebeklerde alerji durumu yaşandığını söyledi ve bu zaten hep benim yakın çevremde de konuştuğum, örnekleriyle yaşadığım bir durum. Gerçekten çok titizlenilen, üzerine düşünülen çocukların olmadık hastalıklarını gördüm.Ben başından beri rahat bir anne olacağım dedim olduğuma da inanıyorum.

Diğer bir konu da şu demir meselesi ben ikinci belki üçüncü kez kendisine bu konuyu açtım. Bu gidişimde artık laf etmesin diye hani dedim belki bizimkinde vardır bir eksiklik test yaptırıyım mı dedim, kendisi çocukta demir eksikliği olduğunu ben anlarım ve ben gerek görürsem yaptırırsın bunun dışında demir ilacı kesinlikle vermiyorum dedi. Maalesef bu yeni doktorlar insanları korkutmakta ve çok rahat ilaç vermekteler, hele önlerine hem demir ilacı almış hem de doğuştan Akdeniz Anemisi olmuş bir vaka çıkarsa o zaman yanacaklar çünkü tedavi ve teşhisini yapamayacaklar dedi ve ben de son kez artık bu konuya noktayı koydum.Önemli olan bir doktora yeterince inanıp güvenmek ki ben sonsuz güveniyorum kendisine.

Tolga bu ay muayene olmadığı için ayaküstü bu kadar konuşabildik ancak yine de aralarda aklıma birşeyler gelirse yazacağım.