23 Haziran 2009 Salı

Tolga' nın Diş Buğdayı

Araştırmalarımı yaptım ve sonunda Tolga' nın diş buğdayını gerçekleştirdik:)
Aslında çok da bir olayı yokmuş ben gözümde büyütmüşüm. Geceden aşurelik buğday ıslatılıyor ertesi gün biraz suluca bir kıvamda pişiriliyor. İsteyen sade olarak isteyen pudra şekeri, ceviz yada meyve parçaları ile yiyiyor. Kaselerden birinin içersine de altın konuyor ama boncuk yada yüzük koyanda var. Bir de bebeğin üzerinden bir kaç tane buğday dökülüyor ki dişleri kolay patlasın diye..Ama asıl iş buğdayında değil:) Ben 3 gün öncesinden hazırlanıp buzluğa atılabilecek cinsten şeyleri hazırlamaya başlamıştım, iyi de oldu yoksa yetişemezmişim. Diş şeklinde kurabiyeler yaptım. Pasta malzemeleri satan yerden beyaz şeker hamuru aldım ve kurabiyeleri kapladım. Tek tek poşetledim, poşetlere nazar boncuğu yapıştırdım. En çok bu kurabiyeler,şekilli kanepeler ve bebek puseti şeklindeki meyva sepetim ilgi gördü.



Son olarak meslek seçimi yaptık:) Bunların hep saçma olduğunu düşünsemde yapmadan edemedim çünkü gerçekten eğlenceliydi. Mesleklerimizin simgeleri steteskop ile doktor, tahta kaşık ile aşçı, mouse ile bilgisayar mühendisi, top ile futbolcu, kamera ile iyi bir belgeselci hayalim vardı ve nedense kamerayı çok sevdiği için ilk ona gider diye düşünürken mouse ilgisini çekti, bakalım...:)))

6 Haziran 2009 Cumartesi

Güzel bir gün...


Önce yeğenim,dayı ve yenge ile özlenen bir buluşma ve nefis bir haftasonu kahvaltısı... Sonra harika bir hava, yemyeşil çimler, etrafta bir sürü bebek, çocuk, tanımadığımız ama bizimle aynı evreleri geçiren ailelerle sohbet, oğlanlara minik bir piknik, büyüklere çimlere çıplak ayak basılarak stres atma, bana özlediğim bir rahatlama ve moral depolama günü...En kısa zamanda tekrarlamak dilekleriyle günün sonu...Eee daha ne olsun:)

5 Haziran 2009 Cuma

Tolga 9 Aylık:)


5 Haziran 2009
Tolga 9 aylık 9 kilo:)

4 Haziran 2009 Perşembe

Küçük canavarım büyüyor...

Küçük canavarım büyüyor,büyüyor da sebebini bilemediğim, anlamadığım nedenlerden dolayı da sürekli huysuz, "nenneenneenn" diye diye söylenen bir ifadeyle eteklerimde.
Tuvalete bile gidemiyorum, arkamı dönemiyorum, başlıyor ağlamaya...Sadece mutfak, çöp ev gibi. Sürekli o yemeği yemezse öbürü hazırlanıyor, etraf bulaşık, tencere yığını, artık yemeklerle doluyor bende yıkayamadığım için dağ gibi olmaya devam ediyor. Şansım yaver giderse bin çığlık eşliğinde tuvalate yetişiyorum ve aynadaki halime acıyorum. Saçlar tepede toplanmış, her yerinden bir tel fışkırıyor. O esnada benim canavardan çığlıklar... Ya sandalyeye çıkarken vurdu kafayı ya koltuğa...Zaten yeni bir oyuncak, ilk kez gördüğü bir kutu yada sırf değişiklik olsun diye benim yarattığım bir şeye karşı ilgisi sıfır o varsa yoksa birşeye tırmansın, vursun kafayı.
Bugün itibariyle yemekde yememeye başladı.3-4 gecedir uyku hiç yok zaten. Her yol deneniyor: Gece tok tutsun diye muhallebi, ılık bir duş, hava sıcak diye hafif kıyafetler ama yok...Yatağın içinde kırk tur atıyor bütün gece, bir de nereden alıştırdığım bilinmez şu emzik...
Bense gel-git durumlarındayım. Gecenin bütün uykusuzluğuna rağmen güne iyi başlayayım,oğlumla neler yapsam, onu nereye götürsem, nasıl oyalasam şeklinde güne başlasamda bu sürekli bitmeyen huysuzluğu, ağlaması, çığlığı beynimi delip geçiyor ve öğle olmadan başım tutuyor, bütün enerjim sıfırlanıyor.
Oğlumu mutlu edemiyorum.Yüzünü ancak 15 dakika güldürsem yine bir söylenme...Oysa ben onun için, gelişimi için işten ayrıldım. Şimdiyse tekrar çalışsam mı diye düşünmeye başladım. Çalışsam onu bütün gün de görmemenin verdiği özlemle 2-3 saat bile olsa daha kaliteli zaman geçirirmişim gibime geliyor.
Evdeyken o gün ne yiyecek diye mutfağa, yerlerde saç kılı gördüm diye pas pas yapmaya, ya da giyecek neyi kaldı derdine çamaşıra girişmekten nefes nefese kalıyorum. Bu durumda da ne işler bitiyor ne de Tolgayla düzgün vakit geçirebiliyorum. Ama bu kadar aradan sonra nasıl iş bulucam, nasıl sıfırdan başlıcam.Herkes de kollarını açmış beni beklemiyor, durumlarda malum...
İnsan ara verince işten de korkuyor. Tekrar sabah 7 akşam 6 nasıl o tempoya yetişirim. Yetişirim de 24 saati birlikte geçirmeye alıştığım oğlumdan nasıl ayrılırım? Ayrılmazsam da oğlumla yeterince ilgilenemediğim için bu can sıkıntısı nasıl geçer?
Tam iki arada bir deredeyim. Çok yorgunum...
Belkide sadece Tolga diş çıkarıyor, belki sadece sıcaklar,belki ben sadece yorgunum, belki biraz eskiye, hesapsız kitapsız günlere özlem...
Tolgasız tek bir günü hayal bile edemesemde herşey benim üstüme kaldı.Son 1 aydır anneminde olmayışındanmıdır nedir,5 dakika Tolga' yı bırakıp nefes almaya kaçabilecek yerim yok. Anne olunca kendi annenden başkasına da güvenemiyorsun. Sanki bu dünyada ona benden iyi kimse bakamazmış gibi kimselere emanet edemiyorsun.
Tolga bana çok fazla nazının geçtiğini iyi biliyor. Her ne kadar gerksiz ağlamalarını önemsemesemde o yine de annesi olduğumu biliyor ve içgüdüsel beni kullanıyor. Başkasına bu kadar huysuz değil biliyorum.
Bilemiyorum işte... Belkide sadece son günlerde onun yüzünü gülerken göremiyorum diye canım böyle sıkılıyor.