4 Haziran 2009 Perşembe

Küçük canavarım büyüyor...

Küçük canavarım büyüyor,büyüyor da sebebini bilemediğim, anlamadığım nedenlerden dolayı da sürekli huysuz, "nenneenneenn" diye diye söylenen bir ifadeyle eteklerimde.
Tuvalete bile gidemiyorum, arkamı dönemiyorum, başlıyor ağlamaya...Sadece mutfak, çöp ev gibi. Sürekli o yemeği yemezse öbürü hazırlanıyor, etraf bulaşık, tencere yığını, artık yemeklerle doluyor bende yıkayamadığım için dağ gibi olmaya devam ediyor. Şansım yaver giderse bin çığlık eşliğinde tuvalate yetişiyorum ve aynadaki halime acıyorum. Saçlar tepede toplanmış, her yerinden bir tel fışkırıyor. O esnada benim canavardan çığlıklar... Ya sandalyeye çıkarken vurdu kafayı ya koltuğa...Zaten yeni bir oyuncak, ilk kez gördüğü bir kutu yada sırf değişiklik olsun diye benim yarattığım bir şeye karşı ilgisi sıfır o varsa yoksa birşeye tırmansın, vursun kafayı.
Bugün itibariyle yemekde yememeye başladı.3-4 gecedir uyku hiç yok zaten. Her yol deneniyor: Gece tok tutsun diye muhallebi, ılık bir duş, hava sıcak diye hafif kıyafetler ama yok...Yatağın içinde kırk tur atıyor bütün gece, bir de nereden alıştırdığım bilinmez şu emzik...
Bense gel-git durumlarındayım. Gecenin bütün uykusuzluğuna rağmen güne iyi başlayayım,oğlumla neler yapsam, onu nereye götürsem, nasıl oyalasam şeklinde güne başlasamda bu sürekli bitmeyen huysuzluğu, ağlaması, çığlığı beynimi delip geçiyor ve öğle olmadan başım tutuyor, bütün enerjim sıfırlanıyor.
Oğlumu mutlu edemiyorum.Yüzünü ancak 15 dakika güldürsem yine bir söylenme...Oysa ben onun için, gelişimi için işten ayrıldım. Şimdiyse tekrar çalışsam mı diye düşünmeye başladım. Çalışsam onu bütün gün de görmemenin verdiği özlemle 2-3 saat bile olsa daha kaliteli zaman geçirirmişim gibime geliyor.
Evdeyken o gün ne yiyecek diye mutfağa, yerlerde saç kılı gördüm diye pas pas yapmaya, ya da giyecek neyi kaldı derdine çamaşıra girişmekten nefes nefese kalıyorum. Bu durumda da ne işler bitiyor ne de Tolgayla düzgün vakit geçirebiliyorum. Ama bu kadar aradan sonra nasıl iş bulucam, nasıl sıfırdan başlıcam.Herkes de kollarını açmış beni beklemiyor, durumlarda malum...
İnsan ara verince işten de korkuyor. Tekrar sabah 7 akşam 6 nasıl o tempoya yetişirim. Yetişirim de 24 saati birlikte geçirmeye alıştığım oğlumdan nasıl ayrılırım? Ayrılmazsam da oğlumla yeterince ilgilenemediğim için bu can sıkıntısı nasıl geçer?
Tam iki arada bir deredeyim. Çok yorgunum...
Belkide sadece Tolga diş çıkarıyor, belki sadece sıcaklar,belki ben sadece yorgunum, belki biraz eskiye, hesapsız kitapsız günlere özlem...
Tolgasız tek bir günü hayal bile edemesemde herşey benim üstüme kaldı.Son 1 aydır anneminde olmayışındanmıdır nedir,5 dakika Tolga' yı bırakıp nefes almaya kaçabilecek yerim yok. Anne olunca kendi annenden başkasına da güvenemiyorsun. Sanki bu dünyada ona benden iyi kimse bakamazmış gibi kimselere emanet edemiyorsun.
Tolga bana çok fazla nazının geçtiğini iyi biliyor. Her ne kadar gerksiz ağlamalarını önemsemesemde o yine de annesi olduğumu biliyor ve içgüdüsel beni kullanıyor. Başkasına bu kadar huysuz değil biliyorum.
Bilemiyorum işte... Belkide sadece son günlerde onun yüzünü gülerken göremiyorum diye canım böyle sıkılıyor.

4 yorum:

AycA dedi ki...

Meltemcim.. bir süredir bende oğun olduğumdan bakamıyordum sitene .. bugün sonunda bir bakayım dedim ki postpartum olmuş benim arkdaşım :=))
tek cümle: merak etme geçecek!!
sen iyi bir annesin.. yanında olmanbile bunun için yeterli ve her işini bırakıp evine giren anne gibi sende aynı şeyleri yaşıyorsun: yalnız değilsin.. işe başladığın zaman da yetersiz hissediyorsun kendini hiiiçç merak etme.. ama aslında biz onlara öyle büyük bir sevgi veriyoruz ki bence en yeterlisi bu .. ben bunu geç de olsa anladım!!
yüzü gülmüyorsa mutlaka vardır bir sıkıntısı dert etme.. bırak mutsuzsa mutsuz olmayı da yaşasın!! :=) diş çıkıyordur ki ilk dişleri gelmiş hayırlı olsun ya da ne bilim mevsim değişti ona alışıyordur daha da doğrusu BÜYÜyORDUR!! :) büyümek öyle can acıtıcı birşey ki !!..
hepsi geçecek .. oğlunun yanında kalabildiğin zamanların değerini bil diyeceğim sana sonra adam olup yüzüne bakmıyorlar..
işleri de zamanla Tolga ile beraber yapacaksın.. yerleri mi paspaslıyorsun ver eline bir bez o da yanında sürünsün :=) .. hele bir yürümeye başlasın daha kolay olacak ( ilk zamanaları hariç ;)mutfakta işin mi var ver eline tencere tava saklama kaplarını biraz da pişmemiş makarna yanında yerde oynasın;) sende yemeğini yap zamanla seninle yemek yapmak isteyecek ;)çamaşırları beraber makineye koyun biraz zaman alacaktır ama yanınd aolup onun koymasına sıkılana kadar izin verebilirsin:) seninle iş bölümü yapmak hem on umutlu edecektir hemde senin sıkıntılarını azaltacaktır..inan bana tecrübe ile sabittir
kilolar için TEBRİK TEBRİK TEBRİk.. ben yapamadım am aşimdi yapıyorum azimliyim zayıflıyorum!! :=)
hadi bana müsade.. işler var bekliyor beni..
çok öptüm sizi

Senem dedi ki...

Meltemcim, geçen postunu okur okumaz yazayım istedim ama olmadı, kısmet bu sefereymiş.

Özellikle geçen sefer yazdıkların beni direk E. Hanım'dan yani bakıcımızdan önceki günlere götürdü. İlk 5.5 ay ben Neva'ya evde yalnız bakmıştım. Eşim de üniversitede işleri çok yoğundu. İşte o dönemde her ne kadar neva zorlu bir bebek değildiyse de bazen çıldırma aşamasına geliyordum. Hele hele o çok beklenene öğle uykuları gerçekleşmediğinde insan mahvoluyor. Bir yandan evin işleri, bir yandan bölünmeden bir bardak çay bile içememek çok yorucu olabiliyordu. Sonra işe başladım ve tabi bakıcımız da işe başladı ve benim dünyam aydınladı. Gerçi tabi ben iki yönden (çok şükür) çok şanslıyım: işim sabahtan akşama kadar değil ve bakıcımız çok çok iyi. Neva'nın bakımını tecrübeli birisiyle paylaşmak, ona bırakıp evden gönül rahatlığıyla ayrılabilmek, dışarda yapılması gereken işlerini yapıp, arada sırada bir arkadaşınla bir kafede oturup kahve içebilmek çok güzel. Tabi ki iş ile birlikte çocuk büyütmenin de çok yorucu tarafları var ama bu şekilde Neva ile daha sağlıklı bir ilişki kurduğum kesin.

Demem o ki yardımcı olacak birisi olmadan tek başına bebek bakımı zor, yorucu, yıpratıcı. İmkanın varsa sen de haftanın en azından belli günlerinde gelecek bir yardımcı edin.

Bu arada Tolgacığımın huysuzluk döneminin geçici olduğuna da eminim. Biliyorsun bu aylarda annelerinin kendilerinin bir uzantısı olmadığını, o nedenle her an anneyi kaybedebileceklerini farkediyorlar ve bu yüzden de bize çok daha fazla bağlanıyorlar. Tombik yanaklarından öp onu benim için.

Çok sevgiler..

S.

sevil dedi ki...

benim duygu ve düşüncelerimi dile getirmişsin. bende çalışacağım,daha iyi bir gelecek ve imkanlar için çalışmama gerek ama nasıl ve nerden başlayacağım bu ufaklığı kime bırakacağım benden iyi kim bakar ona?değermi değmezmi onun muhasebesindeyim:(
Denizde ufaktan ayaklandı ve bende aynen senin gibi gün nasıl geçiyor? neler yapıyrum bilemiyorum. hep bir koşturmaca?
Umarım tolga en kısa zamanda şu diş çıkarma faslındaki rahatsızlıklarını atlatırda huyu suyu normale döner.Allah kolaylık versin arkadaşım.

Meltem :-) dedi ki...

Ayçacım, sen hep köşeye sıkıştığımda bana yol gösterir, rahatlatırsın. Sağol arkadaşım, senin tavsiylerin her zaman önemli benim için biliyorsun. Sabır herşeyin ilacı değil mi:)
Sevgiler

Senemcim,
Senin adına seviniyorum birşekilde düzen oturttun. Benimse geçici yardımcı işi biraz zor. Sende biliyorsun senin kimbilir ne kadar sürdü birine güvenip evini açmak.
Bakalım biraz daha bekleyeceğim belki azalır hı?

Sevilcim,
Teşekkür ederim. İnsan bazen köşeye sıkışınca aynı sıkıntıları yaşayan birilerinin olduğunu bilmek rahatlatıyor sanırım, yanlız olmadığını hissediyorsun. Teşekkürler