Lilypie Breastfeeding PicLilypie Breastfeeding Ticker

9 Eylül 2008 Salı

Doğum Hikayemiz...

5 Eylül cuma günü Tolga' nın olduğu kadar annesinin de doğum günüydü. Yepyeni bir hayata tek vücut olarak başladık. Şu an itibariyle hala sanki yıllardır onunla birlikteymişim gibi hissediyorum. Nedense hiçbir şaşkınlık yaşamadım. Hep bildiğim bir surat bana bakıyor gibi. Ama bir gerçek var ki mucizenin ta kendisi. Zaten başka da ifade edilebilecek bir kelime yok. Bir bebeğin dünyaya gelmesi, evreleri ve şu an kucağımda olması, kanımdan olması, büyümesini sağlayacak her şeyi benden alıyor olması, mucizeden başka ne olabilir ki..

Gelelim doğum hikayemize:

Bizimkisi uzun süre unutulmayacak bence, nedeni ise Tolga' nın kuzeniyle aynı gün doğmuş olması.Evet abimin bebişi, halasının bitanesi Ayaz da 2 hafta önce davranarak normal doğumla kuzenine yetişmek istedi ve aynı günü seçti:))

5 Eylül cuma sabahı hastenede 6.30' da olabilmek için saatimizi 5 ' e kurduk. Son bir haftadır zaten uykusuzduk o gecede zor uyudum, çok ama çok karışık duygular, ifadesi mümkün değil. Ama sabaha karşı saatin sesi değil abimin telefonuyla uyandım.
Hastaneye çoktan geldiğini, önce kim baba olursa yemek ısmarlayacağından bahsediyordu:)) Yengemizin suyu gelmiş ve çoktan yeğenim yola çıkmıştı.
Sanırım böyle heyecanlı bir sabahta beni hiçbir şey bu kadar güldürüp, keyifle hastane yolunu tutturamazd:)
Sürekli hadi canım dedim durdum:)
Sabahın o köründe trafik de olmadığı için tam vaktinde hastanedeydik. Odamıza yerleştik, süslerimizi hazırladık. Kısa bir süre sonra hemşireler geldi, o iğrenç yeşil ameliyat elbisesini giydirdiler, insan o vakte kadar gergin değilse bile bu elbise sayesinde olur:) Tahliller için kan alındı, son hazırlıklar yapıldı, anestezi uzmanı ve doktorum kısa bir konuşma yaptı, fotoğraflarımız çekildi ve ben kısa süre sonra ameliyathaneye doğru yola çıktım. Oldukça soğuk bir yer, bir de sizin ellerinizi ayaklarınızı bağlıyorlarsa iyice zangır zangır titriyorsunuz. Kısa bir süre sonra sanki çakır keyif olmuşum gibi başım döndü ve hayatımın belkide en güzel uykusuna daldım, sanki cennet gibi havalarda uçuyordum,yeşillikler, gökyüzü oldukça soft bir rüyaydı tam anlatılması da güç ama çok huzurluydu. Gözümü açtığımda oğlum nasıl demek istiyorum ama ses çıkmıyor, doktorlar yüzüme baksın diye bekliyorum, konuşmaya çabaladığımı görsünler diye ama yok herkes kendi telaşında, yavaş yavaş açıldım ve meğer ondan önce ne zaman uyutacaksınız demişim onun üzerine herşey bitti bile oğlunuz çok güzel dediler ve ben başladım ağlamaya,sinirlerim boşaldı demek, sonra koridorda beni bekleyen bir sürü kişi...Önce babamı gördüm hemen el salladım, yazık o da beni çok merak etmiş, odama geldim oğlumu gördüm, hemen kucağıma verdiler ama okadar çok ağlıyordum ki tutamayacağım dedim, hemşire bir süre daha bekledi, sakinleştim, ilk kez emzirmeyi denedim. Ve işte konuşmalar, gelenler, gidenler...

Genel anestezi ile sezeryan hakkında ya çok kişiden bilgi aldım ya da çok korkutuldum bilemiyorum ama hiç de korkulacak bir şey değil hatta iyiki böyle yapmışım diyorum. İlk günden itibaren yürümeye başladım, sütüm hemen geldi vs. şu an hamile olan arkadaşlara şunu diyebilirim ki kimseyi dinlemeyin,kimsenin doğumu sizinkiyle bir olmayacak. Benimki çok iyi geçti, yengemizin normal doğumu da 10 saat sürdü ama epidural vs derken o da bir şekilde doğurdu ve rahat, her iki ameliyatın da kendine göre sıkıntıları var ama hepsi geçiyor, öyle iyi bakılıyorsunuz ki siz acı çekmeden zaten ağrınızı kesiyorlar. Ben şimdi 10 gün boyunca uykusuz gecelerime üzülüyorum halbuki rahat bir ameliyatmış.

2 gece kaldıktan sonra evimize çıktık, bu arada sünnetimizi de hallettik:)
Şu an herşey iyi Allaha şükür, birbirimize ve evimize alıştık:) daha da iyi olacak.
Bu 9 ay süresinde kendimce ve duyduklarım neticesinde uygulayıp, faydasını gördüğüm görmediğim konuları, doğumdan sonra yaptıklarımı ve ilk 5 günü en kısa zamanda özetleyeceğim ama benim minik canavar uyanmadan 1 saat dinlenmem gerek:)

Şimdilik bu iki tatlı kuzen ama ikiz gibi olacak olan bebişlere bol bol dua istiyorum:)
Siteye yorum bırakan, arayan soran herkese sonsuz teşekkürler, en kısa zamanda ziyaretinize geleceğim:) Sevgiler

8 Eylül 2008 Pazartesi

Oğlum, aşkım, herşeyim, Tolgacığım....


Oğlum Tolga nihayet aramıza katıldı.İlk fırsatta uzun uzun yazmak istiyorum ama şimdilik bizi merak eden, arayan, gelen, buradan takip eden tüm sevdiklerimize iyi olduğumuzu haber vermek istedim.
Oğlumuz 5 Eylül cuma günü saat 7:59' da dünyaya gözlerini açtı. 3.190 gr. ve 50 cm boyuyla, lacivert, harika iri gözlerle, tam anlamıyla %50 annesi %50 babası olarak kucağıma geldi.Geldiği andan itibaren de kendisine hayran bıraktı.
İkimiz de çok iyiyiz, bize dua eden herkese teşekkürler ama dualara devam, nazarlar değmesin, sağlımız yerinde olsun diye:)
Herkese sonsuz teşekkürler (biraz daha uzun vaktim olduğunda ayrıntılar ve yeni fotolarla buradayız:)

4 Eylül 2008 Perşembe

Buluşmaya 10 saat....


Sadece 10 saat kaldı...Hayatımın bir daha hangi evresinde bu kadar karmaşık duyguları birarada yaşayacağım bilemiyorum ama şu an kelimeler gerçekten yetersiz kalıyor.
Onu görmeyi, kucağıma almayı, koklamayı çok ama çok istiyorum, sonra karnımın bu şeklini, aniden göğüs kafesime doğru tekme yemeği, ayağını neredeyse çıkacak kadar net şekilde itmesini de bir o kadar özleyeceğim.
Sonra malum düşünceler, yeterince sabırlı olabilecek miyim, güler yüzlü, mutlu bir çocuk olacak mı? Stresli dönemlerde, her kafadan çıkan seslere tahammül edebilecek miyim vs...
Yaşayıp göreceğiz tabiki başka yolu yok..
Şu an en önemli şey çok kısa bir süre sonra oğlumu kucağıma alacak olmam.
Bu ara en net aklıma gelen şeyler, "Allahım ben ne zaman tekmelerini hissedeceğim" ve "Off zaman hiç geçmiyor" cümlelerim...Öyle de bir geçiyormuş ki...

27 yıllık hayatım boyunca ama özellikle bu son 9 ayın her gününde kan ter içinde kalana kadar her şeyime koşan, koşmaya devam eden, her anında daha ne yapabilirim diye çırpınan, bana göre dünyanın en mükemmel, en fedakar annesine, anneme sonsuz teşekkürler... Sen olmasaydın gerçekten şu an bu kadar rahat her işe yetişemez ve bu kadar güzel şeylere sahip olamazdım. Bir gün bile of demeden her işe koştun canım annem.
Nerede okumuştum hatırlayamıyorum ama şuna benzer bir söz vardı:" Anneler ile kızları yaşları ilerledikçe dünyanın en iyi arkadaşı olurlar" Gerçekten zaman zaman geriye dönüp bakmayı hiç sevmesemde tek ama gerçekten tek üzüntüm o deli dolu zamanlarda yaptığım abuk subuk seçimlerden ötürü seni kırdığım ve tartışmaya sebep olduğum zamanlardır. Zamanı geri alabilsem tek o dönemi silerdim.

Sevdiğim adam, eşim, birtanem...Daha dün gibi seninle "Şuralarda paytak paytak koşsa nasıl olur" diye düşünüp acaba mı dememiz... Ve şimdi o paytak adamın aramıza katılmasına saatler kaldı...Sen gerçektende çok iyi bir baba olacaksın, Tolga da çok şanslı bir çocuk...

Offf yine niye duygusallaştım, tövbe yarabbim veda konuşması gibi oldu, değil sakın haaaa:)) Sadece uykusuz bir gece daha ve içimden geçenler....

Canım ailem sizleri örnek alarak kurduğum çekirdek aile artık gerçekten adına yakışır bir hal alıyor, sizi çook seviyorum.

Vee oğlum, sanki yarın olacakları bilirmişsin gibi günlerdir geceleri kıpırdamazken şimdi karnımın her yerinden itiyorsun:) Ama itmeye devam et, et ki ben her hareketini hafızama kazıyayım, et ki annecim sadece seninle benim aramda olan o özel bağı biraz daha hissedeyim.
Umarım günün birinde sen de benim dediğim gibi "İyiki sizin gibi anne ve babam varmış" dedirtecek duruma geliriz, umarım hayatında herşey arzuladığın gibi gelişir, hep mutlu, güler yüzlü ve sağlıklı olursun.

Artık uyuma vakti çünkü sabahın 5'inde kalkıp, 6' sında yollarda olacağız ve kısmetse 8,30 civarı ben de ayılmış olacağım. En kısa zamanda da, aylardır diğer takip ettiğim bloglardaki gibi kendi doğum hikayemi de yazağım.
Şimdiden, yanımda olan, iyi dileklerini eksik etmeyen, yeni dostluklar kuran tüm blog arkadaşlarıma da iyi dilekleri için teşekkürler, sevgiler, em kısa zamanda görüşmek üzere...

27 Ağustos 2008 Çarşamba

39.Hafta

Nasıl geçti, nasıl ilk haberini aldım, nasıl ilk tekmelerini hissettim....12 gün...
9 ay bitti kaldı 12 gün...Karışık duygular içindeyim şu an...Biraz da uykusuz...
Aklımda olmayan kararlar vermek zorunda kaldım ama hayırlısı buymuş diyorum, o sağlıkla gelsinde ne şekilde olursa olsun.
Bazen şimdi olsa diyorum, hemen yanıma alsam, bazen de karnımın bu görüntüsünü özleyeceğim gibi geliyor. İnsan gerçekten her duruma her zaman uyum sağlıyor, işte 9 ay önceki halimi hatırlamıyorum bile, sanki hep böyleydim.
Şu ara herşeyden korkuyorum, biliyorum herşey güzel geçecek, ama sonrası da ürkütücü, iyi bir anne olabilecek miyim?İyi bakabilecek miyim?Nasıl bir geleceği olacak? Mutlu, güler yüzlü, keyifli bir çocuk olacak mı? Ne bileyim işte bir sürü şey, bunlar ve kilolar yüzünden uykusuz geceler geçiyor.
Hayatımda hiç ameliyat olmadım, şimdi 10 kişilik bir ekip, narkoz, sonrası....
Sonrası oğlum, Tolgam, yanımda olacak, sağlıkla... Kime benzeyecek, nasıl olacak...
Herşey çok yeni...

8 Eylül... Şimdilik tarihimiz bu, pazartesi son kontrolümüzden sonra netleşecek ama büyük ihtimal 8 Eylül günü kollarımda olacaksın oğlum, herşeyim, hayatımın yeni anlamı, bu günden sonra hayatımın sonuna kadar beynimin ve kalbimin tamamını meşgul edecek, hep minik kalbim olacak oğlum...

20 Ağustos 2008 Çarşamba

37+0

35+0

Aslında yukarıdaki resim 2 hafta önceye ait sanırım yine büyüdü karnım, artık hızına yetişemiyorum:)

Daha karnımdan çıkmadan bir çok şeyini özleyeceğimi anladım. Unutmamak için de bugün onları yazmak istedim.

Sabah benimle birlikte uyunıp, ilk içtiğim suya tepkini,
Yemek yerken içeride fıldır fıldır dönmeni,
Dondurmaya olan en az benim kadar düşkünlüğünü:)
Biraz yorulupta şöyle bir ayaklarımı uzatayım der demez hareketlenmeni ve topuğunu dışarıdan görülecek kadar sert bir şekilde itişini. O sertliği hissetmeyi, ben onu ovarken hemen ayağını çekmeni, çok ama çok özleyeceğim.
Hele dün akşam bir an gözüm karnıma takıldı Allahım ilk defa bu kadar şekilsiz bir karın gördüm önce ürktüm, meğer sen öyle bir şekle girmişsin ki karnım sağa yatmış ve dik bir tepe gibi olmuş:)
Bazen sessiz kaldığında, yahu en son ne zaman oynamıştı benim oğlum diye merak edip, seninle konuşur konuşmaz yada bir-iki karnıma dokunduğumda hemen ben buradayım dercesine hareketlenmeni,
Televizyondan gelen ani bir sese yada müziğe karşı tekmelemeni, konser sırasında hiç durmadan tekmeleyip, parça bitimlerinde hareketsiz kalmanı,
Hıçkırmanı:)
Ani seyirmelerini çok özleyeceğim şimdiden eminim.

Ama yine de çoğu zaman özellikle minik bodylerini severken bir an önce gelsede her gün yeni yeni şeylerini giydirsem, banyo yapsak, pusetinde uzun uzun gezsek diyede iç geçiriyorum ve sonra her saniyenin kıymetini bilmeliyim diyorum.Çünkü gerçekten çok az kaldı.

Geceleri rüyalarım sadece ameliyat, ameliyat sonrası vs. gibi sıkıcı, bazen ürkütücü, bazen rahat geçiyor ve ben hep normal doğum diyen biri olarak son 1 aydır nasıl olduda şimdi sezeryan olsun bitsin diyen biri olup çıktım bilemiyorum.

Ne olur ne olmaz diye biz her işimizi hallettik bile. Hastane çantamız, şekerlerimiz, anneannemizin yaptığı kapı süsümüz, odamız herşey hazır. Bebişin pusetini sonradan bana kolaylık olsun diye arabaya yerleştirdik bile, hatta geçen gün hastaneye yol tatbikatı için gittik:) İyiki de gitmişiz ben hep arabasız oralarda olduğum için araba yolunu karıştırdım, neyse iyice bir turdan sonra alternatif yollarda bularak başarılı bir tatbikat gerçekleştirdik:)

Hastane çantası hazırladım ama hep bir şeyler unutmuşum gibi geliyor bazen de çok şey koyduğumu düşünüyorum çünkü hastane, kapı süsünden bebek bezine, kıyafetlerine, terliğinden saç fırçasına kadar veriyor.Yine de benim yanıma aldıklarım.

. Çamaşır, emzirme sütyeni
. 3 tane gecelik, sabahlık
. Çorap
. Hijyenik bağ
. Bebek için: Body, tulum, örtü, çorap, eldiven, şapka, bez
. Kırmızı kurdelem:) diş fırçası, deodorant, fırça
. Göğüs kalkanı
. Göğüs pedi

Sanırım bu kadar, tecrübeli annelerden eksiklerimi belirtmelerini rica ediyorum:)

8 Ağustos 2008 Cuma


Gittik, geldik....
Benim en sevdiğim yer, Altınoluk' daydık. İlk gün büyük bir özlemle koştura koştura Şahin Tepesindeki kahvaltıcımızdaydık. Nefis bir menü artı eritilmiş kaşar ve eşsiz bir manzara...Kaz dağlarının bol oksijeni eşliğinde harika bir şekilde güne başlamışken ne olduğunu anlayamadan bir ağrıyla boğuşurken buldum kendimi. Sancı olmadığını biliyordum ama tarifde etmek mümkün değil, bütün karnımı kaplayacak şekilde bir baskı, sızı... Doktorumun tavsiyesiyle o günü sadece su,ayran ve bol dinlenerek geçirdim, sonunda da geçti. Sanırım oğlum yer değiştirdi o esnada da mideme veya başka bir yere bir baskı oldu, neyse bununla kaldı çok şükür.

Harika bir 4 gün geçirdim. Her akşam ve sabah yürüyüş, her gün denizde kendime göre belirlediğim mesefaler arası yüzme, biraz da yemekten kısınca bu ayı 2 kiloyla atlattım, ama bir kilosu da Tolga' nın yani 1 kilo almışım:) keşke geçen aylarda da sıkabilseymişim kendimi...

Tatil dönüşü acaba erken gelirmi korkusu sardı ve hemen kalan işlerime gömüldüm. Bunlardan ilki hastanede ziyaretimize gelecek dost ve akrabalarımız için daha önceden aldığım malzemelerden şeker kutularımı yapmaktı.
Şimdi bir tek içlerine sipariş ettiğim badem şekerlerinin yerleştirilmesi kaldı.

Dün rutin doktor kontrolümüz vardı. İlk kez NST'ye bağlandım ve yine ilk kez oğlumun kalbinin sesiyle tanıştım. O an dünyada bundan daha güzel bir ses olamaz gibi geliyor:) Herşey normaldi. Oğlum 2 kilo 570 gram olmuş geçen aya göre tam 1 kilo almış, baş, göbek çevresi herşey normal ilerlemesinde. İyi beslenmiş dedi doktorumuz. Ne çok kilolu ne zayıf doğacak dedi tam istediğim kiloda gidiyor dedi.
Vee oğlum, annesi ve anneannesine bir sürpriz yaparak dil çıkardı:)))))
Yüzü çok tombikti ama bu aylarda olurmuş zaten. Doktora göre Ağustos'da beklemiyoruz kısmetse 12 Eylül civarı, bakalım bir ayımız daha var.
Bununla birlikte oğlumun yeri daraldığı için en ufak hareketi belli oluyor. Sürekli kıpır kıpır artık üstümde ne varsa bile karşımda oturan biri rahatlıkla anlıyabiliyor:) Bende tadını çıkarıyorum:)

Doktor dönüşü oğlumun kıyafetleri yıkandı, ütülendi. Tabi ben bu kadar özet geçtim ama işin aslı öyle değil. Anneanne ile bilikte canımız çıktı hadi şunuda yapalım bunu da derken evi iyice bir temizledik. Bu esnada ben sırf bodyleri yıkadığım halde bir makina ütülecek kıyafet oldu. Meğer ne çok şey almışız, inşallah Tolga giyinip soyunmayı sever de bende bol bol zevkle aldıklarımı giydirebilirim. Bu kadar kıyafet olunca artık yakınlarıma hiç bir şekilde kıyafet getirmemelerini söylüyorum ayıp değil ya napalım:) Bunun yerine oğlum için eğitici oyuncaklar, egzersiz aletleri vs. renkli masal kitapları, ilk kelimeler gibi kitaplar.. bu tür şeyleri söylüyorum. Evlenirken de böyle yapmıştım böylece hiç birşeyden iki tane gelmemiş ve kullanmayacağım şeylere sahip olmamıştım.

Bu yorgunluğun üzerine Fahir Atakoğlu' nun konseri harika geldi, harikada ne kelime MUHTEŞEM...Konserde ayrıca Nilüfer, Sertap Erener, Levent Yüksel veee Tarkan' da birer şarkı söyleyince keyfimize diyecek yoktu:))

1 Ağustos 2008 Cuma

Kısa süreliğine.....


Ne kadar farklı yerlere gitsem de benim için yeri hep ayrı olacak, en huzur bulduğum, en temiz havaya sahip, "cennet köşeme" çok kısa bir süreliğine tatile gidiyorum. Tolga'sız son tatilimiz...Gelince doktor kontrolümüz var, iyi haberlerle burada olacağım inşallah. Görüşmek üzere...