Lilypie Breastfeeding PicLilypie Breastfeeding Ticker

11 Temmuz 2008 Cuma

31 hafta 3 gün ve bitmeyen hıçkırık:)

Oğlum, dün gece yaklaşık 10 dk süren hıçkırık krizine girdin, biz de gülme krizindeydik:)
Tekmelerinden bile daha ilginç bir andı:)) Biraz yürüdük, biraz su içtik azaldı:)

27 Haziran 2008 Cuma

Küçük bir kaçamak..

Çooook uzun zaman oldu,böyle ara verdin mi dönmek, yazıları toparlamak da zor oluyor ama en azından kötü sebeplerle ara vermedik. Ani bir kararla kocayı evde bırakıp anne ve babamın yanına Altınoluk' a kaçtım, pardon kaçtık.

Oğlumla güzel bir 8-9 gün geçirdik. Her gün bol bol yüzdük, akşam serinliğinde yürüyüşler yapık, temiz havayı içimize çektik, dedemiz daha yeni tutulmuş balıklar yedirdi bize, her akşam çıplak ayak çimlere basa basa çiçeklerimizi suladık. Bir kaç gün sonra da oğlumun kuzeni Ayaz anne karnında yanımızdaydı:)İki hamile plaja iner, bir de göbeği üşütmeyelim hem de güneş alalım diye bikini giyerse hele de bendeniz yarım dünya olma yolunda hızla ilerlerken, görüntü ilginç oldu tabi.
Ama daha da ilginci, insanların kendilerinde durduk yere laf atarak, sohbet açmaya çalışarak, gizli gizli bakmalardan sıkılıp, meraklarına yenildikleri noktada sorular sormalarıydı.

Ben tabi daha yeni yeni alışmaya çalışıyorum bu duruma. Sanırım artık hamile olduğum çok daha net olmaya başladı ( daha önce sadece kilo almış biri gibiydim)
Herkes önce göbeğe bakıp cinsiyet tahmini ardından gelin-görümce olup olmadığımız, ardından kendi doğum hikayeleri ve bu zamanlarda artık YETERRR diye bağıracağım kadar çok duyduğum kötü biten doğum hikayelerini anlatıyor. Allahım hamile bir kadına yapılabilecek daha kötü ne olabilir merak ediyorum.
Hatta bir tanesiyle geçen sohbeti aktarıyorum. İsim ne düşündünüz T.... aaa tanıdığım bütün T'ler yaramazlardı, Allah kolaylık versin. Amin. Sağlıklı olsun da yaramaz olsun zaten büyümüşde küçülmüş bi velet istemem, bugünlerde öyle kötü şeyler duyuyorum ki sağlıklı olmasından başka derdim yok. Yaaa evet şimdi sana hep kötü haberler anlatılır haklısın bak mesela benim bir arkadaşımın anne karnındayken deyip gerisini getiremeyeceğim kadar içimi acıtan hikayesiyle son buldu sohbet. Artık dedim yuhhh!!

6 ve 7. ayın sonuna doğru...

Bunun dışında oğlumuzun gelişimi, sağlığı gayet iyi maşallah. 1 hafta geriden gelme durumumuz vardı artık öne geçmiş durumda.Geçen ayki rutin kontrolümüzde 975 gr.dı sanırım artık 1500 u zorlayacak. Dün şeker yükleme testini yaptırdım. Resmen sınırın dibine kadar dayanmışız ama şekerin var diyemem yine de dedi doktorum. Yani bir de 100 gr testi yaptırmayacağız. Sadece hamurişi kesilecek, tatlı olarak dondurma harici bişey yemediğim için sorun olmazmış.

Tatildeyken bir gece bayağı üzdü oğlum beni, her zamanki hareketli hali yoktu. Bütün gece kafayı takmış hatta sabahın 6 sında çikolata yemiştim boş mideye hareket etsin diye ama ona da nazlana nazlana vurmuştu. Doktoruma bundan da bahsedince gel dedi sen kafayı takmışsın iki dk bakalım. Suyumuz iyiymiş bebişimizin de maşallahı varmış, hiç düşünme dedi günde şu kadar oynamalı, saatte şu kadar vurmalı bunla uğraşma herşey iyi ve öylede gidecek dedi. Bu kadının ağzından bal damlamasını seviyorum işte, boşuna hiç korkutmaz.

İşte böyleee..uzun zamandır ziyaret edemediğim arkadaşlarım kusuruma bakmasın lütfen şimdi açığı kapatacağım ama bu akşamdan sonra yine bir hafta yokum.Gelince bunu da anlatacağım:)
Sevgiler....

3 Haziran 2008 Salı

26.Hafta ve geçen günlerin özeti....

Biliyorum yine uzun bir ara oldu, bu sürede bizi merak edip mail yollayan arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Hayatımı oldukça kolaylaşıran internetin mağduru oldum. Hem evimde hem iş yerinde sorun yaşıyoruz, göçebe olarak hızla yetiştirilmesi gereken günlük işleri bulabildiğim her yerden girerek halletmeye çalışıyorum, bu esnada da hem kendi blogumu hem de dostları ihmal ettim.

Oğlumla biz gayet iyiyiz:) Herhangi bir sorunumuz yok çok şükür. Bu süre zarfında ayrıntılı ultrasona girdik, herşey normal. Oğlum fazla kendini göstermek istemediği için çok net bir fotoğraf alamadık ama sağlıklı olması çok çok daha önemliydi.
Bunun dışında bol bol haftasonları babamızla gezintilere, açık hava bulduğumuz her yere gidiyor, haftada 3-4 gün 1 saat yürüyüşümüzü ihmal etmiyoruz.

Oğlum sanırım seslere tepki vermeye başlıyor. Babası yakınına gelip konuştuğunda nasıl yapıyorsa her seferinde tam kulağına bir tekme yiyor:))
Artık hareketlerini elimi karnıma koymadan takip edebiliyorum ve resmen sinirim bozulup gülüyorum:) Hayatımın hangi evresinde acaba bunun kadar güzel, mucizevi bir olay beni şaşırtabilir bilemiyorum.
İki gün sonra aylık rutin kontrolümüz var şimdi de onu bekliyoruz.
Sanırım artık daha sık yazabilirim.

Bugünün bir diğer önemi ise evlilik yıldönümüz olması. İçimde aşık olduğum kişiden bir parça ile yeni bir yıla başlıyoruz, sanırım bu yıl daha bir anlamlı. Helede gelecek yıl üçümüzün kutlayacağını düşününce içim bir başka oluyor.İki yıl önce bugün hayatımın belkide en sıcak gününü yaşadım, nikaha 7 dk kala yetişmem, elektriklerin kesilmesi, gelinliğimin başına olmadık işlerin gelmesi vs. derken o günkü telaşın, heyecanın, mutluluğun yerini daha sakin, daha huzurlu, daha dolu dolu geçen günler aldı.
Benim kadar hediyeye, sürprize önem veren, her özel günün kutlanması için çaba harcayan ben, bu yıl herhangi bir organizasyon telaşında değilim ve sanırım bundan sonrada çok çok peşinde koşmayacağım bu işin. Çünkü hem bana hem eşime verilebilecek en büyük, en özel, en paha biçilmez hediyeyi şu an taşıyorum. Bunun yerini herhangi birşey alamaz.
Canım, bitanem iyiki seni buldum, iyiki seninleyim ve iyiki seninle bir ömür geçireceğim. Allah üçümüzün mutluluğunu daim etsin.İyiki varsın...

11 Mayıs 2008 Pazar

Tüm annelerin, anne adaylarının Anneler Gününü kutlarım.

Çok uzak kaldım, biraz ihmal ettim farkındayım. Gerek internette yaşadığım sıkıntılar, gerekse iş yoğunluğu buna sebep, ama sanırım birazda içimden gelmedi bu ara nedense.
Herşey yolunda Allah' a şükür.5. ayımız bitti, doktor kontrolümüz iyiydi, tekmelerimiz her geçen gün artıyor:) İki hafta sonra ayrıntılı ultrosonumuz var şimdilik onu bekliyoruz.

Oğlum ben uyurken babasıyla anlaşmış, babasına mektup yazdırmış kendi ağzından, bir de harika bir buket çiçek:)) İlk anneler günü hediyesini annesinin karnında, harika bir mektupla verdi. Sanırım babasının payı büyük:)) ama benim gözlerimi yaşartmaya yettide arttı bile:)

İki hafta olmuş yazmayalı, bu sürede oğlum 15 aylık kuzenini görmeye Eskişehir' e gitti ve ilk tren yolculuğunu yaptı. Resimler en kısa zamanda yüklenecek. Şimdilik bu kadar çünkü çoook çalışmamız gerekiyor:)

27 Nisan 2008 Pazar

20. haftayı geride bırakırken...


Allahım, çok bekledim, çok söylendim, çok istedim, biliyordum o gün gelecek hissedeceğim diye ama her seferinde gözümden yaş getireceğini bilemedim.
Beni başka ne bu kadar gülerken ağlatabilir bilemiyorum ama oğlum ağlattı, sevindirdi, güldürdü, heyecanlandırdı ve hepsini minik, harika hareketleriyle sağladı. Allahım ne kadar güzel bir duygu, anlatmaya kelime bulamıyorum ki, hiç bitmesin sadece, elim hep karnımda gezmek istiyorum:))
Aslında 18+0 dan beri minik bir kelebek çarpması, küçük bir pıt, ne derseniz işte birşey olduğunu biliyordum ama aynı oranda çok mide hareketimde olduğu için "hıh işte bu tekme" diyemedim ama bu hafta cumartesi gününden beri sırt üstü yattığımda, bu akşam ise babasıyla maç seyrederken atmaya başladı tekmelerini çünkü yeni yemeğimizi yemiştik, maalesef babası her elini koyduğunda ya tekmeler durdu yada benim hissettiğimi o hissedemedi, ama az önce babası da hissetti sonunda, ve içimdeki bu muhteşem hayatın ilk göz yaşını karı-koca döktürdü bize, ama hem deli gibi güldürüp hem ağlattı. Bu harika ötesi bir duygu yarabbim. Seni çok seviyorum oğlum, hep devam et, hep mutlu ol, sağlıkla yanımıza gel ve bizi sevinçten ağlatmaya devam et, hayatımın anlamı...
Şimdi müsadenizle daha fazla yazamayacağım çünkü aynı anda oğlum hala hareketli ve ben elim karnımda uzanıp onu sonsuza kadar hissetmek istiyorum. Her zaman söylediğim gibi Allah tüm bebek isteyen herkese nasip etsin. Herkese ben dahil iyi dilekleri eksik etmeyin, hep pozitif yaklaşın, elde edemeyeceğiniz şey yok o zaman...Sevgilerimle...

25 Nisan 2008 Cuma

Bugün mailime gelen bir yazı.. Kim yazmıştır, nedir, ne değildir bilemiyorum ama doğruluk payı olan kısımlarıda çok:)

ANNE KİMDİR / NEDİR....?


ANNE, dünyada karşılık beklemeden börek yapan tek insandır.
Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir....!
Ne kadar üzsen de 10 Dakika sonra seni affeden zarif bir memeli türüdür, yağlı bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına yatıran, öpüp koklayan tek varlıktır, meleğin süt verebilenidir.
Yarasın diye muhallebinin içine ciğer katarak çocuğuna yediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır .
Yemek yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapabilen kişidir, kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa da yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan dişisidir.
Bulaşık, ütü, vb. yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, kadın dırdırı denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir.
Yemek uzmanı, düzen insanı, bilgili, kültürlü her şeyi bilen şahsiyettir.

Yavrularını yol tarafından değil, kaldırım tarafından yürütendir.
Dizi dizi incidir lakin gerektiğinde laf sokma dalında da birincidir....!

Sevgiliden ayrılma haberi verildiğinde, 'amaaan ben sana daha güzelini
bulurum 'diyebilen komik bir karakterdir....
'Oğlum aradım yoktun. Ben de
mesaj atayım dedim sana. Gelince ara beni emi aslan evladım. Kara
börülcem benim , öptüm annen , şeklinde mesajlar atabilen, teknolojiyi
ısrarla reddeden, kabullenemeyen, kafasına göre yorumlayan bilişim
düşmanıdır ....
AMA ... AMA dünyanın en güzel kucağına sahip, en güzel
kokan, harikulade bir varlıktır , olmadık yerlerde iyi ki doğurmuşum ulen
seni' diyen ve benim hatırıma benimle Freddy Mercury dinleyen bir sabır
ağacıdır.
Evlatlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan güç abidesidir.
Evde bir yere uzandığınız an orada temizlik yapacağı tutan, temizlik konusunda kayışı kopardığından temizlikçi gelecek diye evi temizleyen balans ayarı kaçmış sevimli, tatlı, güzel bir temizlik manyağıdır ...
Mutfakta yaşayan, evde herkesi idare eden bir tür tatlı canlıdır....
Evrendeki tüm sevgilerin güçlerini birleştirdiği sulugöz abidesi bir yaratıktır...!!
Oğlunun damat - kızının gelin olduğunu görünce, çocuğu mezun olunca, çocuğu gol atınca, çocuğu hasta olunca, çocuğu askere gidince, çocuğu harçlıklarından 5 dolar biriktirdi diye dolar yükselince, velhasıl buna benzer bir sürü şeye anında ağlayabilen, bu mesajı okurken bile duygulanıp - gözleri dolabilen, ağlamaya meyilli bir yapısı olan duygu pınarıdır.
Çoook uzakta dursa da yakın hissedilen, çok yakınında dahi olsa canı hep istenen, asla vazgeçilmeyen, dizinin dibinde olmak istenen, evlatların varlığını varlığına armağan edebileceği, *** ıslak - kuru ama heeeep duygulu*** en önemlisi; kıçı başı oynamayan tek kadın modelidir.....

21 Nisan 2008 Pazartesi

Yolu Yarıladık:) 20.hafta

Oğlumla bugün itibariyle yolu yarıladık, bir bu kadar daha yolumuz var:) Hergün bir öncekinden heyecanlı, bir o kadar merak dolu geçiyor. Bu aralar içime biraz doğum korkusu düşse de herşey olacağına varır diyerek telkinde bulunuyorum kendime.
Bütn bir hafta güneşli haftasonunu beklerken, nezleyle boğuşmak iyi olmadı tabi. Bir yandan baba hasta zaten o bize geçirdi:) bir bana üzülür bir bebişi de mi hasta ettim diye oğluna üzülür:) Ben derim, çocuk benim sesimden çok öksürme ve burun çekme seslerimi tanıyacak:))))Böylece o güzelim iki günlük havada kısa bir cadde yürüyüşü, anneye bir mayo (2 ay sonra kısmetse giyeceğim için fiyatları da çok iyi bulduğum için 2 beden büyük mayo aldım. Beden numarası hala kulaklarımda çınlansa da yapacak birşey yok diyip aldım:) Bir de güzel bir tişört.
eve kapanmak hiç istemesem de gözümü açamadığım için bol bol yattım. Umarım gelecek haftasonu bunun acısını çıkartırız.
Bu arada bizim göbüşten hala tık gelmiyor, tamam endişenmiyorum ama ya benim oğlan aşırı tembel ya ben aşırı hissiyatsizim:) Yani hala birşeyler var desemde emin olamıyorumki belkide tekmeliyor oğlum. Neyse işte yine randevumuzu iple çekiyoruz:)