23 Eylül 2009 Çarşamba

Gezdik,eğlendik, yorulduk....

Uzun bir yazı olacak sanırım çünkü yine ihmal ettim yazmayı. Aynı anda bir sürü işe yetişenleri gerçekten kıskanıyorum.Benim enerjim eve ve Tolga' ya ancak yetiyor. Ben yetişmeye çalıştıkça, Tolga' nın hareketliliği arttıkça bu sefer yorgunluktan sinirler geriliveriyor:(
Geçtiğimiz hafta boyunca oldukça hareketli ve keyifli günler geçirdik. Tolga' da çok mutlu oldu sanıyorum.


İlk önce oyun grubuna gelen bir maille Music and Together' ın demo dersine katıldık. Sevgili Yapıncak ve kızı Ada ile tanıştık tabi 3 anne ve bebeği de vardı. Tolga ve bana oldukça değişik, keyifli, biraz yorucu 45 dk. geçirdik. En güzeli de evde iş güç derken Tolga ile kesintisiz bir 45dk. geçiremiyordum, bunun zevkine vardım. Kapıdan girdiğimiz andan itibaren Tolga sanki daha önce bu evi görmüş gibi başladı gezinmeye. Birer ikişer arkadaşları da geldikçe dahada keyiflendi. Kimseyi yadırgamadı hatta yanıma neredeyse hiç uğramadı:) Etkinlik boyunca gezindi, Tolga' dan 3 ay büyük ama henüz yürüyemeyen Efe'ye sarıldı, annesinin sırtına çıktı:) daha neler neler... Belki müziğe ilgi göstermedi ama uzun zamandır olmasını istediğim gibi bir çocuk olduğunu gördüm. Yani eteğimin dibinden ayrılmayan, sürekli kucak isteyen, kimseyi yanına yaklaştırmayan bir çocuk olmasını hiç ama hiç istemiyordum ve böyle olmadığını da ilk kalabalık grupta keşfetmiş oldum ve bu beni çok mutlu etti. Nitekim bu saydığım özelliklere sahip de bir iki çocuk vardı sanırım 2-3 yaşlarındaydılar. Umarım ilerleyen yıllarda huyu değişmez. Yapıncak' a bu etkinlikten dolayı tekrar teşekkürler. Çok keyifli zaman geçirdik.

Bayram boyuncada Ayaz ile birlikte olduğumuz için ben yeğenimle, Tolga' da kuzeniyle bol bol zaman geçirdi. Bayramın ilk günü tabiki ailelerimizleydik. Artık gelenekselleşen güzel bir bayram yemeği yedik. Şansımıza iki oğlanıda uyutunca lokmalar boğaza dizilmeden bir yemeği bitirebildik:) Ertesi gün Bostancı' daki Zuzu Cafe' deydik. Bayram' ın ikinci günü olduğu için bizden başka kimse yoktu bu yüzden kendi evimizdeymiş gibiydik.
Zuzu Cefe' yi tüm annelere tavsiye ediyorum. İki arkadaş hem hava alıp hem güzel yemekler yiyip, kahvenizi yudumlarken, bebişlerinde keyifli vakit geçirebileceği harika bir yer. Gelir gelmez Tolga oyun odasında ablası eşliğinde oyunlar oynamaya başladı. Arkasına dönüp bakmadı bile. Bu hem çok güzel hem biraz hüzünlüydü sanırım:)
Hoşuma gitti çünkü kendi başına bir birey olması adına güzel adımlar, hüzünlüydü çünkü insan ne olsa yahu ne zaman büyüdüde bensiz olabiliyor diye içinden geçiriyor:)
Öğle yemeğini bile cafedeki ablası yedirdi ki Tolga şimdiye kadar ya benden ya annemde yemek yiyiyordu. Ayaz' ın gelmesiyle biraz işler değişir gibi oldu. Çünkü Ayaz ilk etap annesini babasını aradı birazda ağlayınca Tolga' nında ağlamaları başladı çünkü bizi gördü sanırım oyun odasından biraz uzakta oturmak daha iyi olacaktır. Her ne olursa olsun onlar ve bizim için çok keyifli geçti. Yemekler çok güzel, oyun odasındaki oyuncaklar çok güzel ben bile oynamak istedim:) Arada babalar devraldı gelin-görümce kahvemizi yudumladık:) Kısacası güzel bir gündü. Oradan çıkıp sahile gittik. Deniz havası aldık. Oğlanlar paytak paytak dolandılar.Her gören bir kere daha baktı bu güzel ikiliye:)
Tolga her geçen gün büyüyor. Artık mama sandalyesinden inmek istiyor. Sokakta elini vermeden kendi yürümek istiyor. Canının istediği yöne ilerliyor, sokakta pek söz dinlemiyor, tutturmalar sanırım biraz erken başladı:) Çocuklara inanılmaz düşkün. İlk kez gördüğü yaşı kaç olursa olsun her çocuğa gidip sarılıyor. Bazen annelerine bile. Bu kadar sevgi dolu olması için ben birşey yaptığımı düşünmüyorum ama sanırım doğumunu izleyen ilk haftadan beri sokaklardayız ve hep yeni yüzlerle karşılaştı bu yüzden yadırgamıyor olabilir ama yine de kesin konuşmak için erken huyu da değişebilir.
Üstten iki dişi daha göründü ama henüz tam anlamıyla meydanda değil. Belkide diş yüzünden son bir haftadır doğru düzgün hiç yemek yemiyor.
Evde çok sık zaman geçirdiğimiz için en çok ilgisini çeken çamaşır makinası. Neyi keybetsek içinde buluyoruz:) Çamaşır yıkayacağım zaman kirlileri bana veriyor ben makinaya yerleştiriyorum. Hala çalışırkenki sesinden ürküyor ama yıkama bitince temiz olan çamaşırları tekrar makinaya atma huyundan kurtulamadık:) Birde şu televizyon kabloları... Hayırdan hiç anlamıyor yada işine gelmiyor. Sürekli o kabloların arasında. Artık sabrım taşıp sesimi yükselttiğimde de çok içli içli ağlıyor. Çok kırılgan ve hassas ses konusunda. Ben bir süre karışmayıp ağlamasına ses etmeyince daha çok bozuluyor hemen yanıma gelip sarılıyor o zamanda dayanamıyorum:)
Araba koltuğu ve pusette hala oturmuyor. Bu yüzden yolculuk ve dışarı gezmeleri zor olmaya devam ediyor. Sokakta kolumda taşımaya artık iyice zorlanıyorum. Araba ile 10 dk dan uzak yere gidemiyorum. Oyalamak için her yolu deniyorum ama yok. Bu konuda tavsiyesi olan varsa lütfen yazsın.
Yarın aşı günümüz bakalım neler konuşacağız Kadir Amcamızla:)
Yeni bilgileri paylaşacağım.
Sevgiler

1 yorum:

Ayse Pamuk dedi ki...

Ahh canım ya aynı şeyleri yaşıyoruz