28 Mayıs 2007 Pazartesi

Bir cumartesi sabahı...

Ne zamandır Çengelköy' de, bir zamanların en sevdiğim aile dizisi olan Süper Baba' nın çekildiği kahveye, Çınaraltı' na gitmek istiyordum ve bunu en sonunda cumartesi günü sevgili eşimin sürpriziyle gerçekleştirdik. Çok keyif aldım, zaman nasıl geçti anlamadık. Saat 9:30 gibi ulaşmıştık ve deniz kenarındaki tüm masalar neredeyse doluydu zaten pazar günü gidilecekse çok çok erken orada olmak gerek. Buranın bir diğer güzel yanı kahvaltınız için istediğinizi yanınızda getirebilmeniz... Çınaltı' nın da size ikramları tabiki mevcut, mesela büyük cam bardakta nefis çayları, sucuklu yumurtaları, menemeni, omleti... nefis nefiissss. Kimileri masa örtüsüne kadar getirmişti. Bizde caddenin üzerindeki nefis börekçilerden böreğimizi, zeytin ve peynirimizle tam denizin kenarında güzel bir sofra bulduk.

Kahvaltı soframız bu kadarcıktı ama tıka basa doyduk,kalanlarımı naptık tabiki tüm hayvanlara deli olan ben tarafından yine beslendiler, eşimi de bu arada ihmal ettiğim için- ki kendisi maalesef bu huyumu bildiğinden alışkındır- kendini gazeteye verdi:)


Bu ördekleri, kuşları ve kedileri beslemeden gidemezdim tabiki:(

Ama bakın eşim de en az benim kadar sevdi bu Sarmanı ;)

Manzara süper zaten, bir yanda köprü,öbür yanda mükemmel güzellikteki yalılar... Bu şirin şeyde güzel havanın ve sakinliğin tadını çıkaranlardan..

Kahvaltımızdan sonra Çengelköy' de küçük bir tur yaptık. Çengelköy, ara sokaklardaki birbirine çok yakın olan ama samimi görüntüsünden içinizin ısındığı evler ve dükkanlarla dolu, mesela bu çikolata dükkanına bayıldım. Hem dükkandan hem de sunumundan çok eski olduğu belli ama inanılmaz güzellikte...

Birde tabiki Çınaraltı adı nerden geliyor diyenler olursa; adından da belli olduğu üzere resimdeki gibi neredeyse içinden ikinci bir ağaç çıkmış gibi görünen, çook geniş dallara ayrılmış ve uzamış bir ağaç, öyle ki bu geniş dallar için direkler dikilmiş ağaca destek olmak adına. Ağacın üzerindeki tabelada yaşının 1200'lü yıllara uzandığı yazmakta, ee burayada başka bir isim bulunması haksızlık olurdu herhalde:)

21 Mayıs 2007 Pazartesi

Hamur


Pazar günlerinin bizim için önemli olduğundan bahsetmiştim, işte yine bir pazar sabahı ve biz eşimle başladık düşünmeye "değişik ne yapabiliriz acaba" benim canım birden hamur kızartması çekti.Böyle zamanlarda annemle birlikte bir fırına gider, bildiğimiz fırına atılmaya hazır hale gelmiş, mayalanmış ekmek hamuru alarak, bazen sade bazen arasına sucuk v.s. koyarak kızgın yağa atardık. Hem çay saatlerinde hem de kahvaltıda nefis olurdu. Fakat bu hamuru biz hazırlamaya çalışsak hem en az 1-1,5 saat mayalanma ve bekleme süresi olduğunu bildiğimden hem de ikimizinde sabahın o saatinde fırın bulmaya gitmeyeceğini de bildiğimden umutsuzluğa kapılmıştım:) Ama sonra eşimin aklına annesinin yaptığı ve onlarında hamur diye yedikleri bir tarif geldi. Hemen kayınvalidemi arayarak tarifi aldık ve resimlerde de görüldüğü üzere biraz kol yoran bu hamur için eşime mutfak yolu göründü.Eee.. Bir pazarda ben rahat edeyim dimi ama :)
Tarif çok kolay, önemli olan yumuşak bir hamur elde etmek, bunun içinde unu yavaş yavaş ilave etmek gerekiyor. Siz kahvaltı sofrasını kurana dek hamurun biraz dinlenmesinde fayda var.

Malzemeler:

  • 1 kase sulu yoğurt
  • 1 yumurta
  • 2 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 2 çay kaşığı üzerine limon suyu sıkılmış karbonat yada yarım paket kabartma tozu (karbonat kullanacaksanız 2- 3 damla limon suyu ile karıştırdıktan sonra karbonatı hamura ilave edin, kabartma tozu kullanacaksanız da una karıştırmayı unutmayın)
  • 2-3 çay kaşığı tuz
  • Aldığı kadar un

Hazırlanışı:

Hafif sulandırılmış yoğurta, yumurta, tuz , sıvı yağ ve karbonatı ekledikten sonra unu yavaş yavaş ilave ederek bir yanda da karıştırın. Hamur, yumuşak ve merdane ile açılabilir kıvama gelinceye kadar un ilave edin. Dilediğiniz şekli vererek kızgın yağda kızartın.(bizim şekillerin bu kadar büyük olmasına bakmayın, tamamen eşimin bir noktadan sonra sıkılması ile ve hemen bitsin umuduyla büyük açmasından ibarettir.)Peynir, reçel, sarelle ile birlikte nefis oluyor benden tavsiye etmesi. :)

14 Mayıs 2007 Pazartesi

Canım Annem...

Canım Annem,
Her ne kadar seninle ilgili duygularımı anlatmak için çok fırsatım olsada günlük hayatın içinde bir şekilde sevdiklerimize hislerimizi çok sık dile getiremiyoruz. Bende, aynı zamanda günlüğüm sayılabilecek sitemde, senin ve tüm annelerin anneler gününü kutlamak istedim.
Hayatımın her evresinde , her gününde yanımda oldun, eksikliğini hiç hissetirmedin, belki en zorlu mesleği seçtin, hem anne hem ev hanımlığı...Her zaman fedakar, anlayışlı ve özveriliydin.
Böyle mutlu, sevgi dolu, huzurlu bir evde büyüdüğüm ve arkama ne zaman dönüp baksam sadece mutlu anılarla dolu bir hayat sağladığınız için sizlere çok teşekkür ederim.Sizlerin çocukları olmaktan hep gurur duyduk.
Sırf bugün değil her günkü anneler günün kutlu olsun. İyiki anne oldun, iyiki senin çocuğun oldum.Seni çoook seviyorum annemmm....İYİKİ VARSIN...

8 Mayıs 2007 Salı

Hangi mevsimde hangi balık yenir?


Ailemizde balıkla ilgili her türlü bilgiye ihtiyacımız olduğunda (hangi mevsimde ne yenir, hangisi daha sağlıklıdır) aklımıza ilk babam gelir. Bu aralar yine balık diye aranmaya başladım:) ve aşağıdaki bilgileri buldum.Küçük balık seviyorsanız şu aralar taze gördüğüm gümüş balığı var kesinlikle yemenizi tavsiye ederim.İşte aylara göre balığı ne zaman bulabileceğinizin kısa bir listesi...

-- OCAK --

Uskumru, lüfer, palamut, istavrit lezzetini korur. Kefal ve hamsi tam yağlı durumdadır. Cinekop, kofana, mezgit, berlam, minakop, dere pisisi, pazarlarda kolayca bulunur.Tekir ve kırlangıç bolca avlanır. Barbunya, kilic, mercan, sinagrit az tutulur.

-- ŞUBAT --

Bu ayda kalkan mevsimi baslar. Mayıs sonuna kadar devam eder. Tekir yine bolca çıkar. Uskumru, lüfer, palamut yağını kaybetmeye başlar. Gümüş balığı, kefal, dere pisisi, minakop lezzetle yenir.

-- MART --

Kefal, levrek ve kalkanın en lezzetli zamanıdır. Uskumru, çiroz olmaya yuz tutmustur. Tavası ve pilakisi yapılabilir.Gümüş balığı fazlaca çıkmaya başlar. Lüfer ve palamut yağını kaybettiğinden sadece tava ve pilaki yapılmaya elverişlidir.Kofananın ızgarası olur. Minakop ve tekir her zaman oldugu gibi lezzetlidir.

-- NİSAN --

Kalkan yine başta gelir. En bol zamanıdır. Mercan, levrek, kılıc ve kırlangıç bolca çıkmaya başlar. Dolayısıyla diğer aylara oranla daha ucuzdur. Bu ayda ve mayısta kılıç, ağustos ve kasım aylarında tutulanlar kadar lezzetli değildir.Gümüş balığı, kefal, mezgit, berlam, minakop, tekir vebarbunya cok tutulur. Eskina bu ayda görülür. Levrek kadarlezzetlidir. Uskumru artık çiroz olmustur. Kaya balığı fazlacaavlanır ve ucuzdur.

-- MAYIS --

Levrek, barbunya, dil balığı, tekir, kılıç ve iskorpit zevkle yenir.Fazlaca çıktığından pazarlarda her gün bulmak mümkündür.Uskumru, torik, palamut, hamsi ve istavrit yağını kaybetmiştir.Kefal yine lezzetlidir.

-- HAZİRAN --

Bu ayda balıklar az tutulur. Dip balıklari yumurtalarını dökmüşolduklarından dağınık gezerler. Bu nedenle haziran ayı balıkçılıkaçısından verimsizdir. Tekir, barbunya, gelincik, mercan, sinagrit, levrek ve eskina bulunur. Fakat pahalıdır.
-- TEMMUZ --

Sardalyanın mevsimi başlamıştır. Ekim ortasına kadar lezzetinidevam ettirir. Kolyoz, istavrit, uskumru, tava ve haşlamayaelverişlidir. Tekir ve barbunya yine lezzetlidir. Kefal bu aydalezzetsizdir ve üretimi azdır.

-- AĞUSTOS --

Çingene palamutu mevsimini açar. Boyu uskumru kadar veyabiraz daha iridir. Levrege bile tercih edilir. Sardalyanın ise enlezzetli zamanıdır. Yine bu ayda kılıcın tadına doyum olmaz.Kolyozun tavası, pilakisi yapılır. Izmarit lezzetini bulmuştur.Kefal tavsiye edilmez.

-- EYLÜL --

Sardalye ve kılıç lezzetlidir. Palamut irileşir. Her türlü pişirilmeyeelverişlidir. Lüfer bu dönem pahalıdır. Kolyoz, istavrit ve kırlangıç bolca cıkar.

-- EKİM --

Geçici balıkların, yazın Karadeniz'de beslenip, Marmara'ya göçebaşladıkları aydır. Bu nedenle bol miktarda tutulur. Uskumruturfanda olarak kendisini gösterir. Lüfer tam lezzetini kazanmıştır.İstavritte yağlanmıstır. Palamut bolca çıkar. Tekir, barbunya, kılıç, levrek, sinagrit, mercan, sardalya, eskina, minakop, torik, izmarit, iztrangiloz ve aterina gibi balıkları nispeten ucuz olarak temin etmek mümkündür.

-- KASIM --

Uskumrunun en iyi zamanıdır. Kasım ayında bol bulunan ve lezzetli olan balıklar bu ayda da lezzetlidir. Torik akışı başlamıştır. Lakerdası yapılır. Pisinin en nefis oldugu aydır.

-- ARALIK --

Uskumru, lüfer, palamut ve torik yağlı olduklarından her türlü yemeği yapılır. Hamsi de lezzetlidir. Tekir bol bulunur.



Kaynak:(Ergun' un Mutfağı)

7 Mayıs 2007 Pazartesi

Zeytinyağlı Taze Bakla

Soğuklardan devam... Hem sağlıklı, hem hazırlanışı kolay, hem de lezzetli bir yemek bakla...Servis ederken yanına mutlaka sarımsaklı yoğurt ilave etmelisiniz.Ben niye mi etmedim? E çok açtım, resmi bile zor çektim vallahi:))

Malzemeler:
  • 750 gr. taze bakla
  • 8-9 adet taze soğan yada 1 büyük kuru soğan
  • 1 yemek kaşığı silme un
  • 1 yemek kaşığı limon suyu
  • tuz
  • zeytinyağı
  • yarım demet dereotu
  • su

Hazırlanışı:

Baklaları ayıkladıktan sonra taze soğanları yeşil kısımları dahil ince ince doğrayın. (Taze soğanınız varsa bence daha lezzetli oluyor ama kuru soğanda olur. Baklaya tadını veren soğandır bu sebeple bol bol ilave edebilirsiniz.)Soğanlar zeytinyağında kavrulduktan sonra baklaları ilave edin ve üzerlerini geçmeyecek kadar su ekleyin.Limon suyu ve tuzu da ilave ettikten sonra pişmeye bırakın. Pişmeye yakın ince ince kesmiş olduğunuz dereotunuda ekledikten sonra yemeğiniz hazır olmuştur bile:)Afiyet olsun

2 Mayıs 2007 Çarşamba

Soğuk Mezeler

Tekrar Merhaba:) Elde olmayan sebeplerden dolayı sizlerden, sitemden ve yemeklerden uzak kaldım daha fazla bekleyemedim ve soğuk mezelerden oluşan bir sofrayla karşınızdayım... Resimdekiler softanın tamamı bile değil aslında.Ben soğuk mezeleri görüntülemek istedim.Mezeler; zeytinyağlı enginar, çerkez tavuğu, yeşil dürüm, acılı ezme (acıkoca:) karışık salata...
Yeşil dürüm zaten iyice meşhur oldu, önceki tariflerimden bilirsiniz (yandaki resim). Özellikle tarifini ne zamandır yayınlamak istediğim enginar ve çerkez tavuğunun tarifini hemen aldım. Ama önce daha az zaman harcayarak hem lezzetli hem de renkleri çok güzel olan acılı ezme ile karışık salata...




Acılı Ezme

Bizim evde kendimi bildim bileli acıkoca denirdi ezmeye yinede daha önce duyan olmadıysa diye bu şekilde yazmak istedim. Doğum günlerinde, çay saatlarinde küçük ekmeklerin üzerine sürülerek servis edilen yada akşam yemeklerinde bu şekilde süslenen çok pratik ama lezzetli bir tattır.


Malzemeler:

  • Domates ve biber salçası
  • Sarımsak
  • Ceviz
  • Zeytinyağı
  • Ekmek içi
  • Pulbiber
  • Tuz

Hazırlanışı:Tüm malzemeler robottan geçirilir ve servise hazır hale gelir:)

Karışık Salata


Malzemeler:

  • Taze soğan
  • Mısır
  • Pancar turşusu
  • Maydanoz
  • Roka
  • Kıvırcık
  • Zeytinyağı
  • Tuz
  • Karabiber
Zeytinyağlı Enginar


Malzemeler:
  • 6 enginar
  • 1 büyük soğan
  • Bezelye
  • Pirinç
  • Dereotu
  • Tuz
  • Karabiber
  • Şeker
  • Zeytinyağı

Hazırlanışı:

Enginar 2 hatta 3 değişik şekilde yapılabilir. Enginarlar piştikten sonra üzerlerine ;
1. Sadece bezelye, pirinç,dereotu
2.Bezelye, havuç, patates,dereotu
3.Yada sadece bezelye, dereotu
Ben resimde de görüldüğü üzere pirinç ve bezelye ile pişirdim. Enginarları yarım su bardağı su ile düdüklü tencerede 5 dk pişirdim. Üzerlerine de önceden soğanları kavurup sırasıyla bezelye arkasında da az suda haşladığım pirinci ilave ederek pişirdiğim malzemeyi yerleştirdim ve dereotu ile servis ettim.


Çerkez Tavuğu

Malzemeler:

  • 1 büyük göğüs tavuk eti
  • 2-3 dilim ekmek içi
  • 2 büyük diş sarımsak
  • Çekilmiş ceviz içi
  • Tuz
  • Karabiber
  • Pul biber
  • Zeytinyağı

Üzeri için :Tereyağ ve pul biber

Hazırlanışı: Tavuk etini haşlayıp ince ince parçalara bölün ve suyundan 1 su bardağı ayırın.Diğer tarafta tüm malzemeyi robotton geçirin. Tavuk parçları ile suyunu da bu karışıma ilave edin. Üzerini tereyağında kızdırmış olduğunuz biberli karışım ve ceviz ile süsleyin.