19 Haziran 2007 Salı

Hem yeni ayrıldığım iş yerinden hem blog dostluğundan arkadaşım Ayça nasıl bloglama yapıyorum konusunda beni sobelemiş.
Sitenin ilk kuruluş zamanlarında yeni evli olduğum için ilk günden kendime "bu nasıl hayat ama" dedirtmemek için eve internet-bilgisayar olayına girmek istememiştim bu yüzden o zamanlar zor geçti.İş yerinde, öğle yemeklerinden erken dönerek, annemlere yanaşarak oradan halletmeye çalıştım:) ama zamanla siteye ilgi arttı, takip ettiğim siteler, dostluklar fazlalaşınca hem evi hem hobimi ihmal etmeden evime de bir bilgisayar düzeni kurdum.Şimdi laptopımla bağlanabildiğim her yerden önce arkadaşlarımın sitelerini günlük takip edip, kendi blogumla ilgili güncellemeleride yapabiliyorum.
Blogları takip ederken pek bir sıra izlemiyorum ama sitemdeki favorilerimde bulunanlara öncelik veriyorum. Mesela mutlaka her sabah Erin' in maceralarını takip ederim ardından sevgili Hande ve diğer dost bloglar...Bazen hepsine yorum bırakamasam bile sıkı takipteyimdir.
Şu an tekrar çalışma hayatındayım daha esnek saatlerim olduğu için sabah ve akşamları siteyi ihmal etmiyorum. Bunu belirtirken bile aslında biliyorumki şımarıklık ediyorum çünkü çoğu dünya tatlısı bebişlere sahip olan arkadaşlarım onca işlerine rağmen yetişebiliyorlarsa, benim çok daha bile fazla işin içinde olmam gerek:)
Hadi bakalım sevgili Hande taze annelerden birisin sende anlat bakalım nasıl yetiştiğini:)

17 Haziran 2007 Pazar


Bugün internette dolanırken bu resime rastladım. Ne kadar çok severdik Süper Baba dizisini...Şu an düşünüyorumda ailece oturup, hiç sıkılmadan, zevkle takip edilecek kaç dizi var ekranda yada var mı? Şevket Altuğ bu dizede öyle iyi baba rolündeydiki, sonrasında çektiği dizilerdeki karakterler belki de hafızalarda yer eden bu rolü sebebiyle aynı etkiyi veremedi. İnanın bugün tekrar yayınlanmaya başlasa seyrederim:)

Ama bugünün başka bir konusu var tabi Babalar Günü..

Yakın bir zamanda annem için yine aynı sebeple yazı yazmıştım ama sonuna eklemiştim de bugünlerin aslında hiç de önemli günler olmadığını, belki her zaman söyleyemediğimiz sözleri dile getirmek için bir fırsat olabileceğini çünkü aynı zamanda unutmamak gerekir ki bugünü bir okadar acıyla hatırlayanlara var yani anne ve babasını kaybetmiş olanlar...

Evet süper baba dizisini çok severdim ama ben zaten ondan çok daha fazla süper bir babaya sahibim. Öyle bir baba ki, kızı ona 4 yaşından itibaren aşık büyüdü, onunla evlenicem diye tutturup çok sevdiği annesini kıskandı:)

Babalar ve kızları her zaman farklıdır ben artık yıllar geçtikçe daha iyi anlıyorum bunu.

Bugün gazetelerin birinde Güner Özkul' un, babası Münir Özkul için söylediği bir söz vardı.
"Öyle bir aşktır ki o, sonraki bütün aşkların belkide onun yüzünden sürer ya da biter. Kime aşık olsan, o beğensin istersin, onun gibi komik, onun gibi yaratıcı, onun gibi dahi olsun istersin. Arayışın bitmez, dener durursun..."

Evet sen benim süper babamsım, tek bir gün bile babalığını sorgulayabileceğim bir şey olmadı. İnan bana, buna çocuklarından başka kimse yorum dahi getiremez bu yüzden söylüyorum ki sen mükemmel bir babasın. Tekrar tekrar sizler gibi anne ve babam olduğu için ne kadar şanslı olduğumu belirtsem bile azdır. Sizleri ççooook seviyorum.

Bu arada unutma, herkes baba olabilir ama bir tek kişi "Babişko" olabilir :)

16 Haziran 2007 Cumartesi

Biliyorum yine ara verdim ama bazen gün nasıl bitiyor anlayamıyorum. Öncelikle 4 yıldır sürdürdüğüm işimden ayrıldım, kısa bir süre çalışırken yapamadığım şeyleri ve gidemediğim yerlere gittim ama boş bir gün geçirmeye alışık olmadığım için yine çalışmaya başladım bu süre zarfında da maalesef siteyle ilgilenemedim.

Ailem için ne zamandır bir sofra düzenlememiştim, en son güzel bir balık sofrası ve mezeleri hazırladım. Ana yemeğimiz levrekdi...Mezeler: patlıcan ve semizotu salatası, soğan halkaları üzerine sunduğum lakerda, karides ve fava idi... Bu mezelerden özellikle denemenizi tavsiye ettiğim fava ve güvençte sunulan karidestir.

Fava

Malzemeler:
  • 2 su bardağı kuru iç bakla
  • 1 adet orta boy kuru soğan
  • 1 adet orta boy patates
  • 3 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 kahve fincanı sızma zeytinyağı
  • 2 çay kaşığı tuz
  • 3 su bardağı su
  • 1 adet taze yeşil soğan
  • 1 demet dereotu

Üzeri için: 5-6 yemek kaşığı sızma zeytinyağı

Hazırlanışı:

Kuru baklayı iyice yıkadıktan sonra üzerine 5 su bardağı su koyarak 4-5 saat kadar ıslatın. yıkayıp süzdüğünüz baklayı orta boy bir tencereye koyarak dörde böldüğünüz soğan ve patatesi ekleyin. Tozşekeri ve tuzu ilave ettikten sonra tencereye 3 su bardağı su ekleyip, ara sıra karıştırarak 20- 25 dakika kısık ateşte pişirin. Yumuşayan baklayı el blendrından geçirin ve diğer tarafta ince ince kıyılmış olan taze soğan ile dereotunu ekleyerek soğumaya bırakın.

Buzdolabında en az 4-5 saat bekleterek katılaşmasını sağlayın.Servise sunmadan önce üzerine zeytinyağı dökün, dilerseniz kapari serpiştirip de sunabilirsiniz.

Güveçte Karides


Malzemeler:

  • Dondurulmuş karides
  • Pulbiber
  • Karabiber
  • Tuz
  • Tereyağı
  • 2 diş sarımsak

Hazırlanışı:

Teflon bir tavada tereyağını erittikten sonra ince ince dilimlenmiş sarımsakları ve yıkanıp, ayıklanmış karidesleri ilave ettikten sonra tüm baharatları istenilen oranlarda ekleyin ve yarım dakika ateşte tutun.Ateşten alır almaz önceden fırında ısıtmış olduğumuz güvençlere karidesleri ekleyin, dilerseniz yarım dakikada fırında bekletin. Dondurulmuş karidesleri özellikle ateşte fazla tutmamanız gerekir çünkü çok çabuk sertleşirler.

2 Haziran 2007 Cumartesi

İstanbul - 9

Bu aralar yemek sitesi olarak planladığım blogum gezi rehberine döndü farkındayım ama çok güzel yerler gördüğüm için sizlerle de paylaşmak istedim.
Bu cumartesi İstanbul-9 ile eşimle birlikte boğaz turu yaptık. Gezi vapuru, hergün 10:30' da Eminönü' nden kalkıp, Beşiktaş, Kanlıca, Yeniköy,Sarıyer,R.Kavağı ve son olarak A.Kavağı'nda yaklaşık 3 saatlik bir moladan sonra aynı semtlere uğrayarak dönüş yoluna geçiyor.
Vapurun tamamına yakını turistle doluydu.Çoğu turistin elinde İstanbul rehberi kitabı ile doğma büyüme İstanbullu olan beni bile utandıracak kadar çok bigiye sahip olduklarını gördüm. Şimdi resimlerle başbaşa bırakıyorum sizi...

Henüz vapur hareket etmeden görüntülediklerimiz...




Hava şansımıza çok güzeldi bizde net görüntüler elde edebildik.

İlk durağamız yoğurtlarıyla meşhur Kanlıca...Kısa bir bekleme süresinden sonra hemen yoğurtların satışı yapılıyor, manzaraya karşıda yemek çok keyifli ama yinede birbirimize Anadolu Kavağı' nda balık yiyeceğimizi hatırlatıp, karnımızı çok doyurmadık.
















Sırasıyla Yeniköy ve Sarıyer İskeleleri....
Sonunda Anadolu Kavağı' na vardığımızda açlıktan ve sahildeki balık kokularından ölmek üzereydim:) Sahilde küçük küçük çok şirin yerler var maalesef insanları yerlerine çekmek için mekan sahiplerinden rahatsız olsamda açlık ağır bastı ve bizde güzel bir yere oturduk.

Yemekten sonra biraz yürüyüş yapma fırsatı bulduk.