11 Temmuz 2008 Cuma

Leyleği havada gördük...


8 aylık hamile olarak 1 haftaya neler neler sığdırdım ben bile şaşıyorum şu an. Bir haftada Marmaris, Datça ve Bodrum turu yaptık, nefis koylarda yüzdük, harika yerler gördük. Gittiğimiz, kaldığımız yerleri de yazıyorum ki henüz tatil planı yapmamış olanlara belki yardımcı olur.

1.gün Marmaris Gülşah Pansiyon' da kaldık. Pansiyon Marmaris merkez' de, odalarda klima var ve denize çok yakın ancak Marmaris merkezdeki denizi tavsiye etmem çünkü harika koylara sahip bir yer dolayısıyla sadece konaklamak amacıyla buradaydık. Pansiyon bir aile işletmesi ve oda+kahvaltı çalışıyorlar. Kahvaltıları gayet güzel ve temiz bir yer. İlk günün akşamında sahilde Liman Restaurant' daydık. Yemek için mutlaka baştan pazarlık yapmakta fayda var.
İlk gün Turunç koyundaydık. Geçen yıldan burayı bildiğimiz için hemen oraya gittik, harika bir denizi var, bunca yol gelipte görülmesi gereken bir koy.
Kızkumu
2.gün Marmaris'in diğer koylarına Hisarönü, Kızkumu, Orhaniye ve Selimiye koylarındaydık. Kızkumu' nda bence hiç birşey yok, kuru bir kalabalık ama Hisarönü ve Selimiye' de eşsiz bir deniz var.Neredeyse kendisine ait bir koya sahip olan Hisarönü mevkinde Evce Motel' de kalınabilinir.
Selimiye' de ise Güzin Motel' de çok güzel bir ev yapımı öğle yemeği yedik. Burası da bir aile işletmesi ve deniz kenarında kendine ait bir iskelesi var. Deniz sıcaklığı harika neredeyse havuzda yüzüyor gibisiniz. Mutlaka ama mutlaka gidip görmelisiniz.Bugünün akşamında kaldığımız pansiyonun hemen karşısındaki Pizza Pizza' da patlayana kadar yemek yedik, gerçekten çok lezzetli ve temiz bir yer.

3.gün sabah yapılan kahvaltıdan sonra Marmaris' den ayrılık ve Datça yolu üzerindeki Clup Amazon' a gittik. Amazon' a 4 km kala yol gerçekten çok çok kötü. Tek şerit ve taşlık bir yok ama bu zahmete değecek doğal güzelliklere sahip bir kamp alanı.
Amazon Kulüp tam pansiyon çünkü başka alternatifiniz yok. Bungolov evlerde kalıyorsunuz, bu evler iki kişilik, içerisinde dolabı, aynası, komidini, minibarı mevcut ve çok şirin döşenmiş. Tuvaletler bungolovun hemen arkasında. Yemekler tamamen ev yemeği tarzında, dilerseniz gün içinde tutulan balıkları sizlere gösterip, isteyip istemediğiniz soruluyor ve ızgarada pişiriyorlar, tabiki ekstra. Akşamüstleri odun ateşinde çay servisleri var. Her yer yemyeşil ve Güllük ağaçları altında odanızın önündeki hamaklarda uzanıp, ağustos böceklerinin sesini dinliyor, ağaçtaki sincapları takip ediyor, elinizle tavukları besliyorsunuz.Çocuklu aileler için çingene arabaları dedikleri başka bir konaklama tarzı da mevcut. Çingene arabalarında tuvalaet içeride ve 4 kişinin kalacağı şekilde dizayn edilmiş, en önemli özelliği geceleyin dilerseniz aradaki tenteyi açarak yattığınız yerden yıldızları seyredebiliyorsunuz. Gökova körfezinde bulunan bu yerde denize girmek için isterseniz ormanın içinden yürüyerek isterseniz kanolarla denize ulaşıyorsunuz, deniz içerde kaldığı için oldukça durdun ama anlatılması mümkün olmayan bir maviliğe sahip.Geceleri gitar eşliğinde şarkılar söyledik. Bir uyarı: burada cep telefonu ile konuşmak için biraz keşfe çıkmanız gerekiyor:) ee bence en güzel yanı da bu.


4.gün sabah kahvaltısından sonra 11:00- 13:00 arasında Kulüp Amazon' a ait balıkçı teknesiyle 3 aile hemen yanımızdaki iki koya gittik. Bu koylar tamamen bakir ve en derin yerlerde bile dipteki taşlar seçilebiliyor. Şimdiye kadar yüzdüğüm en temiz en eşsiz denize sahip.

5.gün sabah kahvaltısından sonra Datça' ya hareket ettik. Datça merkezde Güneş Apart' da kaldık. Burası çok temiz iki oda ve salondan oluşan, havuzlu bir yer. Çok memnun kaldık, kesinlikle tavsiye ederim. Ancak denizi merkezde yine güzel değil ve hemen çevre koyları gezmeye başladık. En yakın koy Kargı koyuydu. Koy çok küçük ve müdavimleri sabahın erken saatlerinde burayı doldurduğundan bir ağaç altında kendimize yer bulduk. Deniz burada nefisti. Hemen yanımızdan sodalı bir su denize karıştığından hem az tuzlu hem de soğuk bir deniz ama tertemiz bir koy. Burada tek bir restaurant var, dilerseniz sabahtan akşama burada gün geçirebilirsiniz.
Aynı günün akşamında Datça Limanında denize sıfır kumlar üzerinde masalarda yemek yedik. Kesinlikle yemek yemeden önce sıkı pazarlık yapılması gereken bir yer. Kırmızı Han Restaurant' da yemek yedik. Tüm lokantalar içinde tek tavsiye edebileceğim mekan. Hem işletmesi hem de yemekleri harika.
Palamutbükü
6.gün apartda yaptığımız küçük bir kahvaltıdan sonra Palamutbükü' ne gittik. Palamutbükü' ne bundan 14 yıl önce gitmiştim ve resmen ağzım açık kaldı. Bütün deniz kenarı şezlonglarla dolmuştu, en fazla 3 apart ve bir köy kahvesi olan bu yerde neredeyse her yer pansiyon ve lokanta olmuş. Denizi soğuk ama ne kadar derine giderseniz gidin denizin dibindeki taşları tek tek sayarsınız, bu kadar temiz bir deniz görmedim. Çok sakin bir yer çocuklu aileler için birebir bence.
Bodrum Kalesi
İlata Apart

7.günün sabahında arabalı feribotla Datça' dan Bodrum' a yolculuğumuz başladı.2 saatlik bir yolculuktan sonra Bodrum Kalesi' ni görmek tüm yorgunluğa değdi. Bodrum' da herhangi bir yer ayarlamadığımız için bu günümüz maalesef koşturmacalı geçti. Önce Bitez' e gidildi hiç ama hiç beğenmedik, hem deniz kötü hem de resmen turistlere kapatılmış bir koy gibi olmuş. Hiç vakit kaybetmeden Torba koyundaydık. Burada harika bir apart bulduk ama resmen butik otel gibiydi. Odaların içi son derece zevkli döşenmiş, yeşilliklerin içinde bir yer, üstelik yine pazarlıkla çok güzel bir rakama kaldık. Önünden Bodrum minibüsleri geçmeside ayrıca bir kolaylık oldu. Denize biraz yürümeniz gerekiyor ve çok harika yerlerde yüzdüğüm için ben çok beğenmedim. Aslında Bodrum' da iki-üç yer haricinde deniz bence hiç de güzel değil. Bodrum' a gelmişken Gümüşlük' de özel bir işimizi hallettik bu bahaneyle de bir günde neredeyse tüm Bodrum' u bitirmiş olduk:) Bugünün sonunda Bodrum Merkez' de Ömür Köftecisi' nde harika ev yemekleri yedik, çok temiz ve servisi hızlı bir yer.
Torba
8.gün denizinin temizliği ile meşhur Yalı belediyesine bağlı Çiftlik' e gittik. Deniz gerçekten çok güzel ve temiz ama pek bir tesis olmadığından yapacak birşey bulamadık ve zaman kaybetmeden geçen yıllarda gidip çok beğendiğim Ortakent' deki Camel Beach' e doğru yol aldık. Buranın denizi ve dışı tamamen kum, yine soğuk bir deniz ve derinleşmesi için bayağı yürümeniz gerekiyor ama harika bir yer sadece adım attığınız andan itibaren herşey ücretli, otopark, şezlong, tuvalet, duş... Öğlen yemeği için mutlaka yemeniz gereken bir yer, Kumsalın en başındaki Akpınar Rest. burada ev hanımları enfes yemekler hazırlıyor, ama içlerinde en meşhuru karnıyarık:) gidip yemeden dönmeyin derim. Bunun dışında aklınıza gelebilecek pek çok leziz ev yemeği, börek çeşitleri, hamburger vs. de mevcut.

Veee 9.gün dönüş yoluydu. Pazara kalmak hiç akıl karı değildi ama işler yüzünden zorunlu kaldık, ne İDO' dan ne arabalı feribottan yer bulamadığımız, körfezi dolaşmak zorunda kaldığımız ve trafik olduğu için çok geç bir saatte eve vardık.

Kalış yerlerinin isimlerini verdim ilgilenlere tek tek fiyatlarını da verebilirim.
Çok yorucu ama eşsiz bir tatil geçirdim, bence bir tatil köyünde bir hafta boyunca aynı şeyleri yaparak insan daha çok yoruluyor, bu tatil dönüşü ise neredeyse işi özledik, demekki çok kıvamında bir tatil oldu. Darısı gitmek isteyen herkesin başına:)

3 yorum:

AycA dedi ki...

Gez gez sen şimdilik :P hehheh
o koca göbeeenle ne işin var oralarda..git evine yat uzandinlen HAMİLESİN SENN :) hehe
- bunların şaka olduğunu yazmama gerek var mı ?? :D :P -

Meltem :-) dedi ki...

hahahaaa:)) walla arkadaşım son demler olduğunun farkındayız belkide o yüzden bu tatil telaşı:))

elfeyp dedi ki...

Heey,
Bizim köye gelmişsiniz :)
Çoook güzel dimi??