30 Mart 2008 Pazar

Doğum Öncesi Anne Eğitimi

(Yok bu ben değilim:) eğitimde herkes böyleydi benim karnım yanlarında hiç kaldı yani bu da demektir ki tek pimpirikli benim:)



Geçtiğimiz cuma günü doğum yapmayı planladığım hastanenin ücretsiz eğitimine katıldım ve çok faydasını gördüm. Konular: Gebelikte beslenme, emzirme, bebek psikolojisi idi.
İlk olarak hastanenin tanıtıcı filmini seyrettim, doğumhane, hasta odaları ve yoğun bakım servisleri ile doğumdan sonra verilen hizmetler anlatıldı.
Doğuma gelmeden önce 2 gecelik, 1 emzirme sütyeni ve mutlaka kırmızı kurdele getirmemizi istiyorlar:)
Hastane çıkışı gibi bebeğe özel bir şey getirmeye gerek olmadığını çünkü hijyen açısından getirilenleri giydirmediklerini öğrendim. Sadece çıkarken bebeyi ne şekilde taşıyacaksak o aparat ve örtü vs. yeterliymiş. Odaları kendileri süslüyorlarmış ve çıkışta hediye ediyorlarmış ama istediğiniz gibi kendimizde süsleyebiliyoruz.
Hizmetlerini dinledikten sonra doğru karar verdiğimi düşündüm umarım zamanı geldiğinde herşey de anlatıldığı gibi gerçekleşir.
*Erkek bebekler için 12 saat içinde sünnet, eğer yaptırmazsanız 6 yaşını beklemelesiniz diye öneriyorlar.
Ayrıca doğumdan sonra ücretsiz olarak herhangi bir zorluk yaşarsak hemşire yardımı da sunuyorlar.
Gelelim eğitim konularına ilk olarak bir diyetisyen geldi ve "Gebelikte Beslenme" konusundan başladı.
Aslında okuduklarımdan da çok farklı birşey öğrenmedim ama aklımda kalanları paylaşmak istiyorum.
*Gebelikte normal kilolu hamilelerin ideali 10-12 kilo alması ve bu kiloların tek tek dağılımı yapıldıktan sonra ilk bir ay içinde 7-8 kilosunun gittiğini geriye kalan 3-3,5 kilonun ise bebek için en azından emzirme süresi boyunca kalması gerektiğinden bahsetti.
İlk 3 ay 1-2
İkinci 3 ay 4-5
Üçüncü 3 ay 5-6 kilo ile hamileliği bitirmenin hem bebek hem anne için sağlıklı olduğu anlatıldı.
*Her gün 1 bardak süt, 1 bardak yoğurt yenmesi, peynir ve çeşitlerinin gün içinde 4 porsiyon kadar tüketilmesi gerektiğinden bahsedildi. Bu 4 porsiyonun ilk 2' sini sabah kahvatıda, öğlen dilerseniz simitle birlikte olmak üzere yenebilir.
Haftada:
Kırmızı et 3 defa
Balık 3
Beyaz er 2-3
Kurubaklagil 2-3
Yumurta 2-3 defa tüketilmeliymiş.

*Sebzelerin yenebilen çeşitlerini çiğ tüketmek gerektiği (haşlanmış sebze de vitaminini kaybeder) ve meyvenin bol tüketilmesi gerektiği, kırmızı et ve yumurtanın aynı gün tüketilmemesi gerektiğini de öğrenmiş oldum.
*Meyveler yendikten sonra mutlaka su içilmeliymiş bunun sebebi her meyvede azda olsa asit olduğundan, yedikten sonra sıkıntı yaşamamak adına su tüketilmeliymiş.
*Ceviz, fındık ve badem üçlüsü ara öğünlerde mutlaka yenmeli.

Beslenme konusundan sonra Psikolog Yasemin Veziroğlu konuşmacıydı. İnternette adını araştırırsanız pek çok sitede yazılarına rastlarsınız, okumanızı tavsiye ederim çünkü özellikle yeni doğan bebekler ile ilgili anlattıkları bende yeni bir pencere açtı.
Öncelikle bebeklerin bu dünyaya sıfırdan,yabancı olarak geldiğini unutmamalı ve özellikle ilk aylar onlardan çok fazla birşey beklemememiz gerektiğini belirtti yani aman odasında uyusun, oraya alışsın, aman kucağa çok almayayım, kucağa alışır, aman her ağladığında yanına gitmeyeyim gibi şeyleri ilk aylarda yapmamak gerektiğini,her ağlamasında onu negatif etkileyen bir etmen olduğunu, sizin de bunu keşfetmeniz ve onu rahat ettirmek için yer yolu denemeniz gerektiğini belirtti. Bu seminerde anlattığı konuların çoğu şu an internette de mevcut aklıma geldikçe eklemeler yapmaya devam ederim.
Son olarak erken doğmuş olan bebeklerle ilgilenen yoğun bakım ünitesinin hemşiresi konuşmacıydı. Bizlere emzirme çeşitlerini, oyuncak bir bebek eşliğinde gösterdi.
*20 ile yarım saat arasında, aralarda bebeği dinlendirerek ve her bir memeyi 10 ar dakikalık aralıklarla vermemiz gerektiğini anlattı. Örneğin sağ göğüsle başlayıp 10 dk besledikten sonra diğer göğüse geçilmeli ve diğer periyotda son bitirdiğimiz göğüs ile emzirmeye devam etmeliymişiz.Bunun sebebi sütü verirken ilk gelen sütün sulu ve akışkan, sonlara doğru gelen sütün ise yoğun ve en besleyici kısım olması nedeniyle bitirdiğimiz göğüsle başlarsak bebek direkt besleyici kısmı almaya başlayacak. Özellikle ilk zamanlar günde 10-12 kere emziriliyormuş. Saat tutmaya gerek yok ama emzirme süresi 3 saati geçmemeli, gece bebek uyusa bile 2 saatte bir süt verilmesi gerektiğini, 2 saatten sonra bebeğin kan şekerinin düşeceği için çabuk acıkacağını belirtti. Ayrıca tamamen yanlış bildiğim bir başka hususu da öğrenmiş oldum. Bebekler emzirildikten hemen sonra alt değiştirmek çok da tehlikeliymiş, sebebi bebeğin karnı doyduktan sonra hafif poposunu kaldırarak altı değiştiştirince midesindeki süt ağzına gelebilir ve tıkanmasına sebep olabilir. Emzirilen bebeğin en az 20 dakika altı değiştirilmemeliymiş.
*Eğer bebek sinirli bir şekilde ağlıyorsa sakinleştirmeden emzirmeye başlamayın.
*Bir bebek özellikle ilk zamanlar
Günde:8-12 kez emer,
3-4 kez kaka,
6-8 kez çiş yapar,
4 saatte bir altı değiştirilir,

*Bunun dışında her bebek sarılık geçirirmiş fakat kimi bebekler daha çabuk atlatır kiminin uzun sürer. Uzun sürmemesi için hastanede özel ışıklar altında bebek yatırılır ve en önemlisi çok sık annesini emmesi sağlanır. Anne sütünü bol alan çocuk çabuk iyileşir.
*Doğru pozisyonda bebeği emziren annelerin göğüs uçları çatlamaz, memenin etrafında bir takım toplu iğne başı kadar noktacıklar bulunur, bunlar özel bir salgı salgılar ve bu göğsü nemledirir, dolayısıyla o bölgeye sürülen pahalı kremler bu salgıyı engeller. Annelerin, kaynatılıp ılıtılmış su ve ıslak gazlı bezle göğüslerini temizlemeleri, süt vermeden önce de kendi sütlerinden çok az sıkıp meme ucunu hafif sütle silmeleri gerekmekte.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Hala çok net bebiş tekmeliyor diyemesemde gaz olmayacak kadar değişik bir hareketlenme sanırım var ama diyorum ya "hıh işte bu tekme" diyemiyorum, bugünde bir takım hareketler hissettim ama sanırım daha erken.
Bunun dışında cumartesi günü hamilelere özel pilatese gittik eşimle. Pilates gerçekten vücudun her bir noktasını çalıştırıyor, şu an biraz kollarda ağrı hissetsemde geçecek:) Haftada bir devam etmek istiyorum ama önce doktoruma da danışmalıyım çünkü çok da soft hareketler yapmadık aslında. Bununla birlikte haftada 2-3 gün 1' er saatlik anneyle yürüyüşlere de devam ediyoruz.
Şimdilik bizden haberler bu kadar. Son 6 gün kaldı bebişimi görmeye:)))

25 Mart 2008 Salı

17.Hafta (16+0)

Bu zaman hala benim için yavaş işliyor, hani zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaktım:(
Bebeğim, ultrason tarihimizi beklerken yukarıdaki şemaya bakıp seni hayal etmek zorundayım hala...Bir an önce bari hareketlerini hissedebilsem...
Herşey güzel, karnımız büyüyor ama hala dışardan farkedilecek kadar değil. Balık yemeğe başladım en azından senin için...Demir, multivitamin ve balık yağımızda aynen devam ediyor...
Zaman yaklaştıkça herkesin tahminleri artıyor. Sanırım benim küçüklüğümü iyi bilen halalar, teyzeler bana benzeyen bir kız çocuğumun olmasını istiyorlar, sarışın bukleli ve mavi gözlü, ama genel kanı bu yıl erkek senesiymiş ve erkek olacağını söylüyor, yüzük testleri de erkek, kahve falları kız:))
Ama bunların hepsi öylesine sohbetler, çünkü herkesin ortak noktası, senin ve benim sağlıklı olup, bu serüveni en güzel şekilde tamamlamamız şeklinde.
Anne ve babanın da Allah biliyor ya sağlıktan başka hiç bir tahmini hiç bir isteği yok. Sadece sağlık, güzel bir kader ve şansının hayat boyu sürmesi...
Hadi artık zaman geç artık, geç...

24 Mart 2008 Pazartesi

Erkek Halasıyım:)))

Evet ben bir erkek çocuk halasıymışım haftasonu öğrendim günlerdir de böyle söyleyip duruyorum:)))
Yiğenim bizden 2-2,5 hafta daha küçük olmasına rağmen ayrıntılı ultrasonda görmüşler, bir erkek:)) Bakalım bizimki 5 Nisan' da gösterecek mi? Umarım, çünkü artık ismiyle bahsetmek istiyorum ondan...
Geçtiğimiz haftanın sonuna doğru olan moral bozukluğum, haftasonu Eskişehir' den gelen eltim,abimiz ve Toprak' ımızla birlikte olunca uçup gitti.
Toprak'ın doğumunu bu sitede yayınladığım zaman dün gibi ama üzerinden neredeyse 15 ay geçti. Şimdi en tatlı zamanı çünkü derdini anlatıyor, bizimle iletişim kuruyor ve sürekli gülüyor, güldürüyor...E tabiki moralim yerine geldi.Bazen yanlız kalmak da iyi ama kalabalık olduğunuzda da herşeyi unutuyorsunuz.

21 Mart 2008 Cuma

Şimdi nerden çıktı bu huzursuzluk...

Bana olmaz diyordum, çünkü şimdiye kadar hamileler şu haftada şunu yaşar v.s. hiçbir belirti bende tutmamıştı ama bugün ya havadan ya da hamilelikte olabileceği söylenen gel-gitlerden mi bilemediğim bir bunalımın içindeyim.
Bu sabah kalktığımdan beri sürekli ağlamak geliyor içimden, karnımdan boğazıma kadar bir baskı var sanki, nefes alamıyorum.
Kendimi güçsüz, çirkin, şekilsiz, ve bu aylara göre gereğinden fazla olduğunu düşündüğüm şiş göbeğime bakar buluyorum.
Bugünlerde yoğun ve yorgun geçen günler sebebiyle sanırım fazla beklediğim ilgiliyi de bulamadım kimseden son günlerde, bilmiyorum işte, sonuçta canım sıkkın ve hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum.
Biliyorum geçici, hava açacak, bahar gelecek, ben düzeleceğim ama ne biliyim işte bende hiçbirşey olması gerektiği rutilikte gelişmeyince bunalımsız, pozitif gidince nerden çıktı bu hal bilemiyorum.
Sanırım hep alıştığım aynadaki görüntümden uzaklaşıyorum ve bu beni korkutmaya yeni başladı, halbuki göbeğim çıksın diye beklerken..
Beğenilmeme korkusu mu?Bilmem...Biraz şımartılma zamanım geldi galiba...
Nefesim daralıyor, rutin yürüyüşlerim aksadı, sanırım onlar bana moraldi...
Neyse bu da geçecek tabiki.. Belki sebepsiz kaldırırım bile bu yazıyı...

19 Mart 2008 Çarşamba

Erin 1 Yaşında:)


Erin artık bebeklikten çıkıp çok sevimli, keyifli bir çocuk oldu ki hep öyleydi zaten. Pazar günü yine Ayça yaptı yapacağını ve harika bir fikir bularak Belgrat Ormanı içinde, temiz bir havada kahvaltı eşliğinde Erinciğimizin doğum gününü kutladık. Ayça her ayrıntıyı düşünmüştü, tüm gelen minikler de çok keyif aldı eminim hatta benim minik bile olabilir çünkü babayla kısa bir yürüyüş yaptık bol bol içime orman havasını çektim. Okuduğuma göre annenin yaptığı spordan sonra ki bu en uygunu şimdilik yürüyüş oluyor, bu yürüyüşlerden sonra mutluluk hormonu salgılanıyor ve bebek en az 2-3 saat aynı şekilde rahatlayıp, mutlu oluyormuş. Hem benim doğuma hazırlanmam hem de bebişimin mutluluğu için şimdilik haftada 3 gün 1' er saat yürüyüşlerimi aksatmıyorum.Dün gece ilk defa bir şey hissettim:) Solumdan sağıma dönerken bebeğin yavaş yavaş kayarak sağa yatışını resmen hissettim:))) Hemen o saatte babamızı uyandırarak anlatmam gerekiyordu napıyım:) Çok değişik, süper birşeydi, bu bile bu kadar heyecanlandırdıysa tekmelerde naparım bilemiyorum:))
Dün akşam doktorumuz aradı tam 1 hafta 10 gün dedi ve gününde arıyarak ikili testimizin kan örneklerinin sonucunu söyledi, her şey güzel sorun yok şeklinde, ben de biliyordum zaten dedim. Hiç aklıma aksi birşey gelmedi gelmeyecekte, hatta ben unutmuştum bile sonuç gününü:)
Son halimiz:)

11 Mart 2008 Salı

Baharın Müjdecisi Pazar Günü...


Tamam birazda bizden haberler:)Pazar sabahı attık kendimizi Çengelköy Çınaraltına...
Bir gittik ki millet birbirini yiyiyor neredeyse oturacak yer bulmak için, e bizde uzun uğraşlar sonunda bir masa bulabildik ve meşhur böreklerimizi de alarak kahvaltımıza başladık. Deniz havası süperdi, bol bol içimize çektik ama gölgede yine de üşütüyordu fazla oyalanmadan kalktık. Kalktık ama günlerdir salatalık diye öldüğüm için unutmadan salatalıklarımızı da aldık. Biliyorum küçük olmalarına rağmen onlar da hormonlu, salatalığın mevsimi gelmedi zaten ama canım o kadar çok istiyor ki anlatamam. Şöyle soğuk soğuk, tuzlayarak yemek... Her gün işten gelip en az 6-7 tane yemeden yemeğe oturmuyorum:)
Çengelköy' den sonra havanın hala güneşli olması dolayısıyla dayanamadık boğaz manzarası eşliğinde Mihrabat Korusu' nda kahve içmeye...Hasta olmaktan korktuğum için kalktık ve neredeyse 2-3 haftada bir yaptığımız rutin IKEA alışverişinden sonra nihayet eve geldik. Bebişin odasına son olarak raf aldım, şu ara okumam gereken bebek bakımıyla ilgili kitapları koyacağım sonra da bebişime okuyacağım birbirinden güzel masal kitaplarını. Kitapları sevmesini çok istiyorum, umarım öyle de olur.

10 Mart 2008 Pazartesi

Minik Kalbim Artık Parmak Kadar...:)

13 hafta 4 gün / 7,5 cm / anne 63 kilo
Nedense bizim görüntülerimiz hep çok net değildi...Yukarıdan aşağıya inen beyaz renkli iki çizgi omurgası, yukarıda başımız, ve aşağıda minik bir popomuz var:)
Bu biraz daha belirgin bir profil oldu sanırım.

İşte geldik, burdayıızzzz....
Ve tüh tühhh maşallahhh, süperizzz:))
Neresinden başlamalı ne yazmalı bilemedim ama işte sonunda doktor günümüz gelmişti:)
Cumartesi sabahı bebişimizi gördük, biz gördük de kendisi pek bir rahattı, sanki rahatımı bozmayın der gibiydi:))
Resmen eli ensesinde keyifli keyifli yatıyor, arada sıra biraz ayak atıyor hepsi bu.İyide bitanem dedik sen kıpırdayacaksın ki doktor teyze enseni ölçecek, boyunu ölçecek önemli bir hafta..Yok dürttük, biraz karnımıza vurduk tık yok:))
Doktor hanım sonunda git bari birşeyler ye, çikolata falan dedi, iyi dedik, iki gofretin ardından tekrar girdik ultrosona tabi biz bu arada mest olduk çünkü ayda bir 10-15 dk görmek yetmiyordu, körün istediği bir göz Allah verdi iki göz hesabı koşturduk tekrar. Bebişimiz biraz kımıldandı ama belli ki istemedi bu ay kendini göstermek. Tabi bu ay işin eğlencesinden çok ölçüm zamanımızdı o yüzden gözümün önünde sürekli omurgası ve profili var:) Resimler yarın çünkü unutkan anne makinanın ara kablosunu getirmemiş:)
Neyse gelelim sonuçlarımıza, bir kere bendeniz 1 kilo daha alarak 63 ile 3 ayı devirmiş oldum tabiki 60 lı rakamlar göz korkutucu farkındayım ama hamile kaldığımdan beri 1,5 kilo almış olmak iyi çünkü hem daha çok alma potansiyeli olan biriyim hem de doktor 3 ayda 3 kiloya kadar normal demişti bu durum da sevindirici oluyor.
Veee bebişimiz, başı ile poposu arası tam 7,5 cm yani artık bir işaret parmağı boyunda:) Doktorumuz omurgasını inceledi tam istediğim gibi dedi, midesini gösterdi, kalbimiz yine pıt pıt...
Ense kalınlığımız 1,5 cm ki 2 cm bile normalken bu rakam çok iyi dedi ama yine de kan testindeki değerlerle de karşılaştırılacak bunun sonucu da 1 hafta 10 gün sonra olacak.
Esas bir diğer güzel haber ise, geçen ay çok önemsemesemde "neden yani dedirten" birşey öğrenmiştim, yazmıştım da zaten, benim SAT ile ultrason tarihi 1 haftalık bir geriden gelmeyle sürüyordu. Doktor hanım, 3 haftaya kadar gerilemediği sürece bir problem yok demişti ama yinede canım sıkılmıştı. İşte benim bebişim bu ay benim SAT' ımı bile bir gün geçti:))
Yani ben gittiğimde 12 hafta 4 gününüz sanırken bugün itibariyle 14. haftasına aniden giriş yapacak :))
Şimdi bunca güzel haber arasında bir de cinsiyetini görüp söyleseydi bile bu kadar sevinemeyeceğimi düşündüm o an. Resmen ağzım kulaklarımda bir yandan gözümü ayırmadan onu seyrettim bir yandan Allah bozmasın hep iyi haberleri aldım. Daha ben ne isterim ki...
İsterse sonuna kadar göstermesin dert değil sadece bilsem artık bebişim yerine kızım, oğlum yada zaten isimleri belli, ismiyle söylerdim.
Neyse yani bizde haberler süper, darısı isteyen herkesin başına..
Şimdi biraz daha kendimi dinleyeceğim bakarsınız eli ensesindeki bitanem annesine işaret göndermeye başlar, kimbilir:))
Bu arada folic asitimiz bitti, yerine demir ve multivitamin geldi, balıkyağı hapımız aynen devam edecek, hatta bunları doğumdan sonra 3 ay daha devam edebilirmişim.
Yarın resimlerle yine burdayız:))