29 Temmuz 2008 Salı

35.Hafta

İnanılır gibi değil....Bu günler nasıl geçecek diye düşünüyordum, ah bir tekmelese diyordum ve şimdi geldik 35. haftaya, miyadımızı doldurursak 6 hafta kaldı demek...

Günler artık çok ama çok hızlı geçiyor, Tolga' mın odası hazır ama bir 15 günlük süreçte kıyafetlerinin yıkanıp,ütülenmesi işleri var sanırım en keyifli işte bu:)

Önümüzdeki hafta son bir 4 günlük tatil kaçamağından sonra hastane çantamı da hazırlayacağım.Şimdilik 2 gecelik, 2 sabahlık, 1 pijama takımı ve kırmızı kurdeleden oluşuyor:)

Oğlumun tekmeleri artık doruk noktasına ulaştı. Karnımı öyle bir itiyor ki oturduğum yerde aniden dikiliyorum. Artık dönüyormu, hangi şekilden şekile giriyorsa karnımın içini oyuyor gibi, bu da biraz acı vermeye başladı.Ne zaman tekme atacak diye düşünürken şimdide bundan dert yanmak istemediğim için ağzımı çok da açmayacağım ama sanırım oldukça yaramaz bir Tolga dünyaya gelmeye hazırlanıyor:) Bu sayede peşinden koşarken aldığım kilolar da gider artık:)

Gece yataktan kalmak iyice zorlaştı, dizlerimin üstünde duramıyorum, sanırım vücut kiloyu artık taşımıyor.

Rüyalarım yavaş yavaş ameliyat masasında son bulmalı hale geldi, çok düşünmek istemiyorum ama her iki doğum şekli de beni fazlasıyla geriyor o yüzden doktorum ne derse o olacak. Rutin kontrolümüz 9 Ağustos tarihinde sanırım o gün ilk NST' ye gireceğim.

Dün gece durduk yere bıçak saplanması gibi bir ağrım oldu ama kısa sürdü, bu bir yalancı sancımı yoksa önemsiz birşey mi hiç bir bilgim yok.

Beni en çok keyiflendiren Tolga' nın hıçkırıkları,nedense sinirim bozuluyor:))) komik birşey ama çok da sağlıklıymış bu hareket.

Bazen artık gelse diyorum, her gün ona yeni giysilerini giydirsem, yıkasam, pusetle gezsek istiyorum bazen de işte ameliyattı, uykusuzluktu lafları kulağıma gelince böyle iyiyiz biz kal kalabildiğin kadar içerde diyorum:)

En çok da, sevdiğim kişiyle benim karışımımın nasıl birşey olacağını merak ediyorum yani tabiki öncelikle sağlıklı olması ama nasıl bir tipi olacak merak içindeyim:)

Bu süre zarfında iki hafta önce SSK' den izin açırma meselesini de hallettim. Allahtan korktuğum gibi çıkmadı da kısa sürede bu işte bitti. Ayrıca çok geç olmasada sağlık ocağından ilaç yazdırma, muayene vs. işlerini kullanmadığıma da üzüldüm. Yani tamam güvenilir bir doktor bulmak çok önemli, muayene için hala düşünürüm ama ilaç yazdırma gibi işleri kullanmalıymışım, geç de olsa başladım. Demir ve vitamin gibi sürekli tükettiğim ilaçları bugün karnemi yanıma alarak sağlık ocağında yazdırdım ve eczaneye hiç para vermeden çıktım. Özel sağlık sigortam %80 ödemeli olduğu için az da olsa bu miktarı ben veriyordum ve bir de poliçe zamanı çok fazla harcama yapmışsınız diye yüksek miktarda sigorta yenilemeyle karşı karşıya kalıyorum. Kısmetse bebişin aşılarını da burada yatıracağım.

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Tolga' mızın Odası Hazır


Tesadüfen sitemizi ziyarete gelen Melek Kokusu oğlumun odasının hazır olup olmadığını, ne zaman başlamalı gibi sorular sormuş. Ben de ne zamandır iyi bir temizlik olsada bebişimin herşeyini bir güzel yerleştirip resim çeksem istiyordum bu bahaneyle işte oğlumuzun, pardon Tolga'mızın odası...

Blogu takip edenler bilir, biz müjdeli haberi aldığımızın ertesi günü, hangi odayı bebek odası yapacağımıza karar vermiş ve Bauhause' dan odası için bordür seçimi yapmıştık:) Kalan rulodan bir iki araba resmi keserek de aldığımız gece lambasına yapıştırdık. Bu arada anlayacağınız üzere cinsiyet belli değilken arabalı bordür aldık. Bunun şöyle bir açıklaması vardı: perdelerimiz yeniydi ve en sevdiğimiz renk turuncu olduğu için bu bordür tam oldu, e ayıcıklı falan dedik kızımız olsada çok büyük bir değişiklik olmayacaktı hem zaten kızımız olsaydıda Barbie'li falan şeylerden nefret ettiğim için öyle süslemeyecektik.

Bebek odası için düşündüğümüz odada daha önceden bir dolap yaptırmıştık bu durumda komple bir bebek odası takımı almayı başından beri düşünmedik.. Onun yerine bu dolaba uygun neler alabilirizin peşine düştük, bir iki yapışkanlı süslerle de dolabı çocuk odasına göre uydurduk ve içerisinde bir kısmı bebişe ayırdık.Ayrıdık ayırmasına da anneannesi bu kadar hamarat olunca o dolabın hiçbirşeye yetmeyeceği anlaşılmış oldu. Diktiği birbirinden orjinal yatak örtüsü ve pikeler bir başka postda yayınlarım artık.
"İkea Evimizin Herşeyi" oldu gerçekten:) İşte bu 3 çekmece ısmarlama yapılan dolapla birebir uyumlu oldu. Yine çekmece üzerlerine dolapla uygun süsler yapıştırdık. İçlerini sanırım 3 yada 4.ayımızda doldurmuştuk:)

Uzun, uykusuz gecelerde kıvrılmam için ve bebişi emzirirken de kolaylık olsun diye yine Ikea' dan bu koltuğu aldık, aslında bembeyaz olan bu koltuğa yine IKea' dan aldığımız örtüyü serdik hem renk verdi hem biraz daha uzun süre temiz kalabilecek.

Oyun parkımız Chicco' dan. Önce ürünü beğendik sonra internette en ucuza satan siteyi bulup sipariş verdik. İlk 3 ay odamıza alacağımız için tekerlekli böyle bir modeli seçtik, tatile gitmeyi de çok sevdiğimiz için yanımızda götürürüz diye düşündük. Ama her şekilde korkuluklu bir yatak alacağız.

Yine Ikea' dan aldığımız ve üzeri şimdilik bebek bakımı ile ilgili kitaplarla dolu ama daha sonra birbirinden güzel masal kitapları ile dolu olacak raf, dönence....

Erin'in odasında görüp çok beğendiğim halımız.

Son olarak yine Ikea'da tanesi 1 YTL' den satılan bu minik oyuncaklardan aldım her birine, içerisindeki renklerden kurdele dikip onları da perdeye çıt çıt dikmek suretiyle astım.Daha önceden bu oda için tasarladığım ve yepyeni duran perdemi bu şekilde renklendirerek çocuk odasına uygun hale getirdim.

Veeee, işte odamızzz

14 Temmuz 2008 Pazartesi

31.Hafta Geride Kaldı...

Rutin doktor kontrolümüz vardı. Oğlumuz 1.600 kg.:) kocaman olmuş bize göre:)
Herşey güzel gidiyor çok şükür, sağlımız yerinde. Annenin ise sağlığı fazlasıyla yerinde çıktı :) o yüzden rejime girdik:)Evet kiloda biraz abartmışız son güne kadar iyi bir diyete girdim maalesef:( Neyse sağlımız yerinde olsunda elbet vereceğiz kiloları diye avutuyorum kendimi:)

Oğlumun hareketleri hızlandı, sertleşti:) Geceleri çok sık uyanmaya başladım sağa sola yatışlarda durmadan tekmeliyor, itiyor ve ben uyuyamıyorum. Sanıyorum ilerleyen günler için antreman yapıyoruz:)

11 Temmuz 2008 Cuma

Leyleği havada gördük...


8 aylık hamile olarak 1 haftaya neler neler sığdırdım ben bile şaşıyorum şu an. Bir haftada Marmaris, Datça ve Bodrum turu yaptık, nefis koylarda yüzdük, harika yerler gördük. Gittiğimiz, kaldığımız yerleri de yazıyorum ki henüz tatil planı yapmamış olanlara belki yardımcı olur.

1.gün Marmaris Gülşah Pansiyon' da kaldık. Pansiyon Marmaris merkez' de, odalarda klima var ve denize çok yakın ancak Marmaris merkezdeki denizi tavsiye etmem çünkü harika koylara sahip bir yer dolayısıyla sadece konaklamak amacıyla buradaydık. Pansiyon bir aile işletmesi ve oda+kahvaltı çalışıyorlar. Kahvaltıları gayet güzel ve temiz bir yer. İlk günün akşamında sahilde Liman Restaurant' daydık. Yemek için mutlaka baştan pazarlık yapmakta fayda var.
İlk gün Turunç koyundaydık. Geçen yıldan burayı bildiğimiz için hemen oraya gittik, harika bir denizi var, bunca yol gelipte görülmesi gereken bir koy.
Kızkumu
2.gün Marmaris'in diğer koylarına Hisarönü, Kızkumu, Orhaniye ve Selimiye koylarındaydık. Kızkumu' nda bence hiç birşey yok, kuru bir kalabalık ama Hisarönü ve Selimiye' de eşsiz bir deniz var.Neredeyse kendisine ait bir koya sahip olan Hisarönü mevkinde Evce Motel' de kalınabilinir.
Selimiye' de ise Güzin Motel' de çok güzel bir ev yapımı öğle yemeği yedik. Burası da bir aile işletmesi ve deniz kenarında kendine ait bir iskelesi var. Deniz sıcaklığı harika neredeyse havuzda yüzüyor gibisiniz. Mutlaka ama mutlaka gidip görmelisiniz.Bugünün akşamında kaldığımız pansiyonun hemen karşısındaki Pizza Pizza' da patlayana kadar yemek yedik, gerçekten çok lezzetli ve temiz bir yer.

3.gün sabah yapılan kahvaltıdan sonra Marmaris' den ayrılık ve Datça yolu üzerindeki Clup Amazon' a gittik. Amazon' a 4 km kala yol gerçekten çok çok kötü. Tek şerit ve taşlık bir yok ama bu zahmete değecek doğal güzelliklere sahip bir kamp alanı.
Amazon Kulüp tam pansiyon çünkü başka alternatifiniz yok. Bungolov evlerde kalıyorsunuz, bu evler iki kişilik, içerisinde dolabı, aynası, komidini, minibarı mevcut ve çok şirin döşenmiş. Tuvaletler bungolovun hemen arkasında. Yemekler tamamen ev yemeği tarzında, dilerseniz gün içinde tutulan balıkları sizlere gösterip, isteyip istemediğiniz soruluyor ve ızgarada pişiriyorlar, tabiki ekstra. Akşamüstleri odun ateşinde çay servisleri var. Her yer yemyeşil ve Güllük ağaçları altında odanızın önündeki hamaklarda uzanıp, ağustos böceklerinin sesini dinliyor, ağaçtaki sincapları takip ediyor, elinizle tavukları besliyorsunuz.Çocuklu aileler için çingene arabaları dedikleri başka bir konaklama tarzı da mevcut. Çingene arabalarında tuvalaet içeride ve 4 kişinin kalacağı şekilde dizayn edilmiş, en önemli özelliği geceleyin dilerseniz aradaki tenteyi açarak yattığınız yerden yıldızları seyredebiliyorsunuz. Gökova körfezinde bulunan bu yerde denize girmek için isterseniz ormanın içinden yürüyerek isterseniz kanolarla denize ulaşıyorsunuz, deniz içerde kaldığı için oldukça durdun ama anlatılması mümkün olmayan bir maviliğe sahip.Geceleri gitar eşliğinde şarkılar söyledik. Bir uyarı: burada cep telefonu ile konuşmak için biraz keşfe çıkmanız gerekiyor:) ee bence en güzel yanı da bu.


4.gün sabah kahvaltısından sonra 11:00- 13:00 arasında Kulüp Amazon' a ait balıkçı teknesiyle 3 aile hemen yanımızdaki iki koya gittik. Bu koylar tamamen bakir ve en derin yerlerde bile dipteki taşlar seçilebiliyor. Şimdiye kadar yüzdüğüm en temiz en eşsiz denize sahip.

5.gün sabah kahvaltısından sonra Datça' ya hareket ettik. Datça merkezde Güneş Apart' da kaldık. Burası çok temiz iki oda ve salondan oluşan, havuzlu bir yer. Çok memnun kaldık, kesinlikle tavsiye ederim. Ancak denizi merkezde yine güzel değil ve hemen çevre koyları gezmeye başladık. En yakın koy Kargı koyuydu. Koy çok küçük ve müdavimleri sabahın erken saatlerinde burayı doldurduğundan bir ağaç altında kendimize yer bulduk. Deniz burada nefisti. Hemen yanımızdan sodalı bir su denize karıştığından hem az tuzlu hem de soğuk bir deniz ama tertemiz bir koy. Burada tek bir restaurant var, dilerseniz sabahtan akşama burada gün geçirebilirsiniz.
Aynı günün akşamında Datça Limanında denize sıfır kumlar üzerinde masalarda yemek yedik. Kesinlikle yemek yemeden önce sıkı pazarlık yapılması gereken bir yer. Kırmızı Han Restaurant' da yemek yedik. Tüm lokantalar içinde tek tavsiye edebileceğim mekan. Hem işletmesi hem de yemekleri harika.
Palamutbükü
6.gün apartda yaptığımız küçük bir kahvaltıdan sonra Palamutbükü' ne gittik. Palamutbükü' ne bundan 14 yıl önce gitmiştim ve resmen ağzım açık kaldı. Bütün deniz kenarı şezlonglarla dolmuştu, en fazla 3 apart ve bir köy kahvesi olan bu yerde neredeyse her yer pansiyon ve lokanta olmuş. Denizi soğuk ama ne kadar derine giderseniz gidin denizin dibindeki taşları tek tek sayarsınız, bu kadar temiz bir deniz görmedim. Çok sakin bir yer çocuklu aileler için birebir bence.
Bodrum Kalesi
İlata Apart

7.günün sabahında arabalı feribotla Datça' dan Bodrum' a yolculuğumuz başladı.2 saatlik bir yolculuktan sonra Bodrum Kalesi' ni görmek tüm yorgunluğa değdi. Bodrum' da herhangi bir yer ayarlamadığımız için bu günümüz maalesef koşturmacalı geçti. Önce Bitez' e gidildi hiç ama hiç beğenmedik, hem deniz kötü hem de resmen turistlere kapatılmış bir koy gibi olmuş. Hiç vakit kaybetmeden Torba koyundaydık. Burada harika bir apart bulduk ama resmen butik otel gibiydi. Odaların içi son derece zevkli döşenmiş, yeşilliklerin içinde bir yer, üstelik yine pazarlıkla çok güzel bir rakama kaldık. Önünden Bodrum minibüsleri geçmeside ayrıca bir kolaylık oldu. Denize biraz yürümeniz gerekiyor ve çok harika yerlerde yüzdüğüm için ben çok beğenmedim. Aslında Bodrum' da iki-üç yer haricinde deniz bence hiç de güzel değil. Bodrum' a gelmişken Gümüşlük' de özel bir işimizi hallettik bu bahaneyle de bir günde neredeyse tüm Bodrum' u bitirmiş olduk:) Bugünün sonunda Bodrum Merkez' de Ömür Köftecisi' nde harika ev yemekleri yedik, çok temiz ve servisi hızlı bir yer.
Torba
8.gün denizinin temizliği ile meşhur Yalı belediyesine bağlı Çiftlik' e gittik. Deniz gerçekten çok güzel ve temiz ama pek bir tesis olmadığından yapacak birşey bulamadık ve zaman kaybetmeden geçen yıllarda gidip çok beğendiğim Ortakent' deki Camel Beach' e doğru yol aldık. Buranın denizi ve dışı tamamen kum, yine soğuk bir deniz ve derinleşmesi için bayağı yürümeniz gerekiyor ama harika bir yer sadece adım attığınız andan itibaren herşey ücretli, otopark, şezlong, tuvalet, duş... Öğlen yemeği için mutlaka yemeniz gereken bir yer, Kumsalın en başındaki Akpınar Rest. burada ev hanımları enfes yemekler hazırlıyor, ama içlerinde en meşhuru karnıyarık:) gidip yemeden dönmeyin derim. Bunun dışında aklınıza gelebilecek pek çok leziz ev yemeği, börek çeşitleri, hamburger vs. de mevcut.

Veee 9.gün dönüş yoluydu. Pazara kalmak hiç akıl karı değildi ama işler yüzünden zorunlu kaldık, ne İDO' dan ne arabalı feribottan yer bulamadığımız, körfezi dolaşmak zorunda kaldığımız ve trafik olduğu için çok geç bir saatte eve vardık.

Kalış yerlerinin isimlerini verdim ilgilenlere tek tek fiyatlarını da verebilirim.
Çok yorucu ama eşsiz bir tatil geçirdim, bence bir tatil köyünde bir hafta boyunca aynı şeyleri yaparak insan daha çok yoruluyor, bu tatil dönüşü ise neredeyse işi özledik, demekki çok kıvamında bir tatil oldu. Darısı gitmek isteyen herkesin başına:)

31 hafta 3 gün ve bitmeyen hıçkırık:)

Oğlum, dün gece yaklaşık 10 dk süren hıçkırık krizine girdin, biz de gülme krizindeydik:)
Tekmelerinden bile daha ilginç bir andı:)) Biraz yürüdük, biraz su içtik azaldı:)