27 Kasım 2008 Perşembe

Geride kalan 3 mükemmel ay...

Zaman geçiyor, Tolga 3 aylık oldu bile..

Önceleri bebeğinizin ne zaman, hangi ses tonuyla ağladığında ne istediğini anlayacaksınız dendiğinde nasıl olacak bilememiştim ama artık Tolga bizi biz de Tolga' yı tanıyoruz. Ne zaman uykusu olduğu için, ne zaman acıktığı için, ne zaman sahteden ağladığını biliyorum:)

Her altı açıldığında iletişime daha açık oluyor. Ağladığı sırada altını açarsam bile hemen gülmeye başlıyor ve benim söylediğim kelimelere benzer sesler çıkarmaya çalışıyor. en çok Aşkııımmm diye uzattığımda benzetiyor:) Bunun dışında oğlum ve Tolga dediğim de daha farklı tepki veriyor sanırım en sık bunları söylediğim için aşina...Yeni gördüğü her yüzü çok dikkatli izliyor, özellikle dudakları...
Genzinden gelen o "Gııı, A-Gıı" seslerine, içimi eriten gülüşüne hissettiklerimi tarif etmem mümkün değil.

Eskiden 8 saat uyumayınca bütün günü sinirle geçiren ben, 4 saatlik bir uykudan sonra bile zinde olabiliyorum. Gecenin bir körü herhangi birşey tarafından uyandırılsam dünyam kararırken :) Tolga'nın o saatin bir köründeki gülüşü beni kahkahalara boğuyor:))O dişdiş ağzını kocaman açıp gülüşünü beynimin içine kazımak istiyorum.O an dünyada olup biten, canımı sıkan her konu siliniyor resmen.

Uykuya emziksiz dalmıyor, karnı tok bile olsa omu emerek uyuyor.Doğduğu günden beri kucakta sallanarak uyutmadığım için uykusu geldiğinde en sevdiği pozisyon olan yüzüstü şeklinde yatırıp kendi kendisine uykuya dalıyor ve ben her geçen gün ona biraz daha fazla aşık oluyorum. Ona olan sevgim her emzirdiğimde, her bana gülüp konuşmaya çalıştığında, eli parmağımı kavramışken göğsümde uykuya daldığında, ellerini iki yana bırakırıp huzurla uyuduğunda bana olan güvenini görünce, boynundaki süt kokusunu içime çektiğimde kat kat artarak devam ediyor.

Annelik ve çocuk sevgisi karnımdayken başlayıp, fedakarlıklarla, ilgiyle,özveriyle artıyor. Bu sevgiyle artan birşey de korku...
Onu sürekli kollamak istiyorum ama biliyorum ki bunun fazlası ona zarar...Sürekli geleceğini düşünüp endişeleniyorum, ama biliyorum ki o da bir şekilde ayağa kalkacak. Onu bir yandan hiç yanımdan ayırmamak istesemde kendi ellerimle itip, uçmasını sağlamak zorundayım... Neyse bunları düşünmek için erken...

Kısa aralıklarla anneme bırakıp, şöyle babayla başbaşa kalmayı özlediğimde bile sürekli ondan bahsediyoruz:)

Minik ellerini, uykudan uyanmadan önceki tıpkı elma kurdu gibi kıvrım kıvrım hareketlerini, meme emerken birden kafasını kaldırıp kocaman gülüşünü, minicik bedenini...Bazen hiç büyümesen istiyorum Tolga ama sonra da büyüsende ana-oğul gezsek, oynasak istiyorum çünkü biliyorum ki özellikle erkek çocuklarında bu süre kısa oluyor. Kısa sürede özgürlüğünü ilan edecek ve biz birlikte takılamayacağız:)
Neyse bunlara da çok var. Şimdi senin her anının tadını çıkarmalıyım.

Tolga şimdi 3 aylık.3 ay öncesini hatırlayamıyorum,zorlamıyorum da:) Hayatımın en zor, stresli, yorucu ama bir o kadar da kusursuz ve mükemmel 3 ayını yaşadım. Allah herkese bu duyguları nasip etsin.

Yazdan kalma bir gün...


Yazdan kalma bir gün geçirdik dün.. Fırsat bu fırsat dedik ve gittik Göztepe' deki Özgürlük Parkına...
Her yerde minik afacanlar koşturuyor, çocuklar için harika bir yer. Tabiki büyükler de unutulmamış. Yürüyüş yapanlar, gazetesini alıp cafede oturanlar, kum bahçesindeki çocuklar... Küçük bir tren hattı bile var, minikler bayılıyor resmen:) İçimden oğluşum da büyüse kumdan şekiller çıkarsa, sallansa diye geçirdim ama bir yanım da hiç büyümesin istiyor:)Biliyorum her anı farklı bir güzellikte olacak...

18 Kasım 2008 Salı

Offf moralim çok bozuk... Az önce anneannesine oğlumun dün akşamki banyo ve masaj seansını izletirken farkettim ki doğum videosunun üzerine çekmişiz:(((
Tamamı gitmesede benim hastane odasına gelişim ve oğlumu ilk kucağıma alışım silinmiş:( Acayip canım sıkkın... Bir daha geri gelmeyecek görüntülerdi.. Offfff OFffff

17 Kasım 2008 Pazartesi

İki kuzen yüzüstü yatmaya bayılıyor:)

7 Kasım

Kısa Kısa...

Yine ihmal ettim siteyi.Bu zaman zarfında Tolga doğduğu günden beri istediğim bir şeyi yaptım ve kendi bebeklik doktorum olan Kadir Tuğcu' ya gittik. Hastanenin çocuk doktoru, internet, kitaplardan edindiğim bilgilerler iyice allak bullak olmuştum ve bütün merak ettiklerimi sordum. Kadir Bey zaten oldum olası lüzumsuz yere ilaç verilmesine karşıdır benim de ilk sorum verdiğimiz gaz ilacına devam edip etmeme idi. Neo Baby adlı bir ilaçtı ve hiç gerek olmadığını söyledi, bu ilaçlar bağırsakları tembelleştirdiği için bir nebze rahatlama gibi olur ama siz gaz çıkartmasını becerebilirseniz zaten bu ilaca gerek yok dedi. Başından beri Tolga' ya zorunlu kalmadıkça hiç bir ilaç vermek istemediğim için hemen o gün kestim ve zaten o günden beri dayanılmaz hiç bir ağrısı olmadı. Bu arada anne ayak üşütürse bebeğe gaz olur falan gibi şeylere de inanmamı belirtti.
Kusması için bile ilaç veriyorlar şu an. Kusmanın iki sebebi varmış, biri çok emmesi, ikincisi çok sık aralıklı emmesi. İkisine de dikkat et, ilaç falan verme dedi.
Sütüm azalmıştı son günlerde, onun için de 3 şey söyledi.1-Emzirmeyi isteyeceksin, pozitif olup stresten, üzüntüden uzak olacaksın. 2- Dinleneceksin 3- Bol bol su içeceksin. Tatlılar, helvalar, bozaların sana faydası yok, onları da yediğinde susuyorsun aynı kapıya çıkıyor ayrıca yediğin-içtiğin hiçbir şey sütünün kalitesini arttırıp azaltmaz dedi.
Tolga yüzüstü yatmayı hep çok sevdi, Kadir Bey' de hiç bir sıkıntı olmadığını sürekli yatırabileceğimi söyledi, zaten internetteki daha önceki yazılarından bunu biliyordum.
Bir de şu giydirme işi iyice canımı sıkmaya başlamıştı ona da açıklık getirdi. Anneanne ve babaanneler sen üç kat da giydirsen dördüncüyü giydirir o yüzden onlar ne diyorsa tersini yap dedi:) Siz evde ne kadar kalınlıkta giyiniyorsanız bebek de o kadarla üşümez dedi. Ayrıca üşüme yaşlılarda en fazla, gençlere yaklaştıkça azalır dedi. Yani yaşlılar hep soğuktan şikayet eder ama bebekler de kan akışının hızlı olmasından dolayı en son bebekler de soymadığınız sürece üşüme olur dedi.
Bir diğer kafamı kurcalayan konu Rota virüsü aşısı idi. Hastanedeki doktorumuz illede verem aşısının olduğu gün yapılmalı dedi. Kadir Bey böyle bir zorunluluk olmadığını da anlattı ve biz bu kontrolde karma aşı ile rotayı aynı gün yaptık.

Sanırım şimdilik her konuda güvendiğim doktoruma devam edeceğim.

Günlerimiz bunun dışında aynı hızıyla devam ediyor. Hemen hemen her gün dışarı çıkmaya çalışıyoruz. Kimi gün 1 saat pusetle hava alıyoruz, kimi gün alışveriş bahanesiyle yine sokağa çıkıyoruz. Bu tempoya alışmasını istiyorum. Yani sabahtan akşama sürekli aynı havayı aynı rutini yaklamasından yana değilim. Buna rağmen yinede hemen hemen her gece aynı saatte yatmaya alıştı gibi. Bebeklerin düzeni, kuralları sevdiklerini okumuştum o yüzden aynı saatte yatırmaya, aynı satte yıkamaya özen gösteriyoruz.Verem aşısı nedeniyle 3 gündür yıkayamadık ama bugün banyosunu yapacak:) Kadir bey ayrıca her gün olmasa da gün aşırı banyo yapmasını, 3 günü bulmaması gerektiğini, bebek yağı kullanabileceğimi (Hastane doktorumuz losyon harici bir ürün vermemişti) belirtti. Ayrıca yine hastane doktorumuz ilk 3 ay damacana suyu ile yıkamamız gerektiğini belirtmişti, bu bilgiye güldü geçti " Çocuklar doğar doğmaz musluğun altında yıkanıyor ne damacanası" dedi. Haklı da..

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, yeni bilgiler edindikçe yazmaya devam edeceğim.
Tolga uyanmak üzere sabah sporumuz, masajımız ve oyunlarımız için uzun bir süre yine yokum:)

5 Kasım 2008 Çarşamba

4 Kasım 2008 Salı

Bugüüün Benim Doğuumm Günümmm:))


Bugün benim doğum günüm ama ilk doğum günüm ...Oğlumla yeni bir dönem başladığı, beni yeni bir hayat beklediği için bugün benim ilk doğum günüm aslında...
Fazla söze gerek yok, her zaman ki dileğimi yineleyeceğim, en önemlisi sağlık..Oğluşumla birlikte sağlıklı günler diliyorum...Hayat tüm yorgunlukluklara, zamanın tüm kötülüklerine, tüm üzüntülere rağmen çok güzel hele de sevdikleriniz sağlıklı ve yanınızdaysa, gerisi bomboşşş!!Paraymış, krizmiş boşverin sağlığınız yerindeyse hepsi elbet düzene girer.Şimdi oğlum uyandı kaçıyorum:) Sevgiler

1 Kasım 2008 Cumartesi

Aklıma gelenler...

Zaman geçiyor, Tolga bebeğim büyüyor... Artık çok daha keyifli, karşılıklı konuşmalı, eğlenceli, bol gülmeli günler başladı.Hayatımız yaklaşık 20 gündür daha programlı. Gece ile gündüz farkını öğrettiğimi düşünüyorum. Gündüz hep bol ışık bol gürültüde uyudu. Hiç telefonu yada televizyonun sesini kısmadım, ben nasıl güne başladıysam o şekilde alıştı Tolga da..Geceleri de tam aksine çok sessiz, çok az ışıkta uyudu. Altını açarken emzirirken hemen hemen hiç konuşmadım, gündüz ise aksine hep çok konuşarak, gülerek alt açma, gaz çıkarma, emzirme üçlüsüyle geçti. Ama neredeyse 1 haftadır geceleri altı açılırken hele de gazı çıkmışken ki rahatlıkla konuşmaya çalışması, çıkardığı seslere ve gülücüklere karşı koymak neredeyse imkansız:) Artık ben konuşuyorum biraz bekliyorum o da kendince bana cevaplar veriyor. Hele en komiği nerdeyse tüm hapşırıklarından sonra bizim ki gibi bir rahatlamayla "Ayyy" diyor. Gülerken en çok çıkardığı ses ise " Gıııı " yada
"A-Gıııı" :)
Tolga yüzüstü yatmaya bayılıyor, zaten yatar yatmazda uyuyor. Son günlerde her yüzüstü yattığında kafasını sürekli sağa sola oynatıyor, sanki uyku mahmurluğundan yapar gibi.
1 haftadır sütten biraz sonra kusmalara başladık, daha önce hiç çıkarmıyordu.
Her sabah temizlenme ve masaj seanslarımız var. Karnımız doyduktan sonra altımızı değiştiriyoruz. Bir süre açık bırakıyorum ve buna bayılıyor. Sonra bebe losyonumuzla bütün vücuduna masaj yapıyorum.Özellikle bacaklarına, ayak ve el bileklerine daha çok... Ayak parmaklarını tek tek ovuyorum, her yeri ayrı güzel ama o minik parmaklar vazgeçilmezim:)
Havalar bu kadar güzel giderken hemen hemen her gün dışarı çıkıyoruz.

Tolga ile Ayaz' ın birbirlerini ne zaman tam anlamıyla keşfedecelerini merakla bekliyorum:)İkisi bana göre çok ama çok özel çocuklar, iki kardeşin aynı gün çocuklarının olması bana hala çok ilginç geliyor:)

Artık yanımda bir not kağıdıyla gezmem gerekecek çünkü günler hızla geçiyor, Tolga da her gün yeni bir şeyler yapıyor ve ben yazmak için çok geç kalıyorum.

Bugün Belgrat Ormanında yürüyüş yaptık. Süt sağıp yola çıkarsanız en azından 2-3 saat kazanıyorsunuz, hava da güzel olunca pusetinde de alt değiştirme yapınca güzel ve bol oksijenli bir gün geçirebildik.