25 Şubat 2008 Pazartesi

11+0

Bebişim büyümüşsün:)Tabii sadece bu görüntüyle idare ediyoruz:(
Herşey güzel gidiyor. Karnımız belirginleşti, henüz geçiş dönemi olduğumuz için ne eski kıyafetlerimizi çok rahat giyebiliyoruz ne de hamile kıyafetleri için yeterince iriyiz. İdare ediyorum artık...
Bu aralar canım nedense sana yarayacak yemekleri reddediyor. Üzülüyorum ama boğazımdan geçmiyor. Umarım depodan yediklerinle idare ediyorsundur:)
Bu sabah yumurta yiyebildim, her gün portakal suyumuz devam ama balık hala geçmiyor boğazımdan, ceviz de, badem de...:(
Bu yüzden biraz canım sıkkın, yeterince sana yaracak kadar iyi şeyler yemediğim için.
Bakalım belki önümüzdeki haftalarda eski düzenimize kavuşuruz.
Yeter artık gelsin 8 Mart:)

23 Şubat 2008 Cumartesi

Bakmaya Doyamadıklarım...

Zaman hala geçmiyor, çok da değişik aktivitelerle dolu olmayan haftalar ilerlediği için blogu istesemde sık güncelleyemiyorum. Arada ufak sıkıntılar haricinde ki gerçekten çok ufak, hiç bir sorunum yok. Karnım çıktı ama:)) Geçen gün bir mağazanın aynasında aniden gözüm ilişti ve şok oldum resmen:) Dışarıdan kimsenin anlayacağı kadar değil tabiki ama ben çok rahat farkedebiliyorum. Günler alışveriş, arada gidilen sinema, arkadaş toplantılarıyla geçiyor. Tek sıkıntım kalabalık olan bu grubun dışarıda yemek yemeye çıktığında en büyük sorunu benim yaşamam çünkü sigarasız tek bir yer bulamıyorum. Ben hamile olmadan önce de böyle bir ortamda duramazken şimdi bebiş için hiç kalamıyorum ama iyi kötü 2-3 saat kalıyoruz ve eve kadar kendimden iğrenerek geliyorum. Bu sigara yasağının bir an önce uygulanmasına en çok ben sevineceğim. Benim ülkemde de sigara içenlerin artık 2. hatta 3.sınıf insan muamelesi görmesini ciddi olarak istiyorum. Sigara içilmeyen kısımlar şu an resmen mekanların en dip köşe, hatta mutfak çıkış kapılarının dibinde, en köhne yerler oluyor. Asıl içenleri şeffaf cam kaplı bir yere kapamak gerekiyor ki kendileri de nasıl bir dumanda kaldıklarını bilsinler. Bu sigara için çok uzun saatler yazarım ama değmez!
Neyse gelelim bakmaya doyamadıklarıma:)İşteee bunlar...
Her kendimize birşeyler almaya çıktığımızda hele de büyük indirimler varsa bebişi de unutmuyoruz. Şimdiden bir dolabı oldu sayılır:)
Bunlar ise en sevinlen bir kaçı ve gerçekten çok iyi rakamlara alındı. Sarı örtüsünü yeğenimiz için örmeye başlamıştım taaa geçen sene... Ama sonra vazgeçemedim ve anneannesinin de eklediği süslerle çok güzel bir örtüsü oldu. Daha sonra ördüğüm diğer yelek ve hırkaların da resmini çekeceğim, dileyen olursa ayrıntıları veririm. Aldığım askılar, Erin'in hediyesi olan fil de ayrıca en favorilerimiz:)

19 Şubat 2008 Salı


Bu sarkıtları, ben birilerinin kafasına düşmesin diye kırdıkça ertesi sabah yine oldu hem de daha büyüğü, demek ki bayağı bir soğuk vardı dışarıda.
Biz de mahallenin kedi ve köpeklerini unutmadık tabi, kimisini apartmana aldık:) kimisini dışarıda besledik.Bu manzarları özlemişiz gerçekten, havanın bu kadar temiz, mikroplardan arınmış başka bir zamanı yok o yüzden bol bol içime çektim.
Eee karda oynamaktan da geri kalmadık tabi, bebişe dikkat ede ede yattık karlarda:)

Minik fasulyemde olsaydı şimdi o da oynardı dedik hep (artık fasulyelikten çıkmış olması gerek gerçi:)
Odana yeni düzenlemeler getirdik ama doğuma yakın halını serip bütün ince ayrıntılar bittikten sonra resmini çekeceğim.Şimdiden çok güzel oldu.
Her şey aynı güzellik ve rahatlıkta ilerliyor maşallah. Artık göbüşüm çıktı, ben korkudan şimdiden yağlarla boğuşmaya başladım. Ahh bide tekmeler başlasa:)
Şimdi de 8 Mart' ı bekliyoruz:) İyice büyümüş olmalısın. Herşey güzel, rahat, keyifli daha ne olsun:))
Aaaa unutmadan Pazar günümüz Erin-Ayça-Alpay ziyaretiyle pek bir güzel geçti. Bir bebeğin ki artık Erin bugüne bugün resmen bebeklikten çıkmış çok aklı başında bir çocuktur, onun evin içinde olması resmen bir huzur getiriyor. Tabiki Erin güldü,
Erin korkuttu, Erin mama istedi derken bütün konumuz o oldu ama ben bu sohbetler sayesinde çok şey öğrendim, öğrenmeye devam ediyorum. Ayça'yı resmen doğum koçum ve sonrasında bebek bakımında rehber belledim:)
Çok güzel, çok keyifli bir pazar günü yaşattınız, yine bekliyoruz ona göre:)

14 Şubat 2008 Perşembe

Sevgilim....


Özel günleri hiç sevmeyen, doğum günün de bile sürpriz yapmaktansa hiç alakasız bir gün kutlamayı teklif eden, hele hele sevgililer günü, anneler günü v.s günlere oldukça düşman bir kocam var. Bununla birlikte bu günler yaklaşınca neredeyse başka bir şey düşünmeksizin sürekli ne sürpriz yapsam, ne alsam diye kafa yoran biriyim:)
Siz düşünün yani halimizi.Önceleri ki hala benim için önemli olan doğumgünleri gibi günlerde hüsrana uğradığım ve mutsuz olduğum zamanlarda oldu, hiç beklemediğim bir anda, yine ondan beklemediğim bir performansla çok hoş şeylerle de karşılandım. Örneğin hiç unutmuyorum ne zamandır almak istediğim, mutfağımda güzel duracağını bildiğim raflı bir servis arabası istiyordum. İşten erken çıktığı bir gün onu almış kurmuş, içini yerleştirmiş, aynı zamanda yapma çiçek yaprakları bulmuş, sofraya yerleştirmiş, yemekler hazır, mum eşliğinde işten geldiğimi biliyorum ve hediyem istediğim şeydi:) Yani eşim alakasız günlerde mutlu etmeyi sevenlerden, doğrusu istedimi de alasını yapıyor.
Sevgililer gününün "S" sini sevmeyen kocamla az önce konuştum. Telefonu kapamadan öncede Seni seviyorum dedim ve ne farkettim? Gözlerim dolmuş. İşte dedim esas hediye, esas somut sevgi belirtisi bu..
Sen, hala bu sana bu iki kelimeyi söylerken ki sıkta söylerim, gözlerimi yaşartabiliyorsan, benim sana senin bana vereceğimiz hiç bir hediye bu anla karşılaştırılamaz.
Ben sana bu sene söz hiç birşey yapmayacağım desem de aşkım, akşama güzel bir yemek,süslü bir sofra ve kapıdan girer girmez seni karşılayacak mumlar yine seni bekleyecek ama sevgililer günü olduğu için değil, bana her günü özel kıldığın, gözlerimi yaşarttığın, kalbimin çarpmasını hiç durdurmadığın için...
Hayatıma vazgeçilmez bir renk, aşk, sevgi ve sonsuz bir mutluluk kattın.
SENİ SEVİYORUM hem de en kocamanından:)

12 Şubat 2008 Salı

GENÇLİĞE HİTABE!

Önceleri günlerce haber seyretmemeyi denedim, çünkü her açtığımda içim acıdı. Ne kadar büyük oyunların ortasında kalışımızı görmek istemedim çünkü her yeni Atatürk' e ve Laikliğe atılan darbe karamsarlığa götürmeye yetiyordu. Ama bu şekilde kafaları kuma gömerekde olmaz dedim inatla içimden bildiğim bütün bedduaları ede ede izledim. Yeri geldi tepkimi hem yazılı hem tüm sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu mitinglerde yerimi alarak, bayrağımızı sallayarak yürüdüm, Cumhuriyet Bayramlarını kaçırmadım. 6 yıl önce ilk darbeler vurulurken göremeyenler, sadece "bu yıl hiç zam gelmedi başımıza, memnunuz yani hükümetten" zihniyetiyle oy veren ülkenin çoğu aç aynı zamanda beyinden yoksun zavallıların başa getirmesiyle bu hale bugün gelindi. Yeni yeni uyananlar belki var ama sanmayın ki bu son, daha neler gelecek başımıza.
Ve ben bugün artık ilk defa bu ülkede geçirdiğim günlere, Atatürk bilgileriyle dolu okul hayatıma yanmadım, bugün ilk defa içimdeki bebeğim için üzüldüm.
Çünkü bu bebek okula başladığında ders kitabının ilk sayfasında "Gençliğe Hitabe" olmayacak, muhtemeldir ki "İstiklal Marşı" da olmayacak. Tarih kitapları Atatürk' den şööyyle bir bahsedip geçecek, o da belki?

Bu milletin aç insanlarını çok iyi bilen biri başta olduğu sürece, memleket aç insanla dolu olduğu sürece, sen onlara sadece seçime 1 ay kala erzak verip birde bilerek zamları az tuttuysan bitti gitti zaten, kazandın demek.

Tek bir Allah' ın kulu da "Ulan bu hale nasıl geldik hepimiz mi unuttunuz demediği sürece, şu an Hür, Bağımsız yaşıyorsanız sadece O' nun sayesinde olduğunu nasıl unutursunuz demediği sürece, O' nun ileri görüşlülüğü sayesinde, ülkesini diğer medeniyeti yakalamış ülkelere yaklaştırmak için o dönemin ki en bağnaz insanlarla dolu o dönemde bile kılık-kıyafet devrimini gerçekleştirebilmiş birini nasıl unuttunuz demediği sürece, siz şu an sadece ABD için çalışan ve ülkesini bölen bu adamın ilk büyük iç karışıklığa sebep olacak hareketini, bizi taaaa o bağnaz döneme çekmek için uğraşan adama prim vermeye devam edin.

Ama ben bilinki bu ülkede yaşadığım sürece hiç bir ders kitabında yer almasada çocuğumu Atatürk' ün izinde yürümeyi öğreteceğim. Onu, "Tek Adam" kitabıyla, "Sarı Zeybek" belgeseliyle, elimde Atatürk' e dair ne bilgi varsa hepsini anlamasını sağlayacağım. Bu ülkeye hıyanet eden de elbet Allah' a verecektir hesabını.

Daha ben ne söyleyeyim ki Atatürk yıllar önce bugün başımıza gelecekleri çok iyi bildiği için bu hitabe var. Ve lütfen bir kere daha okuyun ve hatırlayın, özellikle kalın yazılmış olanları!

GENÇLİĞE HİTABE

Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
20 Ekim 1927

11 Şubat 2008 Pazartesi

Minik Kalbim Fasulye oldu:)

9 hafta / 2 cm / anne 62 kilo

Sonunda cumartesi günü binbir zorlukla geldi, iyiki de geldi, minik kalbiminin artık kocaman olduğunu gördük:) 2 cm olmuş ve en önemlisi bacakları hareket ediyordu:))
elbetteki bilinçli hareketler değil ama bizim için onu kıpır kıpır görmek harikaydı,tarifsiz bir duygu...

Benim hesaplarıma göre 9 hafta 3 günlüktü ama 8 hafta 5 günlük çıktı. Biraz küçüğüz. Bunun bir çok sebebi olabilirmiş başta düzensiz adet vs. Zaten 3 hafta geç gelenden endişe duyarız dedi doktor, biz hep bu şekilde gitsekte hiç önemli değilmiş.
Herşeyimiz yine gayet iyi maşallah, bir de benim sadece yarım kilo almış olmama çok sevindim. Ben kendimi çok şiş hissediyordum, bunun sebebi hormanlarmış vücutta ödem olabilirmiş önemli olan kilon dedi. O zaman nasıl besleniyorsak aynen devam çünkü işe yaramış.

Şimdi ilk ultroson resmine bakıyorumda sadece kalpten ibaretmiş, belki çoğu kişi anlıyamıyor resimden ama ben ilk görüşte her şeyini anlıyorum:)Görüntünün en sol aşağısı başı sonrası minik kollar, ve birbirlerinden ayrık iki bacak:)
Babiş bütün haftasonu senin taklidini yaptı:) Uzaylı gibi kollarını ve bacaklarını oynatıyor:) Daha hissetmiyorsun ama her gün seni öpüyor karnımdan:)

Bebişimizi görmenin dışında dünyanın en tatlı, en sevilen, en bitane babası, k.pederi, eşi ve ilerinin aynı zamanlarda iki torun sahibi olacak dedesinin doğumgünüydü:) Canım babam her şey istediğin gibi yürüsün, keyfin hep yerinde, sağlığın iyi, günlerin bizimle dolu dolu geçsin...

Babama hediye aldık, aynı zamanda kendimizi de unutmadık şimdiden bir pantolon, iki tünik tarzı üst aldım, fiyatlar çok ucuz bu ara, her yerde %70 indirim, malum geçen bahar çok fazla sanki hamileler için yapılmış gibi olan göğüs altından bollaşan tişört, tünik tarzı şeyler vardı, şimdi çok komik rakamlara vitrinde.. Kaçırmak olmazdı...

6 Şubat 2008 Çarşamba

Tahinli Kek

Artık iyiyiz çok şükür, arada yine benim alerjim tuttu, tam bir gün 3 dk arayla hapşırdım,yüzüm gözüm şişti yine, ben alışkınımda bebişi ne hale soktuk içerde bilemem:)
Yukarıdaki resim şu an benim haftamla birebir doğruysa eğer, düne göre bacakları ve kolları bayağı farketmiş, kilo almaya başlamış olması gerekiyor. Hadi artık gelsin bir an önce şu cumartesi:)
Biraz hareketlerini hissetsem keşke, ultrosona girmesemde olur, ama o zaman kadar doktor günlerini bekleyeceğiz.
Günler biraz örgü örerek, çok uyuyarak geçiyor.Ne kadar erken yatsamda sabah kalkmakta zorlanıyorum. Bir tane yelek ve pusetle gezerken örtmek için güzel bir de örtü bitmek üzere...Bitince resimlerini çekeceğim.

Birazda eski günlerin hatırına güzel bir kek tarifi geliyor...:)

Tahinli Kek

Malzemeler
3 yumurta
1 bardak toz şeker
1 bardak tahin
2 bardak un
yarım su bardağı sıvı yağ
yarım su bardağı yoğurt
1 paket canlıya 1 paket kabartma tozu
Çay kaşığının ucuyla karbonat

Üzerine:
1 çay bardağı tahin
2 yemek kaşığı toz şeker


Yumurta ve 1 bardak toz şeker beyazlaşana kadar çırpıldıktan sonra tüm malzeme karıştırılır. Yağlanmış ve galeta unu ile unlanmış kek kalıbına bu karışım döküldükten sonra, üzerine tahin ve toz şeker serpilerek fırına verilir.
Tahin keke harika bir tat veriyor ve kek, ağızda dağılan, kabarık nefis bir şey oluyor:) Tavsiye edilir.

1 Şubat 2008 Cuma

Hastalıklar...

Anneyle baba hasta oldu:(
Babanın aylardır düzelmeyen faranjiti, dün boğaz enfeksiyonu olarak tekrarladı, ateşlendi... Doktor bulaşıcı olduğu için evleri bile ayırın demiş,sen olduğun için ben tehlike altındaymışım ama bu haberden önce benim zaten ateşim çıkmış ve halsizliğim artmıştı bile...
Tabiki senin için çok korktum ve bir daha internete girip abuk subuk birşeyler okumayacağıma kesin karar verdim. Bu bilgilerden en çok korkutanı -annenin bağışıklık sistemi azalınca, bebeğinde gelişimi azalırmışda bilmem ne işte...
O korkuyla doktorumuz arandı, kulak-burun-boğazcıya yönlendirildik. Bebişi etkilemeyecek tek ateş düşürücü olan Minoset, suda eriyen C vitamini ve burun spreyiyle günü kurtardık. Annenin bünyesi kuvvetliymiş de bir tane ateş düşürücü yetti. Babamız hala hasta, bir kaç gün daha iğne olacak, yaklaşık 3 ay aralıklı olarak ilaç tedavisi olacak ki tekrar bize geçmesin çünkü antibiyotik almak istemiyorum, bebişi etkilemeyecek hiç bir antibiyotik yokmuş:(
Neyse artık dikkat ediyoruz herşeye. Bugün en azından biz iyiyiz, seninde iyi olduğunu düşünüyorum ama hala haftaya cumartesi günü iple çekiliyor, seni görmek istiyoruz.
Bu özlem bizde sürekli kafa çalıştırtıyo mesela babamızla, dayın madem ailede iki bebek bekleyen var, ortaklaşa ultroson aleti alamazmıymışız eve, istediğimiz zaman sizleri görürmüşüz:)))Birde bunlara laf yetiştiriyoruz yani:)))