31 Aralık 2007 Pazartesi

Resimler..


Evdeki süslerin çoğu hazır,dışarıdan alınanlar olduğu gibi bu resimdeki gibi benimde yaptıklarım oldu. Yapılışında bunlardan faydalandım:





Veee yeni yıl..


Cumartesi akşamı Taksim-Çiçek Pasajı turumuz...


Yine Cumartesi günkü Erin ve Ayça ziyareti...

MUTLU YILLAR!!!!!


Ölen köpeğimin bundan 2 yıl önceki yeni yıl resmi...

Yeni yılda tanıdık tanımadık herkese, daha temiz bir yıl diliyorum. Bu temizlik her yönden, ülkeyi soyup soğana çeviren ve dahada çevirecek olanların bir an önce diğer kör insanlar tarafından da farkedilip uzaklaştırılmasını, masum insanlarına öldürülmesine artık son verilmesini, sadece kapımızdan içeriyle değil, yürüdüğümüz yerlerinde temiz tutulmasına özen göstermeyi, BENcilikten çıkıp, BİZ olmayı,dünya malına fazla kağılmayıp,size yettiği kadarıyla idare edip, sevdiklerinize daha çok vakit ayırmayı,bu yıl,daha çok sevdiklerinizi, hatta tanımadığınız ama ihtiyacı olduğunu bildiklerinizi ufak ama onları hatırladığınızı anlatacak küçük hediyeler vermeyi,kimsesiz bir çocuğa, kendi çocuğunuzun oynamaktan sıkıldığı bir oyuncağı hediye etmeyi sonra da kendinizi daha çok sevmenizi dilerim, etrafınızdaki canlıların hiç değilse kafalarını okşamanızı, artık kalan hiçbir yemeğinizi atmayıp onlarla paylaşmanızı, hatta barınaklardan birini evinize misafir etmenizi dilerim, hayata bakış açınız aynı gün değişecek bana inanın. Ve geçen yıldan isteyipte elde edemediğiniz herşeye bu yıl sahip olmanızı dilerim.

Son Hazırlıklar....

Bugün yeni yıl vesilesiyle tüm aileye parti hazırlığım sona ermiş durumda.Evin son halinin resimlerini çektim fakat henüz bilgisayara aktaramadım. Sanırım yarın en eğlenmiş hallerimizin resimleriyle birlikte aktaracağım.
Hazırlıklar şu şekilde idi: Yılbaşı ağacımız 20 gün öncesinden hazırlandı, altına ufak, bugünü hatırlatacak hatıra hediyeler alındı ki bu hediyelere çekiliş sonucu sahiplerini bulsun diye üzerlerine rakamlar yapıştırıldı, olmazsa olmazımız tombala yerini buldu:),cumadan beri de evin için süslenmekteydi.. Salonumuzu fazlalıkları çıkararak genişlettik, servis masamızını üzerini hem süsledik hem de self-servis olacağı için bardak,tabak, çatal-bıçaklar üzerine yerleştirildi. Bugün de masanın üzerine tüm hazırladığımız abuc-cuburların yerleştirilmesiyle hazırlıklar son bulacak.Daha gecenin ilerki saatlerinde sürprizlerimizde olacak tabi:)
Henüz ne yapsam diye karar veremeyenler için çok yorulmadan pratik birşekilde yapılacak ymek listemi veriyorum.

Cornfleksli tavuk (bu sefer göğüs etini parmak kalınlığında kestim ki ayakta bile rahat yensin diye)
Misket köfte
Milföylü sosis (üçgen şekilde kesilen milföylerin arasına kokteyl sosisler sarılarak, kürdanla üzerlerine yumurta sarısı sürülerek fırına verilir.)
Haydari-Haladan gelecek:)
Rus Salatası-Haladan gelecek
Tavuk Salatası- Anneden
Muhallebili Kadayıf tatlısı-K.valideden gelecek
Süslü-sürpriz bir tatlı da bizim gelinden gelecekmiş bakalım onunda resmini çekerim:)
Patlıcan Salatası(Bu saatten sonra uğraşamam diyene marketlerde bulacağınız Meziz marka hazır patlıcan salatasını şiddetle tavsiye ederim, evde yaptığınızın aynı lezzetini bulacaksınız,ama siz de bir kaşık dolusu yoğurt ile zeytinyağı eklerseniz çok daha lezzetli olur.)
Acıkocalı kanepeler (Acı biber-domates salçası,ceviz,ekmek içi, sarımsak, zeytinyağı,tuz,pulbiber)
Peynir tabağı
Kuruyemiş
Cips
Dipsos 1 (Maydonoz,ceviz,yoğur,mayonez,sarımsak,beyaz peynir)
Dipsos 2 (yoğurt,pulbiber,nane)
Şimdilik aklıma gelenler bunlar,eminim unuttuğum vardır ama yarın resimleriyle yine burdayım:)

28 Aralık 2007 Cuma

Elmalı Helva ve Mısır Unlu Poğaça


Yemeklere uzun bir ara vermiştim tamam, kabul ama dönüşüm muhteşem oldu çünkü hiç bir yerde bulamayacağınız, yepyeni nefis iki tarifim var.
İlki elmalı helva. Hani çeşitli balık lokantalarında tatlı niyetine fırına verilmiş helva getirirler, işte bu tarif onun biraz daha renklendirilmiş ve daha hafifletilmişi, hiç içinizi baymıyor.
Malzemeler
1 elma
200 gr. helva
1 yemek kaşığı sıvıyağ

Sıvıyağ ile rendelediğiniz elmaları ateşte biraz kavurduktan sonra elinizde parçaladığınız helvaları ilave ediyorsunuz ve karıştırıyorsunuz, işte hepsi bu:)
Benim vaktim olmadığı için fırına vermedim ama fırınlarsanız da aynı lezzeti elde edeceksiniz yada benim gibi fırınlamadan ılık servis edip üzerini iri cevizlerle de süsleyebilirsiniz.

Mısır Unlu Poğaça



Malzemeler:
250 gr. mısır unu
Yarım su bardağı beyaz un
3 yemek kaşığı yumuşatılmış tereyağı
2 yemek kaşığı sıvı yağ
3 yemek kaşığı yoğurt
Tuz,karabiber,kabartma tozu
2 yumurta (1 yumurtanın tamamı hamura katılırken, diğerinin sarısı poğaçanın üzerine, beyazı dilimlenmiş peynire ilave edilecek.)

Tüm malzemeyi yoğurup, poğaça şekli verildikten sonra içine sadece peynirli yumurta aklı karışım konulur (maydonoz bu hamura yakışmıyor)
Üzerine yumurta sarısı sürüldükten sonra isteğe göre galeta ununa yada bulabilirseniz iri çekilmiş mısır ununa bulayabilirseniz. Ben galeta unu ile yaptım ve inanılmaz bir tat elde ettim. İddia ediyorum ki artık sırf beyaz un ile yaptığınız poğaçalar bunun yanında yavan gelecek.

Karşılıksız Sevgi


Bugün mailime gelen resimlerdi...İnsanın bu sevgi karşısında içi gidiyor değil mi?
Bebekler için evcil hayvanlarla birarada büyümelerinin çok önemli olduğunu okumuşsunuzdur. Özellikle köpekler bu türlerin içinde en karşılıksız sevgi verebilen canlılardır.Bebekle birlikte hemen hemen aynı zamanlarda eve gelen yavru bir köpek onunla birlikte büyüdüğü için bebeği daha çok sahiplenir,korur,sevgisini fazlasıyla belli eder. Bebekte bu canlılar sayesinde, çok daha huzurlu, mutlu ve benimde henüz bilemeyeceğim kadar küçüklükten itibaren sorumluluk sahibi bireyler olurlarmış.
Kedi veya köpeğinizi çok yoğun, stresli yada sinirli zamanınızda kucağınıza alıp okşamaya başlayın, inanamayacağınız kadar kısa bir sürede ne sinirinizden ne de stresinizden eser kalmayacak, bana inanın.
Biliyorum tüy,kist,hastalık vs için endişe duyabilirsiniz ama hem bir veteriner ile görüşürseniz hem de yeterince araştırma yaparsanız bu tür risklerin en azından evde hayvan beslemeseniz dahi bebeğinizin yada sizin başına gelebileceğinde de emin olun.
Çok bilimsel olan bilgiler veremeyeceğim belki ama zamanında bir veterinden edindiğim bilgiler şöyleydi: Kedi ve köpeklere her 3 ayda bir vurulan kist aşısının yada hapının hayvana için değil insanlar için yapıldığını unutmayın. Bu şekilde, periyodik olarak yapılan kist aşıları sayesinde insana bir hastalık geçmesi mümkün değil, zira 14 yıl benimle yaşayan köpeğimden biliyorum ki en ufak bir hastalık geçirmedim.
Bununla birlikte kedi ve köpekler dışkılarını yaparken birşekilde tüyde açığa çıkarmış ve bu tüyün hava yolu ile ağızdan içeri girmesi neticesinde vücudun bağışıklık sisteminin zayıflığı yüzünden de vücutta bir birikim yapabilmekteymiş ancak bilinki bu daha çok kedilerde olmakta. Bunun içinde çok yakından tanık olduğum bir durum var. Yakın aile dostumuzun kızları, benimde arkadaşım olan bu kişi, evinde şu ana kadar korktukları için herhangi bir canlı yetiştirmemelerine rağmen, kızın aniden bir takım sıkıntılar yaşaması üzerine hastaneye gittiler ve akciğerinde bir avuç içi kadar tüy bulundu ve bu çıkanı da bizzat gördüm. Bunlar tüy yumağıydı. Hatta kısa bir süre yakınlarında tek bizim köpeğimiz olduğu için sanki biz bile sorumlu tutulduk, uzun süre gelmediler bize:) Bu korkuyla tüm aile bireyleri olarak akciğer filmi çektirdik ki şükür hiçbirşey çıkmadı. Tabi onlar bu esnada çoktan bu tüy yumağının kediye ait olduğunu anladılar. Kedi tüyü, köpek tüyüne göre iğne gibi sert ve dümdüzdür,ağız yoluyla girişi daha tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır ama bilin ki sebebi daha çok yukarıda belirttiğim dışkı sorunudur.
Yani, siz evde hayvan besmeyeyimde çocuğuma birşey olmasın diye korksanız da çocuğunuz zaten hergün sokakta bu tehlikeyi yaşar, tabi hepimizde ama bunun başa gelme oranı da oldukça düşük bunuda unutmayın...

25 Aralık 2007 Salı

Güzellik...


Annemin hediyesi orkidem yine annemin elleriyle yaptığı, deniz kabuklarıyla süslü eşsiz ayna...İkiside yerlerini çok sevdiler belliki çünkü harika görüntü veriyorlar:)

24 Aralık 2007 Pazartesi

Bayram Tatili...


Neredeyse üç güne üç sofra gibi oldu :) Annemin spesyeli, hamsili pilav ve yeni keşfi muhallebili, bezeli, çikolata soslu oldukça değişik bir tatlı...Benim her tatdan az ama çok çeşitli bayram sofram ve spesyelim, kremalı fırında patates...Halamların kahvaltı sofrası, gözlemeleri ve bayramın sonunda eklenen kilolar sanırım özet geçmek için yeterli oldu:)

Vee şeker,küçük, eğlenceli çekirdek ailem:))
Hazırladıkları bayram sofraları, sohbetleri, ciddi ciddi araba yarışları:))), katılımları için çok teşekkürler:))
Bitmeyen neşeniz ve enerjinizle, en önemlisi hep birlikte nice bayramlara...

19 Aralık 2007 Çarşamba

MELTEMLİ LEZZETLER 1 YAŞINDA!


Bundan tam 1 yıl önce internette öylesine dolanıyordum, "neymiş bu blogger, blogspot bir bakıyım" derken kendimi sitem için isim ararken buldum:)
Yani itiraf ediyorum aklımda hiç böyle bir site yaratmak yoktu.Bununla birlikte her geçen gün artan siteye giriş sayısını da hiç beklemiyordum. Blog'un her zaman yorum bırakan, takiplerini hiç eksik etmeyen başta Hande olmak üzere, sadece neler var bugün diye giriş yapan da çok isim var biliyorum. Her birinize çok ama çok teşekkür ederim çünkü siz bu yazıları okumasanız ben biliyorumki çoktan vazgeçebilirdim ama şu an sanki benden birileri birşeyler yazmamı bekliyor gibi hissediyorum ve bilgisayar başından kalkmıyorum.
Evet blog lezzetler adı altında yeni tariflerin verildiği bir yer olmaktan, benim yoğun çalışmam, mutfağa girememem yüzünden "günlük" halini aldı:) ama adını değiştirmeyi düşündüysem de sonradan bunu istemediğimi farkettim bunun sebebi sanki çocuğum gibi olması, yanımdan ayırmak istemediğim...
Şimdi en kısa sürede evim, yılbaşı organizasyonum, kendi yapmış olduğum süslerim, yemeklerim, özel sosların tarifleri ve resimleriyle burda olacağım.
Umarım 2008' de daha enerjik olurum ve mutfağıma da daha çok zaman ayırabilirim:)

16 Aralık 2007 Pazar

DANA KOVALAMACA...

Hürriyet 16 Aralık Pazar

Bekir COŞKUN bcoskun@hurriyet.com.tr

Dana kovalamaca...


KARDEŞLERİMİZ kaçan bir danayı kovalıyorlarsa...

Demek ki bayram geldi.

Kimi zaman İspanyolların, boğaların önünden kaçma şenliklerini görürüz televizyonlarda. Bir kapıdan salınan boğalar ve onların önünde koşan, daha doğrusu kendini boğalara kovalatan İspanyollar.

Bizimkisi tersine:

Önde dana...

Arkasında arkadaşlar...

Hah...

Demek ki bayram var...

*

Bütün hayvanlar kesilirken korkarlar.

Korkudan titrerler ve gözleri hiçbir zaman olmadığı kadar irileşir, dehşet içinde etraflarına bakarlar.

Çünkü onları da Allah yarattı ve yaratırken onlara; beslenme, bebek sahibi olma, yavrularını koruma, savunma, sevme gibi duygular yanında "korkma" duygusu da verdi.

Siz hiç bir koyunun kaybolmuş bebeğini arayanını gördünüz mü?

Deliye döner...

Bağıra bağıra sağa-sola koşuşur.

Onun kokusunu bulmak için havayı koklar.

Ve bulduğunda... Çenesi ile onu altına çekerken, yüzüne durmadan öpücükler kondurur.

Çünkü o bir annedir.

(.....)

Tüm bu duygulara sahip bir canlının "korkma" duygusunun olmadığını söyleyebilir misiniz?..

İşte bu yüzden kaçar koyunlar, danalar.

Hele yakalanınca bir bıçağa bakışları var...

*

Ama ne yapacaksınız?

"Kesmek" ibadetse ve Diyanet İşleri Başkanlığı illa "kan akıtın" diyorsa...

250 bin yetim ve kimsesiz yaşlı binbir türlü çağdaş ihtiyaçları için yardım beklerken, illa onlara "kırmızı et" vermek istiyorsanız...

Danaları kovalamalıyız...

Dana korkar...

Ne zaman arkadaşların dana kovaladığını görsem...

Hah...

Demek ki bayram var...

Bekir Coşkun' un bugünkü yazısını okuyunca yine o günlerinin geldiğini farkettim, hani yollarda koşan hayvancıklar, her köşe başının kan dolması vs.
Ben vejeteryan değilim yani köftemi de etimi de yiyorum ama ben bizzat bu işe sebep olmuyorum. Bu kesimlerin profesyonelce yapıldığı, büyük fabrikaların ve özel kesim alanlarına sahip büyük firmalara ait yerlerden gelen etleri alıyorum. Yol kenarında, gözünün içine baka baka kan dökmüyorum. Benim bu noktada dini sözlere karnım tok. Hiç bir mantıklı açıklaması olmayan, yıllardır süre gelen bir şeyi sorgulamadan devam ettirenleri de anlamam mümkün değil. Kendini hayvan sever olarak tanıtmak, evinde hayvan beslemek sonrada göz göre göre kan dökmek, bu nasıl iş?
İçinde hayvan sevgisi olan, hayatında bi kere bile olsun herhangi bir canlının gözünün içine gerçekten bakan biri bunu yapamaz. Ne hakkınız var onu annesinden, bebek yapmasından, onu kollamasından mahrum etmeye.
Ben de biliyorum doğanın gereklerini, hayatta kalmak için her canlının diğerini yemek zorunda olduğunu, ama en azından sadece bu iş için yetiştirilmiş hayvanları, ihtiyacın kadar, fazlasıda olmadan ilgili kuruluşlardan alıp tüketmek yetmez mi?
Madem dini vecibeler, aynı zamanda bilmez misiniz müsriflikte aynı derece günahtır. Dolabınızda ihtiyacınız kadar etiniz varken koca bir hayvanı kesip, aynı şekilde evinde her daim eti bulunan komşunuza verip sonrada içinizin huzurlu ve sevap kazandığınızı hissediyorsanız size sadece acırım...

Bu görüntülerden büyük zevk alıyorsanız eğer kesmeye devam edin ama inançlarınıza da aynı oranda devam edin çünkü bir gün nasıl olsa onlarla karşı karşıya geleceksiniz !

11 Aralık 2007 Salı

MUTLULUK....


*Evini bir parti sonrası temizlemek için saatlerce uğraşıyorsan
Bir çok arkadaşın var demektir
*Faturalarını ödeyebiliyorsan
Bir işin var demektir.
*Pantolonun biraz sıkıyorsa
Aç kalmıyorsun demektir.
*Gölgen seni izliyorsa
Güneş ışığını görüyorsun demektir.
*Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan
Yürüyebiliyorsun demektir
*Hükümet hakkında eleştiri yapabiliyorsan
Konuşma özgürlüğün var demektir
*Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan
Duyuyorsun demektir.
*Camları silmen , çatıyı onarman gerekiyorsa
bir evde yasiyorsun demektir
*Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa
Isınıyorsun demektir
*Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa
Yığınla giyeceğin var demektir
*Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa
Yaşıyorsun demektir
*Aksamları kendini yorgun hissediyor ve bacakların ağrıyorsa
O gün üretici olmuşsun demektir
VE TÜM BUNLARIN FARKINA VARABİLİYORSAN
MUTLUSUN DEMEKTİR


MUTLULUK ....

Sorunsuz bir yaşam değil,
Onlarla başa çıkabilme yeteneğidir

10 Aralık 2007 Pazartesi

Biz Deli miyiz?

Güzel bir Pazar gününü yılbaşına kadar bitsin diye oturup puzzle yaparak geçirirsek pek de akıllı sayılmayız tabi:)
En son sanırım Ekim ayında yeni aldığımız 3000 parça puzzle ın ilk halini yayınlamıştım işte bu da dünkü ve son şekli...

31 Aralık akşamı evimizde küçük bir parti verelim istedik, ağacımız, sürprizler ve süslerin son şeklini yine resmediceğim ama öncesinde kaç haftadır yerlerde sürünen puzzle ımızı biran önce bitirip çerçeveletmeliydik.
Bunlarda son 2 yılda yaptığımız puzzlelardan sadece bir kaçı, napalım acayip rahatlatıp, keyif veriyor bence..

3 Aralık 2007 Pazartesi

Dizayn Atölyesi...


Yaklaşık 5-6 yıldır hobi olarak takı tasarımı yapıyorum, gerçi son yıllarda artık pek elime almamaya başladım çünkü iş ticarete dönünce çok da keyifli gelmemeye başladı. Şimdi elimde son kalanlar gittigidiyor' da, ilgilenenlere...