30 Ekim 2007 Salı

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı


Cumhuriyeti'mizin 84.yılını kutladık. Belkide bu yıl daha çok ihtiyacımız vardı her yeri kırmızı-beyaz yapmaya, yollara dökülmeye. Benim bu ülkeden, yaptıkları seçim neticesinde ümidim kalmamışken, Cumhuriyet Bayramı vesilesiyle yollara dökülenleri görmek, nispeten "Korkma Meltem, bak bunca insan Atatürk için, bize sağladıkları için, Cumhuriyet için, memleketi için, şehit verdikleri için, ve ilerde başımıza daha kötü şeyler gelirse, Türkiye' yi bölme çalışmaları hızlanırsa, askerlerimiz, masum insanlarımız bu çirkinliklere daha fazla maruz kaldıkça ve baştakiler kıllarını kıpırdatmamaya devam ettikçe bile, BİZ BURADAYIZ ve ÜLKEMİZ İÇİN TEK YÜREĞİZ" diyen yüzlerce kişiyi görmek benim içimi biraz olsun rahatlattı.

Dün ki Cumhuriyet yürüyüşümüzden çok güzel görüntüler vardı, hangi birini yazacağım bilemiyorum ama aklıma gelenleri aktarmaya çalışayım. Öncelikle yürüyüş sırasında çok şeker bir bebiş gözüme takıldı. Tabi bir çok bebiş vardı ama bu pusetteki bebişin elinde küçük bir de Türk bayrağı vardı ve sanki herşeyin farkında gibi bayrağı sürekli sallıyordu:)) Resmini yukarıda görebilirsiniz. Bir sürü anne baba, bir elinde bir çocuk, babanın sırtında bir çocuk, o kalabalıkta kendilerini sokağa atmıştı. Özellikle çocuklu olan ebeveyinler soğuk, kalabalık, zorluk demeden yürüyüşe katılmaları çok güzeldi. Balkondan sarkanlar, bayrak sallayanlar, ışık yakıp söndürenler, marşlar söyleyenler...Ben her yıl olduğu gibi bu yıl da çok duygulandım.

Ve bayrağımızı balkonlarından, camlarından hiç indirmeyen, duyarlı bir yerde oturduğum için de mutlu oldum.

Dün söylediğimiz onca marştan, her zaman dinlemeyi en sevdiğim İzmir Marşı' nı sizlerle de paylaşmak istedim.


İZMİR MARŞI

İzmir'in dağlarında çiçekler açar
Altın gümüş ordu ateşler saçar
Bozulmuş Yunanlılar yel gibi kaçar

Kader böyle imiş ey şanlı ata
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa

Peygamber kucağında şehitler yeri
Çalındı borular haydi ileri
Bozuldu çadırlar kalmayın geri

Kader böyle imiş ey şanlı ata
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa

Türk oğluyum ben ölmek isterim
Toprak diken olsa yatağım yerim
Allah'ından utansın dönenler geri

Kader böyle imiş ey şanlı ata
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa

Yağışlı bir Pazar Günü..


Bu pazar havanında kapalı olması sebebiyle en sevdiğimiz şeyi yaptık. Battaniye, elimizde patlamış mısır, 3 tane film:) İlk filmi Ayça' nın çok beğendiğini söylemesi üzerine buldum ve çok beğendim:) "Cesaretin Var mı Aşka". Diğeri Nazım Hikmet' in hayatının bir kesimini ele alan "Mavi Gözlü Dev" , son olarakta sinemada seyredemediğim "The Illusionist-Sihirbaz". Üç filmi de çok beğendim ve sizlere de tavsiye ederim.

Bunun dışında evimize küçük bir misafir geldi:) Apartman kapımızda yaşayan, tüm komşular tarafından çok sevilen ve beslenen kızımız. Küçüklüğünden beri burada olan bu kedicik, inanılmaz sıcak kanlı, temiz, kendini sürekli sevdiren, iki ayak üstünde kısada olsa yürüyebilen, elinizi havada tuttuğunuzda kafasıyla elinize vuran değişik bir kedi bu. Eşim eve gelirken yine takip etmiş ve o da içeri almış. Diğer kediler olsa eve girer girmez bütün koltuklara atlar, halıları tırmalar, kendine saklanacak bir köşe bulur. Bu kedi ise eve girer girmez kendini mutfağa atar, azıcık verilirse süt içer, sen çağırmadıkça evin içinde bile gezmez, dedim ya başka bir şey bu. Ama karnı doyunca tabi ait olduğu yere gitti.

Ve Cumhuriyet yürüyüşü öncesi çabucak poğaça yaptım. Ben çok sevmiyorum aslında ama evde hazır olunca akşam sıcak bir çayın yanında da iyi gidiyor,bol bol yaptık herkese dağıttım.İşte tarifi:

Malzemeler:
*3 yumurta (ikisinin sarısı üzerlerine sürülecek)
*1 pk margarin yada 250 gr. tereyağı
*1 çay bardağı sıvı yağ
*1 su bardağı yoğurt
*Yarım paket kabartma tozu
*Tuz
*Aldığı kadar un

İçerisine, peynir-maydanoz yada haşlanmış patates-kıyma

Hazırlanışı:Tüm malzemeler karıştırılır. Unu eleyerek eklemenizi ve kabartma tozunu da una ilave ederek yoğurmanızı tavsiye ederim. Ben peynirli yaptım ancak patates ve kavrulmuş kıyma ikilise de çok lezzetli oluyor. Üzerine çörek otu serpebilirsiniz.Afiyet olsun:)

23 Ekim 2007 Salı

Haftasonu neler yaptık...

Bu haftasonu kısmen yoğun geçti. Cumartesi Bağdat Caddesi' nde kısa bir yürüyüş, bir kahve molası, arkadaşlarla Koza' da yenen nefis kebaplar, gece izlenen korku filmi(ama yine çok kötüydü) sabah güzel bir kahvaltı...
Sonrası çok daha güzeldi çünkü doğduğumuz günden itibaren anne ve babalarımızın dostlukları sayesinde birlikte büyüdüğümüz ama sonrasında ne olduysa koptuğumuz arkadaşlarımızla yıllar sonra ilk defa aileler olmadan bir araya geldik.

Çok keyif aldım. Kimimiz evlendi, kimimizin çocuğu bile var, kimisi iş güç derdinde. Çoğu ile yaş farkımızda var ama sanki o günlere döndük ve hepimiz çocuklaştık.. Scanner işini halleder etmez en küçük hallerimiz ile, o buluşmadan kalan resimleri yan yana siteye koyacağım. Benim için çok ilginç oldu, tarif edilir gibi değil. Umarım bundan sonra da bu dostluğu sürdürebiliriz hatta belki çocuklarımızda...
Bu arada köprü altında, böyle güzel bir manzaraya karşı balık ekmek yememezlik etmeyin.Canım kuzenim Tufan' a böyle bir günü organize ettiği için ayrıca teşekkürü bir borç bilirim:))
Ekipten erken ayrılmak durumundaydık çünkü saat 16:30 da Şişli Evlendirme Dairesinde aile dostumuzun kızları Esin'in nikahına davetliydik.Nikah Dairesi Maçka Parkının içinde, Swiss Otel ile karşılıklı olduğu için yeri çok güzeldi.
Sevgili Esin'i tebrik edip hediyesini vermek için yanına gittiğimde bana, "İnşallah biz de sizin gibi mutlu ve güzel bir evlilik yaşarız" dedi. O kadar mutlu oldum ki anlatamam, koltuklarım kabardı resmen ki biz Esin' le çok da uzun uzun konuşamamıştık evlilikten sonra halbuki çocukluğumuz bir geçti.
Arkadaşım, sana ve eşine sonsuz mutluluklar dilerim, birlikte harika bir çift olmuşsunuz ve umarım siz de çok ama çok mutlu, sağlıklı uzun yıllar geçirirsiniz.
Eve geldiğimizde artık biraz yorulmuş ve boş boş oturma isteği artmıştı ama benim canım birden bütün ölmüşlerimize niyetle un helvası istedi (tabiki miniğime olan özlemimin bütün haftasonu bana yarattığı etki ile)ve üşenmedim o işe de giriştim.
Blogu yeni oluşturduğum zamanlar verdiğim tarifi aynen yaptım ve yine aynı lezzeti verdi.Sevgiler...

20 Ekim 2007 Cumartesi

1 yıl sensiz geçti...


21 Ekim 2006'da gittin aramızdan...Çok özlettin kendini, her yerde anın olduğu için sürekli senden bahsediyoruz. Dondurma yerken, erik yerken, köfte kokunca olsaydı ne kadar isterdi diyoruz. Günlerce dışarıdan gelen köpek seslerini, yokluğunda bile sen sandık... Yerde çıkardığın tırnak sesini...Sokakta sana çok benzeyen köpekleri sevdik sevdik, sanki senmişcesine... Seni tanıyanlarla seni konuştuk..Çoğu zaman yaptığın muzurluklara güldük..Mutfaktan kurabiye çalmanı, tuvalet kağıtlarıyla oynamanı, çöpleri yerlere boşaltmanı, çorapları kaçırmanı... Meğer ne çok şey yaşamışız be oğlum 14 yıl..Bende seninle büyümüşüm.. Ne çok özledik seni oğlum bilemezsin..Hala mezarına gidip ağlıyorum biliyorsun dimi...Hala başı burada diyorum oğlumun... Hala seni düşünüyorum..Hala seni istiyorum eve ilk girdiğimde,senin beni karşılamanı.. Sen bana bütün hayvanları sevmeyi öğrettin.. Sen bana acımayı, merhamet etmeyi, karnı aç bana bakan bir kediyi, köpeği boş geçmemeyi, beslemeyi, sen öğrettin.. Seninle gezdiğimiz yerleri, şimdi sensiz dolaşıyorum, hep boğazımda bir şey düğümlenerek.. Sen gittikten sonra bile keşkelerim oldu. Keşke dedim niye köpüşümü daha fazla pikniğe götüremedim, niye hiç sahilde gezmedik.. Sonra diyorumki hiç kimsenin gitmediği kadar çok tatile gitti benim oğlum. Altınoluk, Bozcaada... Benim oğlum ailemizin bir bireyi gibi hep yaşadı, biz nereye sen oraya, biz ne yedik sen de yedin.. Hiç senin canının çektiği şeyi sana vermemezlik etmedik biz.. Tatlım sen gittikten sonra dünyada hiç bir şey değişmedi. Keşke değişti diyebilseydim ama olmadı... Yine insanlar hayvanlara işkence çektiriyor, yine kedilerin boğazına ip bağlanıp suya atılıyor, yine ayıları kurtarma adı altında vurarak işkence ediliyor, yine köpekler köpeklerle kavga ettiriliyor,yine belediye, barınağa götürüyorum diye köpekleri yolda zehirliyor. Yine yine.... Oysa ben senin içgüdülerinde olmasına rağmen yolda kedi gördüğümde yanına götürmedim seni, sen zaten bir iki sefer sonra hiçbir kedinin yanına gitmedin, gitsende saldırmazdınki zaten..

Ama köpek sahipleri bunu marifet sanıyor, seninle aynı cins olan hayvanları bile sokakta kedilere kuşlera saldırtıyorlar. Ve aileler... Hala ebeveyinler çocuklarını hayvanlardan korkmaya, en kötüsü onlara işkence edince görmezden gelmeye devam ediyorlar.. Annesinin yanında küçük bir çocuk kediye, köpeğe tekme atabililiyor. Sizin ne günahınız var ama böyle işte dünya be yavrum.. Maalesef döngü bu herhalde.. Senin şu an olduğun yer en huzurlu, en temiz yer değil mi? Orada bu çirkinlikler yok.. Ben mümkün olan her yerde müdahale etmeye devam ediyorum bu çirkinliklere ama biliyormusun artık sanırım bu olayları gördükçe insanlara karşı nefretim artıyor ve seni her geçen gün daha çok özlüyorum... Sen bana göre en hassas, en anlayışlı köpektin. Senin yerin hiç bir zaman dolmayacak.. Seni çok özledim tatlım.. Kokunu özledim, camdan sarkıp dışarıyı seyretmeni özledim, dizlerime çıkıp seni sevmememi istemeni özledim, yine her yediğim yemek için yalanmanı seyretmeyi, uyuduğunda seni sevmeyi, hastayken sana anne gibi bakmayı, sokaktaki senden çok daha büyük dişilere aşık olmanı, yemeden içmeden kesilip, balkondan ağlayarak onları seyretmeni, en çokda evde gezinirken çıkardığın tırnak seslerini, seni özledim.. Seni çok seviyoruz.. Timbuktu' da mutlu ol....

15 Ekim 2007 Pazartesi

Bayram ve Haftasonu....

Neden bayram ve haftasonu çünkü bize sadece kısa bir haftasonu gibi geldi. Hem benim annemler hem de eşimin ailesi bizi terketmişti:) Evet her iki ailede tatile kaçınca kaldık bir başımıza.
Şaka bir yana çok iyi geldi tabi ama insan arıyor işte, erkenden kalkınsın , giyinilsin, sevdikleriyle bayramlaşsın, kalabalık bir sofrada kahvaltısını etsin...
O yüzden biraz buruk geçti ama biz hemen toparlanmasını bildik:)
Bayramın ilk günü, akşam, güzel bir sofra hazırladık, mumlar eşliğinde aperatif yemeklerimizden yedik, sohbet ettik.



İkinci günü ise, bizim yıllardır süre gelen adetimiz olan, babaanne evinde bayram yemeğindeydik. Bir gün vaktim olursa eğer, her bayram, hep aynı masada, aynı kişilerle olan resimleri tarih sırasına dizip yayınlayacağım, çünkü her bayrama bir resim muhakkak düşüyor:)



Bu bayram masa en az kişiyleydi. Çünkü dediğim gibi annemler,abimle eşi,bir kuzen daha fire verdi. Resimdekiler ki hepsi çıkmamış, babaannem, halamlar, amcamlar,kuzenler ve sevgili eşim....
Güzel bir yemekten sonra aman trafiğe kalmadan hemen kaçalım desekte maalesef yine köprü trafiğini çekmek zorunda kaldık.Hatta sabah karşıya geçerken bile neredeyse eve dönüyorduk ki geçmişte böyle vakamızda mevcut. Yola çıkanlar bilir,öğlene kaldıysanız yandınız, inanın hiç abartmıyorum bir milim bile oynamıyor arabalar, tam bir kilit. Son dakika ara yollar falan derken çok da geç bir saat olmadan gidebildik. Yazık her bayram sırf trafik korkusuna ki bu korku hep gerçek oluyor, sevdiklerinle yanyana olamıyorsun. Bazen bayram öncesi yada sonrasımı gitsek diyorum o zamanda bu aile yemeği aynı hissiyatı vermiyor bence..Her neyse kazasız belasız, emniyet şeridi kuralını ihlal edenleri 155'e bir bir ihbar ede ede geçirdik:) ohh ne de iyi yaptık vallahi.Bir gün o emniyet şeridini sırf uyanıklıkları için kullananların yakınları arabada, acil bir durumda kalmadıkça o şeridin önemini anlamayacaklar...
Her neyse gelelim diğer bayram aktivitemizeeee...

Efendim biz eşimle daha evlenmeden önceden beri puzzle tutkunuyuz. Aslında ikimizde kolay sıkılan, kısmen maymun iştahlı insanlardanız:) ama nedense bu puzzla sabrediyoruz.Evimizde şu an 4 tane 2000 parçadan, güzel çerçeveletilmiş, evin her bir odasında ve koridorunda olmak üzere yapmış olduğumuz puzzlelar mevcut, bir ara onların da resmini çekip size göstereceğim. Bu sefer salonumuzda hiç bir resmin olmadığından dert yanıp aranmaya başladık.Salona uygun, modern,renkleri eşyalarımıza uyancak tablolar ya bulamadık yada bulduklarımız dudak uçuklatan cinsten çıktı.
İşte bu yüzden biz yine puzzle aşkımıza dönelim dedik ve kendi rekorumuzu kırıp 3000 parçaya çıktık.
Aralarda dura dura yaklaşık 2 günde de bu kadar oluştu. Bitirip çerçeveletince son halini yine çekerim.
Vallahi biz, eşimle çok ama çok eğlendik bu bayram, işte bir günün haricinde yaklaşık 2,5 tam gün evden çıkmadık diyebilirim, bir ara alışverişe çıktığımızda bahaneyle hava aldık ve eşime "ekmek kaç para oldu acaba" dedim :)))
Hepinizin geçmiş bayramını kutlarım,sevgiler...

5 Ekim 2007 Cuma

Ispanak Püresi



Geçenlerde gittiğim bir mekanda, etin yanında sunulmuştu sonradan anladığım ıspanak püresi:) Hazırlanışı çok kolay, tadı çok ama çok lezzetli bir yemek. Daha çok et yada tavuk yemeklerinin yanında sunulması tercih ediliyor. Denemenizi tavsiye ederim.

Yarım kilo ıspanak

Beşamel sos
Tuz
Karabiber
Lor peyniri yada ricotta peyniri
Muskat (Hintcevizi)

Ispanakları ince ince kestikten sonra haşlayıp, süzüyorsunuz. Ben vakitsizlikten dolayı hazır beşamel sos kullandım siz dilediğiniz ölçülerde yani ister daha katı ister biraz daha sos kıvamında olabilecek şekilde de beşamel sosunuzu evde hazırlayabilirsiniz. Hazırladığınız ıspanaklarla beşameli karıştırıp, tuz,karabiber, peynir ve 4/1 çay kaşığının ucu ile muskat rendesi ilave ederseniz kısa sürede, çok lezzetli işte bu ıspanak püresinin tadına bakma şansını yakalarsınız:))

4 Ekim 2007 Perşembe

İYİKİ DOĞDUN FEDOŞ!



Annem biz küçükken, sanırım ilkokul zamanları, ailemizdeki kişilerin doğumgünlerini hatırlatırdı. Haa bu arada biz özel günleri hiç ihmal etmeyiz. Özellikle ailede en çok ben sürpriz delisi olduğum için organizasyon genelde bana ait olur. Her neyse işte annem bize doğum günlerinden bahsederken, aynı zamanda biz o dönemler belirli gün ve haftaları öğreniyoruz, işte "Yerli Malı Haftası" v.s gibi
eee geldik 4 Ekim' e "Hayvanları Koruma Günü" pardon annemin doğumgünü:))
e yani annem böyle ezberletmişti biz napalım:)))
Şaka bi yana her yıl bunun esprisi yapılır.
Bu sefer bi takım sonradan çıkan işler nedeniyle bir gün önce kutladık annemin doğumgünü tabii yine sürpriz yaparak:) Önemli olan nerde,nasıl,ne zaman, kimlerle kutladığın değil, senin için, seni düşünerek yapılmış bişeyin tadını çıkarmak bence doğumgünü...Bu yıl klasik doğumgünlerden birini yaşadın ama olsun, ee her yıl bütün akrabayı biraraya getiremem ki idare edicen artık:)

Canım annem iyiki doğdun, hatta bununla yetinmeyip bizi de dünyaya getirdin de senin evlatların olma şansını elde ettik.
Sen herşeyin gerçekten en iyisini layıksın,biliyorum yerlere düştü bu cümle ama doğrusu bu..

Ben anneme sanırım geçtiğimiz anneler gününde bi magnet aldım. Onun üzerinde şu an çok net hatırlayamasamda "Kızları, annelerinin büyüdükçe en yakın dostları olur" yada bunun gibi birşeydi.. Gerçektende öyle oldu.. Gençliğin yada genç olma aceleciliğini gösterdiğim dönemlerde zor, sıkıntılı, kimi zaman kırıcı anlar yaşattım sana biliyorum ama şunu da biliyorum ki şu an en yakın dostumsun, sırdaşımsın,spor arkadaşımsın :) bu sıfatlar yer geçen gün uzayıp gidiyor bunun büyük bir kısmı ben artık seni daha çok düşünür ve anlar olduğum için diğer kısmıda sanırım yaşım sana doğru geldiği için...
İyiki varsın. Birlikte daha nice uzun yıllar geçirmek dileğiyle...Seni çok seviyorum ANNEMMM.....

3 Ekim 2007 Çarşamba

Yoğurt Yapımı



Haftasonu minik Erin bendeydi daha önce yazmıştım. O gün tesadüfen annemde yeni yaptığı yoğurdundan getirmişti, bizde bir büyük fincan Erin için ayırdık.Annesi ona çok gelir demesine rağmen Erin okadar güzel bitirdi ki yoğurdunu...



O gün Ayça rica etmişti, annenden alsana nasıl yapıyor diye. Bende bugün ayrıntılı bişekilde annemden öğrendim ve şu an hasta olan Erin için hemen yazıyım istedim, belki annesi hemen yetiştirirde çabuk iyileşir Erincik diye :(


Annemin ağzından çıktığı gibi anlatıyorum:
Günlük, 2 kg. pastorize sütü, parmağının dayandığı sıcaklığa kadar kaynat. Biraz ılındıktan sonra küçük bir kasede 1 yemek kaşığı yoğurdun içine ılınmış sütden biraz ekleyerek mayalandırma işlemini gerçekleştiriyorsun. En kalın örtü, battaniye vs. ile kaynamış sütün bulunduğu tencereye bir yuva hazırlıyorsun ve mayaladığın yoğurt-süt karışımını, kaşık yardımıyla tencerenin dibine doğru küçük dairesel hareketlerle karıştırarak döküyorsun.Yeterli sıcak ortamı sağlamak için tencerenin kapağını da ocakta bir süre ısıtıp, tencereyi kapatalım ve örtülerle iyice sıcaklığını korumasını sağlayalım. 6 saat sonra yoğurt hazır olmakla beraber, iyice dinlenmesi ve çok sulu olmaması için ertesi gün yenmesi tavsiye edilir.
Not: Yoğurt,1 kg sütle yapılacaksa, mayalama işlemini 1 tatlı kaşığı yoğurt ile yapmak yeterli olur.

1 Ekim 2007 Pazartesi



1 Ekim 2004' de sonunda bana duygularını söyledinde bugünlere gelmek için ilk adımı attık:) Başkasına anlatsak belki 3 yıl ne ki diyecekler ama bilmezlerki neler sığdırdık 3 yıla...Ne kadar dolu dolu, bazen hırçın,çoğu zaman coşkulu, sevgi dolu 3 yıl...


Haftasonu ayrıldığım iş yerindeki arkadaşlarımla aylar sonra ilk kez biraraya geldik. Benim için ayrıca çok eğlenceli, çok hareketli, bol çocuk kahkahalarının olduğu, renkli mi renkli bir gün oldu. Sanırım yaşlar ilerledikçe artık hep böyle kalabalık günler bizi bekliyor:) Uzun zamandır makinamla ilgili sorun yaşıyorum, yenisi yolda artık hiç bukadar ara vermeyeceğim. Sevgili Ayça sayesinde onun yolladığı resimler eşliğinde tarifleri yayınlayacağım. Soframızda ne mi vardı? Öncelikle özel istek doğrultusunda kısır ve cheescake , patlıcanlı börek ki bunların tariflerini çok önceleri yayınlamıştım zaten. Yeni bir tarif vardı ki kayınvalidem sağolsun son dakika imdadıma yetişti ve gerçekten çok kolay, hafif ve lezzetli, Koza tarifini verdi.


Biz şeklinden dolayı koza dedik. Malzemeler: 3/2 paket pirinç patlağı, 1 pk. kakao, 1 pk bitter çikolata, 125 gr. margarin yada tereyağı, 4-5 kaşık bal, 1 limon kabuğu rendesi ve üzerine serpmek için pudra şekeri.
Bitter çikolata ve tereyağını benmari usulü eritin, ayrı bir kapta diğer tüm malzemeyi karıştırın, eriyen çikolata tereyağı karışımını da ekleyerek, limon sıkacağının tersi yardımıyla malzemeyi sıkı bir şekilde yerleştirerek ters çevirin böylece koza şeklini almış olacak. Limon sıkacağından kolay çıkabilmesi için, kalıbın içinü sıvı yağ ile yağlayın.
Yılların tecrübesi ile annem üzerine pudraşekeri yerine çikolata sosunun daha fazla yakışacağını söyledi ama ben vakitsizlikten yapamadım, bu şekilde de en kısa zamanda deniyeceğim.

Ayça' cım, annemden yoğurdunun tarifini alır almaz yayınlayayımda minik Erincik sevdiği lezzeti aramasın:)

Dediğim gibi çok keyifli bir haftasonu geçirdim,insanın böyle günlere ihtiyacı oluyor. Her ne kadar çocuklu anneler koşturmacadan pek yerlerinde oturamasalarda bence bu kadar bile günlük hayattan uzaklaşmak iyi geldi onlara.
Umarım arayı çok açmadan görüşebiliriz tekrar.